20 Ekim 2020, Salı
Son Dakika

Aslan Demir: Erol Köker hoca gerçek bir gönül insanıydı

16.09.2020

Gün geçmiyor ki yeni bir vefât haberiyle sarsılmayalım. Sevdiklerimiz birbiri ardına ‘Yalan dünya’dan ebediyet âlemine sırlanıyor. İmtihanını tamamlayanlar ‘irciî’ emrine ittiba edip ötelere, ötelerin ötesine gidiyor. Geride kalanların büyük bölümü hayattan da memattan da ibret almadan öylece hayat sürmeye devam ediyor.

Tasavvuf mûsikîsi üstadı, hocaların hocası Erol Köker de âvâzesini bu kubbeye Davut (as) gibi salarak bâkî kalan gök kubbeye hoş sadâlarını bırakıp Hakk’a yürüdü.

12 Eylül Cumartesi günü İstanbul’da toprağa verilen Erol Köker’e rahmeti vesile kılarak talebesi ve yol arkadaşı Aslan Demir ile konuştuk.

İttifak Gazetesi camiası olarak merhuma rahmet, yakınlarına sabırlar niyaz ediyoruz. Ruhu için Fatihalar okuyalım.

Erol Köker hoca gerçek bir gönül insanıydı.

Aslan Bey bize Erol Bey ile tanışmanızı anlatır mısınız?

Dünya işte fazla kıymetlendirmeye gelmez. Zarifoğlu Üstadın dediği gibi; “Burası dünya! Ne çok kıymetlendirdik. Oysa bir tarla idi; ekip, biçip, gidecektik”. Erol Hoca dünyayı çok kıymetlendirmeden ekip biçip aramızdan göçüp gitti, iyiler kervanına katıldı. Kendisine rahmet olsun, sevenlerinin başı sağ olsun.

Kaç yıllık hukukunuz vardı?

Kendisiyle 15 yıldır tanışırdık.

Nasıl tanıştınız/buluştunuz?

İlk buluşmamız Ümraniye Gümüşsuyu Cami Lokali’nde, cami görevlisi Raif Baytar Hocanın vesilesi ile olmuştu. Lise yıllarında müziğe çok fazla ilgim olmasına rağmen imkânsızlıklardan dolayı vakit ayırma fırsatım olmamıştı. Arkadaş ve aile meclislerinde amatör bir ruhla Türk müziğinin hemen her dalında icralar yapmama rağmen nota, solfej, usul, makam gibi terimlere oldukça uzaktım.

2005 yılında Raif Hocanın davetiyle bir grup imam, müezzin ve serbest meslek mensubu arkadaşın birkaç hocadan düzenli dersler aldığı ekibe katıldım. Ağırlıklı meşk usulü ile yapılan derslerde farklı seviyede kişiler olmasına rağmen hoş bir atmosfer var idi. Erol Hoca bu gruba nota ve solfej eğitimi de verirdi ama ağırlıklı olarak Tekke usulü meşkler yapılırdı.

Erol Hoca merhum Ahmet Hatipoğlu Hocayı çok sever ve onun tertiplerinden oluşan seçkin ilahileri gruba meşk ettirirdi. Aynı grup ile ilerleyen yıllarda Mehmet Ali Sarı Hoca Efendi’den de Cami Mûsıkîsi dersleri almış idik.

Erol Hoca ile ilerleyen yıllardaki birlikteliğiniz nasıl devam etti?

İlerleyen yıllarda çalıştığım kurumda Türk Tasavvuf Müziği ve Türk Sanat Müziğine meraklı birkaç arkadaşla birlikte bir kulüp kurup Erol Hoca ile irtibata geçtik.

Hoca nasıl mukabelede bulundu?

Hoca davet edildiği hemen her meclise amasız, fakatsız icap ederdi. Sağ olsunlar bizi kırmayıp geldiler ve üç yıl boyunca gönüllülerden oluşan grubumuza nota eğitimi verip Türk müziğinin sevilen eserlerini meşk ettirdiler.

Hoca devam eden diğer çalışma ve koro faaliyetlerine bizleri de davet ederdi, bazen ses sanatçısı olarak, bazen de ritim saz olarak Hocanın başka yerlerdeki program ve konserlerine de katıldım.

Söz konusu konserlerde yeni arkadaşlık bağları tesis etme imkânları oldu mu?

Tabii ki… Bu vesile ile Bekir Ünlüataer, İhsan Özbakır ve Hasan Lütfi Ramazanoğlu gibi sanatçılarla beraber eser geçme fırsatım oldu.

Amatör ruhla profesyonel icralar yapıyorsunuz… Hocanın söz konusu ruha ne türden katkıları olurdu?

Erol Hoca bir gün bana dedi ki “Aslan senin kulağın sağlam. Ritim harici bir saza başlasan, mesela ud, bağlama.” Hoca bana öyle bir cesaret verdi ki, aynı sene kudüm, bendir, güzel bir bağlama ve ud aldım. O gün bugün amatör ruhla çalışmalara devam ediyorum.

Hocanın ruh dünyası nasıldı?

Erol Hoca sakin ruhlu, mütevazı, derviş meşrep bir Anadolu insanı idi. Doğal bir insandı, yapmacık değildi, üzülürse ağlar, sevinirse gülerdi, duygularını dışa vuran biriydi. Konser provalarında strese girersek hemen hatıralardan bir bahis açar, böylelikle ortamı yumuşatır, ortamın gerginliğini dağıtırdı.

Merhumun tasavvuf mûsıkîsine dair mülahazalarını da konuşalım…

Erol hocamızın tasavvuf musiki çalışmalarıyla ilgili kanaatleri şöyleydi: “İnsanların kalbindeki imanı harekete geçirerek, gözlerinden bir kaç damla da yaş akıtabilirsek bu çalışmalar amacına ulaşmış olacaktır.”

Ve dahi şöyle derdi mütemadiyen: “İlahilerle, programlarla, konserlerle halkımızın çeşitli kesimlerine ulaşacağız, onların gönüllerinde bir hissiyat, kıpırdanma, gönül gözlerinde bir damla yaş oluşturabilmektir gayemiz, bunu yapabilsek bize yeter.”

Bu düsturla hiç yorulmadan, heyecanla, gayretle çalışmalara adeta koşarak gelirdi. “Bu repertuvar Ahmet Hatipoğlu hocamın repertuarı ve onun sıralaması, bu tadı her icrada bulamazsınız” diyerekyoluna her gün tazelenen bir heyecanla, onun hatıralarıyla devam ederdi.

Onun rehberliğinde konserlerimizde mûsıkîmizin her alanından üstadlarla; TRT’den, tekkelerden, camilerimizden sanatçılarla, sazendelerle, kasidehan ve karîlerle beraber olurduk. Böylelikle ciddi katılımlarla herkesin teveccühünü kazanan çok güzel programlar icra ettik.

Son zamanlardaki hastalıkları kefaret olur inşallah…

İnşaallah İbrahim Ethem Bey. Ağır şeker hastalığı var idi. Zaman zaman böbreklerine ve gözlerine vurur, unutkanlık yapardı. Ama bu halinde bile dilinden ve gönlünden zikir eksik olmazdı. Ruhu şâd, mekânı cennet olsun.

EROL KÖKER (1959-2020)

02.06.1959 Samsun doğumlu. İki çocuk babası. Samsun Büyük Şehir Belediyesi 1985 Konservatuar Mezunudur.

1986 yılında T.R.T. İstanbul radyosunda TSM ses sanatçısı olarak göreve başladı. 2018 yılında emekli oldu.

TRT’deki görevi haricinde Türk müziğini yaymak düşüncesiyle birçok TSM korolarını yönetti ve nota solfej dersleri verdi.

Emekliliğine yaklaştığı son yıllarda ise Türk Tasavvuf Musikisi üzerine yoğunlaştı. Tasavvuf musikisine hocası Ahmet Hatipoğlu tarzında repertuvarlar hazırlardı ve birçok kültür merkezinde Çeşn-i Sadâ Musiki topluluğu adı altında konserler verirken Türk Tasavvuf Mûsikısî koroları ile yakînen çalıştı.

11 Eylül 2020 tarihinde vefât etti.


Yorum Ekle
Vedat Güney
16.09.2020 16.59.53

Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun insAllah...