20 Ekim 2020, Salı
Son Dakika

Arterio Skleroz ve tedavisi hakkında

16.09.2020

Değerli okuyucularımız, arterio skleroz veya halk arasında damar sertliği denilen rahatsızlık toplumumuzda hayli gazla ve bu konuda birçok insanımız zor durumda…

Biliyor muydunuz? 

Damar sertliğinde Avrupa birincisiyiz. ABD’de yapılan araştırmaya göre, her yıl yarım milyondan fazla insanın ölümün sebebi koroner arterio skleroz sebebiyleymiş. 

Bu oran bütün ölümlerin % 33’üne karşılık geliyor.

Avrupa’da da ölümün ilk sebepleri arasında damar sertliği varmış.

Türkiye’de istatistikler ne diyor?

Geçmiş dönemlerde Antalya’da düzenlenen “Türk-İtalyan Hipertansiyon ve Aterio skleroz Kongresinde yapılan açıklama bir birinciliği (!) koroner damar sertliği hastalığında Avrupa birincisi olduğumuzu müjdeliyordu…

Ülkemizde 30-35 yaşında enfarktüsten ölen insanlar olduğunu dile getiriyordu… 

Ve ne yazık ki, Türkiye’de görülen damar sertliği vakalarında kötü ve yanlış beslenmenin, kolesterolün ve en önemlisi sigaranın dehşetli bir rol oynadığı açıklanıyordu…

Daha da üzücü olanı, bu rahatsızlığın kadınlarda da, en az erkekler kadar yaygın olduğuydu. 

Yapılan bir açıklamada elli yaş ve üzeri kadınlarımızın % 75’i fazla kiloluydu.

Ve bir konuya daha dikkat çekiliyordu?

İnsanların ekonomik refahı, gelişmişlik derecesi arttıkça, beslenmeleri de doğallıktan uzaklaşıyor. Böylece ortaya enteresan bir şey çıkıyor.

Diyeceksiniz ki, bizim neremiz gelişmiş?

Haklısınız, bizim üretimimiz uçağımız, bilgisayarımız vs. yok, inşallah onlar da olur ama maşallah buzdolaplarımız çeşit çeşit marka gıdalarla ürünlerle dolu. Üstelik çoğunun üzerinde “sağlığınız için” yazıyor. Hemen çoğu da hatta hemen hepsi doğal besin değil.

Sonra iş güç diyerek her türlü sosyal etkinliği unuturuz ama boğazımızı hiç ihmal etmeyiz.

Vaktimiz olmasa da, uçağı da kaçıracak da olsak ayakta ve çabuk çabuk fastfood türü yiyecekleri göndeririz mideye gider…

Sonra da işte, 

Damar sertliğinde de Avrupa birincisi oluruz.

Ne dersiniz, “damar sertliği” nedir bir bakalım mı?

Damar sertliği nedir?

Arter kelimesinin yabancısı değilsinizdir. Hani bazen, hava ve yol durumu haberlerinde trafikteki yoğunluk anlatılırken spiker şöyle der:

“Ana arterlerde durum normal seyrediyor. Herhangi bir yoğunluk bulunmuyor.”

Siz de sunucunun bu sözlerinden ana yolları kast ettiğini rahatlıkla anlarsınız.

“Arterio-skleroz” denilen tıbbi terim de, ana damarlarımızdan biri olan atardamarlarda yaşanan yoğunlaşmayı işaret ediyor.

Damar sertliği, sadece kalp damarlarını değil, boyun, böbrek ve çevre damarlarını da ilgilendiriyor.

Beyin damarlarının kireçlenmesine bağlı ölümlerin,  ABD’de kalp hastalıkları ve kanserden sonra üçüncü sırayı aldığı belirtilmektedir.

Enfarktüs vakalarının hemen tamamına yakınına, şeker hastalığı vakalarının da neredeyse yarısına yakınına sebep damar sertliği olarak açıklanmaktadır…

 

Atardamar çok mu önemli?

Hem de çok önemli.

Bir kere atardamar kalpten pompalanan kanı alıp vücudun organ ve dokularına götüren damarlar.

Atardamarlar dolaşım sistemimizin başlıca elemanlarından.

Bu damarların içinde kan ile birlikte ayrıca bütün hücrelerin yaşaması için gereken oksijen de taşınıyor.

Atardamarlar, kalın bir oluk şeklinde kalpten aorta çıktıktan sonra, vücudun genel yapısına göre kollara, dallara ayrılır. Bu dallar çoğaldıkça daralır, yani incelir; inceldikçe çoğalır ve vücudun en uç noktalarına kadar kılcal damarlar haline gelerek bu sayede oksijeni ve gereken maddeleri vücudun en uç noktalarına kadar taşır.

Vücudumuzda altmış dört hatta atardamar vardır. Yani vücut baştanbaşa atardamar ağıyla örülmüştür. 

Aynı zamanda atardamarlar, vücudumuzdaki kan dolaşımını düzenleyen ana damarlardır.

Ama maalesef zaman içinde bu damarlar yağ parçacıklarıyla, pıhtılarla, şunla bunla dolmakta ve iç kısmı daralmaktadır…

Atardamarın sağlıklı olduğunu bir düşünseniz ya…

Pırıl pırıl bir damar ağı... 

Kalbiniz kan pompaladığında bu damardan vücuda gerekli oksijen ve gıdalar ne kadar bol ve rahat ulaşıyor…

Öte yanda pıhtılarla tıkanmaya başlamış, birçok yerde daralmalar meydana gelmiş bir atardamar şebekesini düşünün…

Kan deveranı istenildiği gibi olmaz.

Vücudun kan ihtiyacı kalpten pompalandığı gibi yüzde yüz oranda dağılamaz.

Organlar yeteri kadar oksijen alamaz…

Kalp en uçlara kan ulaştırabilmek için bu ihtiyacı karşılamak için daha fazla güç harcar.

Damarlar yeteri kadar açık olmadığı için istenilen zamanda istenilen oranda kan ve oksijen akışı gerçekleşmez.

Bu durumda damar ne yapar?

Bu yoğunluğu gidermek için kendi kendine var gücüyle uğraşır. Strese girer…

Bu kez damarda kasılmalar, sertleşmeler başlar. Damarlardaki doğuştan var olan esneklik ve yumuşaklık zamanla ortadan kaybolmaya başlar…

İşte damar sertliği denilen hastalığın gözümüzde canlandırılması böyle bir şeydir.

 

Hangi damarlar tehlikededir?

Kalp ve dolaşım sistemi bir bütündür. Kalp damarları, kol ve bacak damarları damar sertliğinin ve damar tıkanmalarının daha çok görüldüğü bölgelerdir.

Bu bölgelerde dolaşım sisteminin daha fazla etkilenmesinin nedeni bu bölgelerde yardımcı damarların diğer bölgelere göre fazla olmayışıdır.

Diğer bölgelerde meydana gelen bozukluklar bölgeye giden diğer damarlar tarafından biraz dengelenir. Dolayısıyla hasta belirgin bir rahatsızlık duymaz. Ancak kalp, kol ve bacak damarlarında meydana gelen aksaklıklar bu damarların beslediği bölgelerde çok daha kısa süre içerisinde hissedilir.

Damarların içi nasıl pıhtılaşıyor?

Bir damar düşünün pırıl pırıl…

İçerisinden kan lıkır lıkır akıyor. Ama herhangi bir sebeple damarın iç kısmında bir dengesizlik baş gösteriyor. İşte bu “herhangi bir sebep” nedir tam olarak bilinmiyor.

Dengesizlik sebebiyle damarın iç kısmında mini zedelenmeler oluşuyor. 

Daha önce hiçbir şeye takılmadan damar içinde ilerleyen kandaki trombosit denilen maddeler bu zedelenmiş bölümlerde kümelenmeye başlıyor.

Her yapışan trombosit, birçok etkileyici madde salgılıyor. Bu da damar duvarındaki kas liflerinin çoğalmasına sebep oluyor.

Daha sonra bu bölgelere kolesterol fibrin, kalsiyum birikmesiyle damar ileri derecede daralıyor.

İşte damarların içi böyle pıhtılaşıyor.

Damarların içi niçin pıhtılaşıyor?

Asıl sorun da burada işte…

Doğrusu tıp bunun sebeplerini henüz net olarak açıklayamıyor. Gerçekten bu durum nasıl açıklanabilir ki?

Bir su şebekesini düşünün. İlk döşendiğinde pırıl pırıl iken zaman içerisinde boruyu açıp baktığınızda içinin kir ve pasla dolduğunu hatta kimi yerlerde neredeyse tıkandığını görürsünüz?

Oysa o borulardan su haricinde bir şey akmamıştır? 

Peki nasıl o hale gelmiştir o boruların iç yüzeyi?

İşte bu soruya nasıl cevap verirseniz, damarların zaman içinde bu hale gelmesine de cevap verebilirsiniz.

“Canım bunun bir sebebi olmalı illa ki” mi diyorsunuz?

Ona kaldıktan sonra sebep bulmak çok kolay…

İşte yediğimiz ve içtiğimiz her şey bunun sebebi olabilir. Ama “şu yiyecek size damar sertliği yapar” diyemezsiniz.

Nasıl diyebilirsiniz ki, bir insana dokunan bir gıda başka birine hiçbir şey yapmayabilir.

Ancak bir genelleme yapılacak olursa ne denilebilir? 

Damar sertliğine neler sebep oluyor?

Eğer bir genelleme yapılacak olursa, 

-Hiperlipidemi dedikleri, kanda yağ miktarının fazla olması hali, yani kolesterol, 

-Yüksek tansiyon, 

-Alkol almak, 

-Sigara içmek, 

-Şişmanlık 

-Gut hastalığı 

-Şeker hastalığı 

-Frengi, 

-Dengesiz ve yanlış beslenme 

-Karaciğer yetersizliği, 

-Aşırı hareketsizlik, 

-Sinir bozuklukları, vs. damar sertliğinde akla gelecek sebepler arasındadır.

Yani tüm bu sayılanlar, atardamarların iç kısmının pıhtı tabakalarıyla dolmasına ve damar sertliğine sebep oluyor öyle mi?

Hayır tam olarak öyle değil.

Ya ne?

Bakın, damar sertliği denilen rahatsızlığın, zaman içinde nasıl geliştiğini, su borusunun içinin nasıl zamanla dolduğunu örnek vererek canlandırmaya çalıştık.

Zaten tıp otoriteleri de kesin bir sebep ortaya koyamıyor. Arterio skleroz’un nasıl oluştuğuyla ilgili birçok varsayım ileri sürülmüş ama hiçbiri geçerlilik açısından henüz kesinlik kazanamamıştır. Uzmanlar bu konuda görüş birliğine de varamamışlardır. 

O bakımdan damar sertliğinin oluşumu hakkında farklı görüş ve öneriler vardır.

Bu bölümü, çok merak ediyorsanız okuyabilirsiniz. 

Kimi uzmanlar, “arterio sklerozun meydana gelmesine sebep yağlardır” diyor.

Görüşünü de şöyle açıklıyor:  

“Atardamar duvarı içten dışa doğru iç, orta ve dış olmak üzere üç ana tabakadan meydana gelir: 

İç tabaka: Bir kat hücre ile onun altında yer alan elastik bağ dokusundan meydana gelir.

Orta tabaka: Daha çok, kas dokusundan meydana gelmektedir.

Dış tabaka: Tamamen bağ dokusundan meydana gelmektedir.

Şimdi kalp kanı pompalıyor…

Kan içinde neler var? 

Neler yok ki…

Trombosit hücreleri, trigliserit, fosfolipit ve lipoprotein benzeyen yağlar vs. var.

“Bunlar da ne?” demeyin. Her birini açıklamak sayfalar alır.

İsterseniz sadece bir tanesini, örneğin fosfolipidi açıklayalım: 

Hani karaciğer fazla yağları depo eder ya. Ama önemli olan karaciğere fazla yağ göndermemektir. Sağlıklı bir kimsenin vücudu karaciğere fazla yağ göndermez. Çünkü yağ toplanmasını azaltan ve yağları karaciğerden atan maddeler görevini tam yapar.

Bu organizasyonu kim düzenler? 

Bu konuya yarın da devam edeceğiz…

 


Yorum Ekle