10 Nisan 2021, Cumartesi
Son Dakika

Anadolu evliyaları 25/Çorum - ÇERKEZ ŞEYHİ

Anadolu’nun tarihi, bir o kadar da şirin bir ili olan Çorum’da birçok evliya yetişmiş ve İslamın nurlu sancağını memleketin dört bir yanında dalgalandırmışlar. Çorum Evliyaları yazı dizimizin son bölümünde bölgenin büyük evliyalardan Çerkez Şeyhi ve onun bizlere rehber olan manevi dünyalarını anlatacağız.
13.03.2021 22.22.31

ÖMER FARUK ÇAĞLAR

Son dönem Çorum velîlerinden olan Çerkez Şeyhi ismiyle meşhur bu büyük alimin asıl ismi Ömer Lütfi olup, babasınınki Abisal Beydir. 1849 (H. 1266)'da Kafkasya'da doğdu. Yedi yaşında âilesi ile birlikte Trabzon'a yerleşti. Sonra Tokat'ın Batmantaş köyüne taşındılar. Akrabâlarından Kundukzâde Mûsâ Paşa, tahsîlini tamamlaması için İstanbul'a götürdü. Çerkez Şeyhi, daha 7 yaşında iken rüyâlarında gördüğü bir zât ona devâmlı; "İlim öğrenmek için İstanbul'a gel!" diyordu. İstanbul'a gittikten sonra rüyâsına giren zâta rastladı. Bu zât Edirneli Şeyh Seyyid Muhammed Nûrî idi. Çerkez Şeyhi ona talebe oldu. On bir senelik bir tahsil hayâtından sonra icâzet, diploma alan Çerkez Şeyhi, hocası tarafından Sivas'ın Aziziye kasabasına bağlı Kazancı köyüne ilim yaymak için gönderildi. Burada iki sene kadar insanlara Allahü teâlânın emir ve yasaklarını öğretmeye çalıştı. Sonra Çorum'un Bakırboğazı köyüne yerleşerek, bir tekke inşâ ettirdi. Dört sene kadar bu köyde kaldıktan sonra 1891'de Çorum'a yerleşti. Çorum'da tâliplerine ilim öğretmeye çalıştı.

"Çok şükür, müjdeler olsun, Yunan kâfiri Sakarya'da bozguna uğradı, kaçıyor. Fakat çok da şehîdimiz var."

Sakarya Meydan Muhârebesinin başladığı gün, Çerkez Şeyhi bâzı talebeleri ile sohbet ederken birden bire ayağa kalkıp, kıbleye dönerek ezan okumaya başladı. Meclistekilerin hepsi ayağa kalkarak, şaşkın vaziyette birbirlerine bakıyorlardı. Ezanı bitiren Çerkez Şeyhi, mütebessim bir çehre ile; "Çok şükür, müjdeler olsun, Yunan kâfiri Sakarya'da bozguna uğradı, kaçıyor. Fakat çok da şehîdimiz var." dedi. Çerkez Şeyhi'ni çok seven Kürevî Hâfız Mustafa Efendi isminde bir zât vardı. Çerkez Şeyhi ona, kısa boylu ve çok şişman olduğu için Kürevî lakabını takmıştı. Bu zât her hafta hocasını ziyârete gelir ve evinde yapılan yoğurttan bir tas getirirdi. Bir hafta yine hanımına; "Bugün yoğurt çal da hocamı ziyârete gideyim." dedi. O gün çamaşır hazırlığında olan hanımı; "Yarın da süt götürüver. Ölmezsin ya." dedi. Hâfız Efendi de sütü alıp hocasının evine gitti. Sıkıntı ile içeri girdi ve sütü hizmetçilere verdi. Biraz üzüntülü olarak hocasının yanına girdi. Çerkez Şeyhi onu kucaklayarak; "Kürevî mesele süt, yoğurt değil, dostluktur dostluk." diyerek gönlünü aldı.

Hep filimleri yandı

Çerkez Şeyhi'nin büyük oğlu askerlikte öğrendiği fotoğrafçılık mesleğini sivil hayâtında da sürdürmekte idi. Babasının ne kadar resmini çekmek istedi ise hep filimleri yandı. Bir yaz günü, sabah kahvaltısı bahçede hazırlandı. Oğlu fotoğraf makinasını da getirmişti. Çerkez Şeyhi'nin gözleri katarakt sebebi ile çok zor seçiyordu. Bu sebepten hanımının yardımı ile bahçeye indi. Son basamağa geldiğinde, birden geri dönerek odasına gitti ve; "Hanım ben resmimin çekilmesini istemiyorum. Çekilenler için de çıkmaması için Allahü teâlâya yalvarıyorum. Söyle ona, bir daha böyle bir münâsebetsizliğe sebebiyet vermesin." dedi. Çerkez Şeyhi, Çorum Ulu Câmiinde verdiği son Cumâ vâzında; "Ey cemâat! Artık ihtiyarladım. Sanırım bu son Cumâmızdır. Hakkınızı helâl edin." dedi. Vefâtından elli gün kadar önce evde çocukları ile sohbet ederken, rahatsızlandı ve sol tarafına felç geldi. Bir ara iyileştikten sonra 1924 (H.1343) senesi Ramazan ayının on altıncı akşamı iftardan önce vefât etti. Vasiyeti üzerine Çelebi Hüsâmeddîn Efendinin yanına defn edildi. Vasiyetinde; "Beni Çelebi hazretlerinin sol yanına defnedin ve başımı bir karış aşağı koyun. Zîrâ o, Peygamber soyundan büyük bir zâttır." demiştir. İTTİFAK



Yorum Ekle