DOLAR
5,7657
% 0,91
EURO
6,4021
% 1,00
ALTIN
278,0499
% 0,72
BİST100
95.394
% -0,13

Altın besin: Ceviz

11.02.2019 00:00

Cevizin insan beynine benzediği söylenir.

Yeşil renkteki dış kabuğu insanın kafasındaki saçlı deriye benzetilir. Kırılan odundan kabuk kısmı insanın kafatasına, içindeki soyulabilir zar beynimizin zarına, beyaz olan iç kısmı da beynimize benzetilir…

Doğru mudur bu benzetme?

Doğrudur…

Çünkü kuruyemişler arasında beyinle doğrudan irtibatlı olan en önemli yemiş cevizdir.

Dünyadaki bilinen tüm meyveler arasında gümüş iyonu içeren tek meyve cevizdir…

Ve ne enteresandır ki insan vücudunda gümüş iyonuna ihtiyacı olan tek organ da beynimizdir.

Dolayısıyla yaratılışta minik bir beyin veya minyatür bir beyin gibi yaratılan ceviz insan beyninin ihtiyacı olan doğal gümüş iyonlarını içinde bulunduran tek yemiştir.

Ceviz beynin gıdasıdır

Cevize Orta Asya’da beynin gıdası derler.

Niçin beynin gıdasıdır? Çünkü gümüş iyonundan başka beyne doğrudan iyi gelen fosfor, kalsiyum, potasyum ve demir açısından da zengin bir besin olması sebebiyle en başta zihin yorgunluğunu giderir. Çocukların zekâ gelişimine inanılmaz katkı sağlar… Ayrıca dişlerinin gelişmesine, kemiklerin güçlenmesine doğrudan etki eder…

Peki cevizin sadece beynimize mi devası vardır?

Cevizin vücuda faydasını saymakla bitiremeyiz… Maddeler halinde özetlemeden önce genel olarak kolesterolün dengelenmesinden kalp damar sağlığına, cilt güzelliğinden şeker hastalığına; kanserden sinir sistemine kadar birçok alanda ceviz bizim vazgeçilmez yemişimizdir…

Ceviz özellikle yüksek derecede Omega 3 yağı asidi ve E vitamini türü olan gama-tokoferol gibi elementler barındırır… Bu da başta kolesterol olmak üzere kalp çevresinin rahatlamasına vesile olur… Günde üç ceviz tüketen bir vücut kendisine gereken omega3 yağının neredeyse tamamını karşılamaktadır. Bu aynı zamanda ciltlerin kurumasına saçların kırılmasına vb. engel olmaktadır.

Cevizde antioksidan elementler de vardır. Bunlardan biri olan aminoasit kalbin bekçisi olurken omega 3 yağının içerdiği alfa-linolenik asit de patolojik kan pıhtılaşmasını giderir. Bu açıdan ceviz kalp sağlığı için vazgeçilmez doğal bir devadır… Yani cevizi tüketmeye başlayan bir kimsenin kalp ve damar hastalıkları konusunda vücudu rahat eder… Ceviz damar sertliğine de engel olacak bir yemiştir. Kolesterol seviyesini dengeler. Biliyoruz ki yüksel LDL (kötü kolesterol) kalp hastalığının başlıca nedenlerindendir. Bunun doğal çaresi ise adeta tek başına cevizdir… Cevizin içerdiği hem tekli hem çiftli doymuş yağlar, yükselen kolesterol seviyesini düşürmektedir.

Kansere de çare mi?

Öte yandan cevizin doyurucu özelliği vardır. Ceviz yiyen insan çabuk acıkmaz bu yüzden hem yeme içme azalmış olur böylece vücudu sindirim açısından da rahatlatmaya yardımcı olur.

Peki diyabet hastalarına nasıl yardımcı olur?

Diyabet hastalığında karşılaşılan en önemli sorun nedir?

Kan şekerinin yükselmesidir.

Ceviz işte kan şekerini dengede tutmaya yarayan bir yemiştir.

Diyeceksiniz ki “bari kansere de çere mi?”

Onu doğrudan tedavi ediyor diyemeyiz. Ama bakın ne söyleyebiliriz? Ceviz kanser hastalığına neden olan birçok faktörü ortadan kaldırmaktadır. Düzenli ceviz tüketen vücudun metabolizması kansere karşı muazzam bir direnç kazanmaktadır.

Büyük şehirlerde hayata yetişmeye çalışan insanın stresten ve sıkıntıdan kurtulması mümkün değildir… Belirli yaştan sonra herkes antidepresan, sakinleştirici, kas gevşetici vb. arar durur…

Oysa çantanızda bulunduracağımız birkaç cevizi günlük tükettiğinizde bakın sinir sisteminize nasıl bir etkisi olacaktır?

Ceviz; linoleik, alfa linoleik, E ve B6 vitaminleri içermektedir.

Bunlar sinir sistemini dengelemede inanılmaz derecede önemlidir. Bu açıdan uyku sorunu yaşayanlara da ceviz tüketmeyi rahatlıkla önerebiliriz.

Toparlarsak ceviz vücudumuza bu anlattıklarımızdan çok daha fazla bir şekilde yararlıdır.

İnsanın bu anlatılan yararı elde etmesi için günde birkaç ceviz tüketmesi yeterlidir.

Ceviz stratejik bir bitkidir

Ama bütün bu özellikleri nedeniyle ceviz stratejik bir yemiş bir meyvedir…

Ceviz, FAO 2016 yılı verilerine göre sert kabuklu meyveler içerisinde dünyada alan olarak

%24’lük pay ile ilk üç sırada yer almakta olup üretim miktarı bakımından ise %34’lük pay ile ilk sıradadır.

Çünkü Alternatif tıp sektörünün gelişmesi ve bu kapsamda cevizin sağlık üzerine olan olumlu etkilerinin ortaya çıkması (kanın pıhtılaşmasını önlemesi, kolesterolü düşürücü etkisi, yüksek

protein içeriği); öte yandan cevizin yeşil kabuklarının boya sanayisinde, meyvesi gıda ve mobilya sektöründe, yağının kozmetik sektöründe değerlendirilen çok yönlü bir bitki olması cevize olan ilgiyi artırmıştır.

Zaten sınıflandırmak istediğinizde cevizi bir yere sığdıramazsınız…

Bu konuda araştırmacıların yorumları hayli dikkat çekicidir. Örnek olarak ceviz yakın zamanda ılıman iklimde yetişmekte iken çok önceleri kutup çevrelerinde yetişmiştir…

Hatta cevizin atmosfer anlamına gelen “cev” kökünden türetildiği bunun da “cevher- maya, öz” anlamına geldiği belirtilmektedir. Bu sebeple de atmosferik bir bitki olduğu için sebze ve meyve tarımı yapılan yerle dikilmez.

Çünkü cevizin sülfürlü bir bileşik salgılıyor olduğu belirtilmektedir.

Nitekim halk arasında da söylendiği gibi ceviz ağacının dibinde oturan bir kimse bir süre sonra atmosferik etkisi sebebiyle uykuya dalar… Ama beraberinde hayal gücünün artmasına etki eder…

Biz ülkemizde cevizi kuruyemişçilerden belki ayda yılda bir 100 gramlık 200 gramlık paketlerde eğlencelik olarak alırken uzmanlar cevizi tıp ve eczacılıkta kullanmaktadır…

Çünkü cevizin ifrazat söktürücü, spazm çözücü, bazı türlerin yapraklarıyla da astım önleyici ilaçlar üretilmektedir. Hatta kabuğun etrafını saran o yeşil etli tabaka var ya, eczacılıkta çok fazla tıbbi madde içerir.

Dünyada üçüncüyüz ama

Dünyada önemli ceviz üreticilerinin başında Çin, ABD, İran ve Türkiye gelmektedir. 2016 yılı rakamları incelendiğinde üretimde ilk sırada % 48 paya sahip Çin yer almıştır. ABD, Çin’den sonra % 16’lık pay ile ikinci sıradadır. ABD ceviz üretimini standart çeşitlerle yaptığı için ceviz ihracatında lider ülke konumundadır. Ülkemiz ise % 5 pay ile üretici ülkeler arasında dördüncü sırada yer almasına rağmen ceviz dış ticaretinde ithalatçı konumundadır. Kaldı ki bizim ülkemizin cevizi Kaliforniya ya da İngiliz cevizinden çok üstündür.

Türkiye’nin iller bazında sahip olduğu ceviz ağaç sayısı ve gerçekleşen üretim miktarı incelendiğinde, 2016 yılında en fazla ceviz ağacı sayısına sahip ilk üç il arasında; 822,866 adet ile Çorum, 728,555 adet ile Manisa ve 714,690 adet ile Denizli yer almaktadır (TÜİK, 2017).

Ülkemizde üretilen toplam ceviz miktarı, yurt içinde tüketilen cevizi karşılamada yetersiz kalmaktadır. Bundan dolayı Türkiye ithalatçı ülke konumundadır. Dolayısıyla cevizin devlet desteği ile yetiştirilmesi ve ceviz tüketimini yaygınlaştıracak kampanyalar reklamlar kamu spotları vb. gerekmektedir.

Yılda üç kilo tüketiyoruz

Çünkü ceviz gerçekten tam bir "şifa kaynağıdır"

Türkiye’de kişi başına yıllık ortalama ceviz tüketimi üç kiloyu geçmemektedir. Biz genelde cevizin içini alarak tüketmekteyiz. Bu bizim kolayımıza gider… Ama cevizi kabuklu alıp serin ve kuru bir mekânda saklayıp yemeden önce kırıp hazırlayabilseniz var ya…

O zaman yukarıda saydığımız antioksidan bileşikler ve değerli yağlar havayla daha temas etmemiş olacağı için okside olmazlar ve biyolojik etkileri zirvede olur…

Cevizi akşamdan bir bardak suda bekletmenin önemi nereden gelmektedir?

Bu durum cevizin hava ile temas etmesini önler. Böylece zar içindeki maddelerin de suya geçmesi sağlanır. Suyun acılığı aldığı düşünülse de esasında biyolojik etkiyi yapan maddeler bu acı sanılan maddelerdir. Hani soğuk sıkım zeytinyağının da acı gelmesi gibi… Dolayısıyla bu suyun içilmesi kötü kolesterol dediğimiz (LDL) seviyesini düşürmede etkilidir. Bir de vücuttaki iltihabın azalmasına yardımcı olur.


Yorum Ekle