DOLAR
5,7651
% 5,49
EURO
6,5229
% 4,76
ALTIN
243,5251
% 0,33
BİST100
99.835
% -3,45

Gönüllü doktorların yeryüzü hikayeleri

‘İyilik sağlık’ sloganıyla şimdiye kadar 50'ye yakın ülkede tıbbi insani yardımda bulunan Yeryüzü Doktorları gönüllüleri, 14 Mart Tıp Bayramı'nın 100. yılında, yaşadığı zorlukları, heyecanı, umudu ve mutluluğu paylaştı.
14.03.2019 13.55.43

‘İyilik sağlık’ sloganıyla şimdiye kadar 50’ye yakın ülkede tıbbi insani yardımda bulunan Yeryüzü Doktorları 14 Mart Tıp Bayramı’nın 100. yılını kutladı. Yeryüzü Doktorları’ndan yapılan açıklamaya göre, 100 yıl önce, 14 Mart 1919'da, tıbbiye 3. sınıf öğrencisi Hikmet Boran'ın önderliğinde, tıp okulu öğrencileri İstanbul'un işgalini protesto için toplandı. Devrin ünlü doktorlarının da destek vermesiyle 14 Mart, tıp mesleği mensuplarının yurt savunma hareketi olarak kutlanmaya başlandı. Bugün de ülkenin sağlık neferleri, geçmişten gelen bu motivasyonla dünyanın dört bir yanındaki ihtiyaç sahiplerine ulaşıyor, iyiliği yeryüzüne yaymak için çabalıyor. 20 bini aşkın gönüllüsüyle sağlık alanında yardım faaliyetlerini sürdüren Yeryüzü Doktorları'nın gönüllü sağlık neferleri, ihtiyaç sahibi ülkelerde gerçekleştirdikleri çalışmalar sırasında yaşadıklarını anlattı. Yeryüzü Doktorları gönüllüsü ve Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Akif Kaygusuz, gittikleri ülkelerde ameliyathanelerin teknik yetersizliği ve fiziksel durumlarının kötü olması nedeniyle bazen ameliyat mikroskobu gibi ağır malzemeleri yanlarında taşıdıklarını aktardı.

Ameliyathanelerde başta fayansların üzerindeki toz ve kum tabakasını temizlediklerini dile getiren Kaygusuz, "Aynı zamanda Türkiye'de çalıştığımız saatlerin çok çok üstüne çıkıyorduk çünkü bizim gelmemiz için beklemiş çok sayıda ihtiyaç sahibi vardı. Bu yüzden orada bir hekim olarak çalışma saatlerinin sizler için bir önemi olmuyordu” dedi. Yeryüzü Doktorları gönüllüsü diş hekimi Ogün Onur Çömlekçi, Çad Sido'daki mülteci kampında anestezi sırasında hiç kıpırdamadan duran bir kız çocuğunu görünce çok şaşırdığını dile getirerek, şunları anlattı: "İnsanların bu coğrafyada ne kadar dayanıklı olduğunu düşünmüştüm. Ta ki o küçük kız çocuğu ağzını kapattığında yanaklarından süzülen, sessizce akıttığı iki damla göz yaşını görene kadar. Bu iki damla gözyaşı bana bir tarafta çaresizliğin, imkansızlıkların nasıl bir dirayeti ortaya çıkarttığını, diğer tarafta ise ne olursa olsun acı duymanın evrensel bir gerçeklik olduğunu göstermişti." Anestezi uzmanı Dr. Ayşe Hızal Ocak, ocak ayında Afganistan'daki gönüllü sağlık çalışmaları sırasında, bölge şartlarında ameliyatı çok zor olan, boyun tümörlü bir hastayı, ekibin özverili çabasıyla ameliyat etiklerini anlatarak, uyanık ve iletişim kurabilen hastanın kısa bir süre sonra kalbinin durduğunu kaydetti.


Yorum Ekle