7. Ulusal Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Kongresi

Abone Ol

Değerli okuyucularım,

Sizlerin engin hoşgörüsüne sığınarak geçtiğimiz gün ve bugün Fizyoterapistlerle ilgili konuya ağırlık veriyoruz. Çünkü Türkiye Fizyoterapistler Derneği tarafından 18 -20 Nisan 2019 tarihlerinde Ankara da 7. Ulusal Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Kongresi düzenleniyor.

Yani siz bugün bu yazıyı okurken bizler Ankara`da The Ankara Hotel`de 7. Ulusal Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Kongresinde bulunuyor olacağız.

Bu vesileyle kongrenin tertiplenmesinde emeği geçen, yer alan ve katılımcı olarak Ankara`ya gelen tüm sağlık profesyonellerine teşekkür ediyorum;

Bizim kongrede de ele alacağımız gibi amacımız ülkemizin insanına daha sağlıklı bir hayat sunmak için, bir bütün olduğunu hep söylediğimiz sağlık hizmetinde toplam kaliteyi yakalamak açısından fizyoterapistlerin yerinin ve öneminin farkındalığını dile getirmek;

Onları sağlık hizmetinin bir vidası bir contası gibi değerlendirilmesi değil de gerçekten olmazsa olmazı olduğunun ayırdına varılmasını sağlamak;

Artık dünya biliyor

Bugün ülkemizde her türlü platformda bu önemi ve sağlık hizmetindeki vazgeçilmezliği gündeme getirmeye çalışmamıza rağmen bizim değerli bir kısım sağlık elitimize sesimiz ısrarla duyurulamasa da Avrupa`da ve dünyada sağlık profesyonelleri bu gerçeği çoktan gördüler;

Çünkü onlar tedavi sürecindeki bir hastayla sağlık kadrosu içerisinde en fazla ve en uzun süre ilgilenen kadronun fizyoterapist olduğu gerçeğini sorun yapmadılar; Hasta ile kendilerinden daha uzun süre ilgilendikleri için hastayı yakından tanıma fırsatını yakaladığını hastayla ilgili kendilerine bazı hayati geribildirimlerde bulunarak kendilerine büyük katkı sağladıklarını fark ettiler; Hastanın yükünü birçok noktada onlarla paylaşabileceğini görerek fizyoterapiste terapi gerektiren durumlarda hastaların doğrudan gidebilmesini sağladılar. Böylece hem hastanın erkenden tedaviye alınmasını hem hiyerarşik lüzumsuz dolaşımları hem sağlık harcamalarındaki abartıyı ortadan kaldırmayı amaçladılar. Hem terapi gereken hastanın bir an önce terapiye kavuşmasının önünü açtılar.

Dünyada Fizyoterapi ve Rehabilitasyon

Hatta o kadar ki çoğu Avrupa ülkesi, ABD ve Kanada gibi ülkelerde fizyoterapistler bizdeki uzmanlaşma gibi bölümleşti; Çünkü fizyoterapi ve rehabilitasyon bölümünü kendi içinde yaklaşık olarak 25 tane dala ayırdılar. Bir fizyoterapistin bütün dalları eşit olarak hafızasına alıp hepsinde uzmanlaşması zordur dediler.

Dünyada fizyoterapi ve rehabilitasyon alanında bu tür uzmanlaşmaya ciddi bir yönelim mevcut.

Ü lkemizi hafife almak haksızlık olur. Ü lkemizde de bununla ilgili yol gösterici çalışmalar yapılmakta Bunun için meslek tanımımıza 'fizyoterapist' ve 'uzman fizyoterapist' kavramlarının getirilmesi istenmekte.

Obezite, diyabet, ortopedik hastalıklar, pediatrik hastalıklar, sağlık turizmi, solunum hastalıkları, sporcu sağlığı, kadın hastalıkları gibi pek çok alanda uzmanlaşmış ve uzmanlık alanında hizmet veren fizyoterapistler hedeflenmekte.

Dolasıyla ülkemizde de temel fizik tedavi kliniklerinden çıkıp spesifik alanlarda özelleşmiş uzman fizyoterapistlere de ihtiyaçvar.

Diyeceğimiz o ki Avrupa ve ABD`de belirli alanlarda uzmanlaşan fizyoterapistler için birçok istihdam alanı oluşturulmuş.

Bu istihdam alanlarından bazıları şöyle:

Hastaneler, poliklinikler, huzur evleri, tatil merkezleri, spor kulüpleri, engelliler ile ilgili tesisler, terapötik ve rehabilitasyon merkezleri...

Peki ülkemizde durum nasıl?

Ü lkemizde ise henüz fizyoterapistlerin dar olan istihdam alanlarının artırılması için çeşitli çalışmalar yapılsa da bu çalışmaların süreklilik gösteremiyor.

Fizyoterapistlerimiz iş bulmakta zorlanıyor.

Türk usulü fizyoterapi

Ve şu anki durum aslında Avrupa ile Dünya ile aramızdaki farkı ortaya koyuyor.

Bakınız Türkiye`de fizyoterapiye ihtiyacı olan bir hastanın fizyoterapiste ulaşabilmesi için ne yapması gerekiyor?

Fizyoterapiste ulaşabilmesi için hasta tam altı aşamada muayene olması ve sevk edilmesi gerekiyor.

Örneklendirelim: Bel ağrısı şikâyeti olan hasta önce aile hekimine gidiyor. Oradan A, B, C hastanesinden birine sevk ediliyor. Orada uzman hekimle görüşülüyor. Uzman hekim film tahlil tetkik için radyoloji ve diğer istekleri sıralıyor. Hasta bu aşamalardan geçtikten sonra uzman doktora geliyor ve tekrar veriler ışığında kontrol muayenesi yapılıyor. Sonra Fizik tedavi uzmanına sevk ediyor. Fizik tedavi uzmanı da fizyoterapiste gerek görürse terapi seansları için onay veriyor. Fizyoterapist terapiye başlıyor;

Peki Bir İngiltere`de bir Kanada`da bir Yeni Zelanda`da Avustralya`da bu uygulama kaçaşamadan geçiyor?

Hasta sadece fizyoterapistin bağımsız çalışabildiği kliniğine gidiyor; O kadar;

Diyeceğimiz o ki;

Biz 90`lı yıllarda mezun olduğumuzda deniliyordu ki, iki binli yıllarda yani milenyumda artık ağır sanayiden çıkmış bir dünya ve bir Avrupa olacak; Bu Avrupa`da artık insanlar iş yoğunluğu altında ezilmeyecekler.

Fizyoterapi alanına giren fiziksel hastalıklar yaralanmalar, travmalar vb. çok çok az olacak. Hatta daha ileriki yıllarda fizyoterapi ve fizik tedavi diye bir branş kalmayacak, deniliyordu. (Tıpkı 1980`den beri kansere çare bulunacak denile geldiği gibi; )

Oysa bu yenidünya düzeni insanlığı öyle bir noktaya getirdi ki inanılmaz;

Hareketsizlik ve beraberindeki düzensiz ve dengesiz beslenme, kontrol edilemeyen hayat beraberinde metabolik sendromları, kas ve eklem ağrıları, bel boyun fıtıkları vb. derken lokomotor sistem rahatsızlıklarını neredeyse on kat artırdı. Ağır sanayi döneminde evet kazalar oluyordu travmalar oluyordu ama sayısı azdı;

Şimdiki dönemde masa başı çalışmaların sonucu hareketsizliğin vermiş olduğu hem fiziksel hastalıklar çoğaldı hem bununla birlikte metabolik sendromlar kalp dolaşım, tansiyon şeker hastalıkları vb. çoğaldı;

İşte bu kontrol edilemez çağın sağlık çıkmazında modern tıbbın elinde ya cerrahi müdahale, ya ilaçtedavisi var; Bu da sağlıkta her geçen gün sistemi çıkmaza sürüklüyor;

İşte bu noktada diyoruz ki;

Bir bütün olan sağlık hizmetinde fizyoterapisti bu sahanın merkezine ve tabana yaydığınız zaman toplumun sağlık kalitesini olabildiğince yükseğe taşıyabilmek için en uygun kadronun fizyoterapist olduğunu görüyorsunuz.

Bu hizmeti sağlık sisteminde alana yaydığınızda hem sağlık bekleyen hastalar bir an önce sağlığına kavuşacak; Hem hekimlerimiz hasta sağanağı altında strese girmeyecek, gelen hastalarıyla daha üst seviyeden ve daha bol süre ilgilenebilecek; Hem gereksiz prosedürler ortadan kalkacak; Bununla birlikte sağlık harcamalarında inanılmaz derecede tasarruf gerçekleşecek; Amerika`yı yeniden keşfetmenin gereği yok; Batı bunu fark etmiş ve uygulamış;

Diyoruz ki, şu an için ülkemizde öğrencilerle birlikte 36-40 bine yakın fizyoterapist olmasına rağmen bunların üçte biri kadarı istihdam edilebiliyor. Oysa değil otuz kırk bin, Türkiye`de keşke 70 -80 bin fizyoterapist olsa ve hepsi bu şekilde sisteme dahil olsa ülkemizdeki bu alanda sağlık sisteminde inanılmaz derecede toplam kalite yakalanacaktır. Yeter ki bakanlığımız konuyu bu açıdan sahada incelesin; Avrupa`daki örneklerle kıyaslasın;

Bu gerçeğe rağmen halen ve ısrarla prosedürleri aşma yerine günü kurtarma politikalarıyla gidilerek fizyoterapisti belli başlı klinikte fizik tedavi doktorlarına veya birkaçdoktora bağlı çalışan sağlık personeli olarak görmeye devam edilirse bu, en başta ülkenin sağlığına bir an önce kavuşmak isteyen insanına haksızlıktır.

■■■