DOLAR
6,0517
EURO
6,7579
ALTIN
248,6601
BİST100
86.652

En güzel isimler Allah’ındır

02.05.2019 17.21.07

ÖZLEM GÖREN

Değerli okuyucularımız. On bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif ayı tüm rahmet, bereket ve faziletiyle tüllenen ufuklarda görünmeye; hilâli üzerimize düşmeye başladı. Birkaç gün sonra ilk teravih ve ilk oruçla oruç, Kur’an-ı Kerim, namaz ve infak ayıyla müşerref olacağız.

Rahmet ve mağfiret ayı Ramazan-ı Şerif ayı boyunca bugünden itibaren Allah’ın en güzel isimlerini; Esm-a i Hüsna’yı dilimizden geldiği kadar her gün işlemeye çalışacağız. Bugünkü yazımız genel giriş mahiyetini haiz. Gayret bizden, yardım Allah’tan…

Hat sanatıyla ilgilenenler şu sözü işitmişlerdir; Kur’an-ı Kerim Hicaz’da Mekke’de Medine’de nazil oldu, Mısır’da okundu, İstanbul’da yazıldı. Şimdi bu söze, İstanbul asırlardır hat sanatının başkenti olmuştur diye bir ilave yapabiliriz. Osmanlı asırlar boyunca kandillerle aydınlanan camilerde, mescitlerde, medreselerde hatta mekteplerinde hattatlarımız, sanatkâr dedelerimiz kamış kalemlerinden en güzel zikirleri şüphesiz Esmaü’l Hüsna ile yazmışlardır. Biz de Ali Alparslan Hoca’mızın nestalik kaleminden neş’et eden hatlarıyla birlikte Allah’ın güzel isimlerinin mânâları üzerine hep birlikte düşüneceğiz inşallah.

Sevmek kurbiyet, yakınlık kurmaktır. Hiç tanımadığınız bir insanı sevebilir misiniz? Hiçbir özelliğini bilmediğiniz birisini övebilir, methedebilir ve tanımadan bir insanla dostluk kurabilir misiniz?

Peki, kâinatı yaratıp, yeri, göğü emrinize amade eden O, ‘tek dost’u ne kadar tanıyorsunuz?

Birlikte bir yolculuğa çıkıyoruz dostlarım! “Biliş”ten “Buluş”a yolculuğumuz! Bize, “Bizden daha yakın” olanla tanışacağız! “Sinelerimizin özünü bilen”le buluşacağız!

İki Cihan Serveri Muhammed Mustafa (sav): “Dost, yanına vardığında, sana Allah’ı hatırlatandır” buyuruyor.

Birbirimizle böyle bir ‘dost’ olacak, O, ‘gerçek’ ve ‘tek dost’a yürüyeceğiz birlikte! Haydi, uzatın ellerinizi ve yüreğinizi bana! “Bilmekten” “bulmaya” bir yolculuk bu! Bulup da “sevmeye” bir yolculuk bu! Ve “sevgiyi ispata” bir yolculuk bu!

Esmâ-i Hüsnâ: Hakikatin sonsuzluğunda O “eşsiz ‘Dost’a yolculuktur bu!

Allah (cc) kudsî bir hadiste:

“Ben, bir gizli hazine idim, bilinmek istedim” buyurdu ve kâinatı yarattı dostlar! Saltanatının ‘haşmetini’, servetinin ‘sonsuzluğunu’, akıllara durgunluk veren sanatının ‘harikalarını’ göstermek için de on sekiz bin âlemi ve bu âlemler içinde de, ‘dünya’ adlı sarayı yarattı!

Dünya sarayının tavanını yıldızlarla ve ayla, zeminini birbirinden güzel çiçeklerle donattı ve onu, ‘seyredenler’ için bir ‘sanat galerisin’ çevirdi! Ve… “Bilinmek” için, “En şerefli” mahlûk olarak yarattığı ‘insan’ı seçti! Âdem’e ruhundan ‘ruh’ üfledi, ona ‘isimlerini’ öğretti! Melekût âlemine, “Âdem’e secde edin!” emrini verdi!

‘Hayat’, kudret kalemiyle yazılmış ‘muhteşem bir senaryo’ dostlar! “Kulluk” dünya sarayında ağırlanıp, kâinatın sahibini, O, Yüce Yaratanı tanımak, bilmek ve sadece O’na ibadet etmek demek!

“Yaşamak” ise, “Ben, göklere ve yerlere sığmam ama mü’min kulumun kalbine sığarım” buyuran O Yüce Sultanı yürekte ağırlamanın adı!

Bu satırlar, Rabbini tanımak için yola çıkmış aciz bir kulun, yüreğine ve beynine nakşettiklerini, yine O’nun kullarına anlatabilme çabasının bir ürünü olup, O, ‘en güzel’e, Yüceler Yücesi Rabbime adanmıştır!

“O, kabul buyurursa, bu cılız sesi kâinata duyurur, gönüllere işletir” dua ve niyazıyla…


Yorum Ekle