03 Haziran 2020, Çarşamba
Son Dakika

Güneyin incisi Adana’nın neşesi: Mavralar

Su dolabı anlamına gelen mavra, zamanla boş laf, lakırtı anlamını kazanmış. Adana’ya özgü bir deyim haline gelmiş. Araştırmacı Yazar Yusuf Delikoca, Adana’da mizah denince akla mavraların geldiğini ifade ediyor.
26.12.2019 16.14.09

ŞEHRİ DURLANIK

Mavra, mutfağıyla, verimli topraklarıyla, çok kültürlü yapısıyla güneyin incisi olan Adana’nın kendine has bir geleneğidir. Neşeli sohbetlerini süsleyen mavralar, Adanalıların kendine özgü özelliklerini anlamak için bir kılavuzdur. Adana’nın mizah dolu hikâyelerini derleyerek eşsiz bir eser meydana getiren yazarlardan biri olan Araştırmacı Yazar Yusuf Delikoca ile ‘mavra’ları konuştuk. Kitabı hazırlarken eski gazete arşivlerinden, o dönemi yaşamış insanlardan yararlandıklarını söyleyen Delikoca, amaçlarının Adana’ya özgü hikâyelerin gelecek kuşaklara aktarılması ve yaşatılmasını olduğunu belirtti.

‘Adana Mavraları’ kitabını hazırlarken nasıl bir araştırma yaptınız? Hangi kaynaklardan yararlandınız?

Bu kitabı 2019 yılında yayımladık. Kitap 1930-1980 yılları arasındaki Adanalı esnafların, siyasetçilerin başına gelen olayları, Adana’daki mizah kültürünü anlatıyor. Gazetelerde1940-50-60’lı yıllarda mizah köşeleri vardı. Adanalıların başından geçen olayları mizah köşelerine taşıyorlardı. Biz de bunlardan ilham aldık. Eski gazete arşivleriyle örneklendirdik. Kitabımızın çıkmasında en büyük desteği ise Milliyetçi Harekat Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli verdi. Devlet Bey, 1948 Osmaniye doğumlu. İlkokulu Osmaniye’de, ortaokulu ise Adana’da okumuş. Devlet Bahçeli, orta okulu Adana’da okuduğu için 50-60’lı yıllara çok hakimdi. Bize Adana’yla ilgili hikâyelerini anlatırdı. Özellikle Adana’nın mizahi yönünden bahsederdi. Ondan ilham alarak biz de Adana mavraları hakkında bir derleme yaptık. Adanamızın o zamanki hikâyelerini derleyerek güzel bir kitap meydana getirdiğimizi düşünüyoruz.

Amacımız hatıralar yaşatılsın

Adana Alparslan Türkeş Üniversitesi Daire Başkanı Ahmet Karataş ile birlikte 2 yıllık bir çalışma sonucu bu kitabı hazırladık. Kitabı hazırlarken gazete arşivlerinden, Adana’nın 1950’li 60’lı yıllarını yaşamış insanlardan, Adana’nın Eski Fotoğrafları Facebook grubundan yararlandık. Eski fotoğraflarla olayları özdeşleştirerek kitabı oluşturduk. Adana’nın sporcuları, esnafı ve siyasetçilerinin mavralarını derledik. Buradaki amacımızda bu hatıralar yaşatılsın, gelecek kuşaklara aktarılsın. Kitabın içerisinde Sayın Bahçeli’nin de anlattıkları var.

Adana dilinde su dolaplarına verilen ad olan mavra, zamanla farklı bir anlam kazanmıştır. ‘Adana Mavrası’nın hikâyesini anlatır mısınız?

Mavra, su dolabıdır. Seyhan Nehri kenarına kurulurmuş ve bir oluk yardımıyla tarla, kuyulara aktarılırmış. Bu kuyulara ve tarlalara aktarılan suyla bahçecilik yapılırmış. Bu dolap dönerken insanları çok rahatsız eden, kaba bir ses çıkarırmış. Bu sesi duyunlar “Yine mavra başladı” derlermiş. Su dolapları anlamına gelen mavra, zamanla boş laf, lakırtı anlamını kazanmış, Adana’ya özgü bir deyim haline gelmiş.

Adana mavralarına örnek verir misiniz?

Bu kitapta 200’den fazla mavraya yer verdik. Bunlardan biri Selahattin Sepici’nin Lokantası. Adana Eski Belediye Başkanı Ali Sepici’nin babası, aynı zamanda Türksözü Gazetesi yazarı Selahattin Sepici, meşgul olmak üzere Adana’da bir lokanta açar. Lokantayı tesis ettikten sonra üzerine sadece ‘Lokanta’ tabelası asar. Arkadaşları ve müşterilerinin cama daha dikkat çekici bir yazı yazmasını istemesi üzerine Selahattin Bey, “Eğer yaşamak için yemek istemiyorsanız, beni yaşatmak için yiyiniz. Dürüst olun! Bıçak ve çatalları çalmayın” yazmıştır.

Otel fiyatını beğenmeyen adam

Adana’nın tanınmış organizatörü Nuri Pamukçu, yüzücüleri İstanbul’a götürür. İstanbul’a varınca ilk işi, ucuz ancak güzel bir otel aramak olur. Nihayetinde bir otel beğenir ve fiyatlarını sorar. Görevli, birinci katın 400, ikinci katın 300, dördüncü katın 100, beşinci katın 50 kuruş olduğunu söyler. Bunun üzerine Pamukçu, oteli pahalı bulur ancak hiç istifini bozmadan söze devam eder. “Burası bize yaramaz. Bize daha yüksek bir otel lazım.”

Hımık Mahmut

Adanalı Hımık Mahmut, şehri ziyarete gelen bir bakan ile belediye başkanının konuşmasına şahit olur. Bakan Bey, “Başkan Bey, sizin buralarda bir kelimeyi tekrarlayıp, ‘adam-madam, çaput-maput, sana-mana’ gibi şeyler söylüyorlar. Niye hep kelimenin ikinci tekrarında başına ‘m’ harfini getiriyorsunuz?” diye sorar. Belediye Başkanı, “Aman be Bakan Bey, boş ver. Bizim öyle alışkanlığımız yok. Onları bizim buralarda söylese söylese çocuk mocuk söyler” diye cevap verir.

Orhan Kemal’in eserinde mavra

Orhan Kemal’in eserinde de mavraya yer verilmiştir. Kemal, ‘Eskici ve oğulları’ eserinde “Seyhan Nehri kıyısında, sebze bahçelerine nehirden su veren büyük dolaplar, dönerken gıcır gıcır inler, susmamacasına. Traşı fazla uzatanlara Adana’da Mavrayı kes derler” diyerek Adana’nın Mavra’sını anlatır. Aynı eserinde başka bir satırda “İkinci ordu, üçüncü kolordu malullerinden başçavuş eskisi Topal Ağa derhâl mavrayı kes ve şarabını yuttur” diyerek mavraya yer vermiştir. Orhan Kemal’in eserlerinde ve Adana’dan çıkmış birçok eserde mavra kelimesine denk gelebilirsiniz.

Benim şalvar İngiliz kumaşından

Sayın Devlet Bahçeli’nin de bize aktardığı bir hikâye var. 1950-1960’lı yıllarda Adana Sinemaları pek meşhurdu. Özellikle yazlık sinemalar büyük ilgi görmekteydi. Hatta bazı sinemalara takım elbise giymeden girilemezdi. Adanalı pamuk ağası, ayağında şalvarı, üzerinde ceketi ile sinemaya gelir. Kapıdaki görevli şalvarla içere giremeyeceğini söyler. Ağa bunun üzerine “Oğlum senin derdin takım elbise mi? Takım elbise giyinince zengin mi olunur? Bana oradan 10 takım elbiseli adam çıkar, karşıma diz. Senin çıkaracağın on adamın giydiği takım elbise benim ayağımdaki şalvarın kumaşı kadar para etmez. Bu şalvar, İngiliz kumaşı” der.

Adana’nın ünlü mavracılarına örnek verir misiniz?

Adana’nın ünlü mavracıları da varmış.1940’lı yıllardan 1970’li yıllara kadar mavra ve şakalarıyla ünlenen bazı tüccar, çiftçi, eşraf ve esnaf isimleri; İdriko Rıza, Buldoğ Muzaffer, Boy Rıza, Bödükçü Mehmet, Demokrat Salih, Sarı İdris, Üstad Saaadettin, Hımık Mahmut. Sporcular; Fofo Muharrem, Met Ahmet, Efe Nuri, Ekiz Nevzat, Naylon Recep.

Adana’daki mizah kültüründen bahseder misiniz?

Adana’da mizah deyince akla mavra geliyor. Mavra nedir? Mavra hoş sohbettir. İnsanlar kahvehanelerde bir araya gelerek gün içerisindeki yaşadıklarını abartılı bir şekilde anlatır, birbirlerine takılıyormuş. Bu kahvehanelerde başlayan mavra kültürü gazete köşelerine kadar taşınmıştır.

Çukurova’da âşıklık geleneği kısmen de olsa korunuyor. Çukurovalı Âşıkların mizah şiirlerinde mavranın yeri nedir?

mavralarının içerisinde mizah, eleştiri ve taşlama var. Çukurovalı âşıkların taşlama ve eleştirilerinden bir mizah şiiri ortaya çıkıyor. Karpuz, pamuk mavrası gibi âşıkların atışmalarına da kitapta yer verdik. Burada asıl amacımız Adana’nın tarihi mirası geleceklere aktarılması. Mavranın anlamını daha yeni yeni öğrenen insanlar var. Adana mavrası meşhur. Ancak insanlar mavranın boş laf, lakırtı demek olduğunu biliyor ama mavranın su çarkından çıkardığı ses olduğunu bilmiyor. Bunu bilmesi lazım.

Ortalık 56’a gitti

Adana’da bir söz vardır. “Gürültüyü, patırtıyı duydunuz mu? Ortalık 56’ya gitti” derler. Su çarkları ortadan kalkınca yerini su motorları almış. Mazotla çalışan su motorları bir kamyonun motoru kadar ses çıkartırmış. Duyanlar “Ortalık 56 gitti” dermiş. Bunun nedeni motorun 1956 model olmasıymış. Bu söz zamanla Adana’da deyim haline gelmiş. Kavga ya da patırtı olduğunda bu deyim kullanılır.

Bu deyimleri herkes bilir mi? Özellikle gençler?

Bilmiyorlar. Bu nedenle bu kitabı yazdık.



Yorum Ekle
Fatih
26.12.2019 17.14.07

Bir yagmur yagdı ortalık 56 gitti hele gel iki mavra yapalım dayı oglu