14 Mayıs 2021, Cuma
Son Dakika

İstiklal Marşı’nın Bülbülü: MEHMED AKİF ERSOY

Mehmed Akif Ersoy 1908’den sonraki Türk edebiyatının en önde gelen isimlerinden birisidir. Bocalayan kalabalıklara kılavuz olmuş, karanlıkta yol arayan gençlere ‘Asım’ın Nesli’ni işaret etmiştir. Mehmed Akif, çok sevdiği aziz milletine 7 eser, 108 şiir ve 11 bin 240 mısra bırakmıştır.
11.04.2021 16.23.53

SÜLEYMAN DOĞAN

İstanbul’da kitabın ve yayıncıların merkezi -her ne kadar eskisi gibi çok sayıda yayınevleri olmasa da- olan Cağaloğlu, Babıali ve Sultanahmet’e aşağı yukarı haftada bir uğramadan edemem. Ne de olsa buralar benim eski gazetecilik yaptığım mekanlardır. Geçen hafta Akıl Fikir yayınlarına uğradığımda yayınevinin sahibi İsmail Bey ve Fatma hanımla kısa sohbetin ardından yeni çıkan Mehmed Akif kitabı dikkatimi çekti. Hemen kitabı almadan edemedim. Fatma hanım “Hocam kitap yeni, bugün geldi. İlk size nasip oldu” dedi. Eve gelir gelmez hemen ilk işim Akif kitabını kıraat etmek oldu. Eskimez dostum titiz araştırmacı yazar Mehmet Nuri Yardım (gazeteci) tarafından kaleme alınan “İSTİKLAL MARŞI’NIN BÜLBÜLÜ: Mehmed Akif Ersoy” isimli kitap Akıl Fikir yayınları tarafından neşredildi. Çiçeği burnunda kitap 282 sayfadan oluşuyor. Kitap sonunda mini bir sözlüğün yanında merhum Akif’in fotoğraf albümü de yer alıyor.

En çok sevilen şair!

Yazar M.N.Yardım, kitabın “Ön Söz”ünde bu önemli eseri hakkında şu mühim noktaların altını çiziyor: “Bir milletin şair ve yazarları, düşünür ve aydınları, o toplumun genel karakterini, ruh yapısını ve özelliklerini yansıtırlar. Fikirleri ile Türk milletinin hislerine tercüman olmuş, eserleri ile bu milletin gençliğine yol göstermiş, onlara ışık tutmuş, deniz feneri olmuştur. Mehmed Akif Ersoy 1908’den sonraki Türk edebiyatının en önde gelen isimlerinden birisidir. Bocalayan kalabalıklara kılavuz olmuş, karanlıkta yol arayan gençlere ‘Asım’ın Nesli’ni işaret etmiştir. Mehmed Akif, çok sevdiği aziz milletine 7 eser, 108 şiir ve 11 bin 240 mısra bırakmıştır. Sanıyorum yurt genelinde büyük bir anket açılsa ve toplumu “En çok sevdiğiniz şair kimdir?” sorusu yöneltilse alınacak cevap, “Mehmed Akif Ersoy” olacaktır. Akif, hayatı boyunca gençliğin sembolü gibi gördüğü Asım’ı çok önemser. Milletine ve değerlerine sahip çıkacak bu nesil onun güvendiği ve geleceği inşa edecek bir nesildir. Asım’ın Nesli’ne çok değer verir ve “Asım bu asrın neslidir” der. İstiklal Marşı’nın 100. Yılı dolaysıyla hazırlanan bu kitaptaki noksanlıkların hoş görülmesini talep ediyorum.”

Akif: Çok yönlü karakter abidesi

On bir bölümden müteşekkil kitabın birinci bölümünde, Akif’in hayatı, sanatı ve fikirleri yer alıyor. “Şair, yazar, mütercim, memur, gazeteci, milletvekili, veteriner hekim, hoca, mütefekkir sanatkar Mehmed Akif Ersoy” (s.13). Bunlara ilaveten neyzen, güreşçi, yüzücü, atıcı, sporcu, vaiz, savaşçı ve aktivist (aksiyoner) gibi sıfatları da merhum Akif ‘e yakıştırabiliriz. Gerçekten Akif bir “Karakter Abidesi”, “Özü ve Sözü Bir” inanmış bir mümindir. Akif nevi şahsına münhasır on parmağında on hüner olan bir şahsiyettir.

Mehmed Akif, ilköğretime başlayacağı sırada annesi onun medreseye gitmesini, babası ise mektepte çağdaş ilimler öğrenmesini ister: Çünkü dini bilgileri ve Arapçayı, kendisi öğretmek istemektedir (s.14). Anne babanın okul tercihi adeta doğu ve batıyı göstermektedir. Anne Buharalı Doğu’yu, baba Arnavut olarak Batı’yı temsil etmektedirler adeta.

İdadi Mektebi ve Medeniyet

Akif, babam beni “İdadi” mektebine yazdırmak için götürdü. Kaydettiler. Fakat mektebe lazım gelen bir para istediler. Babamın mevcudu kafi gelmedi. Gümüş saatini rehine olarak bırakmak istedi. Babamın bu fedakarlığı karşısında çok müteessir oldum. Ağlamaya başladım (s.63). Okullarda kayıt yaptırırken para almak adeta o günden bu güne hiç değişmemiş ve bir arpa boyu yol alamamış demektir. Yaşadığı çağın bütün gelişmelerini takip eden, Akif, doğru dinden ve sağlam inançtan uzaklaşmış uygarlığın hem Avrupa’ya hem de bütün insanlığın felaket getireceği inancındadır. Bunun için, “Medeniyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.” demiştir (s.73).

Kitabın ikinci bölümünde, İstiklal Marşı’nın nasıl ve hangi aşamalardan geçerek yazıldığına ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edildiğine dair tüm detaylarıyla kaleme alınmış. Üçüncü bölüm, Mehmed Akif şaheseri olan Safahat kitabı, Safahat dışındaki eserleri ve yaptığı tercümelere yer yerilmiş. Dördüncü bölümde, Mehmed Akif’in eserlerinden seçmelerde, başta İstiklal Marşı olmak üzere, Asım, Atiyi Karanlık Görerek, Bayram, Bir Gece, Bülbül, Cenk Şarkısı, Çanakkale Şehitleri’ne, Ferda Kadın’a, Hasta, Hayat Arkadaşıma, Hiç Bilenlerle Bilmeyenler, Mevlid-i Nebi, Nevruz’a, Pek Hazin Bir Mevlit Gecesi, Ordunun Duası, Seyfi Baba, Uyan, Zulmü Alkışlayamam ve diğer başka şiirlerinden örnekler yer alıyor.

Kafaları Değiştirmeli!

Kitabın beşinci bölümünde, “Mehmed Akif’in Mizah Dünyası ve Nükteler” başlığında güldürürken düşündüren hatırat var. İşte bu hatıralardan biri: Mithat Cemal, Berlin’den dönen Mehmed Akif’i ziyarete gider. Şairden memleketin gidişatı hakkında malumat almak ister ve “Berlin’de ne var; ne oluyoruz?” diye sorar. Akif’in cevabı işlerin neden düzelmediğini açıkça göstermektedir: “Ne olacağız. Berlin’e gittim, elçimiz Kur’an’a tefsir yazıyor; İstanbul’a geldim, Fatih’te hocalarımız siyaset konuşuyor. Ne olacağız, artık anlarsın…(s.181).

Mehmed Akif’in ‘şapkaya’ yaklaşımı bir hayli tartışılmıştır. Beşir Ayvazoğlu’nun, Faruk Nafiz Çamlıbel’in, “Nasıl Tanıdım? Mehmet Akif” adlı eserinden: Akif, “Serpuş değiştirmek bence mühim bir mesele değildir. Şapka da, kalpak da müsavi (eşit). Elverir ki kafaları değiştirmeli… Bunu yapabiliyor muyuz? Mesele burada!” (s.183).

Mukayese

Mehmed Akif Almanya’dan döndüğünde dostları kendisine sorar: “Berlin’de ne var ne yok üstat?” Safahat şairi şöyle cevap verir: “Ne olsun, gördüğüm kadarıyla yaşayışları dinimiz gibi, dinleri yaşayışımız gibi” (s.185). Kitabın altınca bölümünde Mehmed Akif hakkında yazılanlara yer verilmiş. Akif hakkında o dönemden günümüze şair, yazar, gazeteci, akademisyen ve araştırmacılar alfabetik isim sıralamasına göre görüşleri yer alıyor. İşte bazıları şunlar: Abdülkadir Karahan, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Kabaklı, Ali Nihat Tarlan, Ali Ulvi Kurucu, Cemil Meriç, Cenap Şehabettin, Ercüment Ekrem Talu, Ertuğrul Düzdağ, Eşref Edib, Faruk Nafiz Çamlıbel, Fevziye Abdullah Tansel, Fuat Köprülü, Hasan Ali Yücel, Hasan Basri Çantay, Hüseyin Cahit Yalçın, İbrahim Alaeddin Gövsa, Kazım Karabekir, Kazım Nami Duru, Kazım Yetiş, Mahir İz, Mehmet Kaplan, Mithat Cemal Kuntay, Muharrem Ergin, Nazım Hikmet, Necat Birinci, Necip Fazıl Kısakürek, Necla Pekolcay, Nihat Sami Banarlı, Nihal Atsız, Nurettin Topçu, Orhan Okay, Orhan Seyfi Orhon, Ömer Ferid Kam, Ömer Rıza Doğrul, Ömer Seyfettin, Peyami Safa, Remzi Oğuz Arık, Reşat Nuri Güntekin, Samiha Ayverdi, Sezai Karakoç, Süleyman Nazif, Süleyman Yalçın…

Kitabın yedinci bölümünde Akif hakkında yazılan bazı eserlere yer alıyor. Kitabın 214.sayfasında Nurettin Topçu’nun Akif hakkındaki kitabından şu önemli noktanın altı çiziliyor: “Edebiyat ve sanat tarihimizde Akif’in yeri, derinlikte Yunus’ların ayakucunda ise de, azametle parlaklıkta Fuzuli’lerle Sinan’ların başucundadır. Akif, yalnız yirminci asrın Müslüman-Türk şairi değil, dokuz yüz yıllık tarihimizin en yükseklerde duran terennümcüsüdür. O koca bir tarihin türbedarıdır.”

“Ey Ölmemiş Akif, Safahat’ında senin!”

Sekizinci bölümde, “Mehmed Akif’e Dair Yazılmış Şiirler” başlığında Akif hakkında yazılan şiirler ve şairler yer alıyor. Arif Nihat Asya’nın Akif hakkında yazdığı bir dörtlük:

“Şi’rin, bizi yazmıştı hayatında senin;

Millet, baba kaybetti vefatında senin;

Hala okuruz, ağlayarak, kendimizi,

Ey ölmemiş Akif, Safahat’ında senin!” (s.224).

Kitabın dokuzuncu bölümde, “Mehmet Akif Kronolojisi” başlığında 1826 yılında Mehmet Akif’in babası İpekli Mehmet Tahir Efendi’nin doğumuyla başlıyor. 2021 Mehmed Akif’in son günlerini geçirdiği ve gözlerini yumduğu, İstanbul Beyoğlu’nda İstiklal Caddesi üzerinde bulunan Mısır Apartmanı’ndaki dairesi, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un ve birçok aydın ile edebiyatçının katılımıyla 12 Mart’ta “Mehmed Akif Ersoy Hatıra Evi” olarak açıldı. Aynı günün akşamında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve sanatçıların katılımıyla “Mehmed Akif Ersoy Belgeseli ve Gecesi” düzenlendi. Şiirler okundu, bestelenmiş eserler seslendirildi (244). Akif’in kronolojik sıralama 1826’dan başlayıp 2021’de bitiriliyor.

Onuncu bölümde, “Mehmed Akif, İstiklal Marşı ve Safahat Hakkında Yazılmış Eserler” başlığında eserlere yer veriliyor. Son bölüm olan on birinci bölümde ise, “Mehmed Akif Hakkında Faaliyetler” sıralanıyor. “Mehmed Akif Ersoy İçin Neler Yapılabilir” başlığında yazar Mehmet Nuri Yardım, önerilerini sıralıyor. İşte o önerilerden biri: “Müzisyenlerimiz, bilhassa bestekarlarımız Mehmed Akif’in şiirlerinden seçmeleri kıymetli metinleri bestelemeli, bu nadide eserleri halkımıza bilhassa gençliğimize sunmalıdır.”

Kitaba bir müspet tenkit olarak, metin içinde verilen kaynakların ismi ve tarihine de yer verilseydi araştırmacılar için daha faydalı olurdu. Bazı tarihlerde sehven yanlış girilmiş. Örneğin 229.sayfada 1878 yerine sehven 1978 yazılmış. Ufak tefek kusurlar elbette her eserde bulunabilir. İnşallah yeni baskılarında bu küçük kusurlar giderilir. Velhasıl, böylesine önemli ve bir o kadarda kıymetli kitabı kaleme alan gazeteci-yazar Mehmet Nuri Yardım’ı tebrik ediyor, daha nice faydalı eserler vermesini temenni ediyorum.



Yorum Ekle