19 Haziran 2021, Cumartesi
Son Dakika

İsyan Pazarlanıyor – Joseph HEATH-Andrew POTTER

10.06.2021

Kapitalizm nedir? Sorusuna verilmiş ve verilebilecek cevaplar üzerine düşünürken, birçok cevabı içerisinde barındıran bir kitap geçti elime. İsmi oldukça çarpıcı olan bu kitabı okuduğumda anladım ki; kapitalizm için neyi pazarladığı değil, sonuçta ne elde ettiği önemli. Yani; para… Sonunda bu kazanım gerçekleşecek ise eğer, kendisine karşı en dik duruşu sergilediğine yürekten inanan bir asinin, isyanı dahi bu pazarın malı olabilir. Ayrıntı Yayınları tarafından okuyucuya sunulan ‘isyan Pazarlanıyor’ adlı kitap için,” Karşı Kültürel İsyan” kavramını-akımını tanıtma misyonunu üstlenmiş ve bunu başarı ile yerine getirmiş bir çalışma denilebilir. Kitap genel olarak her yönüyle kapitalizmi, onu besleyen, büyüten faktörleri ve kapitalizm ile arasında bağ kurmuş olan birçok kavramı ayrıntılı şekilde ele almış. Bunu yaparken “her şeyden biraz koyma” hastalığının sonucu olarak, kitap sayfalarının gereğinden fazla çoğalması olumsuzluk olarak değerlendirilebilir.

Kapitalizm var olmak için sınırsız, hedefsiz ve insafsız bir tüketime gereksinim duyuyor. Yani nereden ve nasıl gelirse gelsin; paraya… Mevcut değerlerin tümünü rafa kaldırmış olan hatta var olma sürecinin hiçbir aşamasında herhangi bir değerle arasında bağ kurmayan kapitalizm, asla kaynak sıkıntısı çekmemektedir. Kan, gözyaşı, insan onuru fark etmez. Tekerlek dönüyorsa eğer, sistemin dişlileri arasında bir engel yoksa sorun da yok demektir.

Kitapta, kapitalizm ile arasında doğrudan veya dolaylı ilişki bulunan birçok kavrama yer verilmiş;“ imaj, ekol, cool olmak, moda, reklam, alternatif…” bunlardan sadece birkaçı. Tüm kavramların arasında sımsıkı bağlar var. Ve tümü birlikte algılandığında, ortaya kapitalizm çıkıyor denilebilir. Ve hepsinin ortak noktası “daha fazla harca!” şeklinde özetlenebilir. Yeni bir imaj oluşturmak gerek birey gerekse şirketler için kullanılan sıradan bir kavram haline gelmiştir. “Cool olmak”; bir tarza sahip olmak, havalı olmak gibi anlamları ifade eder. Moda ise artık herkesin malumu olduğu üzere neredeyse “israf” ile birlikte anılabilmektedir. Bu kavramlardan söz açıldığında gereklilikler ve ihtiyaçlar değil istekler ön plana çıkmakta ve tüm bu olgular sürekli olarak kapitalizmi beslemektedir.

Kitapta bazı örnekler konunun özünü yakalamamıza yardımcı oluyor. Mesela birisi arabasını değiştirdiğinde komşusu da onun altında kalmamak için arabasını değiştiriyor. Aradan bir süre geçince adam tekrar bir üst modeli alıyor. Ve komşusu da yine aynı düşünce ile onunki ile eş değerde bir araba alıyor. Bu böyle sürüp gittiğinde öyle bir noktaya varıyorlar ki, ikisi de arabalar için bütçelerinden çok ciddi rakamlar sarf etmiş olduklarını görüyorlar. Ve dönüp bakıyorlar ki amaç açısından, başladıkları noktadan çok farklı bir yerde değiller. İkisinin de çok pahalı arabaları var. Ama aynı kalitede oldukları için birbirine üstün gelemiyorlar ve kazanan kapitalizm oluyor! Daha dikkat çekici olarak ise şu örnek verilmiş. Geçen yüzyılın sonlarında birbiri için tehdit oluşturan ABD ile Sovyetler silahlanma yarışına giriyorlar. Sadeleştirerek anlatacak olursak, örneğin ABD’nin 1 birim silah stoku var. Sovyetlerde de aynı miktarda silah olduğunu bilen ABD bunu 2 birime çıkartıyor. Bunu kendisi için tehdit olarak gören Sovyetler de aynı şeyi yapıyor ve silah stokunu 2 birime çıkartıyor. Süreç bu şekilde 10 birimde tekrar eşitleninceye kadar devam ediyor. Ve dönüp baktıklarında görüyorlar ki başlangıçta 1 birime karşı 1 birim olan silah stokları 10’ar birime çıkmış olmasına rağmen birbirleri açısından aynı oranda tehdit teşkil ediyorlar. Yani silaha milyar dolarlarca para harcıyorlar. Ama tehdit algısı değişmiyor. Ve yine kazanan kapitalizm oluyor!

Ve bir gün geliyor, her şeye olduğu gibi kapitalizme de karşı olanlar ortaya çıkıyor. Fakat karşılarındaki düşman o kadar güçlü ve amansız ki basit fikirler, küçük oluşumlar, kısık seslerle karşısında durulamaz. İsyancılar önce büyük kamuoyu oluşturma çalışmalarına odaklanıyorlar. Büyük kitleleri kapitalizme karşı birleştiriyorlar. Oluşumlarına da havalı bir isim olan “Karşı Kültürel İsyan” ı seçiyorlar. Ve artık her şey çok farklı olacağını düşünüyorlar. İsyancılar “ana akım” olarak nitelendirdikleri halkı çözümün parçası değil, sorun olarak görmeye başlıyorlar. Çünkü halk kocaman bir sürü onlara göre. Kapitalizmin nereye isterse oraya sürüklediği, neyi al derse alan, sattırmak istediğini satan bir sürü…

Karşı Kültürcüler fikirlerin kapitalizmi yenmeye yetmeyeceğini düşünmeye ve bu bağlamda içlerindeki karşıtlığı eyleme dökmeye başladılar. Örneğin uyumlu olarak gördükleri toplumun genelinin tercih ettiği arabalar yerine “VW kaplumbağa” arabalara yöneldiler. Bir, iki derken tüm karşı kültürü savunanlar bu arabalardan almaya başladı. Zamanla bu arabalar o kadar tercih edilir oldu ki, VW kaplumbağa araba üretimini yetiştirmekte zorlanmaya başladı. Toplum sıradan pantolon, gömlek giyerken onlar, yırtık, daha renkli veya dikkat çekici giysiler tercih etmeye başladılar. Bir zaman sonra bu giyim tarzını şekillendiren bir sektör de oluştuğu görüldü. Kapitalizme karşı eylemler sırasında Nike’ın bir şubesinin camlarını tekmeleyen isyancıların bazılarının ayaklarında Nike ayakkabı olduğu görüldü. Kapitalizm karşıtları sonunda fark ettiler ki kapitalizme karşı verdikleri savaşta attıkları tüm mermiler kendilerine dönüyor. Kapitalizm pazarlamak için herhangi bir ayrım gözetmiyor. Hatta isyancının isyanı da buna dâhil! Sonunda gelip şu sorulara takılı kalıyorlar: Kapitalizme karşı gerçek manada isyan, mücadele, direniş imkânı kalmadı mı? Kapitalizm her karşı çıkışı piyasanın yeni bir metası haline dönüştürüp yine bize mi satacak? Bu kısır döngüden kurtulmanın bir yolu yok mu?... Kitabı okuyup bitirdiğinizde, bu sorulardan en azından birkaçına verebilecek cevabınız olacağını düşünüyorum.

Günümüzde dünya adeta büyük bir köye dönüştü. Herkesin herkesi ve her şeyin her şeyi etkileyebildiği bir dünya artık üzerinde yaşadığımız. İlişkiler, ticaret, eğitim faaliyetleri vb artık rahatlıkla ülkeler arasında yapılabilmekte. Böyle bir gerçekle yüz yüzeyken, artık çok daha fazla bilinçli olmaya ihtiyacımız var. Okuyup bitirdiğinizde bu kitabın, her alan ile ilgili satacak bir şeyleri olan ve tüm toplumları bir şekilde etki alanına alabilen kapitalizmi daha iyi tanımanıza yardımcı olacağınızı düşünüyorum.


Yorum Ekle
A. İKİCEVİZ
11.06.2021 12.39.21

Tükettiğin kadar değerlisin anlayışını hayatın her alanına nakşeden kapitalizmin geniş ordularına karşı durmak çok zor görünüyor. Ancak surda açılan bir gedik kapitalizm için bir şeylerin değişeceğine işarettir. Bu yazı surda açılan bir gedik olacak inşaAllah! Tebrikler Hocam!