13 Temmuz 2020, Pazartesi
Son Dakika

Ahmet Yüter’e Cevaplarım-II

17.04.2020

Ahmet YÜTER: Okumak nedir? Okuma seviyemiz ne durumda? Dünya ülkeleriyle karşılaştırıldığında okumada neden geriyiz.

Cafer VAYNİ: Okumak ilk ayettir. Soylu bir eylemdir. Dil ve anlama ile ilişkili bir etkinliktir. Bu anlamda okunabilir kitap ta önemlidir. Maalesef ülkemizde yazarların çoğu dil ve anlatım yönünden okunabilir kitap yazamıyor.

Ülkemizde kitap baskı sayıları çok arttı. Satın alınıyor da. Fakat okunuyor mu? Peki, okuyanlar anlayabiliyor mu? Bence esas sorun anlamada. Anlamak çok önemli. İnternet ya da söylenen tabiriyle sanal dünya ile ilişkimiz arttıkça, anlama melekelerimiz zayıflıyor. Matematik kültürünün yerleşmesinin de anlamayla çok ilişkisi var.

Tepkisel boyut ta etkili. Bizler kitap değerlendirirken daha çok duygusal ve ideolojik hükümler veriyoruz. Hala birçoğumuz Erol Güngör’ün de dikkat çektiği gibi; Macihevelli’yi siyasi iktidar için her türlü ahlaksızlığı mubah sayan bir kudret delisi, Darwin’i insanların maymunluğunu ispata çalışan bir kaçık, Freud’u aklını cinsiyetle bozmuş bir deli doktoru diye görmekteyiz. Einstein artık “her şey izafidir” şeklinde ilkel ve manasız bir ifade çerçevesine sokulmakta, Newton’un elma ağacı altında otururken yerçekimini keşfettiği şeklindeki yanlış ve ilkel bilgi devam etmektedir. Bu bakış açısı da okuma ritmimizi etkilemektedir.

Dünyanın durumu hakkında fazla bilgim yok. Ancak Hollanda gibi ülkelerde Anadil ve Matematik alanında okuma, okuduğunu anlama konularında devletin ciddi destekler verdiğini biliyoruz.

Ahmet YÜTER: Sosyolojinin insanı mutlu eden özelliklerinden bahseder misiniz?

Cafer VAYNİ: Sosyoloji topluma ve toplumsal olaylara diğer bütün alanlardan farklı bakan bir bilim dalıdır. Gündelik hayatta insanın farklı olaylar karşısında farklı davranış ve görüşler sergilemesi tepki çekebilir. Sosyolog bu durumu olağan görür. Sosyolojiye göre insan tanımlarından birisi de “yüz yüzlü varlık” şeklindedir. Yine Dedikodu toplumda hoş karşılanmaz. Ama bir sosyolog için dedikodu o toplumda sosyal ilişkilerin yoğun olduğuna işaret eder.

Verdiğim iki örnekten hareketle toplumsal olay ve olgulara bakan sosyologun bakış açısının farklı bazen de toplumun bakış açısıyla uygun düşmediğini söyleyebiliriz. Sosyologun çok boyutlu bu bakış ve değerlendirmesi onun zihnini sürekli dinamik tutan unsurdur.

Sosyologun bakış açısı bu olmakla birlikte esas işi insanın ve toplumun mutlu olmasını sağlamaktır. Sosyoloji ve sosyolog toplumsal sorunların çözümüne katkı sağladıkça insanlar da daha mutlu olacaktır.

Türk sosyologlarının toplumsal sorunlara yerli ve milli öneriler sunması ise Türk insanını daha fazla mutlu edecektir.

Ahmet YÜTER: Ülkemizin gelişiminde sanatın, edebiyatın ve kültürün ne gibi faydaları olabilmektedir. Bu noktadan hareketle size göre olmazsa olmazlarımız nelerdir?

Cafer VAYNİ: Bir ülkenin gelişmesinde sanat, kültür, edebiyat vb. alanlar günümüzde belirleyicidir. Dünyada bu alanda açık veya örtülü rekabet vardır. Dünya ticaret hacmi içerisinde bu alanların payı artmaktadır. Dünyada sömürgecilik ilişkileri de bu alanda daha çok gelişmektedir. Hollywood sineması, Batı ve Rus edebiyatı ve sanatı bu ülkelerin kalkınma ve gelişmesine anlamlı katkı sağlamaktadır. Herry Potter kitapları bir endüstri doğurmuştur. Bununla kalmamış milyonlarca dolar, Avro ve Sterlin ülkesine kazandırmıştır. Aynı zamanda İngiltere’nin tanıtımına ciddi katkı sağlamıştır. Özellikle gençler ve çocuklar bakımından. Dolayısıyla sanat, kültür ve edebiyat bu denli önemlidir. Asırlık fabrikalar, işletmeler zaman geliyor yeni oluşan bilgi toplumu şirketleri karşısında batıyorlar.1960’lı yıllarda okunmadığından ve ilgi duyulmadığından yakınan Ahmet Hamdi Tanpınar’ın eserleri bugün neredeyse elli farklı dile çevrildi. Cemil Meriç’in eserlerinin baskı âdeti 1992’den bu yana sayısı bir milyonu geçti.

Aklıma Thomas Malthus (1773-1836) geldi. Nüfus artışını azaltmak üzerinde kafa yoran İngiliz ekonomist Thomas Malthus der ki; “Nüfus geometrik, besinler aritmetik artar.” Yani nüfus 2,4,8,16,32… şeklinde artarken üretilen şeyler 1,2,3,4,5…birim şeklinde artar. Bana göre kültür, sanat ve edebiyatın ülkemizin gelişmesine ve kalkınmasına etkisi nüfusun geometrik artışı gibidir. Dolayısıyla bu alan devletimiz tarafından mütemadiyen desteklenmelidir.

Ahmet YÜTER: Türk’ü, Türk yapan temel değerler hakkında bilgi verir misiniz?

Cafer VAYNİ: Türk’ü, Türk yapan temel değerler 15 Temmuz 2016 tarihindeki hain darbe girişiminde bütün boyutlarıyla görülmüştür. Bu başlık altında bağımsızlık, özgürlük, yerli ve millilik, kahramanlık,merhamet,yardımseverlik..gibi onlarca kavramı sıralayabiliriz.

Birçok tarihçi; “dünya tarihinin içerisinden Türk tarihini çıkartın, ortada hiçbir şey kalmaz” görüşünü taşımaktadır. Bir toplumun tarihi aynı zamanda geleceğine olan düşüncelerimizi ve temel değerlerimizi de belirlemektedir. Dolayısıyla bizim muhteşem bir tarihimiz vardır. Buna bağlı olarak köprüleri iyi kurduğumuzda “muhteşem bir geleceğimizin de olacağına” olan inancım tamdır.

Kısaca, “Türk’ü, Türk yapan temel değerler artık 15 Temmuz’dur” diyebiliriz.

Ahmet YÜTER: Dua nedir? Bizzat yaşadığınız bir dua hatıranız varsa paylaşır mısınız?

Cafer VAYNİ: Dua bu dünyada huzuru bulmaktır. Psikologa ve Psikiyatriste ihtiyaç duymamaktır. Dua ilaçların en zararsızı ama en çok fayda sağlayanıdır.

İstanbul’un Fatih, Eyüp ve Üsküdar semtlerine özellikle yolumu düşürürüm. Çünkü bu üç mekânda dua hücrelerime ve kılcal damarlarıma değin hükmeder. Buralarda duanın gönüllü esiri olurum.

Dua ile ilgili otuz yıldır süregelen en önemli hatıram budur.


Yorum Ekle