Kuyruklu şeytanlar

Abone Ol

Biri kadın, biri erkek iki inançsız kişi şeytan diye bir şey yoktur diye ısrar ediyordu. Şeytanları gösteren gözlüğümü taktım, her ikisinin de kafalarında ikişer boynuz, arka taraflarında kuyruk gördüm.

**

Batı medeniyeti Rahman&icirc bir medeniyet midir, şeytan&icirc midir?.. Rahman&icirc dir diyen kişi Müslümanlıktan çıkar.

**

Zina büyük günah mıdır, ağır bir suçmudur? Değildir diyenin Müslümanlığı gider.

**

Çanakkale taraflarında bir yerde kermes yapılmış, laiklik tartışılmış, Kemalist gazeteler skandal diye bağırıyor. Skandalla hiçilgisi yok, gayet normal bir şey. Laiklik evrensel bir değer değildir, bir hak değildir, bir vazife değildir. Elbette tartışılabilir. Eskiden ülkemizde bir laiklik tabusu vardı, dokunan tenkit eden çarpılıyordu. Bu tabu kaldırılmalıdır. Türkiye laiklik konusunda İngiltere`ye benzemelidir. Orada laikliğin esamisi okunmaz. İngiltere bir din devletidir. Hükümdarı aynı zamanda Anglikan kilisesinin başıdır. En yüksek demokrasi, hürriyet, insan hakları ve adalet oradadır. Laiklik olmazsa demokrasi olmaz iddiası büyük bir kuruntudan veya hezeyandan ibarettir.

**

CHP genel başkanının, hiçsevilmediğini çok iyi bildiği halde Ankara`nın o ilçesine gitmesi büyük bir hata ve provokasyondur. Gitmemeliydi. Akl-ı selim (sağduyu) bunu diyordu.

**

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Hanımefendiye: Vaktiyle, Meclis`e başörtülü milletvekili girerse, bana da bir öğle tatilinde Meclis bahçesinde bikini mayo ile güneş banyosu yapma hakkı doğar demiştiniz. Şu anda Meclis`te ve kabinede başörtülü hanımlar var. Sizin bikini mayo hakkınız doğmuştur. Bir öğle tatilinde Meclis bahçesine gidip haydi sere serpe yağlanıp güneşleniniz. Bakalım ne olacak?

**

Baltalimanı`ndaki Japon bahçesinin bakımı ile Japonlar gelmiş, bahçede sigara içerken, yere külünü bile dökmemişler. Yerdeki Japon taşlarını tamir ederken birkaççeşit mala kullanmışlar. Bakıma katılan Türklerin bir tek malası varmış, tamirden sonra Japonların bakımını yaptığı taşlar yerinden oynamamış, tek malalı Türklerin taşları kısa zamanda yerinden oynamış.

**

Avustralya`da iki milyon kediyi zehirli sosislerle öldüreceklermiş. Haberi okuyunca içim sızladı. Vah kedilere, vah Avustralya`ya. Bizde, Jön Türkler İstanbul sokak köpeklerini toplayıp Hayırsız adaya atmışlardı. Hayvanlar açsusuz kalmış, birbirlerini parçalamıştı. Bir müddet sonra da Balkan harbini kaybetmiştik, Rumeli elimizden gitmişti.

**

Fransa artık Hıristiyan bir ülke değil. Hıristiyanlar azınlığa düştü. Binlerce kilise satıldı, satılıyor. Bazısı bar, pavyon, pub, batakhane oldu. Notre-Dame için dökülen gözyaşlarının büyük kısmı timsah gözyaşlarıdır.

**

Zenginliğin âfetleri, fakirliğin âfetlerinden hem daha çoktur, hem daha şiddetlidir.

**

Konya`nın manev&icirc valisi Monla-i R&ucirc m Mevlana Celalüddin R&ucirc m&icirc kaddesallahusırrehussami hazretleridir. Konyalılar onun öğütlerini dinleseler, yolundan gitseler çok akıllıca bir iş yapmış olurlar.

**

Gurur kibir alçaltır, tevazu yükseltir.

**

Mübarek Ramazan`da oruçtutalım, Hakk`ın emrini yerine getirelim. İftarlarda, hele ziyafetlerde haddinden fazla yiyip israf etmeyelim. İsraf haramdır. Oruçfarzı ile israf haramını birleştirmeyelim.

**

Dünya şehvetlerine düşkünlük yaygın ve yoğun hale gelirse o toplum batar.

Kurtuluş reçetesi

Türkiye`nin dört başı mamur, ipe sapa gelir, efradını cami ağyarını mani çok ciddi bir ıslah, necat, kurtuluş, i`tila (yükselme) plan ve programına ihtiyacı vardır. Böyle bir programı Ahmed Cevdet Paşa çapında bir kimse kaleme alabilir beş kişiyi geçmeyecek bir &Acirc qiller Meclisi düzeltmeler, ilaveler yapar, kontrol eder, son şeklini verir. Ü lkemizde böyle bir plan program yapabilecek on kişi çıkmaz sanıyorum. Yani on milyonda bir kişi... Türkiye`nin gerçek gündeminin birinci maddesi budur. (Programı yapacak kimselere para ödenmeyecektir. Böyle bir şey para ile yapılır işlerden değildir.)

***

Bin kere yazsam azdır... Edeb&icirc zengin, kültür Türkçesi elden giderse Türkiye elden gider. Bugünkü Türkçe ile bir yere varamayız. 1920`lerin güzel ve zengin Türkçesine dönmemiz gerekir. Adnan Menderes bunu yapmıştı ama o menfur ve menhus 27 Mayıs darbesinden sonra kaldırıldı, lisanımızı yitirdik. Bazıları bu konuştuğumuz Türkçe, Türkçe değil midir diyecekler? Değildir cevabını vereceğim. Bugünkü üç-beş yüz kelimelik çarşı pazar iletişim diliyle köy olmaz kasaba olmaz. Yaza yaza bıkmıyorum. İngiliz Geoffrey Lewis`in 'Trajik bir başarı: Türk dil devrimi' kitabını okursanız ne demek istediğimi anlarsınız.

***

Türkiye`yi kurtarmak için yapılacak birinci iş eğitimi ıslah etmektir. Eğitim ıslah edilmezse hiçbir iş düzelmez. Eğitim nasıl ıslah edilir? Bugünkü bitmiş, çökmüş, iflas etmiş eğitimin ıslahı ve tamiri mümkün değildir. Milli kimliğimize, milli kültürümüze, aklıselime, mantığa uygun yepyeni bir eğitim sistemi geliştirmeliyiz. Japonlardan ibret almalıyız, o ülke güçlü eğitimi ile ayakta duruyor.

***

Fransa`da liseyi bitirmiş bakalorya imtihanına girmiş her gençgerçek ve gerçeklik konusunda ciddi bir kompozisyon yazabilir. Türkiye`de bu kadar lise var, üniversite var, akademisyen var, aydınımsı insan var, acaba kaçkişi bu konuda 10 üzerinden 7 alabilecek bir kompozisyon yazabilir? Bence on kişiyi geçmez. Seksen iki milyonluk bir ülke için ne küçük rakam. Gerçekten de gerçeklikten de kopmuş bir toplum.

***

Japonlar Boğaziçi Baltalimanı`nda küçük bir Japon bahçesi yapmışlar, bize hediye etmişler. 23 Nisan`da hava almak için oraya gittim. Bahçe kapısında köpek sokulmaz yazılıydı. Orta yaşlı bir beyefendi, tasmalı lüks köpeği ile fütursuzca içeriye daldı. Teessüf ettim. Medeni insanlar böyle yasaklara riayet eder, çiğnemez. Bahçedeki Japon kiraz ağaçları, çiçek açmıştı, harika bir manzara oluşturuyordu. Küçük havuzlar vardı. Yapraklarla, yosunlarla dolmuştu. Havuzun kenarında bir kaplumbağa güneşleniyordu. Havada çığlıklar atarak uçan yeşil ve gri papağanlar gördüm. Çıkarken Hanife Duralioğlu isimli bir hanımefendi ile ayaküstü sohbet ettik. Ahşap sanatkârıymış. Sanatkârlara büyük hürmetim vardır.

Japon bahçesinden sonra büyük bir markete gittim. Alışveriş yaptım. Marketin önündeki cafede çay içtim. Her masanın üzerinde lütfen sigara içmeyiniz yazısı olduğu halde, elli-altmış yaşlarında bir hanımefendi kahvesini yudumlarken sigarasını tüttürmekte hiçtereddüt etmedi. Buna da teessüf ettim. Medeni insan ne yapar? Kurallara uyar.

***

Boğaziçi`nde gemiyle bir tur yapma zamanı. Gemi yerine vapur demek isterdim ama bacalarından buram buram siyah dumanlar fışkıran o eski vapurlar tarihe karıştı. Boğaziçi deyince önden ve arkadan kıvrık Osmanlı kayıklarını hatırlamamak mümkün mü? Onlar da yok artık. Elimden gelse nerede kaldıysa yandan çarklı, buharlı bir eski zaman vapuru bulur, Boğaz`da onunla turistik turlar tertiplerim. Ren nehrinde, Tuna`da, İsviçre göllerinde böyle vapurlar var da bizde niçin olmasın!

İmkânı olanlara tavsiye ediyorum. Şu günlerde Erguvanlarla renklenen Boğaz`da, imkân ve fırsat bulursanız, bir tur yapınız. Yeme içme önemli değil. Bir simitle karnınızı doyurabilirsiniz. Önemli olan gözlerin bayram yapıp doymasıdır.