31 Ekim 2020, Cumartesi
Son Dakika

Eğitim Yavaş Yavaş Normale Dönüyor

14.10.2020

13 Mart 2020 tarihinde tanıştığımız uzaktan eğitim kavramı aradan 8 ay geçmesine rağmen hala gündemimizde ve daha uzun süre de gündemde kalmaya devam edecek gibi gözüküyor. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un ifadesine göre eğitimde tamamen yüz yüze eğitime geçilse bile uzaktan eğitim varlığını sürdürecek. Uzaktan eğitim sistemi, eğitim sisteminin ayrılmaz bir parçası olmaya devam edecektir.

Çok hızlı bir şekilde gündemimize giren uzaktan eğitim sistemiyle ilgili çok kısa süre içerisinde yıllar içinde ulaşacağımız seviyeye ulaştığımız kanaatimdeyim. Bu alanla ilgili çok ciddi bir birikim ve tecrübe kazandık. Hem öğretmenler, hem öğrenciler hem de ebeveynler uzaktan eğitimle ilgili oldukça iyi bir tecrübe edindiler. İlk baştaki acemilikler, tedirginlikler yerini artık profesyonel tutumlara bıraktı.

İlk zamanlar, “uzaktan eğitim mi olurmuş, okullar bir an önce açılsın, okullarımızı özledik” sesleri yükselirken şimdilerde “okullar niye açılıyor ki, ne güzel uzaktan eğitim yapıyorduk, nerden çıktı bu yüz yüze eğitim” sesleri yükselmeye başladı. Bu durum da gösteriyor ki uzaktan eğitimi kabul etmekle kalmamış, onu benimsemişiz bile. Ya da alıştığımız konforu bırakmak istemiyoruz da olabilir.

Uzaktan eğitim sistemi elbette ülkemizin her yerinde, her okulunda aynı seviyede, aynı başarıyla yürütülmedi. İnternet erişimi olmayan, tablet, bilgisayarı bulunmayan binlerce çocuk, uzaktan eğitimden mahrum kaldılar. Salgın yüzünden eğitimde fırsat eşitliği öne sürülerek hiçbir okula yüz yüze eğitim izni de verilmedi. İmkânı olan da, hiç vaka görülmeyen yerleşim birimi de, bütün önlemlerini alan özel okullar da aynı sebeplerle örgün eğitime başlayamadılar. Uzaktan eğitim sisteminde fırsat eşitliği ilkesi büyük bir kesimin daha da aleyhine işledi hâlbuki. Uzaktan eğitime erişim imkânı olmayan ailelerin çocukları bu dönemi çok daha büyük kayıplarla geçirdiler.

Uzaktan eğitime sorunsuz erişen, öğretmenlerinden hiç kopmayan, canlı derslerle ders almaya devam eden çocuklar da bile ciddi kayıplar olduğunu, yüz yüze eğitime döndüğümüzde göreceğiz. Bu dönemde uzaktan eğitimden mahrum kalan çocuklarda bu kayıp çok daha derin olacaktır. Yıllarca telafisi yapılamayacak bir kayıp ve boşluk oluştu aslında.

Sadece bilgi bazında düşünmeyelim bu kayıpları. Asıl kayıplar çocuklara kazandırılan bazı güzel alışkanlıklarda görülecektir. Okuma sevgisi, okuma alışkanlığı, güzel yazı yazma becerisi, dinleme becerisi, çalışma alışkanlığı, dikkat süresi, kavrama, anlama becerisi, sorumluluk becerisi gibi büyük emeklerle kazandırılan bu güzel becerilerin kaybolduğunu, azaldığını göreceğiz. Bir takım güzel alışkanlıkların yok olması yetmezmiş gibi daha büyük bir sorunla daha karşı karşıya kalacağız. Çocuklar eğitimden mahrum kaldıkları bu uzan sürede bir takım zararlı alışkanlıklar da edinmiş olabilirler. En basitinden dijital oyun bağımlılığında, ekran bağımlılığında, video izleme oranlarında çok ciddi artışlar olduğu kesin. Dikkati iyice azalan, ilginç videolar izlemeye alışan bir çocuğu sınıfta oturtmak, ona ders anlatmak artık eskisi kadar kolay olmayacaktır. Çocuklar için eskiden de çok kolay değildi bütün gün sırada oturmak. Şimdi yüz kat daha da zorlaşacak. Öğretmenlerin yeni duruma göre çözümler üretmezlerse verimli bir eğitim öğretim yapmaları imkânsız gözüküyor.

Yüz yüze eğitime geçiş de anlaşılan bir anda olmayacak. Kademe kademe, seyreltilmiş ve bölünmüş gruplarla başlayacak. İlk önce okul öncesine ve 1.sınıflara yüz yüze eğitim için müsaade çıktı. Sonra 2, 3, 4.sınıflarla 8 ve 12.sınıflar gündeme alındı. Yakın bir zamanda ise diğer bütün sınıflara iki gün olacak şekilde yüz yüze eğitim izni verilecek gibi gözüküyor. İstisnai olarak köy okulları ile özel eğitim okullarına tam zamanlı yüz yüze eğitime başlama izni verildi.  Köy okullarının özellikle ayrı tutulması çok yerinde bir uygulama. Çünkü uzaktan eğitimden en mahrum olanlar köy çocuklarıydı.

Belirli bir süre hem yüz yüze hem de uzaktan eğitim sistemi birlikte devam ettirilecek. Haftanın iki günü okulda yüz yüze eğitim alan çocuklar diğer üç gün ise farklı metot ve yollarla uzaktan eğitim almaya devam edeceklerdir. Burada çok iyi bir planlama yapılması gerekir. Bu iki sistem senkronize bir şekilde yürütülürse gerçekten fayda sağlayabilir. Her iki sisteminde olumlu yönlerinin olduğunu bu süreçte bizzat yaşayarak gördük. Ne tamamen geleneksel eğitime geri dönmeliyiz, ne de uzaktan eğitimi çok yüceltmeliyiz. Her iki sistemin de çok güçlü ve başarılı olduğu yönler var. Örneğin geleneksel eğitimin sosyal becerileri kazandırma, motive etme, pekiştirme gibi avantajlarını kullanmalıyız. Uzaktan eğitimin de pratikliği, bilgiyi verme kolaylığı, sunma imkânının çeşitliliği, zaman, mekân avantajı kullanılabilir. Her ders her yönteme uygun olmayabilir. Hangi ders hangi yöntemle verilirse daha kalıcı öğrenme sağlanmış olur? Bu konu araştırılıp ona göre bir planlama yapılmalıdır. 

Talim Terbiye Kurulu yüz yüze eğitimde verilecek olan dersleri ve saatleri yayınladı. Genelde Türkçe, Matematik, Fen, Sosyal, Yabancı Dil ve Din Kültürü gibi mihver derslere yer verildiği gözüküyor. Diğer uygulamalı derslerin tamamı uzaktan eğitimle verileceği ifade edildi. Hâlbuki asıl uygulamalı derslerin yüz yüze eğitimde verilmesi gerekmez miydi? Görsel Sanatlar, Beden Eğitimi ve Oyun, Müzik, Serbest Etkinlikler gibi derslere de yüz yüze eğitimde yer verilmesi çocuklar için çok faydalı olabilirdi. Çünkü çocukların özellikle bu derslerle rahatlamaya, normalleşmeye ihtiyaçları vardı. Bilgi her zaman her yerde verilebilir.

Eğitim sistemimizin ne kadar bilgi ağırlıklı olduğu, sınav endeksli olduğu, akademik öncelikli olduğu bir kez daha görülmüş oldu. Çocukların, asıl öğretmenleriyle ve arkadaşlarıyla birlikte olmaya, temassız da olsa oyunlar oynamaya, sosyalleşmeye, beceri ve yeteneklerinin geliştirilmesine, rahatlatıcı derslere ihtiyacı vardı oysa. Ama biz onlara, hayır, sizin asıl Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri gibi derslere ihtiyacınız var, çünkü sınava gireceksiniz dedik.

Şimdilik karma ya da hibrit denilen eğitim sistemine devam edilecek. Bu sistemle ilgili birkaç ipucu vererek yazıyı sonlandıralım.

Okulda yüz yüze verilen dersler ile evde çevrimiçi olarak verilen dersler bir bütünlük içerisinde yürütülmelidir. Örneğin evde çevrimiçi olarak bir konuya giriş yapılabilir, video üzerinden konu anlatılabilir. Okulda yüz yüze derslerde ise öğrencilerin iş birliği yaparak öğrendiklerini uygulama imkânı verilebilir. Aslında ters yüz eğitim de denilen bir model uygulanabilir. Çünkü okulda geçirilen süre daha az olduğundan daha çok okulda uygulama, pekiştirme, tartışma gibi çalışmalara yer verilebilir.

Araştırma işini eve, araştırma sonuçlarının paylaşılması olayını yüz yüze derslerde yapabilirsiniz.

Web-2 araçlarıyla ilgili uygulama çalışmalarınızı çevirim içi yapmaya devam edebilirsiniz. Ama bu uygulamalarla ulaşılmak istenilen kazanımlara dair yüz yüze derslerde pekiştirme çalışması yapabilirsiniz.

Bireysel çalışmaları, kendi kendine öğrenme, ön bilgi toplama gibi daha çok bireysel yapılabilen çalışmaları evde çevrimiçi derslere, elde edilen bilgileri, bulguları paylaşma, sonuç çıkarma, grup çalışmalarını, iş birliğine dayalı öğrenme çalışmalarınızı yüz yüze olan derslerinize kaydırabilirsiniz.

Yazılı ifadeyi geliştirici çalışmalara, sesli okuma faaliyetlerine, deneysel çalışmalara yüz yüze derslerde yer vermek de faydalı olabilir.

Çocukların iki gün de olsa okullarına kavuşmaları çok sevindirici bir gelişme. 

Hep birlikte salgın tedbirlerine riayet edelim ki bütün çocuklar okullarına tam olarak kavuşsunlar.

 

 

 


Yorum Ekle
Muzaffer Oğuz
14.10.2020 21.58.51

Eğitimin öğretimin önemini çok iyi kavradık.Veli -öğretmen -öğrenci bu dönemden ders çıkardıklarını düşünüyorum.Adem hocam güzel yorumlarınızı tebrik ederiz