07 Ağustos 2020, Cuma
Son Dakika

Mavi Marmara neyi değiştirdi?

İsrail’in uluslararası sularda masum sivilleri katlettiği BM raporlarıyla tescil edildi. Mavi Marmara katliamı sonrasında Türk milli savunma sanayi yatırımlarına hız verildi. Devlet içerisinde yuvalanan FETÖ mensupları, bu olayda İsrail yanlısı bir tutum alarak ilk kez kendilerini açık ettiler. Mavi Marmara Derneği Başkanı İsmail Yılmaz, katliam sonrasında Gazze’deki dramı bütün dünyanın gördüğünü ve Türkiye-İsrail ilişkilerinin tamamen değiştiğini belirtti.
31.05.2020 16.46.09

DURSUN EKER

Mavi Marmara Derneği Başkanı İsmail Yılmaz, 31 Mayıs 2010 tarihinde yaşanan Mavi Marmara katliamı sonrasında Gazze’deki dramı bütün dünyanın gördüğünü, Siyonist İsrail’in uluslararası camiada inandırıcılığını kaybettiğini ve ayrıca Türkiye - İsrail ilişkilerinin tamamen değiştiğini söyledi.

Mavi Marmara Derneği Başkanı İsmail Yılmaz

Muhabirimize yaptığı açıklamada, BM raporlarında İsrail’in Mavi Marmara Gemisi’nde masum sivilleri katlettiğinin açıkça yer aldığını belirten Dermek Başkanı İsmail Yılmaz, bu durumla ilk kez karşılaşan Siyonist İsrail yönteminin adeta şoka girdiğini ifade etti. Mavi Marmara Derneği Başkanı İsmail Yılmaz, ‘’Uluslararası sularda yaşanan katliamı dünya canlı olarak izledi. İsrail yönetimi bütün inandırıcılığını yitirdiği için şoka girerken, dünya kamuoyu da İsrail’in ne denli zalim bir devlet olduğunu görerek şoka uğradı. Gazze’de yaşanan katliamlar ve İsrail vahşeti, Mavi Marmara sayesinde dünya gündemine geldi. İsrail ciddi şekilde kınandı, tavizler vermek zorunda kaldı. Hatta Türkiye’ye gelen BM heyeti, Mavi Marmara yolcularının tamamıyla görüştü ve sonrasında İsrail zorbalığını anlatan çok ciddi bir rapor ortaya çıktı. Tabii bunlar, Siyonist İsrail yönetiminin hesap etmediği şeylerdi’’ diye konuştu.

Türkiye -İsrail ilişkileri değişti

Doğu Akdeniz’de, uluslararası sularda yaşanan katliam sonrası bölgede gözlenen en önemli değişikliklerden birinin Türkiye- İsrail ilişkilerin temelden değişmesi olduğunun altını çizen Mavi Marmara Derneği Başkanı İsmail Yılmaz, ‘’10 insanımız öldü ve olay kapandı zannedenler yanılıyor. Siyonistler işgal ettikleri topraklarda her geçen gün mevzi kaybetmeye devam ediyor. Hunharca katliamlar yaparak saldırdıkları Gazze‘den her seferinde başarısız olarak dönüyorlar. Siyonistler, algı operasyonları yaparak insanları kandırdıklarını düşünüyorlar ama konunun muhatapları gerçeği biliyor. Siyonist İsrail, aslında o gün Mavi Marmara’ya saldırmadan 5 saat önce İskenderun’da Türk deniz kuvvetlerine ait üsse PKK’lı teröristler saldırdı ve 6 askerimiz şehit oldu. Bunu tamamen İsrail planladı, maşa olarak PKK kullanıldı. İşte biz bu sebeple Mavi Marmara’nın şehit sayısını 10 değil, 16 olarak kabul ediyoruz. Bu saldırıyı yapan teröristler daha sonra yakalandığında, 2 ay içerisinde talimat almak için İsrail’le 20 defadan fazla görüştükleri veya bizzat gidip geldikleri ortaya çıktı. İşte bu sebepledir ki, Türkiye-İsrail ilişikleri temelden değişti, Siyonist İsrail bölgede tamamen yalnızlaştı.’’ diye konuştu.

Yerli savunma sanayi hamlesi

Mavi Marmara Derneği Başkanı İsmail Yılmaz, 2019 yılı Teknofest etkinliklerinde Türkiye’nin gururu Selçuk Bayraktar’ın ‘’Mavi Marmara saldırısı sonrasında yerli savunma sanayi firmalarının önünün açıldığını’’ söylediğine dikkat çekerek, ‘’Selçuk Bey çok haklı. Çünkü, Türk devleti içinde yuvalanan FETÖ hücreleri ilk kez Mavi Marmara sonrasında kendilerini açık etmeye başladı. Devletimizin ve masum sivillerin değil, Siyonist İsrail devletinin yanında pozisyon aldılar. Bu kahpe örgüt 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında bertaraf edilince devletimiz daha güçlü hale geldi. Bunların engel oldukları bütün milli projeler gün yüzüne çıktı. Elhamdulillah, şimdi daha güçlüyüz. Bunun dışında, bir hususun daha altını çizmek isterim. Mavi Marmara’nın da içinde yer aldığı Özgürlük Filosu’na ait bütün işlemler şeffaf bir şekilde yapıldı. 2006 yılından itibaren, Gazze’deki Siyonist işgale dikkat çekmek için attığımız bütün adımlarda şeffaf davrandık. Tabi bunlar Siyonist İsrail’in işini zorlaştırdı. Çünkü her şey herkesin gözü önündeydi, manipüle etme imkanı bulamadılar. Mavi Marmara katliamında rol alan bütün Siyonist İsrail yöneticileri hakkında uluslararası mahkemelerde açılan davalar bunların korkulu rüyası haline geldi. Bu davalar sebebiyle uzun süre tutuklanma korkusuyla İsrail dışına çıkamadılar. Uluslararası sularda bizi katlederek yıldırabileceklerini zannedenler bunun mümkün olmayacağını gördüler. Asla vazgeçmeyeceğiz, Filistin ve Mescid-i Aksa mücadelesini yeni nesillere aktarmaya devam edeceğiz’’ ifadesini kullandı.

Türkiye’nin saygınlığı arttı

Mavi Marmara Derneği Başkanı İsmail Yılmaz, Doğu Akdeniz’de 10 yıl önce yaşanan İsrail katliamı sonrasında Türkiye’nin özellikle İslam coğrafyasındaki imajının olumlu yönde pekiştiğine dikkat çekerek şunları söyledi:

‘’Türkiye ve İslam coğrafyası arasındaki ilişkileri zehirleyen kara bulutlar bu olay sonrası dağıldı, halklar arasında kardeşlik köprüleri yeniden kuruldu. Türkiye’nin İslam dünyasındaki ağabeylik rolü pekişti. Belki iktidarlar arasında olmasa bile halklar arasında bu böyledir. Türkiye, bütün mazlumların umudu olmaya devam etmektedir. Elbette bu durum Siyonist İsrail’in arzu etmediği bir gelişmedir. Siyonistlerin bölge için hesaplarını bozan ve yarınlarda yapmak istediklerini zorlaştıran bir durumdur. Filistin Devleti’nin BM’de gözlemci statüsü kazanması Türkiye’nin çabalarıyla olmuştur. ABD ve Siyonistlerin gelecekteki planlarının bir parçası olan Kudüs’ün başkent olarak ilanı meselesinde nasıl yalnız kaldıklarını bütün dünya gördü. Bu yüzyılın barış antlaşması olarak sunulan Filistin işgalini nihayete erdirme çabalarının nasıl akamete uğrayacağını da hep beraber göreceğiz inşallah. Mavi Marmara, çok şeyi değiştirmiştir. Mavi Marmara ruhu, bundan sonra da Siyonist İsrail’in korkulu rüyası olmaya devam edecektir. Biz hem Mavi Marmara’da şehit edilen kardeşlerimizin, hem de Filistin’deki mazlum kardeşlerimizin haklarını aramaya sürdüreceğiz. ‘’

Gazze hakkında 
Bugünkü Suriye, Lübnan, Ürdün, İsrail ve Filistin devletlerinin bulunduğu toprakların tamamı, 1516 yazı ve sonbaharında Yavuz Sultan Selim Han tarafından Memluk İmparatorluğu’ndan fethedilmiştir. Bu ülkeler Arap ülkeleridir ve Arapça konuşulur. Ancak yer yer Türkmen aşiretleri olduğu gibi şehirlerde yerleşmiş pek çok Türk de vardır.
Yavuz bu topraklar üzerinde önce Halep ve Şam eyaletlerini kurmuştur. Şam eyaletine sonraları Suriye eyaleti denmiştir. Daha sonra Lübnan toprakları üzerinde kurulan Trablusşam eyaleti ile Filistin’de kurulan Sayda eyaleti Şam eyaletinden ayrılmıştır.
Trablusşam eyaleti Tanzimat’tan sonra Suriye ve Beyrut eyaletleri arasında parçalanıp birkaç kazası üzerinde Cebel-i Lübnan sancağı; Kudüs, Yafa, Bi’rüssebi‘, Gazze, Halîlürrahman ve Nâsıra kazaları üzerinde de Kudüs-i Şerif sancağı kuruldu. Bu ikincisi sonraları doğrudan merkeze bağlı Kudüs-i Şerif mutasarrıflığı ismini aldı. Osmanlı devrinde Nablus ve Akka ile birlikte Kudüs-i Şerif mutasarrıflığının bulunduğu bölgeye Filistin deniyordu.
1649 yılında Gazze’yi ziyaret eden Evliya Çelebi, şehirde 11 cami, 2 hamam ve 600 dükkânla 1300 ev bulunduğunu ve bu binaların taştan yapıldığını söylemektedir. Son dönem Osmanlı mülki taksimatına göre Gazze kazasının Mücdel, Faluce ve Han Yunus isimli üç nahiyesi ile bunlara bağlı 75 köyü bulunuyordu.
1918 yılına ait Osmanlı devlet salnamesindeki kayıtlara göre Gazze’de Muin Bey kaymakam, Mehmed Hulusi Efendi kadı, Şeyh Selim Efendi müftü, Mehmed Behcet Efendi Bidayet Mahkemesi reisi, Musa Efendi müddeiumumi (savcı), Mehmed Muhtar Efendi Telgraf ve Posta başmüdürü olarak görev yapıyordu.

Gazze I. Dünya Savaşı sırasında, İngiliz kuvvetlerine teslim oldu ve İngiliz Mandası altında Filistin'in bir parçası haline geldi. 1948 Arap-İsrail Savaşı sonucu, Mısır yönetiminde Gazze Şeridi'nde bazı gelişmeler olmuştur. 1967 yılında İsrail tarafından 6 Gün Savaşı sonucu ele geçirildi; ancak 1993 yılında, şehir yönetimi Filistin Ulusal Yönetimi'ne geçti. Hamas, 2007 yılında yapılan seçimleri kazanarak şehri El Fetih'den teslim aldı ve o tarihten beri İsrail tarafından abluka altında tutulmaktadır.

Gazze'nin temel ekonomik faaliyetleri küçük ölçekli sanayi, tarım ve işçiliktir. Ancak, ekonomi abluka ve devamlı süren çatışmalar ile ekonomik olarak şehir kötü durumdadır. Nüfusunun çoğu Müslüman olan şehirde, çok az Hristiyan azınlık vardır. Gazze halkının yaklaşık yüzde 75'i 25 yaşın altındadır ve dünyada mülteci olarak başka bölgelerde yaşayan en yüksek sayıda halka sahip şehirdir.



Yorum Ekle