Hayata ve olaylara güzel bir pencereden bakabilmek ve bu güzelliği iletişim kurduğumuz insanlara gösterebilmek önemlidir. Yani bir öğretmen sınıfıyla, velileriyle, meslektaşlarıyla okul idaresiyle son derece olumlu ilişkiler kurmayı kendisine hedef seçmelidir.

İyi insan, iyi öğretmen öğrencilerle, velilerle ve okul idaresiyle sıcak ve dostane ilişkiler kurmalıdır. Suratı sirke satan birisi değil de tatlı satan biri gibi tatlı tatlı gönüllere dokunmaya gayret etmelidir.

Tutarlı olan bir öğretmen, yaptırımlar uygular ve diğer insanlara zarar vermeden tüm okul sistemlerini doğru bir şekilde kullanır. Tutarlı olunca sizinle iletişime geçen herkes kurallarınızı tanır ve ona göre davranır.

Bir eğitimci alaycı, son sözü söylemekte ısrar eden, katı veya hoşgörüsüz, köprüler kurmak için öğrencilerle velilerle ve diğer paydaşlarla görüşmeyen veya yetkilerini uygunsuz bir şekilde kullanan biri olursa itibarına büyük zarar verir.

Eğitimcinin takip sistemi olmalı ve zaman zaman yapıcı ve iyi niyetle geribildirim yapabilmelidir.

Her türlü gayret ve çaba özellikle dersler, etkinlikler harika olsa bile, öğrenciler ve veliler yapılan bu işlerin zaman içinde ne kadar iyi gittiğini bilmek isterler.

Her insan öyle ya da böyle bir şekilde geri bildirim almak ister. Müdür öğretmene, öğretmen öğrenciye, veli eğitimcilere olup bitenlerle ilgili bilgi vermeli. Bu bilgi alış verişi hem başlangıçdurumlarında hem de sonuçdurumlarında iyi ya da kötü, güzel ya da çirkin durumlarda yapılmalıdır.

Öğretmenin, ebeveynlere ve öğrencilere kurucuların idarecilere, idarecilerin de öğretmenlere geri bildirimde bulunması kesinlikle önemlidir.

Öğrencileriniz için başarılı sonuçlara giden bir hedef belirlemek motivasyonu arttıracaktır. Ayrıca itibarınıza da katkısı tartışılmaz. Öğrencilere ulaşabilecekleri ve başarabilecekleri hedefler koyarken kendilerine inançvererek güven oluşturmak da önemlidir. Başarılı olmak için ihtiyaçduydukları tüm kaynakları onlara sağlamak işleri kolaylaştıracaktır. Öğretmen her sınıfın ve tek tek öğrencilerin standartlarını bilmeli en azından bu yolda gayret etmeli.

  • 'Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol!' sözünü yaşamalıyız.

Kendinizi olduğunuz şekliyle karşıya yansıtın. İlk akla gelen tüm harika öğretmenler bir şekilde kendine has tutum ve davranışlarıyla var olmuşlardır. Ancak piyasa şartları öyle bir hale gelmiş ki neredeyse hiçkimse kendisi gibi davranamıyor.

Sanal âlemde farklı, evde farklı, iş ortamında farklı, idareci olunca başka, para, makam mevki sahibi olunca başka davranıyor. Bu kadar farklı rol aynı bedende yaşamaz. Kurumlar tarafından belirlenen kriterler neredeyse bir birinin aynısı. Bu kıstaslar insanları bukalemuna çeviriyor.

'O kurum ne der, bu müdür nasıl anlar, orada şöyle giyin, burada sakın öyle şeyler giyme!' vb.

  • Yahu! Bırakın da aslan avının peşinde koşsun.

Tavuk solucan avına, sinek tatlı avına çıksın. Ceylan aslana, solucan tavuklara yem olsun. Bu durum onların donanımı ve yazılımıyla ilgilidir. Biz de istiyoruz ki herkes aslan olsun! Olmaz, olamaz.

`height=

Yani öğretmen de idareci de veli ve öğrenci de yetiştiği kültürün bir sonucudur. Her birinin genlerine işleyen değerler vardır. Bu genlere işleyen kodlar öyle hemen 'bir kursla, ben yaptım olduyla, iki saatlik sertifikayla; ' olacak iş değildir. Yani itibar, 'farklı mecralarda, başlıklarda, bize ait olmayan yerlerde ve uygulamalarda; ' kazanılamaz.

Eğitim ortamında kullanılan 'kurs, başlık, terimler, bazı teorik bilgiler; ' aslan görünümlü kurbağa pozisyonundadır. Başlıklar ve konular Batı`dan olduğu gibi alınıyor. Kelime sindirilmeden o kelimeyle ilgili alt başlıklar sıralanıyor. Kısacası konuyu çok dağıtmadan şu cümleyle özetleyelim:

'Eğitimin her kademesinde, tüm kılcal damarlarında 'kendimiz gibi' olmadığımız takdirde koçluklar ve başlıklar arasında bukalemuna döneriz. Bu da itibar kaybına sebep olur. Eğitimin itibarı, öğretmenin itibarı, okulun itibarı, eğitime gönül veren cümle âlemin itibarı yerle yeksan olur.'

Bu bahsetmeye çalıştığımız özümüzle, geçmişimizle ilgili maddelerden güçlü bir itibar doğabilir. Anlamlı hikâyeler, biz ait benzersiz sorgulama tarzları, öğrencilerle ve eğiticilerle kurulan dostluklar itibar meselesine katkı yapabilir.

Bir zamanlar eğiticinin ve eğitimin gördüğü itibar, tecrübeyle sabitken farklı olma adına yapılan her türlü 'uygulama ve başlık' itibarın, seviyesini deniz seviyesinden de aşağıya çekecektir. Taşıma su ile değirmenin dönmediği gibi.

Bir öğretmen olarak ihtiyacı olan öğrencilere cömertçe zaman ayırabilmeliyiz. İdareci olarak öğretmenlerin gelişimi ve olgunlaşması adına fedakârlıklar yapmalıyız. Bunun için hem kesenin ağzını hem de gönlünüzün kapısını açmalıyız.

İtibarın kazanılmasında, bir öğretmenin zamanını cömertçe vermeye istekli olması genellikle önemli bir faktördür. Bu cömertlik okul idaresinde, velilerde ve toplum olarak hepimizde olmalıdır. Bu eşsiz cömertlik, öğrenciler, ebeveynler, öğretmenler, idareciler tarafından minnetle anılacaktır.

Öğretmenlerin ebeveynlere idarecilerin öğretmenlere dönüş yapması &ndash hem itibar adına hem de eğitim ve eğitici adına- her zaman kazançsağlayacaktır. Önce gönüller gönensin, kişililer özlenen şahsiyet olsun sonra da maddi anlamda eğiticinin hak ettiği bedel verilsin.

Her güzelliği istediğimiz eğiticilere patronlar da maddi anlamda 'bir güzellik' yapmalı. Ancak maddi güzellikten önce alınması gereken çok dersin olduğunu bilmek daha da önemlidir.

Kısacası itibar olmadan, paranın şekillendireceği kişiler genel anlamda beklenen ve sevilen şahsiyetler olmayacaktır. Parayla alınamayan ve satılamayan itibar meselesi gönüllerde kendisine mümtaz bir yer bulmalıdır. Bu yer paranın, makamın, patronun, kontrolünde olmamalıdır.

Tarihin, dinin ve geleneğin süzgecinden geçerek bize ulaşan kültürün -bizi biz yapan değerlerin bütünü- kontrolünde olmalıdır. İtibar güneşiyle beslenen gönüller de gıdasını elbet alacaktır. Şeyh Edebali`nin şu güzel sözüyle noktayı koymuş olalım:

'Ü çkişiye acı cahiller arasındaki âlime, zenginken fakir düşene, hatırlı iken itibarını kaybedene.'