21 Eylül 2020, Pazartesi
Son Dakika

Ezber bozar yahut ezberbozar

14.05.2020

Çocukta ezbercilik onun yaradılışındaki özellikle indirilmekte olan bir darbeden başka nedir ki?

Hayatı sağlıklı bir başlangıç ile kabul etmekten uzaklaşmış bir öğretim usulü bizim toplumumuz için hangi olumlu katkıları sağlayabilir ki...

Herhangi bir yetiştirici katkı beklemek, boşa vakit harcamaktır. Sadece boşa vakit harcamaktır.

Esastaki açmaz, ezberciliktir. Ezbercilik, ne tuhaf, büyükler tarafından bel bağlanan bir tarzdır!.. Ezbercilik, doğan yeni çocukların, kendilerini sorgulayacağından korkanların sığındığıdır. Ezbercilik, bilimin yolunu baştan kapatır.

Bilginin kalpte sindirilmesi için ezber başka, dile getirdiğimiz ezber başka...

İnsandaki yeteneğe, biraz eski ifadesiyle kaabiliyete inanmayanların geliştirmek isteyeceği ve bunu yaptığı yöntem, ezberciliktir.

*

Yeni gelen bir yetenek acaba dünyadaki hayatta nelerle karşılaşmak ister? Meseleye bu şekilde ve karşıdan, yani çocuğun gözünden bakan iyilikçi toplum insanları nerede?

Diye sormamız, sorgulamamız gerekiyor. Ana-babalar olarak buna hakkımız vardır. Veliler olarak, çocuğumuzu bizden koparıp almak psikolojisiyle işleyen bir eğitim sistemini kabul etmekte zorlanıyorsak, bu, sistemin bize dayatışı yüzündendir.

Hiçbir anne-baba çocuğu ezbercilikle sınırlansın, yeteneklerinin etrafı, açılımını yapamadan dimağ alış-verişine kapatılsın istemez.

Bir anne-baba çocuğu yetişsin, büyük adam olsun ister. Budur onun ereği. Onlar bunu tek başlarına nasıl sağlasınlar!.. Bu devletle elbirlik sağlanabilir. Doğal olan budur. Mektep yani okul, aileye karşıt bir kurum değildir.

Özü bu değildir okulun.

Ezbercilik, çocukların önünü kapatan bir kendini kandırmaca; onları aldatmacadır.

*

Tatlı bilgi; insan olarak bizi çekecek olan bu değil midir?

Çocuk, genç, bizim insanımız “tek tip” ve “tek boyutlu” bir zihin ve ruh sahibi olacak şekilde yetiştirilmemelidir.

Bu tarz bu yetiştirme, toplumumuzun lehine olmaz; olmadı bugüne kadar, bundan sonra da olmayacaktır.

Ezberciliğin yararı bize değil, bizim oluşup, gelişip, dünya sahnesinde varlık göstermemizi istemeyenleredir.

“Ruh, zihin ve ahlâk” olarak bir terbiye çerçevesi içerisinde çocukluk ve gençliğini yaşamayacak olduktan sonra, okulun, eğitilmenin ne anlamı kalır?

*

Evrensel olmak, oluşup, gelişip, kalıcı üretişlerde bulunmak ile de anlaşılacak bir kavram değil midir?

Bir de şu var: Kendisi okuyamamış bir baba, bir anne, farkında olmadan zürriyetinin eğitimini istemez bir hale de gelebiliyor. Bilinçaltı başka, ağzı başka konuşan büyükler halindeyiz.

Biraz açmaya çalışalım mı: Türkiye’de insana iç neşesi veren bir Eğitim, öncesiyle öğretim mevcut değildir artık. Bunun da ayan beyan bir sebebi vardır. O sebep yabancı danışmanlar problemidir, onun yol açtığı neticelerdir.

Evet, evet, Yabancı Danışmanlar!..

*

Bir toplum bu; kendi medeniyetini kurabilmiş bir toplum. Çok değerli, vasıfları olan bir toplumdur bizim toplumumuz. Bakmayın kendi topraklarında, cevherine rağmen, iğreti hale getirilmek istendiğine. İlân edilmemiş bir topyekûn savaşa maruz kalmaktadır; ezbercilik karşı karşıya bulunduğu niyetin bile farkına varamamasına yol açmıştır.

Ezbercilikten kurtulmanın yolları yok değildir. Aransa bulunur. Önce aramak samimiyeti gerekir ama. İşler niyete göredir.

Sadece bilgi ezberciliği değil. Duygularımız da tektipleşiyor. Bu da televizyonun ezberciliğe nâçiz bir katkısı!...

Dönüm noktası?


Yorum Ekle