07 Haziran 2020, Pazar
Son Dakika

Çok bilinmeyen bir ağacın ismi romanda hayat buldu

Filiz Gökdemir Köşker, çocukluğundan beri süre gelen okuma ve yazmaya olan ilgisini en sonunda ilk eserini vererek taçlandırdı. İlk romanı Kebbat 1’i geçtiğimiz günlerde yayınlanan yazarın ikinci ve üçüncü romanları da sırada. Köşker, “Gelenek göreneklerin ailede, çocuk eğitiminde ne kadar etkili olduğunu yeni yetişmekte olan gençlerimizin eksiklerini gözlemlemem büyük etkendir. Bu sebeple gerçek aşk, tek taraflı aşk ve günümüz gençlerinin iki günlük adı aşk olan durumlarını irdelemek istedim” dedi.
19.05.2020 15.46.37

MÜJDEM ÇETİNKAYA

Filiz Gökdemir Köşker’le ilk romanı Kebbat 1 ve bundan sonraki planları ile ilgili bir sohbet gerçekleştirdik.

Yazma isteği özellikle roman yazma arzusu sizde nasıl gelişti?

Yazma isteği birdenbire ortaya çıktı. Daha önceleri sık sık cümle aralarında kitap yazarsam şunu da yazacağım gibi esprilerim olurdu. Bilinçsiz beynimiz belki de bizi hazırlıyor olabilir. Babam ben 6-7 yaşlarındayken İskenderun’da dükkanının önünde kitap okuturdu. O zaman böyle bir meslek de vardı. Evimize her gece 5-6 çuval kitap gelirdi. Okuma yazmam olmadığı halde defalarca o kitapları resimlerine bakarak kendimce okur, bitirir yine kitap diye tuttururdum. Çok kitap okuyan bir sülalem var. Aileyle sınırlı değildi kitap okuyanlar... Bu da yıllar içinde birikim olarak döndü bana..

İlk romanınız Kebbat 1’ i yazarken nelere dikkat ettiniz? Nelerden etkilendiniz?

Kebbat-1 i yazarken memleket hasreti büyük etken oldu aslında. Bir türlü gelişmeyen, Fırat nehri kenarındaki bu mistik ilçenin hasretine, eski dönemlerden gelen gerçekliklerini de katarak, anneannemin anlattığı eski dönemlerin ve çocukluğumda yaşadıklarımın etkisi çok büyüktür... Gelenek göreneklerin toplum ve birey üzerine etkileri, çocukluk travmalarının hayatın ilerleyen dönemlerinde ne kadar başarılı olunursa olunsun bir insanın bütün hayatını nasıl etkilediğini ve kanser karşısında intiharı seçerek aslında yaşadığı travmanın da etkilerinden kurtulup ruhunu özgür bırakmayı seçiş yolunda hangi yollardan geçtiğini anlatırken, unutulmaya başlayan gelenek göreneklerin ailede, çocuk eğitiminde ne kadar etkili olduğunu yeni yetişmekte olan gençlerimizin eksiklerini gözlemlemem büyük etkendir. Özellikle bu eksiklikleri, yaşanan aşk adı altındaki değer boşluklarıydı beni etkileyen. Bu sebeple gerçek aşk, tek taraflı aşk ve günümüz gençlerinin iki günlük adı aşk olan durumlarını irdelemek istedim.

Kebbat 1 oldukça sürükleyici idi. Özellikle sevgi ve aşk girdabında kayboluşlar oldukça dikkat çekiyor. Sizde Kerime Nadir veya dışardan örnek verecek olursak Barbara Cartland esinlenmesi var diyebilir miyiz?

Muhakkak Kerime Nadir etkisi büyüktür. Okurlarımdan bu tür saptayışlar bana döndüğü zaman farkına vardım. Sonuçta o dönem çocuklarıyız. Kemalettin Tuğcu’larla büyüdük... Biraz da duygusal bir yapım olması sebebiyle yaşanan yanlış ilişkileri vurgulamak isteğinden doğdu. Ama ilgi alanım daha çok Stephen King tarzı romanlardır. John Verdon, Tess Gerritsen, polisiye okurum çoğunlukla.

Kebbat'in sizde nasıl bir hatırası var ki romanınıza da adını verdiniz?

Kebbat: Şanlıurfa’nın Birecik ilçesinde hayat denilen bir avlusu olan eskinin zengin evleri diye tabir edilen özellikli, livanlı, minik havuzu olan bir evde büyüdüm. O evin hayatında (avlusu) iki ağacımız vardı. Biri Kebbat, diğeri turunç ağacıydı. En az 90 yıllıktı. Kebbat benim ilk yaptığım reçeldir aynı zamanda. Lisede yiyecek içecek hizmetleri diye anılan bölümde okuyordum. Sınav olacaktık ve elimin altında yapabileceğim tek meyve kebbattı. O kadar zordur ki onu tatlandırmak... Hayatımızı tatlandırmak da zordur... Kebbat güneydoğuda anılan ismi, Türkiye’de kebbet, diyorlar... Kavun ağacı ya da en çok bilinen ismi Bergamot... Hepinizin aşina olduğu ismi...

Kebbat 1 olduğuna göre ikincisi ne zaman geliyor ? Daha sonrasında yeni romanlar ya da yeni eserler olacak mı?

Evet devamı olacak. Kebbat -2- "Seni Görüyorum" haziran ayında çıkmış olacak. Polisiyenin tadı artarken Birinci romanda çözülen sırların Kördüğümü, KEBBAT-II’de çözülecek.. Gerilim had safhada fakat duygusal dalgalanmalarla gelecek... Üçüncü romanımın yazılma süreci devam ediyor. "KÖR" isimli romanım da çok uzun sürmeden okurlarımla buluşacak... Her romanımda bende tecrübelerimi artırıyorum. Zenginleşiyor ve daha iyi yönde kendimi geliştirmeye devam ediyorum. Bunu sizler de hissedeceksiniz...

Kitabı Cumhuriyetin ilk öğretmenlerinden olan anneannesi
Ayşe Akşeker’in (solda) anısına yazdığını ifade eden Filiz Gökdemir Köşker,
kapakta da onun resminin yer aldığını belirtiyor. 

Kitabın kapağı dikkatimi çekti

Bu kitap, Osmanlı döneminde eski alfabeyle mezun olup öğretmen olan daha sonra Cumhuriyet döneminde harf inkılabı yapıldıktan sonra yeni alfabeyle tekrar mezun olan, Mustafa Kemal Atatürk‘ün gönderdiği madalyayı dayım küçükken yerinden alıp kaybettiği için sık sık hayıflanan Cumhuriyetin ilk öğretmenlerinden, sevgili Anneannem Ayşe Akşeker’in anısına yazılmıştır. Kapakta da onun resmi yer alıyor.

Ne diyelim okuyucusu bol olsun. Başarılar.

İnşallah. Teşekkürler.

Kitabın konusu

Polisiye tadında hayatın, türlü hallerini ve aşk hallerini yaşarken, beden ve ruh arasındaki çekişmelerini, insan ve toplum psikolojisini çeşitli yönlerden irdeleyen sorgulayan, örnek karakterler üzerinden sosyal mesajlar içeren bir romandır.

Kitabın özeti

Gelenek ve göreneklerin baskıladığı, özgür bir ruha sahip, 1959 doğumlu Şevval Aşiyan’ın yorgun gidişinde, henüz çiçeği burnunda bir üniversite öğrencisi olma hayalleri yaşarken başına gelen olumsuz olayların etkisi büyüktür. Talihsiz kadının korkularını, kaygılarını, kendi içinde aşmaya çabalarken, kendini sevgisiz, yalnız acılar içinde bir ruhun içine hapsetmiş bulmasıyla yaşadığı bir tutsaklığın sonucunda, ailesinden ve çevresinden ruhen uzakta, yaşadığı hayatının gölgesinden günümüze uzanan bir hayat hikayesi.

Filiz Gökdemir Köşker kimdir?

Yazar 12 Ocak 1968’de Hatay İskenderun’da doğdu. İlkokulu burada, ortaokul ve lise eğitimini Şanlıurfa’nın Birecik ilçesinde Fırat kıyısındaki Birecik kız meslek lisesinde bitirdi.

Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi’nde dört yıllık lisans eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul Ümraniye’de aile ekonomisi ve beslenme öğretmeni olarak göreve başladı. 1994’te başladığı öğretmenlik hayatını Gaziantep, Bartın, Tarsus ve son olarak Mersin /Arpaç Bahşiş Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Yiyecek İçecek Hizmetleri öğretmeni olarak başarıyla tamamlayıp 2019 yılında emekli oldu. Halen Mersin/Erdemli’de yaşamaktadır.



Yorum Ekle