07 Ağustos 2020, Cuma
Son Dakika

Kediler hane halkındandır

Mehmet Nuri Yardım “Parolam şudur ki her eve bir kedi. Ben onlara can dostumuz diyorum. Hatta Peygamber Efendimiz kediler hakkında onlar hane halkındandır diye buyurmuş.” diye konuştu.
25.02.2020 18.40.59

MUHAMMED FATİH DUR

Kediler hayatımızda ve edebiyatımızda önemli bir yere sahiptir. Kediler binlerce hikâyeye, şiire ve yüzlerce kitaba ilham oldu. Bu halkaya son eklenen Kitap ise kediye dair her şeyin ele alındığı “Kediname” Mehmet Nuri Yardım’ın kaleme aldığı ‘Kediname’ adlı kitap, Akıl Fikir Yayınları’ndan çıktı. Edebiyat dünyamızın önemli kalemlerinden Yardım ile sekiz yıllık kedileri Lokum’u ve Kediname’yi konuştuk.

Kendinizi nasıl tanıtırsınız?

“Doğrusu okumayı ve yazmayı seven birisi olarak kendimi düşünüyorum. Okumayı, yazmayı ve düşünmeyi. Zira insanoğlu okumak, düşünmek ve yaratılış hikmetini kavramak için dünyaya gelmiştir. Dolayısıyla hem bizim yaratılış gayemizi hem de kainattaki diğer canlıların yaratılış hikmetini sorgulamamız lazım. Bu konu üzerinde fikir yürütmemiz lazım. Biliyorsunuz ki benim yayınlanmış bir çok kitabım var. Hepsi edebiyat dünyası ile ilgili farklı türlerde kitaplar. Ama inanın ki bugün konuşacağımız ‘Kediname’ kitabı kadar hiç biri beni heyacanlandırmamıştır . Çünkü benim dışımda yaratılmış bir varlık var. Ben ona can dostumuz diyorum. Hatta Peygamber Efendimiz kediler hakkında onlar hane halkındandır diye buyurmuş. Bu konuyu bu bakımdan önemsedim ve Kediname ortaya çıktı. Büyük de ilgi görüyor. Bende hem bizim Lokum hem diğer kediler için seviniyorum.”

Türk İslam Medeniyetinde kedinin ayrı bir yerinin olduğunu söylediniz, bunun örneklerini verebilir misiniz?

“Kediler tarih boyunca başka milletler tarafından farklı algılanmıış. Mesela Çin’de, Hindistan’da.. Kedilere çok farklı yaklaşımlar var. Onu şeytan kabul edip öldürmek isteyenlerde olmuş, bazıları da sevgiyi abartıp tapınma noktasına vardırmıştır. Bizim dinimiz akıl dini, İslamiyet bütün bu aşırılıkların dışında kedinin yaratılmış masum bir hayvan olduğunu söylemiştir. Biz o şekilde bakarız.”

Kediye olan bu özel sevgi nereden kaynaklanıyor peki?

“Doğrusu ben şöyle düşünüyorum.. Peygamber Efendimiz kedileri çok sevmiştir, Efendimiz kedileri çok seven Ebu Hureyre’yi sevmiş ve teşvik etmiştir. -Ebu Hureyye kedilerin babası anlamındadır- Efendimiz kedilerin sırtını sıvazlamıştır ve bu sebeple mübarek addedilmiştir. Kedilerin hiçbir zaman sırt üstü düşmediği görülür. Cenabı Allah öyle bir çeviklik vermiş. Peygamber efendimiz kedilere bir muhabbet beslemiştir. Yaygın olan ve doğru kabul edilen bir hadiseye göre: ‘Peygamber Efendimiz bir gün mescide girecektir bakar ki cübbesinin üstünde bir kedi uyumuş, onu uyandırmamak için cübbesini kesiyor. ’ Bu kadar ince bir hassasiyete sahip olan bir peygamberin ümmetiyiz. Dolaysıyla bu bakış açısı, bütün Müslümanları etkilemiştir.”

Kediler zarar görmesin diye yollarını değiştirdiler

“ Hatta bir başka çarpıcı bir örnek: Hz. Peygamber ve Sahabeleri büyük bir savaştan dönmüşlerdir. O savaştan dönerken yolda yeni doğum yapmış bir kedi görürler, Efendimiz orduyu durdurur. ‘Kediye dikkat edelim’ der ve kedinin başına bir bekçi diker. Yollarını değiştirir sırf o kedi ve yavruları zarar görmesin diye. Bakın ne büyük bir incelik. İşte bu bakış açısı bizi daha dikkatli ve naif yapması gerekiyor. Yunus Emre’nin güzel bir mısrası var ‘Yaratılanı hoş gör yaratandan dolayı’ sadece kedilere değil bütün hayvanlara. Bütün hayvanları yaratan Allah o yüzden bizim onları sevmemiz lazım. Bunları hikmetsiz yaratılmamıştır. Sadece peygamber efendimiz mi sevmiştir hayır. Bütün alimler, hocalar, mürşitler.. Kediler dergahlarda, camilerde çok dolaşırlar. Onlarda manevi havadan istifade ederler. Mistik bir yapıya sahiptirler.”

Bütün camilerimizin bir kedisi vardır. Mesela Ayasofya’nın meşhur kedisi.

“Beyazıt’ta biliyorsunuz İsmail Saib Sencer vardı. O yüze yakın kedi beslemiş. Tabii kitapları korumak maksadıyla ama onlarla da bir dostluk kurmuş, onlara ikramlarda bulunmuş. Böyle bir medeniyetten geliyoruz biz hepimiz. Ben buna merhamet medeniyeti diyorum. Peygamber Efendimiz ve kedilerle ilgili bir hikaye daha anlatayım bence önemli. Efendimiz sahabelere sohbet ederken ona bir yılan yaklaşmış ve orada bulunan bir kedi Efendimizi yılana karşı korumuş. Bunlar sadece menkıbe değil yaşanmış hadiselerdir. Kedilere bir baktığımızda mübarek yaratıklar olduğunu görüyoruz. Bizimde onlara merhametle, sevgiyle yaklaşmamızı düşünüyorum.”

Kedilerin mır mırları ‘Ya Rahim ya Rahim’

Bütün bunlara rağmen hayvan olan eve melekler girmez gibi yanlış inanışlarda var.

“Şimdi o tam tersi. Hayvanın sureti asılmaz çünkü geçmişte bazı suretlere tapınmalar olmuş. Ama evde kediler tarih boyunca beslenmiştir. Müslümanlar beslemiştir. Köpekler beslenmez çünkü köpekler dışa dönük hayvanlardır. Onlar evde durmayı sevmez ama kediler eve bağlıdır. O bakımdan beslemesi kolaydır. İnsanı yormayan ama bereketi bol hayvanlardır. Bir çok İslam alimi kedilerin gerçekten zikir yaptığını söylüyor. Bediüzzaman derki kedilerin mır mırları !Ya Rahim Ya Rahim’dir. O mır mırlar boş değil. Kainattaki bütün hayvanlar kendi lisanları ile zikir yapıyor. Zikir yapan bir hayvan mübarektir. Özelikle evinizdeyse. Kedilerin hiçbir korkulacak tarafları yok. Tam aksine o kadar tatlı ki gelir kucağınıza oturur. Temizdir. Bana göre insanlardan çok temizdir. Kedilerden ürkenler önce ürküyor ama sonra bakıyorlar ki ürkülecek korkulacak bir tarafları yok. Size abi, baba, anne gözüyle bakıyorlar. Evimizde bir Lokum var sekiz senedir can ciğer kuzu sarması son derece mutluyuz. O da bizden gayet memnun. Bir sefer bile tuvaletini kendi yerinden başka bir yere yapmadı. Bu konuda bir hatıratımı paylaşayım. Bir gün banyoda tıraş olurken kapıyı kapatmıştım. Lokum, kapının önüne geldi ve canhıraş bir şekilde ‘Miyav’ dedi. Şaşırdım Allah Allah bu miyavlamazdı pek. Daha keskin ve sert bir şekilde bir ‘miyav’ daha dedi. Anladım ki bir derdi var. Kapıyı açmamla zavallının tuvalet yerine koşması bir oldu. Benimle bir iletişim kurdu.”

Peyami Safa Fatih Harbiye romanında şarklıları kediye garplıları köpeğe benzetiyor. Sizce bu benzerliği neye göre kurdu?

“Köpeklerin bir özelliği aşırı sadık oluşlarıdır. Siz onlara bir kemik atarsınız ömür boyu size bağlanırlar. Sizin kulunuz olurlar. Batılılar biraz öyledir menfaat esasına dayalı bir anlayış var orada. Kediler insanlarla iyi geçinir ama baskı yaptığınızda sizinle mücadele eder. Adeta savaşırlar. ‘Tamam biz arkadaşız ama fazla da laubali olma’ dercesine. Kediler onurlu bir hayvandır. Hiçbir zaman yaltaklanmayı bilmezler. ”

Kedilerle büyüdüm

Kediname kitabınızı oluşmasını sağlayan ilk anılarınız ne zaman oluştu? Çocukluğunuzda mı?

“Biz kedilerle büyüdük. Benim büyüdüğüm Siirt’te kediler hayatın tam merkezinde, evin adeta canlı unsurlarıdır. Her evin mutlaka kedisi vardı, vardır. Kediler biraz özgür hayvanlar olduğu için sabah evden çıkarlardı, akşama doğru sanki işten dönüyorlarmış gibi eve geri gelirlerdi. Ev onlara aitti. Kedilerde zaten bir sahiplenme duygusu var. Bulunduğu evin adeta sahibidir. Aşırı misafir gelirse kıskanabilir. Kedilerle büyümek bende büyük bir etmişti. İstanbul’a okumaya gelince kedilerle olan o bağı mecburen biraz kopardık. Koşturmaca içerisinde durup gökyüzüne bile bakamıyorsunuz. Ama bundan sekiz yıl önce Lokum ile tanışana kadar. Çocuklar sokakta annesi ölmüş bir kedi bulmuşlar, eve getirmişler. Biberonla besledik, göbeği kesildi. Göbeği bile daha kesilmemişti. Adını Lokum koyduk bizim evladımız oldu adeta. Biz yazarlar birazda ilham ararız. Lokum hakkında bir şeyler yazmam lazım dedim. Önce bir hikaye yazdım. Sonra bir hikaye yetmez dedim.”

Lokum olmasa bu kitap olmazdı

Sonra bu kitabı yazmaya karar verdiniz? İlhamınız Lokum yani?

“Yüzde 99 Lokum ama çevreden de keşke böyle bir kitap olsa düşünenler olmuştur belki bende düşünmüşümdür lakin Lokum olmasaydı bu kitap olmazdı. Zaten kapağında önünde arkasında o var. Fakat ben istedim ki sadece Lokum’un hayatı olmasın. Kedilerin tarihi, edebiyatımızdaki yeri vs olsun da istedim. Gayet güzelde bir kitap oldu. Okuyanlarında geri dönüşü gayet olumlu. Kedi muhabbeti ile dolduklarını söylüyorlar. Benim amacım şu ki bir çok kedisiz ev var. Onlarda sokakta kimsesiz olan bir kediyi evlat edinebilirler. Apartman hayatına da uyum sağlarlar. Biz de sekiz senedir Lokumla apartman hayatı yaşıyoruz ve gayet de mutlu. İlham verip, saygı aşılıyorlar. Bana göre kedilerle büyüyen çocuklar daha mutlu. Kediler bizim verdiğimiz sevginin on katını bize verirler. Kitapta okuyacaksınız bir çok yazarın kedilerle hatırası var. Yazar bir arkadaşım vardı kedilere biraz mesafeliydi. Kedisi bir kere kucağına oturmuş kendini sevdirmiş. Ondan sonra duyguları değişmeye başlamış. Şimdi ikinci kedisini sahiplendi. Tüm okuyucularımıza şunu öneriyorum denesinler. Denedikten sonra bir baksınlar hayatları nasıl değişmiş.”

Mehmet Abi, kitabınızda bölüm olarak sanatçılar ve kedileri diye bir bölüm var, burayı konuşalım mı?

“Bizim kültür sanat dünyamızda kedilerin önemli bir yerleri var. Bir çok edebiyatçımızın, sanatçımızın kedilere karşı bir sevgisi var. En meşhur bestekarımız Tamburi Cemil’in büyük bir kedisi var. Tanpınar’ın kedisi ile çekilmiş fotoğrafları var. Üstün İnanç hocamızın maviş diye bir kedisi var… Kedi bizim manevi dünyamızda kökleşmiş bir yere sahip. Vazgeçilemez. İnsana en yakın hayvan. Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi ‘Hanemizde bir fert’ oluyor. ”

Kedilere bakmak zor olmuyor mu? Temizliği, bakımı, sorumluluğu…

“Genelde bana sorulan soru şu: “Apartman hayatında kedi beslemek zor değil mi?” Asla değil. Biz insanlar nasıl tek katlı, iki katlı, bahçeli evlerden apartmanlara geçtiysek ve bu modern binalara alıştıysak kediler de apartman hayatına pekâlâ alışıyor.

Evden çıkmasa da olur. Zaten kediler en ‘evcil’ hayvanlardır. Mesela köpek için bunu söyleyemezsiniz. Köpekler mutlaka her gün dışarı çıkmak, dolaşmak ister. Ama mesela bizim Lokum, 8 senedir bizimle yaşıyor. Bir gün bile “Beni Boğaz’a götürüp biraz gezdirin.” demedi. Tuvaletlerini ise muntazaman, gösterilen yere yapıyor. Sekiz yıldan beri Lokum, bir sefer bile bunun aksini yapmadı. Yani temizlikte on numara.”

Lokum’un günlüğü

Kitabınızda Lokum Yardım’ın bir günlüğü var. Patileri ile yazması zor olmadı mı?

“Ben burada biraz mizansen yapıyorum. Lokum diyor ki ‘’Aslen ben yazacaktım ama benim elim biraz ağır. Babacım maşallah çok hızlı yazıyor. Ondan rica ettim.” Kediyle yaşadıklarımızı yazdım. Abartı yok. Tam su içecekken suyumu içiyorsa onu yazdım, kütüphanede çalışırken gelip kitapların üstüne çıktıysa onu yazdım. 24 saatte yaşadıklarını günlüğe dökmeye çalıştım. ‘Babacım zaten gün boyu seni göremiyorum. Akşam geldiğinde de gazeteyi okuyorsun’ der gibi gazetemi alışını yazdım. Adeta ilgi isteyen bir evlat oluşunu yazdım. ”

“Beklemediğim kadar olumlu tepkiler aldım”

Kediname’ye tepkiler nasıl?

“Ben de şaşırdım. Hiçbir kitabıma gelmediği kadar olumlu tepkiler geldi. Daha kitap basılmadan röportaj yapanlar oldu. Demek ki insanlarımız seviyor. Sadece hayvanları da değil insanları da Bizim merhamet medeniyetimiz bütün mazlumları kapsıyor ve hayvanları da. Bizim ecdadımız hayvanlar için vakıflar kurmuştur. Ben bu konuda ecdadımızı örnek almamız gerektiğini düşünüyorum. Topkapı Sarayında kediler için özel odalar var. Mahallerimizde kediler oranın asli unsurlarından biridir. Kedileri, hayvanları sevmeyen insanları da sevmez. Muhabbet bir bütündür. İnşallah kediname bu konuda bir gedik açar.

İstanbul’da bir milyon sahipsiz kedi var

İstanbul’da bir milyona yakın ev var ve bir o kadar da sahipsiz kedi. Herkes bir kediyi sahiplense insanlar daha mutlu olacaklardır. İnşallah ‘her eve bir kedi’ parolam gerçekleşir.”

KEDİNAME ARKA KAPAK

“Denge uzmanı ve karakter sahibiyim. Ne zaman ne yapacağıma her daim kendim karar veririm. Yaşadığım ortama bağlı bir o kadar bağımsızımdır. Olur da bir gün gidersem hiç korkmayın, görsel hafızam sayesinde yine size dönerim.

Size bir sır vereyim mi? Doğuştan temizim. Enerji toplamak için çok uyuduğum doğrudur ancak uyurken bile etrafımda olup bitenleri bilirim.

Ben kim miyim? Lokum Yardım.

Bu kitabın hazırlanmasındaki en büyük belki de tek ilham kaynağıyım.

Yıllar önce sahibim Mehmet Nuri Yardım, bana vermiş olduğu sözü tutup bu satırları kaleme aldı. Bu kitap sayesinde biz kedileri biraz daha yakından tanıyacak, kimseye anlatamadığımız hatıralarımızı okuyacaksınız.

Kim bilir belki de sahibimin hayali gerçekleşecek, kedisiz ev kalmayacaktır.”



Yorum Ekle