08 Temmuz 2020, Çarşamba
Son Dakika

Kaybolan tarihin izinde ve tabela hizmeti

İstanbul’da etrafımız kabirler ve türbelerle çevrili. Ama hiçbir mezar taşını okuyamıyoruz. Kime ait bilemiyoruz. Şimdi size iyi bir haber vereyim, belki mezarların dili olup da konuşamayacak ama, bu dertle dertlenen bir grup tarihsever gönüllü, isimsiz türbelere tabela hizmeti başlattı.
13.04.2020 16.49.47

ÖMER FARUK ÇAĞLAR

Şöyle bir hafızanızı yoklayın. Eyyüb Sultan hazretlerini ziyarete gittiniz. Etrafınız kabirler ve türbelerle çevrili. O ince yoldan ilerlerken gözünüze çarpan irili ufaklı mezar taşlarının kimlere ait olduğunu hiç mi merak etmediniz? Osmanlıca kitabelere sahip bu mezar taşlarının dili olsa da konuşsa hiç mi demediniz? Harf inkılabıyla bir gecede atalarımızın mezar taşlarını dahi okuyamayacak kadar cahilleşmeseydik diye hiç mi hayıflanmadınız? Şimdi size iyi bir haber vereyim belki mezarların dili olup da konuşamayacak ama, bu dertle dertlenen bir grup tarihsever gönüllü, isimsiz türbelere tabela hizmeti başlattı.

Bu gönüllü tarihseverler İstanbul’un hemen her semtinde mahalle mahalle dolaşarak unutulmaya yüz tutmuş türbeleri mezarları bulup ortaya çıkarıyor. Amaçları ziyarete gidenleri bilgilendirmek. Bir Fatiha okurken kime Fatiha okuduklarını bilmelerini sağlamak. Türbede medfun bulunan şahsın ismi ölüm – doğum tarihi ve kısa hayat hikayesinin yazılı olduğu tabela hazırlanıyor ve türbenin en görünen yerine asılıyor. Eyyüb Sultan Belediyesi’nin ilçe sınırları içindeki önemli şahıslara ait kabir ve türbeler için internet sitesi üzerinden interaktif bir çalışması da var ama her türbe üzerine tabela asmak çok daha etkili ve farklı bir hizmet.

125 türbeye tabela asıldı..

Erdi Baba tekkesinden Şeyh Fenai Ali Baba tekkesine bugüne kadar 125’yi aşkın türbeye tabela asan bu gönüllü ekip, gözümüzün önünde olup ama tarihin karanlık sayfalarına karışmak üzere olan ata yadigarlarına adeta tekrar bir hayat şansı sunuyor. Çok büyük övgüye layık bu hizmetin ön safında tarihçi İbrahim Yerlikaya, Mehmet Dilbaz ve gazeteci meslektaşımız Halid Develioğlu bulunuyor.

Mestane mahlasıyla meşhur Halid kardeşimiz bu önemli hizmete nasıl başladıklarını anlatırken kadim tarihimizden dem vuruyor ; ‘Bir küçük obadan devlet, daha sonra koca bir imparatorluk olmak 600 küsur sene üç kıtayı idare etmek kolay bir iş değildir. Bu nasıl gerçekleşmiştir? Bu başarının ardında yatan hangi gerekçelerdir? Hiç şüphesiz ki düzgün kurulan bir sistem bu yeterli midir? hayır değildir sistemin de iyi işletilmesi gereklidir. Başka o sistemi yöneten idarecilerin basiret ve feraset sahibi olmaları ve ileri görüşlü olup halkına bir hedef ve vizyon ortaya koyması ve bulundukları toplumun bütün ihtiyaçlarını görmeli adaletle hüküm sürmeli kimse haksızlığa zulme uğramadan her bir yaşayan bireyin mutlu olması ve bu mutluluğun halkın tamamında yerleşmiş olması gerekmektedir ve her şeyden önemlisi ahlaki olgunluk ve Kemal sokaktaki halktan en tepedeki idarecide aynı şekilde olmalıdır.’ Diyor.

Vakıf medeniyetine sahip bir İmparatorluk bakiyesi..

Bu girizgâhtan sonra sözü nereye getirecek derseniz şimdi de onu açıklıyor Halid bey; ‘Böyle bir toplum, tabandan tavana halkın her kesimini eğitecek irfan kültür sahibi insanların çokluğu ile gerçekleşir. Bu eğitim ve irfan ordusu âlimler bir çarkın dişlisi gibi işler ise irfan medeniyeti ve vakıf medeniyeti bir imparatorluk olarak, karşımıza çıkar ve cihanı yönetir. Âleme nizam verir. Mazlumun sığınağı, zalimin korkup diz çöktüğü bir devlet olur. Herkesin gölgesinde dinlendiği ulu bir çınar, güneş misali herkesi aydınlatan ısıtan her kabiliyetin mükemmel yetiştiği verimli bir toprak haline gelir. Osmanlı coğrafyasını dolaştığımızda o kadar yapı eser saray, kasır, hamam, medrese, külliye, Pazar, kütüphane, okul, çeşme, türbe, hazire, kışla ile karşı karşıya kalırsınız ki şaşkınlığa düşersiniz bu merak sizi bunu kim yapmış bunu kim kurmuş bu kim o kim der yapılan eserden o eseri yapanı tanımak istersiniz ve onların hayatlarını bilmek istersiniz hatta günümüzde bütün bu eserleri araştıracaksanız bir yapıyı bir çeşmeyi inceleyecekseniz kütüphane kaynağı tararsınız bir türbe bir külliye bir dergâh kaybolan tarihin peşine düşeceksiniz en küçük bir izi dahi sürer hedefe ulaşır. O eser hakkında her türlü bilgiye ulaşmış olur yapanın yaptıranında kim olduğunu tanımış bilmiş olursunuz bu eserlerin ardında ya yazılmış bir kitap ya bir tekke ya bir külliye ya bir çeşme ya bir hamam ya bir türbe ya da ilmi dini fikri siyasi yetişmiş bir kıymetli insana ulaşırsınız.’’

Tarihimizin peşindeyiz..

‘Tarihimizin peşine düştüğümüzde şunu gördük ki bu saydığımız irfan ehlinin bu medeniyeti oluşturan insan sayısının çok olduğunu müşahede ettik’ değerlendirmesinde bulunan Halid Develioğlu; ‘demek ki yüksek bir medeniyet ve devlet kurmak hatta imparatorluk olmak yetiştirdiğin insan sayısının çokluğu ve onların yaptığı şeylerle meydana gelmiş çünkü onlar halkı da idarecileri de yetiştirmiş ve topluma yön vermişler’ tespitinde bulunuyor.

Tarih gönüllüsü Halid Develioğlu, daha sonra şöyle devam ediyor; ‘’Bu anlayış bunları bulmak ve tanımak adına bizde bu insanların kabirlerini bulup bu insanları anlatmak şeklinde hizmete dönüştü ve bu ilmi dini fikri siyasi şahsiyetleri anlatmak bilinirliklerini arttırmak ve topluma onları göstererek bir büyük eğitim faaliyeti ile onların eserlerine ilgiyi arttırmak yaptıkları eserleri onartmak ve topluma kazandırmak hedefine dönüştü.’’

15 kişilik gönüllü ekip..

‘Şu ana kadar 125 adet ilim ve irfan sahibi insanı video çekimleri ve onların kabirlerine tabela takarak tanıtım yaptık duyarlılığı arttırdık’ diyen Halid Develioğlu, ‘sivil toplum kuruluşlarını harekete geçirdik, kamu kurumlarını TV de yaptığımız bilgilendirme çalışmaları ile halka duyurduk sosyal medyayı kullanarak tarihimize sahip çıkmanın en kolay yöntemini halka göstermiş olduk inşallah. Bütün Türkiye hatta dünya da Osmanlı imparatorluğunun eserlerine sahip çıkar ümmet şuurunu irfan ve ilim aşkını tekrar canlandırırsak yine özlenen bir devlet millet ve ümmet olacağımız kanaatindeyiz.’ diyerek yaptıkları işten duyduğu hazzı bizlerle paylaşıyor.

‘Evet, bütün eski eserlere türbe ve hazirelerdeki ilim adamlarına tabela hizmeti gerçekleştirmeye devam edeceğiz’ şeklinde konuşan Develioğlu; ‘halkımıza âlimlerimizi fikri, siyasi, dini ve askeri büyüklerimizi tanıtarak onların eserlerinin bilinmesini arttırarak koruma altına alınmasını yok olmadan ve yok edilmeden gelecek nesillere aktarmış olacağız.’ diyor.

‘Kaybolan Tarihin Peşinde’ gönüllü ekibinin başında araştırmacı İbrahim Yerlikaya, Tarih araştırmacısı Mehmet Dilbaz bulunuyor ve 15 kişiye yakın bir topluluk birlikte hareket ediyor. Ekipte iş paylaşımı yapılıp Fatih, Üsküdar, Eyüp Sultan gibi tarihi semtlerde medfun tarihi şahsiyetlerin yerleri belirlenip, TDV İslam Ansiklopedisi, Sefine’tül Evliya ve Hadikatül Cevami gibi eserlerden bu şahsiyetlerle ilgili dokümanları temel alarak bilgilendirme levhaları hazır hale getiriliyor

Halid Develioğlu; ‘Çalışmalarımız İstanbul özelinde devam edip Anadolu’muzun diğer illerinde de devam edecek inşallah.’ diyerek sözlerini bitiriyor. Biz de kendilerine bu kutlu görevde başarılar diliyoruz.



Yorum Ekle
Kamil Eşfak Berki
01.05.2020 20.04.32

Bu öncü arkadaşları can ü gönülle kutlarım. Mezartaşlarının çalınıp yurt dışına kaçırılmaması uğrunda resmi tedbir de gerekir.eski eser kaçakçılığı kapsamında olamaz mı?Saygılarımla