31 Ekim 2020, Cumartesi
Son Dakika

Doç. Dr. Süleyman Doğan: Koronaya 100 mektup

Yıldız Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Süleyman Doğan tarafından korona günlerinde kaleme alının “KORONAYA 100 MEKTUP” isimli eser üzerine söyleşi gerçekleştirdik.
08.10.2020 14.49.56

MAHMUT YÜKSEL

Yıldız Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Süleyman Doğan tarafından korona günlerinde kaleme alının “KORONAYA 100 MEKTUP” isimli eser Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılık tarafından yayınlandı. Doç. Dr. Süleyman Doğan ile “Koronoya 100 Mektup” kitabı üzerine söyleşi gerçekleştirdik. Gazetemiz yazarı Doç. Dr. Süleyman Doğan’a soru ve cevaplarla ikinci bölümü siz aziz okurları ile baş başa bırakıyoruz.

Sayın hocam bu kitaptaki koruna mektuplarından örnekler verir misiniz?

Üniversiteli gençler korona günlerinde bir nevi karantinada evlerinde zorunla kaldıkları ortamda görüşlerine mektupla dile getirdiler. Mektupta en fazla üzerinde durulan kelime, tema ve kavram şunlar olması dikkat çekiciydi: “Eğitim, saygı, sevgi, sabır, ölüm, stres, sıkıntı, aile, anne-baba, yeni, doğuş, selam, merhaba, salgın, paylaşma, yardımlaşma….”

Mektuptan Örnekler

Mektuplardan örnekler verecek olursak hocam..

Kitap vesileyle; hepimizin güzel yüreklerine dokunabilirsem ne mutla bana. Koronaya 100 Mektup” ile tarihe bir not düşmek amacıyla yazdığım kitapta seslenen gençlerin mektuplarından örnekleri kısaltarak sizlere başlıklarıyla birlikte sunmak istiyorum. İşte örnekler:

Evet Düşman Biziz!

“Bu savaşın ya da senin alışma sürecinin biteceği günü bekliyorum. Acaba insanlar hatalarından ders almış olacaklar mı? Görmeye başlayacaklar mı? Görecekler mi acaba, en başından beri düşmanın aslında kendileri olduğunu? Diyecekler mi “Evet düşman biziz.”

Covid-19’da Bizden Biri mi?

“Sen bizim gerçekten de durmamızı sağladın. Nasıl yaşadığımızın farkında değildik. Sadece yapmamız gerekenleri yapıyorduk. Durup düşünmek, bizlik bir durum değildi. Düşünüp sağlıklı olduğumuz her an için şükredebileceğimiz bolca vaktimiz var.”

Bizi Durdurabilen Tek Şey: Koronavirüs!

“Bizleri eve kapatıp ülke ülke gezen bir virüs o. Hayatımıza bu kadar hızlı girerek salgın hastalık gerçeğini bizlere hatırlattı. 2020’nin başlamasıyla birlikte kişisel ve toplumsal düzeni tamamen değiştiren bir sürece yol açtı.”

Senin Eğitim Felsefesi Anlayışın!

“Bu öyle bir felsefe ki, senin dersine girenler bütün dünya idi ve arka sıralarda oturan öğrenciler bile seni can kulağıyla dinlemek zorunda kaldılar. Bizlere verdiğin birtakım dersleri bizler öğrenmek zorundayız. Bizlere verdiğin dersleri sınıfta kalmadan geçebilmek ümidiyle tamamlıyorum sözlerimi.”

Senin Suçun Değil

“Bizden aldıkların ve bize kattıkların şöyle bir dursun, doğaya nefes aldırdın. Bunu beceremeyen biz insanoğullarına ders olarak minicik bedeninle bunu sen başardın.”

Sensiz Güzel Günlere!

“Seni önce Çin’de çıkan ve bize asla gelmeyeceğini düşündüğümüz bir virüs olarak tanıdık. Ama aslında öyle değildi. Senin hayatımızı bu denli değiştireceğini önceden bilseydik belki de her şey daha farklı olacaktı.”

Senden Önce, Senden Sonra

“Ey korona, senden önce hayatım ne kadar güzel, kafam ne kadar rahatmış. Senden önce okulda herkesle konuşur, herkese sarılırdım yani şimdiki deyimle sosyal mesafeyi yok sayardım. Şimdi kimseyle konuşamıyorum çünkü dışarı adım atamıyorum, dışarda istediğim yere dokunmayı bırak evde prizlere kapı kollarına dokunamaz hale geldim, dışarı çıkarken sanki uzaya çıkacak gibi bir endişe ve korkuyla hazırlanıp çıkar oldum.”

Bizden Alınanlar ve Bize Katılanlar

“Yanlışlar bizim yanlışımız, kötülükler bizim kötülüğümüz ve iyilikler bizim iyiliğimiz. Dünyada yanlış giden birçok olay var ve bunların sorumlusu bizleriz, susan, boyun eğen, düşünmeyen, üretmeyen bizler.”

İstemiyorum Seni, İstemiyoruz Seni

“Sevgili Korona Merhaba, artık daha fazla çocuk, anne-babasız ve anne-baba, çocuksuz kalmasın. Hiç kimse sevdiklerinden ayrılmasın. İstemiyorum seni, istemiyoruz seni git artık buralardan.”

Covid:19, İnsanlık:0

“Sevgili korona kardeş!

Benim düşünceme göre doğa senin aracılığınla insan ırkını biraz olsun sınırlandırarak eski sağlığına kavuşmaya çalışıyor. Bizler evlere kapandığımızdan beri hava, su ve toprak daha temiz, vahşi yaşam daha mutlu, doğa belki de yüzyıllardır hiç olmadığı kadar özgür. Yani aslında yine ve yine yaşanan her şeyin sorumlusu insan. Yani gelecekte biz seni tamamen yendiğimizi düşünsek de skor tablosunda bana göre sen hep önde olacaksın.

Senden birkaç arzum olacak. Bu olayı fazla abartmazsan sevinirim. Bir diğeri de biz insanlık olarak en zorlu koşullarda yaşamayı başarmış, dünyada her noktada hayatta kalan bir canlıyız. Hatta dünyayı aştık uzaya çıktık ve orada yaşam arayışına girdik. Ne hikmettir ki karşılaştığımız bazı şeylerden birisi de sensin. O yüzden birbirimize çok benziyoruz aslında. Belki de bu süreç, bunun savaşıdır. O yüzden daha fazla savaşmadan, en kısa zamanda temiz, doğal normlarına uygun bir dünyada yaşamaya çalışmalıyız. Tekrar görüşmemek üzere. Güle güle.”

Yukarıda verdiğiniz mektup örnekleri bize ölüm dahil bir çok meseleyi tekrar düşünmemize imkan sağlıyor diyebilir miyiz?

Evet. Korona dendiğinde insanlar dudak büküyor ve olumsuz bir çağrışım yapıyor. Korona adeta ölümle birlikte zikrediliyor. Ancak koronanın bize önemli öğretileri var. Bunların başında iyi, doğru, güzel ve faydalı işlerimizi yarına bırakmamak. İyilikleri çoğaltıp kötülükleri bertaraf etmek. Ölümü sadece başkaları için değil öncelikle kendimizi için de derinlemesine düşünmek gerekiyor. Korana ile birlikte mal mülk sahibi zenginlerinde aciz kaldığını gördük. Demek ki dünya mal mülk biriktirip başkalarını yok saymak yeri değil. Bundan ibret almak ve yaşamımızı yeniden düzene koymak dünyası diye düşünüyorum.



Yorum Ekle