Alerji ve akupunktur tedavisinin önemi

Abone Ol

Değerli okuyucularımız,

Öncelikle Elâzığ ve civarında yaşanan 6.8 şiddetindeki deprem yüreğimizi yaktı, aziz milletimize büyük geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Depremde kaybettiğimiz vatandaşlarımıza Allahtan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.

Alerjik hastalıkların tedavisinde faydalanılan bir başka metod ise akupunktur tedavisi olmaktadır. 1979 yılında Dünya Sağlık Örgütü bir dizi hastalık yanında alerjik hastalıkların da akupunktur ile tedavi edilebileceğini açıklamıştır. Hâlen biz de akupunkturla bir çok hastalığı tedavi ettiğimiz gibi, alerjik hastalıkları da tedavi etmekteyiz.

Akupunktur tedavisini seanslar hâlinde uygularız. Örneğin astım hastalığı için ilk 1-2 ayda 15-20 seans uygulanır. Sonraki dönemlerde de klinik seyre göre haftada bir tedaviye alınır. Bu uygulamayla, astımlı hastalarda15-20 seans sonunda diğer mevcut tedavilere göre oldukça iyi hatta kortizon kullanılmamışsa çok daha iyi neticeler elde etmekteyiz. Uygulanan tedaviden sonra hasta nefes darlığından kurtulmakta, üçayda bir krize yakalanıyorsa, bu süre altı ay ile bir yıla kadar gecikmektedir. Gelen krizin şiddeti de oldukça azalmaktadır. Çocuklarda ise lazer ile akupunktur tedavisi uygulanmakta, böylece çocuklarda iğne kullanmadan bu tedaviyi yapma şansımız bulunmaktadır. Çocuklarda elde ettiğimiz başarı ise 8-10 seans sonunda diğer tedavilerle kıyas kabul etmeyecek derecede mükemmeldir. Hastaların steroid kullanmış olmaları tedavimizin başarısını oldukça etkilemiştir. Tecrübelerle görülmüştür ki daha önce kortizon almamış hastalar tamamen iyileşebilmektedir.

Akupunktur nasıl etkili oluyor?

Akupunkturun nasıl etkili olduğu konusunda çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Bu çalışmalarda şu sonuçlar elde edilmiştir.

1- Akupunktur vücudun bağışıklık sistemini güçlendirerek direnci arttırmakta, hasta enfeksiyona daha az yakalanmaktadır. Daha az enfeksiyon, daha az kriz demektir (Bardağın taşmasını engellemiş oluyor.)

2- Hastanın duygusal durumu kontrol altına alınmakta stres, sıkıntı depresyonu var ise tedavi edilmektedir. Dolayısıyla bardak taşmayacak ve reaksiyon oluşmayacaktır.

3- Vücudun kendi steroidini salgılaması sağlanmakta ve böylece yara içeriden tedavi edilmektedir. Dışarıdan alınan steroid, çocukların büyümesini engellediğinden, steroidi bıraktırarak veya daha az kullanmasını sağlayarak bu zarardan çocukları kurtarmış oluyoruz.

4- Alerji reaksiyonlarını oluşturan salgıların akupunktur tedavisiyle azaldığı tespit edilmiştir.

5- Alerjik reaksiyonda en önemli rolü üstlenen immünoglobülin-E'nin akupunktur tedavisi sonunda azaldığı, örneğin 900 üniteden 200 üniteye düştüğü tespit edilmiştir.

6- Bütün bunlarla beraber, akupunktur tedavisiyle vücudun genel dengesi düzelmekte, diğer hastalıklarla beraber alerjik rahatsızlık görülme oranı da azalmaktadır.

Ayrıca akupunkturun felsefi temellerinin olduğu, kendi mantığı içerisinde hastalığı iyileştirme açıklamalarının olduğu, (vücudun Qi enerjisi artar, meridyenlerdeki tıkanıklık giderilir yin-yang dengesi sağlanır vs.) unutulmamalıdır.

Akupunkturun hiçbir yan etkisinin olmadığını, ilaçkullanımını büyük ölçüde azalttığını, hatta ilaçların kullanımının kesildiğini düşündüğümüzde akupunkturun önemli olduğu ve neden akupunktur tedavisini tercih ettiğimiz anlaşılmaktadır.

Bu arada özellikle, 1994 yılında ilaçların zararlı etkilerinden dolayı dünyada 144 bin kişinin hayatlarını kaybettiklerini, iki milyon kişinin de sakat kaldığı (sağırlık, görme bozukluğu, böbrek yetmezliği, siroz, ülser, fazla kilo, şeker hastalığı, kemik iliği bozulması vb. yan etkilere maruz kaldığı) dikkate alınmalıdır.

Sonuçolarak şunu belirtelim ki alerjik hastalar alerjiyi kendilerine dert etmesinler. Asla korku ve paniğe kapılmasınlar. Her şeyin bir çaresi olduğunu düşünüp ümitsizliğe kapılmamaları bile bazen rahatlatır. Gerçekten her şeyin bir çaresi olduğu gibi alerjinin de çaresi vardır.

Sebebi bilinmeyen gaz şişkinlik ve gizli alerji hakkında bilgi verir misiniz?

İnsan her ne kadar mükemmel bir makine ise de sadece parçalardan oluşan bir robot değildir. Elimize bir iğne battığında vücudumuzun tamamı zonklar. Dolayısıyla, içinde yaşadığı ortamda insanı ve vücudun sistemlerini etkileyen birçok faktör vardır.

İş ortamı, işe gidip gelirken yaşanan şartlar, amir-memur ilişkisi, lavabo ve tuvaletlerin temiz ve kullanışlılığı, meyve-sebzeye uzak duruş, yenilen yemeklerin yağından salçasına kadar kullanılan malzemenin durumu, öğrencilikten bu yana yaşam tarzımız, giyilen kıyafetler, oturulan mekânlar, arkadaş çevresi, temiz hava, tatil gibi yüzlerce, binlerce faktör...

Bu faktörlerden, bize zevk vermeyen, kabul edemeyeceğimiz, istemediğimiz ama kabullenmek zorunda bulunduklarımız vücudun birçok sistemini olumsuz etkiler. Sindirim sistemi de bu etkileşimden payını alan en önemli sistemdir.

Duruş, oturuş bozuklukları, hareketsizlik, içsıkıntısı, stres, yorgunluk, yetersiz beslenme, kuru gıda alımı, sebze-meyveden uzak durmak, su içmemek, gazlı içeceklere ağırlık vermek, tuvalet alışkanlığının olmayışı, temiz olmayan genel tuvaletler sebebiyle tuvaletini geciktirme veya eve saklama alışkanlığı hep sindirim sisteminin dengesini bozan sebeplerdendir.

Sindirim sisteminin düzenli çalışmayışı, zamanla bağırsaklarda kabızlık, gaz, şişkinlik gibi rahatsızlıklara yol açar...

Bağırsaklardaki bu düzensizlik aynı zamanda vücudun tüm organlarını da etkiler. Karaciğer enzimlerinin salgılanmasını, pankreası, midenin ince bağırsağın kan oksijen alışverişini, beyne oksijen gidişini, tansiyonu vb. hep olumsuz etkiler.

İnsanlar bu alışkanlıklara geceden gündüze geçer gibi hemen başlamaz elbet. Çocukluktan itibaren yavaş yavaş bir hayat tarzı oluşur. Örneğin annenin çocuğuna tembihi vardır: 'Aman kirli tuvalete gitme!' Anne haklıdır. Çocuk da çişini eve saklar veya şartlar gereği bazı çalışanlar hiçsulu yemek yiyemez. Kimisi sürekli masa başı iş yapmak zorundadır. Örneğin borsa takip ederken tuvaleti geldiği hâlde tutar...

Ve artık bu hâl onun yaşam tarzı olur. Ama bir zaman sonra bu hâl, kabızlığa, gaz ve şişkinliğe sebep olur. Doktora gidildiğinde ise yapılan tahlil tetkik röntgen vs. sonucunda bile önemli bir şey bulunmaz...

Oysa bu hâl, kişinin iş verimini düşürür, zamanla çarpıntı, hâlsizlik, kulakta çınlama, boyunda rahatsızlık, gerilim, yüksek tansiyon gibi durumlara sebep olur. Bu kişilerin yapması gereken tek şey bu konuda destek alarak, yaşam tarzlarını kendi sağlıklarına göre yeniden ayarlamaya çalışmaktır.

***

Bir de yemesine, içmesine, yaşam tarzına özen gösterdiği, dikkat ettiği hâlde vücutta gaz, şişkinlik gibi şikâyetler oluşan kimseler bulunur. Bu kişilerde genelde korkulacak endişe edilecek, ciddi bir hastalık belirtisi sayılacak bir durum yoktur.

Organik bir hastalık düşünülebilir. Örneğin mide ülseri, kalın bağırsaktaki bir kolit, karaciğerdeki yağlanma, enfeksiyona bağlı rahatsızlık, pankreasın yeterli salgıyı salgılamaması, ilaçalımına bağlı olarak bu organların çalışmalarındaki düzensizlik gaz ve şişkinliğe sebep olacak etkenler arasında sayılabilir.

Böylesi durumlarda, kişinin normal yaşam tarzını gözden geçirmesi, ani değişiklikler varsa sebeplerini bulup ona göre tedbirini alması, ilaçkullanmak durumundaysa onu doktoruyla konuşarak sentetik ilaçyerine muadili herhangi bitkisel bir ilaçkullanma ihtimali var mı, onu araştırması istenebilir.

***

Bir de kişinin bütün dikkatine rağmen, yaşam tarzındaki düzene ve hoşluğa rağmen bağırsaklarında gaz, şişkinlik ve kabızlık gibi düzensizlikler varsa ve yapılan tahlil, tetkik, röntgen vs. sonucunda da net bir bulgu elde edilemiyorsa rahatlıkla o şahısta % 65-70 gizli alerji mevcut olduğunu söyleyebiliriz.

Gizli alerji olup olmadığımızı anlamak için bunun yanında birkaçip ucu daha verebiliriz. Örneğin yukarıda anlattığımız gibi, 'Yıllardır doktora gidiyorum bir şey çıkmıyor ama bende gaz ve şişkinlik oluyor.' diyorsanız, 'Kışın hadi neyse, yazın bile ellerim ayaklarım üşüyor, geceleri çorapla yatmak zorunda kalıyorum.' diyorsanız,

Sıcak ortama girdiğinizde rahatlayıp, soğuğa çıktığınızda aniden vücudunuzda tepki oluşuyorsa, gizli alerji olduğundan söz edebiliriz. Birçok rahatsızlığın temelinde gizli alerji olduğu hâlde bu durum genelde hep gözden kaçar. Oysa immün sisteminin dengelenmesi açısından çok önemlidir.

***

Netice olarak diyoruz ki bir şahsın boyun, bel, sırt bölgesi iyi çalışırsa, gastrointestinal sistemi iyi çalışırsa, immün sistemi iyi çalışırsa (ki alerji bununla alakalı) o kişinin sağlık durumu %80-90 iyidir.

Bu gibi durumlarda hastaya yardımcı olmak üzere bildiğimiz modern tıbbın bütün imkânlarına ilaveten, alternatif tedavilerle birlikte akupunktur tedavisinin de oldukça önemli bir yeri olduğunu söyleyebiliriz. Akupunktur tedavisi bu tür vakalarda bakın neler yapar?

Gizli alerji de dahil, vücudun immün sistemini dengeler. Boyun ve bel bölgesindeki kasların gevşemesini, sinirlerin rahatlamasını, kan dolaşımının artmasını sağlar. Sindirim sisteminin düzensizliklerini dengeler.

Sağlıklı günler dileğiyle