Duran çarkların hemen eksi haline gelmesi çok zor. Geçen yıl bu zamanlar neler düşünüyor, neler planlıyorduk. Yaptığımız yatırımlar, işletmelerimiz şu an bir işe yaramıyor.
Aralık 2019 dan beri tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını ülkeden ülkeye farklılık gösteren vaka sayılarıyla etkisini sürdürmeye devam ediyor. Uzmanlar ise bu sonuçlara bakarak normalleşme adımlarıyla birlikte sürecin nasıl devam edeceği konusunda tahminlerini ortaya koyuyor.
Türkiye de ilk vakanın görülmesinden 5 Temmuz 2020 ye kadar olan süreçte toplam 3 milyon 660 bin 480 test yapıldı. Toplam vaka sayısı 204.758 iken vefat edenlerin sayısı ise 5.225. Günümüze kadar iyileşen toplam hasta sayısı ise 180.680 olarak tespit edildi.
Normalleşme sürecinin başlamasıyla birlikte koronavirüs salgınının halk nezdinde yaşadığı değişimleri ve toplumda bıraktığı etkileri bizim düşüncelerimizi doğruluyor.
Baktığımız anketlerde katılımcıların yarısından fazlası salgının kontrol altına alınabileceği sürenin 6 aydan daha uzun olduğunu düşünüyor.
KORONAVİRÜ S SALGININDA 2. DALGA OLUR MU?
Dünya genelinde yapılan çalışmalar, aşı bulunmadığı sürece toplumun büyük bir kesimine hastalığın bulaşacağı görüşünde. Zaten bazı ülkeler ilk aşamada sürü bağışıklığı yöntemi uygulayarak bunu hızlı bir şekilde uygulamak istedi.
Eski hayatımıza geri dönmeye çalışırken vaka sayılarının 2. kez zirve yapabileceğini öngörenlerin oranı %84. Bu sonuca bakarak toplum genelinde salgının 2. dalgasının beklendiğini görüyoruz. Eğer sonbaharda salgının etkisi devam ederse bazı sektörler için önümüzdeki yıl da kayıp geçer.
KORONAVİRÜ S AŞISI BULUNUR MU?
Salgının ilk zamanlarından itibaren laboratuvarda çalışmalara başlayan uzmanlar aşı geliştirme adına umut verici adımlar attılar. Henüz kullanıma hazır bir aşının geliştirilememesi insanlar üzerinde karamsar bir etki oluşturmuş görünüyor. Aşının
Türkiye de bulunmasına olan inancın bir önceki araştırmalara göre azaldığını görüyoruz. Aşının Türkiye de bulunacağını düşünenlerin oranı %56 dan %37 ye düşmüş durumda. Aşının bulunması halinde kendine yaptırmayı düşünen kişilerin oranında önceki araştırmamıza göre belirgin bir değişiklik görünmüyor. Yaklaşık olarak 2 kişiden 1 i aşıyı yaptıracağını belirtiyor.
Her 10 kişiden 7 si bu salgına benzer şekilde başka virüs salgınlarının gelecekte olabileceğini düşünüyor. Kalanların tamamına yakını ise kararsızlardan oluşuyor.
Koronavirüs üzerine yapılan anketlerde karamsarlık artıyor.
Ama bir taraftan da hayatımızı devam ettirmeliyiz.
Kaygıyı oluşturan en önemli unsurların başında da belirsizlik gelir. Kişi, bulunduğu ortamı çevresini kontrol altına almak ve önünü görmek ister. Bunları yapamadığı her durumda anksiyete, kaygı ve çeşitli takıntılar açığa çıkacaktır. Şuan hepimiz uyarılmış durumdayız. İnsan hayatta kalmak için tüm enerjisini tüm sinir sistemini bu durum adapte etmeye çalışıyor ama bu çok yoğun bir enerji harcamamızı güçharcamamıza neden oluyor. İlerleyen dönemlerde tükenmişlik sendromu dediğimiz hem fiziksel hem ruhsal gücümüzün de azaldığı dönemlerde gelecek. O dönemleri de hesaba katarak biraz daha kontrollü durmamızda fayda var. Biraz mevcut, kaygılı halimizi de kabul etmemiz lazım. Kaygılarımızın artmış olması çok doğal bunu kabul etmemiz, bununla yüzleşmemiz, ilerleyen süreçte yaşam şeklimizle, varoluşumuzla, duygularımızla yüzleşmemiz ve daha sağlıklı yaşamamız için şart.
Bu şartlarda bizim kendimizi paralamamız bir işe yaramaz akıl sağlığımıza sahip çıkalım.
Yoksa, Galatasaray-Trabzonspor maçının 32. dakikasında kendisine yaptığı faul sonrası Da Costa nın göğsüne tekme atıp kırmızı kart gören Feghouli nin durumuna düşeriz. Her canı yanan sinirine hakim olmazsa sonucu ağır olur.