İçimdeki Deniz (The Sea İnside)

Abone Ol

Hayatın pamuk ipliğine bağlı olduğunu anlatan mükemmel bir film.

Son günlerde izlediğim en güzel ve bol ödüllü filmlerden biriydi. Ramon Sampedro`nun hayatını daha doğrusu ötenazi hakkı üzerine verdiği mücadeleyi izliyoruz ve bu mücadele çerçevesinde gelişen olayları; 1998 yılında yaşanmış gerçek bir hikayeyi izlemek gerçekten çok zordu. 25 yaşında gençbir adam suya dalıyor ve felçoluyor. 28 yıl yatağa bağımlı kalıyor. Kafasından aşağısı tamamen felç.

Ramon`un bu zamana kadar yaşabilmesini, tahammül gösterebilmesini ben sanatçı ruhuna bağlıyorum. Filmde de gördüğümüz şey Ramon şiirler yazıyor, klasik müzik dinliyor, müthiş bir hayal dünyası var. Özellikle filmde bir sahne vardı ki içim gitti diyebilirim Nessun Dorma çalmaya başlıyor ki benim de en sevdiğim aryadır arya çalarken Ramon kurduğu hayalde camdan atlıyor, ormanların üzerinden geçiyor bir süre ve gerçekten çok etkileyici bir sahneydi ki ünlü bir yönetmen sanırım sadece bu sahne için tebriklerini iletiyor yönetmene. Öte yandan Ramon`un suya dalış sahnesi de efsaneydi.

Filmde genetik bir hastalığı olan bir de avukat var. Ramon`un mücadelesinde yanında olmak isteyen bir avukat. O da zaman zaman felçgeçiriyor ve ya yatağa bağlı kalıyor ya da başka bir yetisini kaybediyor. İkisi birbirine çok destek oluyor. Avukatı Ramon`un yazdıklarını okuyor ve bunların kitaplaşmasının gerektiğini söylüyor. Öyle de oluyor fakat Ramon`un asıl istediği şey ölmek.

'Sana ulaşmam için iki adımlık imkansız bir yolculuğa ihtiyacım var' diyor Ramon ve onurlu bir şekilde ölmek istiyor. Rahipler, siyasiler, hukuk birbirine karışıyor bu olayda. Büyük bir çıkmaza giriyor sistem. Gerçekten de girilmeyecek gibi değil. Beyin ölümü gerçekleşen bir insanın fişi çekiliyor fakat bilinci yerinde ama bedeni sıfırlanmış biri için bu mümkün değil ve o kişi özgürlükten dem vurarak, onurlu bir şekilde ölme hakkı için mücadele veriyor! Burada haklı olan kim?

Ve tüm bu şahsi kaos içinde yaşanan yan konular da yok değil. Bu arada Ramon`un kitabı basılıyor. Adı Cehennemden Mektuplar.

Beni üzen sahnelerden biri de en son Ramon`un yanında olan dostunun söyledikleri. Aynen şöyle diyor 'ölümden sonra hayat varsa eğer, bana bir işaret gönder.'

Hayat böyle bir şey işte;

Küçükken benim de sevdiğim birileri öldü ve insan gerçekten de bir işaret bekliyor. 'Lütfen geri gelsin' diyorsun. Ya gelseydi gidenler belki de onlardan kaçardık kim bilir;

Ve bu film gerçek hayattan uyarlama olması bir yana özelikle başrol oyuncusu Javier Bardem ile zirveye tırmanmış. Makyajıyla, mimikleriyle, duruşuyla harika bir işe imza atmış.

Bu arada Ramon ölüyor evet, istediği oluyor ve bunu akıllıca bir şekilde yapıyor. Nasıl mı? İzlemeniz lazım.

Ve şükür ki yürüyoruz ve şükür ki görüyoruz; Şu tuşlara basabiliyoruz. Bu filmle kendi içdünyanıza da ara ara yolculuklar yapıyorsunuz.

İyi seyirler.

&nbsp