25 Haziran 2021, Cuma
Son Dakika

Çocuk Vakfı, Doğu Türkistan'da çocuk raporu hazırladı

İstanbul merkezli Çocuk Vakfı, Doğu Türkistan’da işlenen ağır insan hakları ihlallerinin merkezinde olan çocukları konu alan bir rapor hazırladı. Çin’in Doğu Türkistan’da işlediği etnik ve kültürel soykırım, asimilasyon politikaları ve Birleşmiş Milletler’in konuya bakışını içeren kapsamlı rapor, Nisan 2021 tarihinde kamuoyuyla paylaşıldı.
05.05.2021 12.02.55

Çocuk Vakfı, Çin’in soykırıma varan insan hakları ihlalleri işlediği Doğu Türkistan’daki çocuk konusunu gündeme alan bir rapor yayımladı. Türkçe ve İngilizce hazırlanan Nisan 2021 tarihli raporda, Çin’in kültürel ve etnik soykırım faaliyetleri, baskı ve asimilasyon politikaları incelendi. Raporda, Doğu Türkistan işlenen kültürel ve etnik soykırım kaleme alındı.

Doğu Türkistan’da çocuk raporunda geçen bazı saptamalar şu şekilde:

  • Çin Hükümeti özellikle Doğu Türkistan’da doğum önleme ve zorla kürtaj stratejisi uyguluyor.
  • 2016 yılında başlayan “aileden kopuş” politikası hız kesmeden devam ediyor.
  • 1-3 yaş bebek, 3-6 yaş grubu çocuklar için kamp merkezlerinde kaç çocuğun olduğu bilinmiyor.
  • Anne ve babaları “politik eğitim kampları”na götürülen çocuklar “sevgi dolu kalp”, “çocuk sığınma evi”, “mesleki eğitim merkezi” vb. kamplarda dış dünyayla bağlantısı olmayacak şekilde tecrit ediliyor. Hem anne-baba hem de çocukları kampa alınanlar için “çifte alıkonulmuş aile” uygulaması giderek yaygınlaşıyor.
  • Çocukların öğretmenlere “anne” diye seslenmesi zorunlu bir kural olarak uygulanıyor.
  • Pekin yönetimi çocuklara askeri eğitim veriyor.
  • Çocuklara tek tipleştirici eğitim uygulanıyor.
  • Kamplarda alıkonan çocukların anadilleri ile eğitim almaları engelleniyor, zorunlu olarak Çince öğretiliyor.
  • 2016 yılından bu yana Doğu Türkistan’daki “etnik ve kültürel soykırım” karşısında başta Birleşmiş Milletler’e bağlı örgütler olmak üzere, insan hakları savunucularının sesi duyulmuyor.

Doğu Türkistan, 1933 ve 1944 yıllarında kurduğu iki devlet Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin askeri ve siyasi desteği ile Çin tarafından yıkılmış ve 1949 yılında Çin Halk Cumhuriyeti tarafından resmen işgal edilmiş Türk halklarının öz vatanıdır. Doğu Türkistan’da Uygurlar başta olmak üzere Kazak, Kırgız ve Özbek gibi çeşitli Türk kökenli halklar yaşamaktadır. Adı, 1951 yılında “Şincan Uygur Özerk Bölgesi” olarak değiştirilmiştir.

Çocuk Vakfı, 2016 yılından bu yana Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı “etnik ve kültürel soykırım” nedeniyle son beş yılın uygulamalarını kapsayan Doğu Türkistan Çocuk Raporu hazırladı.

Çin’in Doğu Türkistan’da aile, çocuk, yetişkin ve kültürel kimliğe uyguladığı şiddet, etnik ve kültürel soykırım politikalarını içeren bu rapor, niceliğe yönelik verilere ve istatistiklere ulaşmanın imkânsızlığından dolayı, nitel boyutu olan çalışmalar yanında, röportaj ve raporlardan yararlanılarak hazırlanmıştır.

“Etnik ve Kültürel Soykırım”

Çin Hükümeti Doğu Türkistan’da Uygur, Kazak, Kırgız benzeri Türk kökenlilere, “inançlarıyla ilgili sembol ve uygulamaları” gerekçe göstererek, “etnik ve kültürel soykırım” uyguluyor. Çin Hükümeti’nin “ifade, inanç ve mahremiyet hürriyeti”ni ihlal eden bu uygulamaları Doğu Türkistan’ı “politik eğitim kampı”na dönüştürmüş durumda.

35 milyon nüfusun 3 milyonu tam anlamıyla kamplarda sürgün hayatı yaşıyor. Genel nüfusa ise “yüz tanıma video sistemi”, “telefon dedektiflik yazılımı”, “uzaktan kumandalı telefon takibi”, “banka, seyahat, sosyal medya, dini uygulamalar” gibi kişisel verilerin toplanması yanında “biometrik veriler” “mahkumiyet, endokrinasyon veya gözetim” gerekçesi olarak kullanılıyor. Doğu Türkistan’da bu amaçla kaç “temerküz kampı” kurulduğu ise bilinmiyor.

Aile ve Çocuk Boyutu

2016 yılından bu yana Doğu Türkistan’da “doğum önleme stratejisi”nin uygulaması “zorla kürtaj”ı da içeriyor. Doğu Türkistan’ın asıl sahipleri olan Uygur, Kazak ve Kırgız çocukları yatılı devlet okullarına ve yetiştirme yurtlarına zorla yerleştiriliyor.

Çin Hükümeti Doğu Türkistan’da öncelikle aile ve kültürel kimliği ortadan kaldırmaya yönelik uygulamaları giderek yaygınlaştırıyor. Özellikle Uygurların maruz kaldıkları “tecavüz, cinsel istismar, sömürü yanında sistematik işkence ve zalimane muamele” sonucunda yetişkinler kamplara götürülürken, çocuklar, “sevgi dolu kamp”, “çocuk sığınma evi”, “koruma merkezi”, “çocuk refah danışma merkezi”, “Mesleki Beceri Eğitim Merkezi”, “mesleki eğitim merkezi” adı verilen uygulamaları ile tam anlamıyla kuşatma altında tutuluyor. Çin’de bu amaçla 1 ile 3 yaş grubu için 11 kreş, 3-6 yaş grubu için 9 tesis ve 7 anaokulu seviyesinde kamplar bulunuyor ve bu merkezlerdeki çocuk sayısı bilinmiyor.

Çin Hükümeti bu kuşatma ile şu dört amacı gerçekleştiriyor: Çocukların “aileden kopuş”unu hızlandırıyor. Çocukları dillerinden, dinlerinden, kültürel kimliklerinden uzaklaştırıyor. Çocukların Çince dışında konuşmaları yasaklandığı gibi tek tip giysilerin giyilmesi zorunlu tutuluyor. Doğu Türkistan’da Çin Hükümeti’nin müfredatıyla tek tipleştirici eğitim uygulanıyor.

Çin Hükümeti’nin Savunması

Çin Hükümeti 2016’dan bu yana uyguladığı “etnik ve kültürel soykırımı” reddediyor.

Artan uluslararası kamuoyu baskısı sonucu 2018 yılında önce “mesleki eğitim ve yetiştirme programları”ndan söz etmiş, 2019 yılında ise bu kampların resmi adını “mesleki eğitim merkezleri” olarak duyurmuştur.

Şincan Uygur Özerk Bölgesi Başkanı Şöhrat Zakir ise 2019’da “Çin’de terörizm, ayrılıkçılık ve dini aşırıcılık biçimindeki “Üç Güç” karşısında başarılı olunduğunu savunmuştur.

2018 yılında Birleşmiş Milletler’in Çin’deki insan hakları kayıtlarının değerlendirildiği oturumunda, Çin Dış İşleri Başkan Yardımcısı Le Yucheng, “Birkaç ülkeden gelen önyargı yüklü siyasal suçlamaları kabul etmeyeceğiz.” demiştir.

Dünyanın Acıklı Gerçeği

2016 yılından bu yana Doğu Türkistan’da yaşanan insan hakları ihlalleri karşısında, başta Birleşmiş Milletler Örgütü olmak üzere, Çin Hükümeti, “kendi ulusal yasalarının ve uluslararası hükümlülüklerin yanında taahhütlerinin de gereğini yerine getirmeye” davet edilmişti. Birleşmiş Milletler’e bağlı örgütlerin Nisan 2021 tarihine kadar Doğu Türkistan’daki insan hakkı ihlallerine dair “herhangi bir yüksek sesli çağrısı, raporu veya çalışması”nın olmayışı Doğu Türkistan’ın uluslararası boyutlu acıklı gerçeğinin bir başka boyutunu oluşturuyor.

Doğu Türkistan’da hak ihlallerinin en önemli mağdurlarının başında çocuklar geldiği hâlde, UNICEF, Doğu Türkistan’da çocukların durumuna karşı sessiz ve kayıtsız kalmayı sürdürüyor. Doğu Türkistanlı’lar niçin UNESCO’nun sesinin duyulmadığı sorusunu soruyor. Dünya Dağlık Örgütü’nün Covid-19 salgınından bu yana geçen 15 ay içinde Doğu Türkistan hakkında hiçbir açıklama yapmamış olması ise kaygıyla izleniyor.

Çocuk Vakfı’nın Önerisi

Çocuk haklarına saygı ‘cenin hakları’ndan başlar; çocuğun doğuştan değişmez ve sonradan kazanılmış haklarının kabulü çocuğa ve onuruna saygının gereğidir. Dünya barışı ve esenliğinin altın anahtarı, hiçbir ön koşul ileri sürmeden çocuktan yana taraf olmaktır. Çocuk Vakfı, doğmuş ve doğacak çocuklar ile masumiyetten yana taraftır. Öncelikle Çin Hükümetini çocuğa ve onuruna saygı temelinde insan hakları ihlallerine son vermeye davet ediyoruz.



Yorum Ekle