23 Eylül 2020, Çarşamba
Son Dakika

Bodrum’da geleneksel sanatlar rüzgârı

Ülkemizin önde gelen tatil merkezlerinden Bodrum’un gündeminde bugünlerde geleneksel sanatlarımızdan Selçuklu seramikleri ve İznik çinileri var.
15.06.2019 14.19.45

ÖZLEM GÖREN

Ülkemizin önde gelen tatil merkezlerinden Bodrum’un gündeminde bugünlerde geleneksel sanatlarımızdan Selçuklu seramikleri ve İznik çinileri var. Çini ve seramik sanatçısı Gülfer Akgönül’ün 12 Haziran Çarşamba günü Bodrum Osmanlı Tersane Kulesi Kaymakamlık Sanat Galerisi’nde açtığı ve ilk kişisel sergisi olma özelliğine sahip bulunan çini ve seramik sergisinde sanatçının son yıllarda ürettiği birbirinden değerli 100 eseri Bodrum’daki sanatseverlerin ilgisine arz ediliyor. Bodrumluların yoğun ilgisine mazhar olan sergide 12’inci ve 13’üncü yüzyıl Selçuklu seramikleriyle 16’ncı ve 17’nci yüzyıl Osmanlı çinileri sanatın en naif haliyle sanatseverlere “merhaba” diyor.

Selçuklu ve Osmanlı desenleri ağırlıkta…

Selçuklu ve Osmanlı desenlerini harmanlayarak çinide kendi çizgisini arayan sanatkâr 1954 yılında Aydın’da dünyaya gelmiş. 35 yıldır İstanbul’da ikamet etmekte olan sanatçı Gülfer Akgönül 6 yıl önce gerçekleştirdiği Lizbon seyahatinde Gulbenkian Müzesi’nde gördüğü Türkiye’den kaçırılıp götürülen İznik çinilerinin hikâyelerinden etkilenerek gönlünü kadim çiniciliğimize kaptırmış. Çiniciliğinin temelini engin bir resim ve desen kabiliyetiyle oluşturan sanatkâr, zamanla resimden minyatüre, minyatürden de çini ve seramik çalışmalarının engin dünyasına adım atmış. Çiçeği burnunda çini ve seramik sergisiyle Bodrum’a sanat ve estetik güzellikler katmakta olan Gülfer Akgönül zamanının büyük bölümünü Selçuklu ve Osmanlı çini sanatını keşfetmeye ayırıyor.

Çini keşfe dayanır

Çinide tüm geleneksel sanatlarımızda olduğu gibi keşfe ve araştırmaya yönelik bakir alanlar bulunduğunu belirten sanatçı, geride kalan on sanat yılının birikimiyle Selçuklu çiniciliğine dair şunları söylüyor: “Bir kere Anadolu’ya ilk sırlı duvar seramikleri Selçuklularla gelmiştir. Bizans’ta da, daha nicelerinde de sırlı duvar seramikleri yoktur. Seramikleri keserek ilk defa geometrik şekiller oluşturanlar da yine Selçuklulardır. Selçuklular, ikinci bir grup olarak da sarayda kullanılan seramikler yapmışlardır ki bunlara “Saray Çinileri” denmiştir. Saray Çinileri, Selçuklu çinilerinde ilk akla gelen desendir ve bunlar bitki, hayvan ve insan figürleriyle bezenmiştir. Selçuklu çiniciliğinde akla gelen en önemli olay ise Kubad-Abad kazılarıdır. 27 yıldır süre gelen bu kazılardan çıkarılan örnekler çok önemli bilgi hazineleridir. Bir diğer önemli konu da Osmanlı’daki gibi ve hatta şimdiki gibi İznik’in bir çini merkezi oluşudur.” 

İznik çiniciliğinin sırrı kuvarsta gizlidir

Osmanlı’da çini deyince tabii olarak zihinlere İznik çinilerinin akın ettiğini belirten sanatkâr Akgönül İznik çinilerinde en önemli olayın kuvars olduğunu belirterek sözlerine şu cümlelerle devam ediyor: “Asırlara dayanan İznik çinilerinde renk ve sırların bozulmamasının nedeni kuvarstır. İkinci akla gelen ise renklerdir. Zira İznik çinilerinde kullanılan renkler ve hatta tonlar bellidir.”

İstanbul’un fethi dönüm noktası…

İstanbul’un fethinin Osmanlı çiniciliğinde dönüm noktalarından birini teşkil ettiğini, II. Mehmed Han’ın İstanbul’u fethettikten sonra Babanakkaş’ı sarayın başnakkaşlığına getirmesinin hamle çapında bir tercih olduğunu vurgulayan çini sanatkârı Akgönül, İznik çini atölyelerinde asırlar boyunca kırmızı, kobalt, firuze siyah ve kahverenginin yoğun olarak kullanıldığını söyledikten sonra bu husustaki birikimlerini şu cümlelerle İttifak gazetemizin okuyucularına aktarıyor: “Kırmızı, kobalt mavi tonları, firuze, yeşil, siyah, kahve ve kabarık mercan kırmızısı... Yapıldığı teknik sıraltı tekniğidir. Geliştirilen ilk teknik de mavi-beyazdır. O dönemde İznik, saraydan gelen siparişlerin yapıldığı çok önemli bir şehir merkezi olmuştur. Sarayda 600 sanatçı, 45 tasarımcı çalışıyordu. İlk akla gelen ve hatta tek akla gelen kişi de Mimarbaşı Sinan’dır. 1530’ların sonunda sarayın yöneldiği cami, medrese, türbe ve restorasyon işleri dolayısıyla çini üretimi daha çok karolara doğru kaymıştır.”

Gülen Kosova, Adil Can Güven, Mehmet Gürsoy ve Mehmet Yıldırım’dan çini ve seramik sanatına dair çok önemli kazanımlara sahip olan Gülfer Akgönül manevi hocasının Faik Kırımlı olduğunu belirttikten sonra sözü çini sanatındaki ustalarına getiriyor:

Akgönül: Mehmet Gürsoy’dan feyz aldım

“İlk aklıma koyduğumda araştırıp bulduğum hocam Gülen Kesova’dır. Gülen Hanım, İSMEK Bağlarbaşı Türk-İslâm Sanatları İhtisas Merkezi’nde ihtisas hocası. Kendisinden bir yıl boyunca haftada bir gün, sabahtan akşama kadar sadece desen dersleri aldım. Bir yılın sonunda ‘hocaların hocası’ Adil Can Güven Bey ile tanıştım. Bütün ısrarlarıma rağmen ders vermiyordu... Bana değil kimseye ders vermiyordu o zaman için. İznik’ten atölye tuttum, ısrarlı bir şekilde talep edince hocam ikna oldu. Böylelikle hocamla çalışmalara başladık. Hakikaten muhteşem bir insan ve hoca. Bu arada Unesco’nun tanıdığı, hocaların hocası, Türk çini sanatının efsane ismi Mehmet Gürsoy’u zikretmemek olmaz. Bir çini sevdalısı olarak Mehmet Gürsoy hocadan çok feyz aldım. İnanılmaz birikimli, bana müthiş katkıları oldu. Ve çark… Üstadım Mehmet Yıldırım’dan çarkı öğrendim. Kütahya’ya ziyaretine gittim. Mübarek bir insan. Hocalarıma müteşekkirim.”

Sergi, 25 Haziran Salı gününe kadar Bodrum Yat Limanı’nda…

İttifak Gazetesi nezdinde çini ve seramik sanatçısı Gülfer Akgönül’ün ilk sergisinin heyecanına ortak olarak tebrik ederken serginin 25 Haziran Salı gününe kadar Bodrum Yat Limanı’nda gönlünde sanat ve estetik güzelliklere açık kapılar bulunanları beklediğini belirterek özel haber mülakatımıza noktayı koyalım.



Yorum Ekle