08 Nisan 2020, Çarşamba
Son Dakika

Irgandı Köprüsü

08.02.2020

Bu yazımda, Bursa'da ilk fotoğrafların çekildiği bir mekandan bahsedeceğim. Irgandı Köprüsü’nün yer aldığı ilk Bursa fotoğrafı şehre 1854 yılında gelen bir kişi tarafından çekildiği bilgisini verelim. 1855 depreminde köprünün dükkan kısmı yani üstü yıkılıyor. Aslında bu köprü üstünde 33 dükkan var ve bu dükkanlar genelde hallaç ve 'Hallaçlar Çarşısı' olarak biliniyor. Köprünün altında ise 2 büyük ahır ve depolar var. Şu anda o depolar da çok sağlam bir şekilde duruyor. Bu çarşı içerisindeki dükkanlar bir vakıf geliri olarak yıllarca devam etmiş. 1855 depreminde bu dükkanlar yıkılıyor ve bugün gördüğümüz şekilde yapılıyor. Dolayısıyla 2002 yılında köprüde yapılan restorasyon da 1855 depremi sonrası yapılan şekliyle yapılmıştır, orijinal şekli bu değildir, çok daha görkemlidir.

Daha önce çarşılı köprü örneğini Venedik’te üstünde galeri ve dükkânlar bulunan Rialto Köprüsü ile Floransa’daki Ponte Vecchio çarşılı köprüsünü gördüğümde hayran kalmıştım.

Irgandı Köprüsü de, nadir arastalı köprü örneklerindendir. Çünkü üstünde çarşısı ile Türk ve dünya sanatında benzerlerine az rastlanan bir köprüdür.

Daha doğrusu, dünyada bu tarz hem köprü hem de çarşı olan çok da fazla köprü olmadığını belirteyim. Floransa’daki Ponte Vecchio Köprüsü, Venedik’teki Rialto Köprüsü ve Sofya’daki Osma Köprüsü de diğerleri. Orjinal şekline benzer bir biçimde ihya edilmeyişi Bursa şehri için büyük bir kayıp olsa da bu haliyle de güzel bir eserdir.

Bu tarihî eser, bugün eski gravür ve fotoğraflardaki görünümünden çok farklı olsa da...

Bu önemli eser, Uludağ giden teleferik yolunun sağında, Boyacı Kulluğu Köprüsü'nün güneyinde bulunmaktadır.

Muslihuddin’in torunu Ahmed Çelebi oğlu Muslihuddin’in babasından kalan servetle köprünün üstüne otuz bir dükkân yapmayı tasarladığı, köprünün kuzey ucundaki beş dükkândan birini mescid haline getirdiği ve Mart 1559 tarihli vakfiyesiyle anlaşılmaktadır.

Köprünün “ırgalamak, sallamak, sarsmak” anlamıyla ilgili olan adını nereden aldığı hususunda bazı görüşler ileri sürülmektedir. Bunlardan biri, eseri yaptıran Muslihuddin’in babası Ali el-Irgandî’nin Irgand adlı bir yerden olduğu şeklindedir. Evliya Çelebi ise XVII. yüzyılda bu isme dair inanılması zor bazı menkıbeler anlatır ve bu adı “ırgalandı” kelimesiyle ilgili gösterir.

"Güya Orhan Bey döneminde bir savaşçının bu kayalardan ses gelmesi nedeniyle düşman sanıp kılıcını kayaya vurması sırasında 'ırgalayarak' yani hareket ederek oradan bir hazine çıkmış. Savaşçı bu hazineyi Orhan Bey'e götürmüş. Orhan Bey de bu paranın ona ait olduğunu belirtip bir hayır yapmasını önerdiği, onun da bu durum üzerine köprüyü yaptırdığı söylenir"

Köprünün iki kenarına dükkânların yapılması ile eser bir arasta görünümü kazanmıştır.

1640’ta Bursa’yı ziyaret eden Evliya Çelebi köprünün üzerindeki çarşıda 200 kadar hallaç dükkânının olduğunu belirtir ve şu bilgileri verir: “Bu cisr dükkânlarının üzeri cümle tonoz kemerlerle mebni olup kurşunla mesturdur. Bu cisrin iki başında kale kapıları gibi demir kapılar üzere mazgal delikleri vardır. Kapılar seddedilirse başka bir yerden zafer mümkün değildir. Cisrin bir tarafı boştur, han gibi misafirhâne olup at bağlanır. Rum, Arap ve Acem’de bir gözlü, meşhûr-ı âfâk, eflâke ser çekmiş, azîm cisrlerin biri de budur.”

Osmanlı dönemi boyunca Bursa’dan geçen seyyahlar kitaplarında Irgandı Köprüsü’ne dair bilgi vermişlerdir. Anadolu’da incelemeler yapan Charles Texier’nin eserinde köprüye dair etraflı bir tasvir bulunmamakla beraber XIX. yüzyılın ilk yarısındaki görünümünü aksettiren bir gravür yer alır. Aynı yıllarda 1836’da Bursa’ya gelen Miss Julia Pardoe seyahatnâmesinde köprünün bir gravürünü yayınlamış ve yapıyı Roma eseri olarak tanıtmıştır. Köprü üstündeki dükkânlarda o sırada dokuma tezgâhları vardır. Ahmed Cevdet Paşa’nın bildirdiğine göre 1855’te Bursa’yı harap eden şiddetli depremde Sultan I. Murad’ın inşa ettirdiği köprü bütünüyle yıkılmasa da çok zarar görmüştür. Depremde yapının üstündeki tonozlu sıra dükkânların da yok olduğu sonraki yıllarda çekilen fotoğraflardan belli olmaktadır. Bu felâketin arkasından 1861-62’de basılan şehir planında, iki tarafında değişik ölçülerde otuz iki-otuz beş kadar dükkân sıralanan Irgandı Köprüsü, ortasındaki yolun üstü açık bir çarşı olarak işaretlenmiştir. XIX. yüzyılın ikinci yarısında köprünün üstünde, kâgir beden duvarına kısmen ağaç eliböğründelerle dayanmış çıkmalara oturan, ahşap evleri andıran ve bir mimari bütünlüğün olmadığı açıkça görünen dükkânların bulunduğu birçok fotoğraftan anlaşılmaktadır. Ayrıca Mary Adelaïde Walker adında bir İngiliz kadının anonim olarak yayımladığı taş basması albümdeki resimler arasında da köprünün bir deseni vardır. I. Dünya Savaşı’ndan önce ve Millî Mücadele’nin hemen arkasından Türkiye’de çok yeni olan usullerle renkli hârikulâde fotoğraflar çektiren Fransız Albert Kahn’ın arşivinde de Irgandı Köprüsü’nün 3 Haziran 1913’te A. Leon tarafından çekilmiş resmi bulunmaktadır.

Millî Mücadele yıllarında Bursa’yı işgal eden Yunanlılar 1922’de geri çekilirken köprü de tahrip edilmiş ve üstündeki dükkânlar bütünüyle ortadan kalkmıştır. Irgandı Köprüsü Bursa Belediyesince 1949 yılında tamir edildiğinde tarih içindeki geçmişi hiç hesaba katılmaksızın sadece şehrin iki yakasını birbirine bağlayan bir unsur olarak düşünülmüş ve bu anlayışla ihya edilmiştir.

 Osmanlıların tek arasta köprüsü olan bu taş köprünün, II. Murad zamanında, 1442 yılında, Irgandı Ali oğlu tüccar Hoca Muslihuddin tarafından, Hacı İvaz Paşa’nın vakfiyesinde şahit gösterdiği Abdullah oğlu Timurtaş’a yaptırıldığı sanılmaktadır. Celali ayaklanmalarının ardından, 1640 yılında Bursa’ya gelen Evliya Çelebi'nin Seyahatname’sinde, köprünün üzerinde 200 dükkanın bulunduğu belirtilmekteyse de gerçekte köprü üstünde her iki tarafta 16 adet olmak üzere 32 dükkanın yapılmış olduğu, bunlardan kuzeydoğu ucundakilerden birinin mescide ayrıldığı, köprüyü taşıyan tek kemerin iki yanında ahır ve depoların bulunduğu bilinmektedir.

Özgün duvarları kagir olarak yapılan Irgandı Köprüsü’nün dükkanlarının çatılarındaki ahşap konstrüksiyon, lök ile sıvanmış ve üstüne kurşun kaplanmıştır ancak daha sonra 17'nci yüzyılda kurşunların düşmesinden sonra çatıya kiremit döşenmiştir. Çeşitli kaynaklar, köprü çarşısının iki ucunun büyük demir kapılarla geceleri kapandığı belirtmektedir. 18'nci yüzyıldaki bir sel baskınında kısmen yıkılmış,1855 depreminde ise hasar görmüştür.1855'de yıkılan köprü üzerindeki çarşı, 19'uncu yüzyılın ikinci yarısında her biri konutu çağrıştıran irili ufaklı ahşap dükkanların yan yana dizildiği üstü açık bir çarşı haline gelmiştir. Kurtuluş Savaşı sırasında, 1922'de, işgal kuvvetleri Bursa'yı terk ederken dinamitlenerek yıkılan Irgandı köprüsü, 1949'da dükkansız bir şekilde betonarme olarak onarılmıştır. Köprünün restorasyonu konusundaki girişimler 1988 yılında başlamış ve köprünün rekontsrüksiyonu, ikinci restitüsyon aşamasına uygun olarak 2004 yılında tamamlanmıştır.


Yorum Ekle
Gezi Notları