08 Nisan 2020, Çarşamba
Son Dakika

Galata Mevlevihanesi

25.01.2020

Bu yazımda sizi İstanbul’un ilk mevlevihanesi Kulekapısı Mevlevihanesi ve Galipdede Tekkesi adlarıyla da anılan Galata Mevlevihanesi’nden bahsedeceğim. Fâtih Sultan Mehmed ve II. Bayezid devri ricâlinden Afyon Mevlevihanesi Şeyhi Divane (Semaî) Mehmed (Çelebi) Dede tarafından Beylerbeyi İskender Paşa’nın arazisi üstüne kuruldu.

Galata Mevlevîhânesi, kırlarla ve korularla kaplı olan çevresi zaman içinde iskân edilerek mesire niteliğini bütünüyle yitirmiştir. Batı ülkelerinde basılmış olan seyahatnâmeler içinde Galata Mevlevîhânesi’nden söz etmeyen hemen hemen yok gibidir. Hatta XIX. yüzyıla ait turist rehberlerinde mevlevîhâne muhakkak görülmesi gerekli yerler arasında zikredilmektedir.

1925’deTekkelerin kapatılmasından sonra mevlevîhânenin ana binası halkevi, sebilküttâb ise karakol olarak kullanılmıştır. Bir ara avluya bir ilkokul inşa edilmesi düşünülmüşse de sonraları veçgeçilmiş. 1945-1947 arasında belediye tarafından hazîrenin Şahkulu Bostanı sokağı üzerindeki doğu kesimi kaldırılarak yerine Beyoğlu Evlendirme Dairesi yaptırılmış, bu arada semâhânenin girişindeki ahşap türbeler, harem bölümü, matbah-ı şerif ve diğer bazı müştemilât ortadan kaldırılmıştır.

Galata Mevlevîhânesi resmî kurumların ilgisizliğine rağmen Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu ile bu kuruma bağlı İstanbul’u Sevenler Grubu’nun, özellikle Reşit Saffet Atabinen ile Hamdullah Suphi Tanrıöver’in çabaları sayesinde kısmen de olsa günümüze gelebilmiştir. 1967-1975 yılları arasında gerçekleşen düzenlemelerle 1975’te “Divan Edebiyatı Müzesi” olarak açıldı. 2008-2011 yılları yenileme ve çevre düzenlemeleri sonucunda “Galata Mevlevihanesi Müzesi” olarak hizmet vermeye devam etmektedir.

Osmanlı kaynaklarında “kıyâmet-i suğrâ” olarak anılan 1509 depreminde Galata Mevlevîhânesi’nin de hasar görmüştür. Mevlevîhâne, dördüncü postnişin Mesnevîhan Mahmud Dede’nin vefatından sonra sahipsiz kalarak harap olmuş, bir süre Halvetî zâviyesi, daha sonra da medrese olarak kullanılmıştır. XVII. yüzyılın başlarında Konya’daki çelebilik makamınca görevlendirilen Şeyh Sırrı Abdi Dede, meşihatını üstlendiği mevlevîhânede 1608 yılında büyük bir onarım gerçekleştirmiştir. XVII. yüzyılın ilk yarısında Tersane ve Matbah Emini İsmâil Ağa da mevlevîhânede imar faaliyetinde bulunmuş, Matbah Emini Hasan Ağa avlusunda bir çeşme yaptırmıştır.

Galata Mevlevîhânesi 1765 yılında çıkan büyük Tophane yangınında harap olmuş, dönemin padişahı III. Mustafa, Yenişehirli Osman Efendi’yi bina emini tayin ederek burayı yeniden inşa ettirmiştir. Mevlevîhânenin yerleşim düzeninde önemli değişikliklerin yapıldığı diğer yenileme ise Mevlevî muhibbi III. Selim’in eseridir. III. Selim’in tahta çıkışı sırasında mevlevîhânenin postnişini olan ünlü divan şairi Şeyh Galib’in, tekkenin tamire muhtaç olduğunu “Kasîde-i Tannâne” adlı manzumesine iliştirdiği bir arzuhal ile padişaha bildirmesi üzerine III. Selim 1791-92’da mevlevîhâne binalarını yenilemiştir. Bu arada semâhâne bir hünkâr mahfiliyle donatılmış, Reîsülküttâb Mehmed Râşid Efendi’nin uzak bir kaynaktan getirttiği suyu padişah mevlevîhâneye bağışlamıştır.

Mevlevîhânede XIX. yüzyılda da birçok yenileme, onarım ve tâdilât yapılmıştır. Bunların ilki, II. Mahmud devrinin ünlü simalarından Hâlet Efendi’nin 1819’te gerçekleştirdiği imar faaliyetidir. Hâlet Efendi, günümüzde mevcut cümle kapısı ile yanında sebil, çeşme, muvakkithâne ve kütüphane-mektepten oluşan sebilküttâbı, yine cümle kapısına bitişik olan kendi türbesini inşa ettirmiş, avluyu mermerle kaplatmış, dedegân hücrelerini onartmış, ayrıca mevlevîhânenin mesnevi şârihi Ankaravî Şeyh İsmâil Rusûhî Dede ile Şeyh Galib Dede’nin gömülü oldukları türbeyi yeniden yaptırmıştır. Mevlevîhâne 1824’de bir yangın daha geçirmiş, mescid, matbah-ı şerif ve dokuz adet hücre yıkılmıştır. Şeyh Seyyid Kudretullah Dede tarafından 1828’te sadâret makamına hitaben kaleme alınan arzuhalde, yangının üzerinden dört yıl geçmesine rağmen dervişlerin hâlâ çadırlarda barındıkları ve çadırların yıpranmış olduğu belirtilerek gereğinin yapılması istenmektedir. Bunun üzerine çadırları yenileyen II. Mahmud 1835’de mevlevîhâneyi yeniden inşa ettirmiştir.

II. Mahmud’un kızı Âdile Sultan 1847’de mevlevîhâneye sarnıç, şadırvan ve çamaşırhane birimlerini ekletmiş, Abdülmecid ise 1851-52’de avludaki Hasan Ağa Çeşmesi’ni tamir ettirmiş, ertesi yıl matbah-ı şerifi, 1859-60’da semâhâneyi, selâmlığı ve dedegân hücrelerini içine alan ana binayı bugünkü şekliyle yeniden yaptırmıştır. XIX. yüzyılın ikinci yarısında, muhtemelen Kudretullah Dede’nin vefatını ve Hâlet Efendi’nin yaptırdığı açık türbeye defnini müteakip bu türbenin yerine kapalı bir türbe inşa edilmiştir. Mevlevîhâne, II. Abdülhamid ve V. Mehmed Reşad devirlerinde de küçük kapsamlı onarımlar geçirmiştir.

XVII. yüzyıl başlarından itibaren birçok defa tamir gören ve yenilenen, çeşitli ek bölümlerle donatılarak küçük bir külliye niteliğine bürünen Galata Mevlevîhânesi, III. Selim’in 1791-92'de gerçekleştirdiği yenileme sonucunda ana hatlarıyla bugünkü yerleşim düzenine kavuşmuş, mevlevîhâneyi oluşturan binalar ise XIX. yüzyıl içinde son şekillerini almışlardır.

Restorasyonlar sırasında ise bir çok süs eşyası, toprak kaplar ve mutfak araçları bulunmuş ve Mevlevihane’nin çeşitli odalarında sergileniyor. Her ayın ilk ve son Cuma günü ve Cumartesileri  de semah gösterileri düzenleniyor. Daha önce izlemediyseniz sizin için güzel bir deneyim olacaktır. Bu fotoğrafta da semah gösterilerinin yapıldığı bölüm var, semah gösterilerinde önce siyah pelerinleri üzerlerinde gelen Semazenler saygı gösterisi olarak hocalarının elini öptükten sonra Semah‘a başlıyorlar. Bu gösteri müziğiyle disipliniyle gerçekten insanı içine çeken ve derin bir huzur duymanızı sağlıyor.

Galata'ya yolunuzu düşürüp mutlak görün burayı! 


Yorum Ekle
Gezi Notları