30 Kasım 2021, Salı
Son Dakika

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Atatürk'ü anmak verdiği mücadeleyi doğru tespit ederek anlamaktır

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Atatürk'ü anmak elbette önemlidir, ama asıl olan Atatürk'ü verdiği mücadelenin izini sürerek gerisindeki sebepleri doğru tespit ederek anlamaktır." dedi.
10.11.2021 18.20.49

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ebediyete irtihalinin 83. yılı dolayısıyla Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunca Tarihi CSO Konser Salonu'nda düzenlenen anma törenine katıldı. 

Konuşmasına kendisini dinleyenleri selamlayarak başlayan Erdoğan, İstiklal Mücadelesi'nin Başkomutanı, Cumhuriyet'in banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ebediyete irtihalinin 83. yılında hürmetle, rahmetle yad etti. Malazgirt Zaferi'nden bu yana bu toprakların vatan olması için mücadele eden, gözlerini kırpmadan canlarını veren tüm şehitlere, gazilere, kahramanlara Allah'tan rahmet dileyen Erdoğan, kurucu kadro başta olmak üzere, TBMM'nin toplandığı ilk günden bugüne kadar Cumhuriyet'in ayakta kalması, gelişmesi, büyümesi için gayret gösteren herkese şükranlarını sundu.

Halen sınır boylarında vatan nöbeti bekleyen askerlerden, ekmek teknesi başında ter döken esnafa ve işçiye, toprağını eken çiftçiye, fabrikasında üretim yapan girişimciye, kamuda görev yapan insana kadar büyük ve güçlü Türkiye'nin inşası için çalışan herkese müteşekkir olduklarını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Amacımız, Cumhuriyet'imizin kuruluşunun 100'üncü yılında ülkemizi ecdadımızın mirasına layık ve milletimizin hayallerine uygun bir seviyeye çıkarmaktır. Bunun için eğitimden sağlığa, güvenlikten teknolojiye kadar her alanda kurduğumuz sağlam altyapı üzerinde, siyasi ve ekonomik gücü ile dünyanın birinci liginde iddia sahibi bir Türkiye inşa etmenin gayreti içindeyiz. İlhamımızı Malazgirt'ten, İznik'te atılan ilk temelden, Söğüt'te dikilen ulu çınardan, İstanbul'un fethinden, Çanakkale destanı, İstiklal Harbi'mizden alarak aydınlık geleceğimize doğru yürüyoruz. Küresel krizlerin üstesinden başarıyla gelen, hangi engelle karşılaşırsa karşılaşsın mücadeleden vazgeçmeyen bir ülke olarak her geçen gün hedeflerimize biraz daha yaklaşıyoruz. Hem devraldığımız birikime sahip çıkarak hem de bugüne kadar yapılanları 5'e, 10'a katlayarak yeni hizmetlerle Cumhuriyet'i yaşatmak ve büyütmek için gece-gündüz çalışıyoruz." Erdoğan, toplantının gerçekleştiği Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının eski binası ve hemen yanı başındaki yeni binasının bu anlayışın somut örnekleri olduğunu dile getirdi.

"Tarihi bir mücadeleyi yürüttü"

İstanbul'daki Atatürk Kültür Merkezi'nin eski ve yeni binalarının da Türkiye'nin nereden nereye geldiğinin sembolü olduğuna işaret eden Erdoğan, aynı anlayışla Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu'nu Kavaklıdere'deki eski binasından gelecek yıl sonunda Beytepe'deki yeni yerine taşıyarak, bir başka sembolik adımı daha atmış olacaklarını söyledi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının eski binasının restorasyonu ile kurumun yeni binasının, Ankara'ya ve Türkiye'ye hayırlı olmasını diledi. "Atatürk'ü anmak elbette önemlidir ama asıl olan Atatürk'ü verdiği mücadelenin izini sürerek gerisindeki sebepleri doğru şekilde tespit ederek anlamaktır." diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Ülkemizde dillerinden Atatürk'ün ismini düşürmeyen ama onu anlama konusunda en küçük gayret de göstermeyen bir kesim hep olagelmiştir. Bugün sizlerle Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün askerlik hayatı boyunca görevde bulunduğu yerler ile ülkemizin son dönemde faaliyetlerini yoğunlaştırdığı yerlerin şöyle bir karşılaştırmasını yapmak istiyorum. Mustafa Kemal akademideki eğitimi sonrasında yüzbaşı rütbesiyle 1905'te Suriye Şam'daki 5. Ordu'da göreve başladı. 1907'de Makedonya'daki 3. Ordu'ya tayin olduktan sonra hemen ardından 1908'de Libya Trablus'taki ilk görevine gitti. Hatta 1909'daki İttihat Terakki Kongresi'ne Trablus delegesi olarak katıldı. Büyük savaş öncesi Avrupa'da tespitlerde bulunmak üzere, bazıları derler ki 'hiç yurt dışına çıkmadı.' Ben, yurt dışına çıktığını söylüyorum. 1910 yılında Fransa, İsviçre, Belçika ve Hollanda'yı kapsayan bir gezi yaptı. İtalyanların Libya'ya saldırması üzerine 1911 yılında binbaşı rütbesi ile tekrar Trablus'a giderek 1912 Ekim'ine kadar süren, gözünden ve kolundan yaralandığı tarihi bir mücadeleyi yürüttü."

"Şanlı Milli Mücadele süreci başladı"

Atatürk'ün Birinci Dünya Savaşı'nın arifesinde yarbay rütbesi ile bulunduğu Sofya'dan Tekirdağ'da yeni oluşturulan 19. Tümen Komutanlığı'na atandığını belirten Erdoğan, ardından başında bulunduğu 57. Alay ile destan yazdığı Çanakkale'ye geçtiğini kaydetti. Çanakkale'de çeşitli görevler üstlenen ve göğsündeki saate isabet eden şarapnel ile yaralandıktan sonra 1915 sonunda İstanbul'a dönen Atatürk'ün, görevlendirildiği 16. Kolordu Komutanlığı'nda birliği ile Halep üzerinden Diyarbakır'a geçerek 1916'da Muş ve Bitlis'i Rus işgalinden kurtardığını anlatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

"2. Ordu Komutanlığı'ndaki görevinden Alman general ile olan anlaşmazlığı sebebiyle istifa ederek 1917 sonunda İstanbul'a döndü. Veliaht Vahdettin'in Almanya seyahatine eşlik ederken kendisini yakından tanıma imkanı buldu. Böbreklerinden rahatsızlandığı için 1918 Mayıs'ında bir müddet Viyana'da tedavi gördü. Sultan Vahdettin'in tahta çıkmasının ardından 1918'in Ağustos'unda 7. Ordu Komutanlığı'na atanarak Nablus'a geçti. Suriye'nin kaybedileceğinin anlaşılması üzerine Halep'e çekildi. Mondros Anlaşması'nın ardından Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı görevine getirildi. İngiliz işgalinin ardından bu ordu dağıtılınca İstanbul'a geri döndü. İstanbul'da saray, hükümet ve çeşitli ülke temsilcileri ile yaptığı istişareler sonucunda Anadolu'ya geçerek Milli Mücadele'yi başlatmaktan başka çare kalmadığını gördü. Bu amaçla 9. Ordu Kıtaları Müfettişi unvanıyla Samsun'a doğru yola çıktı. Samsun'a ayak bastığı 19 Mayıs sabahından itibaren de şanlı Milli Mücadele süreci başladı."

"Nutuk'ta 3 hedef belirtiliyor"

Cumhuriyet'in ilanı ile taçlanan Milli Mücadele'nin her safhasının da bu çizginin devamı ve tamamlayıcısı olduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti: "Her fırsatta önünde poz verdikleri ama içinde ne olduğunu bilmedikleri Nutuk'ta, Cumhuriyet'in kuruluşu ile birlikte ortaya konan 3 hedef belirtiliyor. Yurdumuzu dünyanın en mamur ve medeni memleketleri seviyesine çıkartacağız. Milletimizi en geniş refah vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Milli kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkartacağız. Gazi'nin milletimize işaret ettiği istikamet işte budur. Laf değil, icraat. Milli iradenin üstünlüğü temeli üzerine bina edilen yeni devletimizin, yaşadığımız tüm arayışlara ve badirelere rağmen 2 bin yıllık devlet silsilemizin devamı olduğu da asla unutulmamıştır. Milletimiz, her tökezlemenin ardından devletine daha güçlü şekilde sahip çıkarak, Cumhuriyet'imizin ilelebet yaşayacağı gerçeğini dost düşman herkese göstermiştir."

Konuşmasında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün askerlik hayatı boyunca görev yaptığı yerler ve verdiği mücadeleyle, cumhuriyetle ulaşmak istediği hedeflerin tanıdık geldiğini belirten Erdoğan, "Dikkat edilirse Mustafa Kemal Libya'da, Mustafa Kemal Suriye'de, Mustafa Kemal Çanakkale'de, Mustafa Kemal Kafkasya sınırlarımızda, Mustafa Kemal Anadolu'nun her karış toprağında. Hani bize diyorlar ya 'Azerbaycan'da ne işin var, Suriye'de ne işin var, Libya'da ne işin var', hani siz Kemalisttiniz, hani siz Atatürk'ün yolundan gidiyordunuz? Dürüst değiller, değiller. İşte biz, bu millet nerede ne yapılması gerektiğini gayet iyi biliyor ve yapılması gereken, atılması gereken adımı da vakti saati geldiğinde atıyor." diye konuştu. Mustafa Kemal Atatürk'ün milletin istiklal ve istikbal mücadelesinin gerektirdiği her yerde bilfiil savaştığını ve mücadele ettiğini söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bununla kalmamış, gelişmelerin arkasından değil önünden gitmek için Avrupa'yı ve dünyayı yakından takip etmiştir. Şimdi biz Amerika'da, New York'ta Birleşmiş Milletler binasının tam karşısında, çaprazında Türkevi inşa ettik. 'Niçin inşa ettiniz?' diyenler çıkabilir. Ettik ve orada adeta birilerine de mesajımızı en güzel şekilde verdik. Gazi Mustafa Kemal'in bu serencamı, bugünkü Türkiye'nin de yol haritasıdır. Türkiye bugün de Suriye'dedir, Türkiye bugün de Libya'dadır, Türkiye bugün de Kafkaslar'dadır, Türkiye bugün de Avrupa'da ve dünyada öncü bir diplomatik mücadele yürütmektedir. Eğer bu ülkede Gazi'nin bölgemizi ve dünyayı kucaklayan siyasi, diplomatik, ekonomik, askeri mirasına sahip çıkan birisi varsa o da biziz."

"Çarpık bir Atatürk istismarcısı kesimle karşı karşıyayız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Peki Atatürk isminin arkasına sığınanlar, Allah aşkına soruyorum, ne yapıyorlar?" ifadesini kullanarak, "Maalesef kendi ülkeleri ve milletleri aleyhine hangi faaliyet varsa onun değirmenine su taşıyan, garip olmanın ötesinde çarpık bir Atatürk istismarcısı kesimle karşı karşıyayız. Düşünün, bizi gidip Avrupa'ya şikayet edenlerden bir şey olur mu? Batı'nın büyükelçilerine bizi şikayet edenlerden bir şey olur mu? Mektup yazıp, onlara teslim edenlerden bir şey olur mu?" dedi. Sadece son günlerde yaşananların bile bu çarpıklığın hangi boyutlara vardığını göstermeye yeterli olduğuna işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye bunca güvenlik krizi yaşadı, terör örgütleri saldırdı, sınırları kuşatılmaya çalışıldı, ekonomik tuzaklara maruz kaldı. Gazi Mustafa Kemal'in kurduğu partinin başındaki zatın bunların hiçbiri için yabancı büyükelçilere Türkiye'nin çıkarını korumak adına mektup yazdığını, hatta ima yollu bir cümle kurduğunu görmedik, duymadık. Ama ülkenin en büyük yatırımını engellemek için tamamı yanlış, tamamı yalan ifadelerle kendi iş insanlarımızı tehdit ediyor, yetmiyor yabancılara mektup yazıp Türkiye'ye karşı ittifak çağrısı yapıyor. Şayet inanın Gazi hayatta olsaydı emin olun bunları o partiden sopayla kovalardı. Gerçi bu partinin mevcut yapısı içinde Atatürk, o partinin kapısından içeri sokulur muydu tabii onu da bilmiyoruz. İktidarın hayalini kurmak da bile böylesine küstahlaşan, nobranlaşan, kibirden yanlarına varılmayan, her kesimi tehdit eden, gavurun kılıcını çalmaktan başka iş bilmeyen bu faşist zihniyet, milletimizden hak ettiği dersi mutlaka alacaktır. Biz ise Atatürk'ün ülkeyi muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkarma hedefi doğrultusunda hangi yatırım yapılması gerekiyorsa yapmayı, hangi adım atılması gerekiyorsa atmayı, kiminle mücadele edilmesi gerekiyorsa mücadele etmeyi sürdüreceğiz."

Programın yapıldığı yerin birkaç yıl önce çökme riskiyle karşı karşıya bulunduğunu söyleyen Erdoğan, buranın kültür-sanat vadisi olarak farklı bir hale gelmesini istediklerini, bu doğrultuda yeniden inşa, imar yaptıklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunlarla yetinecek miyiz? Hayır, bunlar sürekli olarak, ağırlıklı İstanbul ve Ankara'da bunlar devam edecek. Allah'ın yardımı ve aziz milletimizin desteğiyle ülkemizi 2023 hedeflerine mutlaka ulaştıracak, 2053 vizyonlarını bizden sonraki nesillere emanet edeceğiz." dedi.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü saygıyla ve rahmetle yad eden Erdoğan, "1000 yıldır üzerinde yaşadığımız bu toprakların vatanımız olması için canlarını vermek dahil her türlü fedakarlığı yapan kahramanlarımızı, ülkemize ve milletimize hizmet etmiş herkesi şükranla anıyorum. Tüm şehitlerimize ve gazilerimize Allah'tan rahmet, gazilerimizden halen hayatta olanlara sağlık ve afiyet diliyorum." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu yönetimine de düzenledikleri anma toplantısı için teşekkür etti.

Törenden notlar

Törende, Türk Tarih Kurumunca 10 Kasım Atatürk'ü Anma etkinlikleri kapsamında Hakkari Yüksekova'dan Ankara'ya davet edilen 50 lise öğrencisi de yer aldı. CSO ve Devlet Çok Sesli Korusu'nun konser verdiği tören öncesi Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk fotoğraflarından oluşan sergiyi gezdi.

Törene, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve kuvvet komutanları, TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Türk Tarih Kurumu (TTK) Başkanı Prof. Dr. Birol Çetin, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Muhammet Hekimoğlu ve Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek de katıldı. İTTİFAK-AA



Yorum Ekle