04 Şubat 2023, Cumartesi
Son Dakika

Doğu Türkistan’da Devr-i Alem: Kaşgarlı Mahmut’un Çileli Hayatı

22.01.2023

Tarihi Kaşgar şehri yıkık dökük binalara rağmen halen Doğu Türkistan’ın kültür başkenti olduğunu gösteriyor. Artuç’dan ayrılıp Kaşgar’a doğru yolumuz devam ederken yine vadilerden geçiyoruz. Meyve bahçeleri ve üzüm bağları eşliğinde Kaşgar’da ki meşhur Apak Hoca’nın türbesine gideceğiz. “Akpak” hoca olarak da biline Apak Hoca 1600’lü yıllarda yaşamış, Uygulamaları Uygurlar tarafından tartışma konusu olmuş, Doğu Türkistan’da ki Hocalara döneminin önemli bir temsilcisi. Dar yollardan geçerek Apak Hoca türbesine geliyoruz. 

Apak hocanın Türbenin muhteşem giriş kapısı Uygur mimari zarafetinin güzel bir örneği. Gül bahçeleri arasında ki Apak Hoca türbesine girerken kameramız elimizden alınıyor. Görevliler adeta sıkı yönetim uyguluyorlar. Türbenin firuze çinilerle tipik mimarisi görülmeye değer.

Gül bahçeleri içerisinde ki türbe asırlardan beri Uygur mimarisini yansıtıyor. Fotoğraf makinemizi gizlice çalıştırarak türbenin içinden ve dışından görüntüler çekmeye çalışıyoruz. Türbe içerisinde apak hocayla birlikte 40 yakının mezar sandukası bulunuyor. Bahçede ki güller, üzüm asmaları arasında türbenin ana binası adeta muhteşem bir ressamın fırçasından çıkan tabloyu andırıyor. 

Türbeye hakim noktada Uygurlu genç kızlar milli kıyafetleriyle turistlerle fotoğraf çektiriyorlar. Bizim fotoğraf çekme talebimiz olumlu karşılanarak Uygur milli kıyafeti giyen kızlarla türbe bahçesinde fotoğraf çekiyoruz. Türbeden başka burada medrese, Cuma camii ve kabul salonuda bulunuyor. Bahçede tamirat ve restorasyon işlemleri devam ediyor.

 Cuma camiinin mihrap ve minberiyle tavan işçiliği muhteşem, ahşap sütunlar üzerinde adeta bir bahçeyi andırıyor. Türbe girişinde ki kabul salonunun muhteşem güzelliği göz ve gönül ziyafeti sunuyor. Türbe bahçesinde ki satış dükkanlarında hediyelik eşyalar satılıyor. türbeden ayrılırken apak hocayla ilgili ansiklopedik bilgileri sizlerle paylaşıyoruz.

Apak Hoca Kimdir?

Kaşgar'ın dini ve siyasi önderidir. Hidayetullah Hoca diye de tanınır. Doğu Türkistan, kaynaklarında "Afak" olarak geçmektedir. Afak kelimesi Arapça "Ufuk" kelimesinden geldiği ileri sürülüp, dünya tarafları anlamına gelmektedir. Afak Hoca ise Alem Hocası manasına gelmektedir. Mehmet Emin Buğra, Kalmuklar tarafından yüceltmek için "Afak" ünvanı verildiğini ve daha sonraları müridleri tarafından “Appak” olarak söylenmeye başlanıldığını kaydetmektedir.

Apak Hoca ünlü Nakşibendi Sūfī Piri, Ahmet Kazani'nin torunudur, bir sūfī piri gibi saygıdeğerdir ve Aktağlık önderidir. Bazı müslüman Uygur'lar için, Afak Hoca bir Seyyid'dir, yani İslâm Peygamberi Muhammed Mustafa'nın akrabasıdır. Yarkent Hanlığı döneminde, İşan Kalan’ın oğulları Hoca Muhammed Yusuf ve Hoca Afak, Doğu Türkistan’ın Kaşgar şehrine gelmişler. Semerkant yakınlarında ortalama 11 km uzaklıkta olan Dehbit ismindeki kasabadan Doğu Türkistan’a geldiklerinde Appak Hoca 33 yaşlarındadır. Hocalar, Abdullah Han (1638-1668) zamanında çok büyük imtiyaz ve desteğe sahip olmuşlardır. Özellikle Appak Hoca ve kardeşi Yusuf Hoca taraftarları, Abdullah Han’ın sağladığı özel kolaylıklar sayesinde onların iktidara gelmeleri kolaylaşacaktır.

Kısa zaman içinde kuvvetli bir nüfuza sahip olan Appak Hoca İslâm dini inancına uygun Doğu Türkistan Türklerine yıllarca tarikat dersi vermiştir. Yarkent şehrinde dini faaliyetlere başladılar, daha sonra kardeşi Yusuf Hoca, Kaşgar’a bir günlük mesafedeki Topuluk adındaki yerleşim yerinde vefat etti. Kardeşinin ölümünden sonra tek kaldığı için bütün Aktağlık tarikat mensupları Appak Hocanın şemsiyesi altında toplandılar.

Apak Hoca, Yarkent'den Çağatay Hanedanın daveti üzerine Tibet'in ruhani dini lideri 5. Dalay Lama ile gizli diplomatik ilişki kurmuştur. Afak Hoca kuvvetli bir hükümdar olarak, 1685 ile 1686 yılları arasında Emir İsmail (1659 - 1660) zamanında Doğu Türkistan bölgesini, ayrıca Hotan, Yarkent, Korla, Kucha, Aksu ve de Kaşgar şehirlerini kontrol altına almıştır. 

Appak Hoca bir müddet Kalmukların yardımlarıyla ikinci defa iktidarını yürütmüş, daha sonra ise Doğu Türkistandaki müritleri ile Kalmuk ve Çinlilere karşı mücadeleye girişmiştir. Bu mücadele yolunda Aksu ile Kaşgar arasında Karatağ savaş meydanın da 1693'de şehit düşmüş, cesedi Kaşgar’a getirilerek gömülmüştür. Hocanın kabri Kaşgar şehrinin kuzey doğusunda şehirden ortalama 6 km. uzaklıktaki Yağdu ismindeki yerleşim yerinde bulunmaktadır.

Apak Hoca Kalmuklara vergi vermek suretiyle Kalmukların vekili olarak 13 yıl iktidarda kalmış ve Hürmetcan Abdurrahman Fikret’e göre, 1693 yılında zehirlenerek öldürülmüştür. Molla Musa Sayrami, Hocaların Kalmukların yardımı ile Doğu Türkistan’ı ele geçirmesini 

"...O zamanın seyid ve yardımcıları yönetime gelme maksatlarıyla, dinsiz-müşriklerin hizmetine girmeyi uygun görüp, islâm padişahları ve müslümanların üstüne, kafirleri getirmekten başka, yeni zulüm ve kötü işleri ortaya çıkarıp, müslümanların malını, mülkünü kafirlere verip, beş günlük dünyaya gururlanıp dünya telaşına düşmüşlerdir..." 

şeklinde değerlendirmiştir. Afak Hoca'nın ölümüyle, Aktağlık ve Karatağlık arasındaki tartışmalar tekrar ateşlenir.

Kutadgu Bilig’in Yazarı Yusuf Has Hacip’in Türbesi

Türkistan kültür tarihinin öneli isimlerinden Kutadgu Bilig’in yazarı Yusuf Has Hacip’in de türbesi Kaşgar’da. Apak Hoca’nın türbesinden ayrıldıktan sonra Kaşgar’da şimdi ki durağımız Yusuf Has Hacip’in türbesi oluyor. Türbenin bulunduğu alan ana cadde üzerinde. Yusuf Has Hacip’in büyük boy yağlı boya tablolarıyla süslü yeşil Çinilerle kaplı giriş kapısından geçerek türbe bahçesine geçiyoruz. 

Girişte Yusuf Has Hacip’in heykeli ve büyük boy yağlı boya tablosu bize hoş geldin dercesine gözümüzün içine bakıyor. Türkistan mimarisiyle yapılan muhteşem türbe binası tipik minareleri ve ihtişamlı görünümleriyle bizleri büyülüyor. Ana türbe binasında büyük sandukada Yusuf Has Hacip’in ismi ve doğum-ölüm tarihleri yer alıyor. 

Türbe binasında değişik dillerde yazılan Kutadgu Bilig’den beyitler yer alıyor. Türk Kültür tarihinin en büyük siyasetnamesi olan Kutadgu Bilig, adeta çağları açarcasına insanlara hala öğütler veriyor. Sandukanın baş ucunda Fatiha-i şerif okuyarak Yusuf Has Hacip’in ruhuna ithaf ediyoruz. Türbenin üzerinde kuşların uçuşması insana farklı duygular yaşatıyor. Türbe bahçesinde ki çiçekler, meyve ağaçları ama en önemlisi anlı şanlı Kaşgar üzüm asmaları. Sadece göz ziyafeti sunmuyor, midelerimize de bayram yaptırıyor. Baş parmağımızdan daha büyük üzüm tanelerinin yer aldığı asmaların üzüm salkımı neredeyse yarım metreyi geçiyor. Fatiha-i şerif okuduktan sonra üzüm asmalarından alarak Yusuf Has Hacip’in ruhu için kana kana Kaşgar üzümü de yemeyi ihmal etmiyoruz. Yusuf Has Hacip ile ilgili ansiklopedik bilgileri sizlerle paylaşıyoruz.

Yusuf Has Hacip Kimdir?

Türk tarihi kaynaklarında Karahanlılar dönemi hakkında yeterli bilgi olmadığı gibi; bu devletin 'vatandaşı' olan “Balasagunlu Yusuf” hakkında bilgiler de yok denecek kadar azdır. M.S. 1017-1019 yılları arasında doğduğu rivayet edilmektedir. Dönemin 'Kuz-Ordu' isimli şehri Balasagun'da doğmuştur.

Kendisinin tam bir biyografisi henüz oluşturulamamıştır. Büyük eseri boyunca adını bile sadece bir kez, "Kitap sahibi Yusuf, büyük has hacib, kendi kendine nasihat eder" başlıklı, son bölümünde anmıştır. Bu başlıktan baş teşrifatçı olduğu da anlaşılmaktadır. İyi bir eğitim görmüştür. Çağının geçerli bilimlerinin yanı sıra Arapça ve Farsça da öğrenmiştir. 1077 yılında Kaşgar'da vefat etmiştir. Türbesi de bu kenttedir.

Karahanlı Devleti zamanında yaşamıştır. Temel eğitimini Balasagun'da almıştır. Kendisine önceden Balasagunlu Yusuf denilirken, sonrasında Has Hacib unvanını almıştır. Yusuf Has Hacib, Türk dili ve edebiyatı için temel bir eser olan Kutadgu Bilig kitabının yazarıdır. Kutadgu Bilig 6645 beyitlik bir eserdir. Eser, Allah'a hamd, Peygamber'e ve Dört Halifeye teşekkürle başlar.

Yusuf Has Hacib, astronomi bilimini öğrenmek isteyenlerin, önce geometri ve hesap kapısından geçmesi gerektiğini söylemiştir: “Aritmetik ve cebir, insanı kemâle ulaştırır; toplama, çıkarma, çarpma, bölme, bir sayının iki katını, yarısını ve kare kökünü alma işlemlerini bilen, yedi kat göğü avucunun içinde tutar. Her şey hesaba dayanır.”

Yusuf Has Hacib, Türk edebiyatındaki ilk siyasetnameyi yazmıştır. Türk edebiyatında ilk nazım şeklini de o kullanmıştır. Bu nazım şekli de mesnevidir. Bundan dolayı ona Yusuf Has Hacib denilmiştir. Bir siyasetnâme veya bir nasihatnâme olarak nitelendirilebilecek Kutadgu Bilig, Yusuf Has Hâcib ve içinde yetiştiği çevrenin ilmî ve felsefî birikimi hakkında çok önemli bilgiler vermektedir. 

Platon'un devlet ve toplum anlayışı çok iyi bilinmekte ve uygulanmaya çalışılmaktadır. Bilimin ve bilginlerin değeri anlaşılmıştır; bilim, güvenilir bir rehber olarak görülmektedir. Kendisi bu kitabı yazmakla büyük bir cesaret örneği göstermiştir çünkü bu Türk edebiyatındaki ilk siyasetnamedir.

Devam edecek


Yorum Ekle