13 Temmuz 2020, Pazartesi
Son Dakika

Bekir Cantemir: Geçmişe bugünü öldürmeden bakalım!

09.05.2020

Bekir Cantemir nevişahsına münhasır bir entelektüel; araştırmacı, yazar, düşünür yayıncı, koleksiyoner, mühendis, efemera meraklısı, tarihin izinde, bugünün içinde, yarının yakınlarında bir yerlerde olan bir zat. ‘Âkil insan’ Selman Gemuhluoğlu’na göre “Çorum’un son elli asırda yetiştirdiği en renkli ilim simalarından biri.”

Yayıncı-Araştırmacı Dr. Bekir Cantemir’i 6 Mayıs Çarşamba günü hizmetinde bulunduğum Boğaziçi Yöneticiler Vakfı’nın  (BYV) “Tarihi Kurgulamak ve Yaşa(yama)mak: Eski İstanbul, Eski Ramazanlar” başlıklı online sohbetinde misafir ettik.

Bezmialem Vakıf Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Fakülte Sekreteri Esma Bendez moderatörlüğünde gerçekleşen programda muhatabımızın bir yönünü daha keşfettik: AÇÖTOM Genel Sekreterliği. AÇOTÖM, Akademik Çöp Toplama Merkezi’nden başka bir şey değil. Üstad Cantemir, yol arkadaşı Mehmet Timuçin Hastaş ile birlikte mezkûr merkezde 10 yıldır vatandaşın tarihini vatandaşın evrakıyla yazmanın tatlı telaşı içerisinde bulunuyor. ‘Merkez’de “çöp” diye öteye, beriye atılan evrâk-ı metruke tasnif edilerek buradan hareketle gündelik hayatın tarihi yazılıyor. Gündelik hayatın tarihinin yazımı ameliyesi cemiyet adına yapılan önemli bir hizmet… Benim, senin, Esnaf-ı Güzîn Teşkilatı’nın ve dahi Selman Gemuhluoğlu’nun tarihi… AÇÖTOM’de, Koca Ragıp Paşa’ya nazîre sadedinden neler yok ki! Paşa’ya rahmeti vesile kılarak “Turfe dükkân-ı hikemdir bu kühentâk-ı felek/Ne ararsan bulunur derde devâdan gayrı” kelâmını hatırlayalım. AÇÖTOM’de maziye ait, üzerlerinde yaşanmışlığı, mazinin izlerini ve eski sahiplerinin hatıralarını barındıran kâğıt-kürek cinsinden hemen hemen her şeyi bulmak mümkün. ‘Her şey’ cümlesine tapu tarihimize ilişkin bilgilerden gelinlik fotoğraflarına, kira kontratlarından evlerimize ilk defa su ısıtıcıların nasıl girdiğine dair dokümanlara kadar oldukça geniş bir yelpazeyi dâhil etmek vakıa mutabık olacaktır.

Yazımızın girişinde Dr. Cantemir’in koleksiyoner olduğunu belirtmiştik. Ülkemizin en mühim harita koleksiyonunun emanetçisi olan Cantemir, hatırı sayılır adetlerde elyazmasını restorasyonlarla yeniden hayata ve satırlara tutundurmayı kendine misyon edinmiş bir elyazması ihvanı.

Taş Mektep, Paradigma, Vadi ve Yöneliş Yayınları’nın hâdimi, cennetmekân Ercüment Özkan’ın hayrülhalefi Bekir Cantemir, sayıları binlere ulaşmış durumda bulunan eski Osmanlı, Anadolu ve İstanbul haritalarını teşrih masasında tahlil ve analiz ederek Osmanlı’dan Cumhuriyet’e özel mülkiyetin oluşum ve dönüşümü ile imar-siyaset ilişkilerinin sırlarını fâş etmekle meşgul oluyor.

Cantemir, BYV’nin, 6 Mayıs tarihli toplantısında söz konusu sırları ve dahi eski Ramazanlar ve İstanbul ile birlikte kurgulanan, idealize edilen, bir adım öte mütemadiyen yüceltilen tarihin bugünde idealize edildiği şekliyle bir türlü yaşanamadığını dile getirdi.

Sözün bu yerinde BYV’nin başarılı kurumsal iletişim uzmanı Nurbin Gürsoy’un etkinliğe ilişkin notlarıyla ilerleyelim.

“Kendi tabiriyle geçmiş çok iyiydi, şimdi çok kötüdür yaklaşımından çok rahatsız olduğu için marjinal bir şekilde bugünü savunan bir söylem geliştirdiğinin altını çizen konuğumuz Dr. Bekir Cantemir sohbet başlığımıza dair şunları söyledi:

Dr. Cantemir: Geçmişin deneyimine bugünü öldürmeden bakalım.

“Eski İstanbul eski Ramazanlar anlatımında şöyle bir şeyden rahatsızlık duyuyorum. Anlatının temelinde kurgusal bir şey oluşturulduğunda bu sanki yaşanılamaz bir şeymiş gibi geliyor bize. Tabii ki eskiden her şey güzeldi ama şu anda da biz her şeyi güzel kılabiliriz. Bu bizim elimizde olan bir şey. Ramazan elbette Osmanlı’daki geleneğiyle, teravihiyle, örfleriyle toplumsal hafızada önemli bir yer tutuyor. Ben sadece bunun romantize edilmesine karşı duruyorum. Bugünü de geçmişi de günahıyla sevabıyla değerlendirdiğimiz ölçüde daha sağlıklı bir tercih yapacağımızı düşünüyorum. Bugünü öldürmeden geçmişin deneyimine bakmak daha doğru olandır.

Bulunduğumuz toplumun örfünü, kamu ahlâkını gözetecek şekilde eğlencede de, bir araya gelmede de farklı şeyler de üretebiliriz. Bunu üretmekle ilgili yetenekli olduğumuz taraflar var.

Bekir Cantemir: Toplumsal örfün güzelliklerini ihyâ etmeliyiz.

Toplumsal örfte üretilen doğru şeyleri, güzellikleri ihya etmeliyiz, problemli tarafları da kendimiz elemeliyiz. Bence eleme konusunda da yetenekli bir toplumuz. Bu eleme konusunda toplumun sürekli aşağılanması, şamarlanmasını da doğru bulmuyorum. Kendi estetik algımızla ve diğer şeyler üzerinden birilerini şamarlamak yerine biz güzel olanı ihya edelim, bunu yaşatalım. Bu güzelliğin insanları kuşatacağını düşünüyorum. Kötülük nasıl bir şekilde yayılıyorsa güzellik de iyi örneklerle yayılabilecek bir şeydir.

Şehirleşmede asıl sorun bugünkü yaşamımızı nasıl ihya edeceğimize dair nitelikli düşünceler ve kamu hukukunu düşünen çözümlemelerle bir şey inşa etmektir.

‘Kamuyu koruyan bir sistemimiz yok!’

Bizim kamuyu koruyan sistemimiz yok. Kamuyu koruyan sistemi ihya edebilsek bence Türkiye’de birçok şey daha kolaylaştırılır. İnsanlar aslında söyledikleri kadar toprak sevmiyorlar. Sevselerdi Ege’deki yazlıklarını bu kadar çok beton dökerek inşa etmezlerdi. Eğer insanlar isterlerse gene mütevazı ve güzel yerlerde yaşarlar.

‘İnsanlarımızda maalesef iman amel bütünlüğü yok!’

İnsanlar bunu söylemde istiyorlar ama iman amel bütünlüğü yok. Türkiye’de şöyle bir şey var. Düşünmek ayrı bir şey, yaşamak ayrı bir şey, konuşmak ayrı bir şey…  Dolayısıyla bu üçünün bağının koptuğu yerde ortak bir zemin bulamıyoruz. Benim iman amel bütünlüğü dediğim nokta burada ortaya çıkıyor.

Ne geçmiş çok güzel ve mükemmeldi ne gelecek çok güzel ve mükemmel olacak. Aslında hayat her zaman aynı… Önemli olan bu sınavı verirken kendi kişiliğimizi, onurumuzu, namusumuzu kendi hesabımızı düzgün yapmaktan geçiyor. Biz de bugünümüzü güzel inşa edip geleceğe başka bir şey aktarabiliriz. Doğu-batı ayrımı ya da gelenek modernlik ayrımında sıkıştırarak bir şey ortaya koymak yerine bunların sorunları ve imkânlarını konuşarak vahiy ve Peygamberimizin (sav) sünnetini referans alarak doğru yerlere ulaşabiliriz. Şehir konusunda da Ramazanda da başka konularda da düşüncem budur.”

Dr. Bekir Cantemir

1975 Çorum doğumlu Bekir Cantemir, 1999’da Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Jeodezi ve Fotoğrametri Mühendisliği’nden mezun olmuştur. 2004 yılında Boğaziçi Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü’nde The Changing of Conception of Time: Calendar and Clock From the Ottoman Empire to the Republic of Turkey başlıklı yüksek lisans tezini tamamlamıştır. 2013 Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Cumhuriyet Tarihi Anabilim Dalı’nda Çok Partili Hayata Geçiş Sürecinde İstanbul’un Mekan ve Sosyal Yapı Dönüşümü (1945-1960) başlıklı doktora tezini yazmıştır.

Eski Osmanlı, Anadolu ve İstanbul haritaları koleksiyonu yapan Cantemir, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e özel mülkiyetin oluşum ve dönüşümü, imar-siyaset ilişkileri, Osmanlı basın matbuat tarihi, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi haritacılık tarihi gibi konularla akademik çalışmalarını sürdürmektedir. Akademik Çöp Toplama Merkezi (AÇÖTOM) Genel Sekreteri olan Cantemir, vatandaş evrakı ile vatandaşın tarihini yazamaya odaklanan bir yaklaşımla efemera üzerinden tarih yazımı ile ilgilenmektedir. Halihazırda Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nde “Türk Basın ve Medya Tarihi” ve “Şehircilik ve İmar Tarihi” derslerini veren Cantemir, Taş Mektep, Vadi, Yöneliş ve Paradigma Yayınları’nın ev sahibi olarak yayıncılıkla iştigal etmektedir.

 

 


Yorum Ekle