Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde 35. İl Müftüleri Toplantısı'nda konuştu.

Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

"Biz 15 Temmuz destanımızla iftihar etsek de Rabbim bir daha böyle destan yazmak zorunda bırakmasın diyoruz. Darbe gecesi her biri Sütçü İmam'a dönüşen din görevlilerinden razı olsun. FETÖ ihanet çetesinin 40 yılda devlet ve toplum yapımıza sirayet etmesi bazı eksiklikler olduğunu gösteriyor. Nasıl olup da böyle karanlık bir örgüt başındaki şarlatanın onca sapkınlığına rağmen bu derecede milletimizin inanç dünyasına etki etmiştir?

FETÖ, çarpık sistemin neden olduğu bir hastalıktır

15 Temmuz ihaneti ve FETÖ konusundaki özeleştirimizi açık yüreklilikle yapabilmeliyiz. FETÖ ihanet çetesinin 40 yıl boyunca devlet ve toplum yapımıza sirayet edebilmesi bu noktada bazı eksikliklerin olduğunu gösteriyor. Bu örgütün oluşturduğu tehdidin uzun yıllar farkına varılamaması, hepimizin üzerinde hassasiyetle düşünmesi gereken bir husustur. FETÖ, milleti ile kavgalı, vatandaşına tepeden bakan, kendi insanını ötekileştiren çarpık sistemin neden olduğu bir hastalıktır. FETÖ bir sebep değil, arızi bir sistemin ürettiği sonuçtur.

FETÖ sinsi bir şekilde devlet içerisinde büyüdü 

Bunun devlet ve toplumua nüfuz etme olayı ise yeni değil eskidir. FETÖ, 1970'lerin ortalarında bünyeye girmiş, 40 yıl boyunca da o bünyede sinsi şekilde büyümüş, palazlanmış, vücudun farklı organlarına bulaşmış habis bir urdur. Örgüt, 40 yıllık serencamı içerisinde en güçlü desteği 80 darbesiyle, 28 Şubat müdahalesinin faillerinden görmüştür.

Geç kalmanın bedelini ödedik 

28 Şubat döneminde imam hatip okullarının kapısına kilit vurulması FETÖ'ye arayıp da bulamadığı fırsatları verdi. Bu zat kendisinin peşine takılanlara hiçbir zaman imam hatipleri tavsiye etmiş midir? Asla imam hatiplere gitmelerini istememiştir, çünkü hesap başkaydı. FETÖ ile gerçek anlamda mücadele sadece bizim dönemimizde yapılmıştır. Ama şunu da söyleyeyim, biz de geç kaldık. Bu geç kalışın bedelini de maalesef ödedik.

Tüm çabalarımıza rağmen tehlikenin atlatıldığını söyleyemeyiz

FETÖ ile gerçek anlamda mücadele sadece bizim dönemimizde yapılmıştır ama şunu söyleyim biz de geç kaldık. Bu geç kalışın bedelini de ödedik. 7 Şubat MİT kriziyle hayata geçen önlemler FETÖ'nün bünyede yayılmasına engel olmuştur. Dershanelerin kapatılmasına karşı cevabı 17-25 Aralık operasyonu ile vermiştir. Şayet 17-25 Aralık girişimi sonrası anamuhalefetin engellemelerine rağmen yürüttüğümüz mücadele olmasaydı, emin olun 15 Temmuz'un sonuçları çok daha farklı olurdu. Tüm çabalarımıza rağmen tehlikenin atlatıldığını söyleyemeyiz." 

Bu şahısların gözlerindeki gaflet perdesi kalkmadı 

251 insanımızın şehit olması, 2 bin 193 vatandaşımızın yaralanması, bu şahısların gözlerindeki gaflet perdesini kaldırmaya ne yazık ki yetmedi. Hatta sözde adalet yürüyüşleriyle örgütün propagandasını yapmaya devam ettiler. Millete kurşun sıkanlara 'ana kuzuları' diyerek örgüte kol kanat germeyi sürdürdüler. Diğer taraftan aynı çevreler sadece FETÖ meselesinde değil DEAŞ ve bölücü terör örgütüne yönelik gerçekleştirdiğimiz operasyonlarda da benzer bir tavır takınmışlardır. Biz rotamızı bugüne kadar bu çevrelerin davranışlarına göre çizmedik, çizmiyoruz. Bundan sonra da üç beş kifayetsiz muhterisin eleştirilerine göre politikalarımıza yön vermeyeceğiz.

Meydan cahillere kalıyor 

Ehliyet ve liyakat sahibi din görevlilerimizin ön plana çıkmadıklarında neler olduğunu görüp yaşadık. Bizim hocalarımız inisiyatif almadığı zaman meydan FETÖ elebaşı gibi şarlatanlara, hurafeci cahillere, televizyonlarda sazlı danslı program yapan soytarılara kalıyor. Bir gencimizi terör örgütlerine, uyşturucu tacirlerine kaptırıyorsak bunun vebali hepimizin üzerinedir. Camilerimizi sadece namaz kılıp sonra herkesin dağıldığı mekanlar haline getirmemeliyiz. "