01 Nisan 2020, Çarşamba
Son Dakika

Ahi selamı ver, virüslerden korun

Ahilik Vakfı Başkan Yardımcısı Duran Demirbaş, koronavirüs tedbirleri kapsamında tokalaşmadan elleri kalbe götürerek verilen gönül selamının geçmişinin Ahilik geleneğine dayandığını ifade etti.
17.03.2020 16.39.58

ŞEHRİ DURLANIK

Çin’de ortaya çıkan ve tüm dünyayı kasıp kavuran ‘koronavirüs’ bazı alışkanlıklarımızı değiştirmemize neden oldu. Uzmanlar virüsün bulaşmasına engel olmak için tokalaşmayı yasakladı. Virüsten korunmamızı sağlayacak selamlaşma şekli ise tarihimizde gizli.

Geçmişi, 13. yüzyıl Selçuklu dönemine uzanan Ahilik teşkilatının simgesi olan bu selamlaşma şekli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın koronavirüs tedbirleri nedeniyle tercih etmesiyle gündem oldu. Geçtiğimiz günlerde NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile tokalaşmayıp eline kalbine götürerek selam veren Erdoğan, toplantı salonunda gülümsemelere neden olmuştu. Herhangi bir ten teması olmaksızın sadece göz temasıyla gerçekleşen selamlaşma şekli dikkatli olmamız gereken bugünlerde ideal çözüm olarak görülüyor.

Ahilik Vakfı Başkan Yardımcısı Duran Demirbaş

Ahilik sistemine dahil olan çıraklara adabı muaşeret ve sağlık kuralları öğretilir

Ahilik Vakfı Başkan Yardımcısı Duran Demirbaş, koronavirüsten korunmak için verilen tavsiyelerin 800 yıl önceki Ahilik geleneğini yansıttığını ifade etti. Ahilik sistemine dahil olan çırakların ve yamakların zaviyelerde bir takım eğitimlere tabii tutulduğunu belirten Duran Demirbaş, bunların bir kısmının adabı muaşeret ve sağlık kuralları olduğunu belirtti.

Selamlaşmanın, sofraya oturmanın, yemek yemenin ve meclisten ayrılmanın eğitim verilen konular arasında olduğunu ifade eden Demirbaş, “Örneğin yemek yemenin 10 tane kuralı vardır. Yemek yemeden önce ve sonra eller yıkanır. Yemek yerken başkasının yediklerine bakılmaz. Kendi önünden yemeğe dikkat edilir. Sofradan duayla kalkılır. Hem yemek esnasında hem de günlük hayatta hapşırırken ağız mendille (peçete) sağ tarafa dönülerek kapatılır. Sofradan kalktıktan sonra yemek yenilen yer süpürülür. Yemek yenen yerlere ayakkabı çıkarılarak girilir” dedi. Ahilerin temizliğe verdiği önemin ‘koronavirüs’ salgını nedeniyle tekrardan gündeme geldiğini vurgulayan Duran Demirbaş, insanlara bu kuralların tam anlamıyla anlatılması gerektiğinin altını çizdi. Demirbaş, ahilerin yolda gördükleri kişilere ellerini kalbine götürerek verdiği selamın ‘gönül selamı’ anlamına geldiğini söyledi.

Ahilikte stokçuluk, aşırı kar etme hırsı yoktur

Ahilik geleneğinde tüketicinin veli nimet olarak görüldüğünü belirten Demirbaş, “Hak ile sabır dileyip bize gelen bizdendir. Akıl ve ahlak ile çalışıp bizi geçen bizdendir” anlayışıyla hareket ettiklerini belirtti. Koronavirüs salgının ardından piyasalarda stokçuluk, fiyat artışı, borsacılık ve müşteriyi aldatmanın artış gösterdiğini vurgulayan Demirbaş, bu tür sorunların çözülebilmesi için insanların Ahilik sistemine göre yetiştirilmesi gerektiğini söyledi. Bu gelenekle yetişen sanayici, tüccar ve esnafların vatandaşın mağduriyetinden yararlanmaya çalışmayacağını ifade eden Demirbaş, “Kalfalar şed kuşatma (ustalık belgesi) almak için maddi ve manevi yönden yetiştirildikleri için böyle durumlarla karşılaşılmaz. Eğer böyle bir durum görülürse uyarılır. Uyarılara rağmen yapmaya devam ederse pabucu dama atılır. Ahilik geleneğinde pabucun dama atılması; meslekten men edilmesi, artık o ülkede bu mesleği yapamaması ve çarşıda, pazarda kimsenin ona selam vermemesi anlamına gelir. Sosyal ve ağır bir ceza” dedi.

Sanayi ve ticaret eğitimleri veriyoruz

Ahilik Vakfı olarak sanayi ve ticaretle uğrana kişilere ve öğrencilere eğitimler verdiklerini belirten Demirbaş, “Vakfımızda sohbetlerde oluyor. Ramazan ayı boyunca da devam edecek. Bu sohbetlerde öğrencilerimize meslek ve iş ahlakı hususunda Ahilik eğitimi veriliyor. Eğitimini tamamlayan çocuklar ilerde mesleklerini eline alınca buna göre davranıyor. Bu ahlaklı büyüyen bir mühendis, işini yaparken kötü malzeme kullanmaz. Yaptığı tesisler daha kullanışlı olur” ifadelerini kullandı.

Ben siftah ettim, komşum da etsin

Ahilik geleneğinde rekabet anlayışının ‘Ben siftah ettim, komşum da etsin’ anlayışı üzerine kurulu olduğunu belirten Demirbaş, “Avrupa’da kapitalizm nedeniyle böyle bir düşünce yoktur. Fatih Sultan Mehmed döneminde yaşanan bir olayı anlatayım size. Fatih tedbili kıyafetle çarşıya iner. Esnaftan siftah yapması için bir şey alır. İkincisini isteyince esnaf, “Ben siftah yaptım. Şimdi komşuma git” der. Ben daha çok kar edeyim düşüncesiyle hareket etmez. Bu düşüncenin topluma zarar vereceğini bilir” diye konuştu.

Ahiliğin kadın gücü Anadolu Bacıları

Ahiliğin kadın gücü Anadolu Bacıları Teşkilatı’nında da ‘Aşına, eşine, işine sahip ol’ düşüncesiyle hareket ettiğini bildirerek, “Bacılar, savaşta hemşirelik hizmeti verdi. Askerlerin üniformalarını tamir etti. Barış zamanında ise genç kızların eğitimini üstlendi. Kimsesiz ve ihtiyacı olan kızların gelin edilmesini sağladı. Bakıma muhtaç ve yatalak kişilerin hizmetini üstlendi. Bütçelerini elleriyle yaptıkları kilimlerden oluşturdu. Eksik kalan kısmı ise ortak fondan karşılandı” diye konuştu.

Ahilik bütün güzel meziyetlerin birleştiği bir sosyo-ekonomik düzendir

Ahi Evran tarafından Hacı Bektaş-ı Veli'nin tavsiyesiyle kurulan esnaf dayanışma teşkilâtı olan ahilik, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu’da yaşayan Müslüman Türkmen halkın sanat, ticaret, ekonomi gibi çeşitli meslek alanlarında yetişmelerini sağlayan, onları hem ekonomik hem de ahlaki yönden yetiştiren, çalışma yaşamını iyi insan meziyetlerini esas alarak düzenleyen bir örgütlenmedir. Kendi kural ve kurulları vardır. Günümüzün esnaf odalarına benzer bir işlevi olan Ahilik iyi ahlakın, doğruluğun, kardeşliğin, yardımseverliğin kısacası bütün güzel meziyetlerin birleştiği bir sosyo-ekonomik düzendir.



Yorum Ekle