10 Temmuz 2020, Cuma
Son Dakika

Mavi Marmara’nın öteki hikâyesi: İsrail'i yanıltan yedek frekans

Ellerim titrerken pür dikkat yedek frekansı girdim, henüz sinyal yoktu, çok endişeliydim. Derin bir nefes aldım, biraz bekledim. Frekans bilgilerini tekrar tarattığımda, Mavi Marmara Gemisi’nden gelen yayını gördüm. Bizim Recep Çağ başarmıştı, yedek frekansı devreye almıştı. İsrail askerlerinin saldırdığı gemiden canlı yayın devam ediyordu ama bu yayından henüz kimsenin haberi yoktu. O anda yayını sadece ben görüyordum.
30.05.2020 17.44.43

DURSUN EKER 

27 Mayıs Perşembe gecesi, İstanbul’dan bu yana günlerdir beraber olduğumuz gemi personeli, İHH çalışanları ve bizim şirketimiz FPA’dan Recep Çağ ve Murat Yüksel Yavuz’la vedalaştıktan sonra gemiden indim, beni bekleyen bir araçla Antalya Havalimanı’na gittim. Mühendis Rızkı Tekay Bey daha erken bir saatte ayrılmıştı. Uçağa binip kemerimi bağladım. Gerisini hatırlamıyorum, bir süre sonra uyandığımda insanların üst dolaplardaki bagajlarla uğraştıklarını gördüm, hostese ‘’Ne oldu, bir sorun mu var, niçin halen kalkmadık?’’ dedim. Güldü, ‘’Beyefendi, burası İstanbul Atatürk Havalimanı, çok derin uyudunuz, birkaç defa denedik ama sizi uyandıramadık, artık inebilirsiniz.’’ dedi. Meğer ben, uçağa biner binmez yorgunluktan âdeta bayılmışım.

İstanbul’a döndüğüm gece Antalya Limanı’ndan hareket eden Mavi Marmara Gemisi 29 Mayıs Cumartesi günü itibariyle artık Kıbrıs açıklarında seyir hâlindeydi.

30 Mayıs Pazar günü, FPA merkez ofisinde tekrar bir durum değerlendirmesi yaptık ve frekansımız bloke edilirse ne yapabileceğimizi konuştuk. Çare, kimsenin bilmediği yedek bir frekansımızın daha olmasıydı. TÜRKSAT’tan canlı yayınlarda çok sık kullanılmayan ve mümkünse pek bilinmeyen ilave yedek bir frekans tahsisi talebinde bulundum. Türksat bu talebimizi olumlu karşıladı ve yedek frekans bilgilerini bize gönderdi.

Aynı günün gecesinde, yani 30 Mayıs 2010 tarihinde saat 22.45 sularında İHH Başkanı Bülent Yıldırım gemi güvertesinde bir basın açıklaması yapmaya başladı. Açıklama devam ederken bizim frekansın üzerine başka bir yayın basılarak yayınımızın karartılmaya çalışıldığını fark ettik. Böylece, İsrail’in gemideki yayını kesmek için hangi yöntemi kullanacağını görmüş olduk.

 

Mavi Marmara Gemisi ile bizim aramızda, varlığından çok az kişinin haberdar olduğu internet tabanlı ayrı bir iletişim kanalı vardı. Bu kanalı kullanarak, TÜRKSAT’tan aldığım ilave yedek frekansı gemideki Uplink Teknisyeni Recep Çağ’a ilettim ve kendisine gönderdiğim son mesajda, ‘’Kardeşim, bu frekanstan kimseye bahsetme, gemide senden başka hiç kimse bunu bilmesin. Şu anda üzerinize çıkış yapılıyor, yayınımız gidip geliyor, buna aldırmayın. Israrla normal frekansta kalmaya devam edin. Bırakın başka çaremiz olmadığını zannetsinler. Eğer İsrail askerleri gemiye çıkmaya başlarsa panik yapmayın, sakin olun. İşte bu bizim yedek frekansımız. Normal frekansı boşalt, bu yedek frekansa çıkış yap. Sistemi otomatiğe al, rejiyi terk edip gazetecilerin bulunduğu salona git. Allah yardımcınız olsun!’’ diye yazdım.

O dakikalarda Doğu Akdeniz’de ortam çok gergindi ve bütün dünya medyasının gözü kulağı Gazze’ye doğru ilerlemekte olan Mavi Marmara Gemisi’ndeydi. Herkes diken üstündeydi. 31 Mayıs 2010 tarihinde, sabaha karşı 04:00 sularında artık etrafta İsrail donanmasına ait savaş gemileri, denizaltılar, zodyak botlar ve helikopterler dolaşıyordu. Saldırı her an başlayabilirdi. Derken önce silah sesleri geldi, sonrasında bizim normal frekans tamamen bloke edildi, gemiyle bağlantımız kesildi.

Oturduğum yerde, iliklerime kadar korkuyu hissettim. Ellerim titrerken pür dikkat yedek frekansı girdim, henüz sinyal yoktu, çok endişeliydim. Aklıma bin bir türlü şey geliyordu. Derin bir nefes aldım, biraz bekledim. Yedek frekans bilgilerini tekrar tarattığımda, Mavi Marmara Gemisi’nden gelen yayını gördüm. Bizim Recep Çağ başarmıştı, kafasının üzerinden mermiler geçerken gayet soğukkanlı bir şekilde yedek frekansı devreye almıştı. İsrail askerlerinin saldırdığı gemiden canlı yayın devam ediyordu. Ümit Sönmez Bey kamera karşısında katliamı anlatıyor, dünyayı yardıma çağırıyordu ama bu yayından henüz kimsenin haberi yoktu. O anda yayını sadece ben görüyordum.

Hızlıca TRT Haber Dairesi’ni aradım, durumu anlattım, yedek frekansı hemen çözmelerini istedim. Sonra sırasıyla İHA, AA, DHA başta olmak üzere haber ajanslarının ve bazı TV kanallarının uydu haberleşme servislerini arayıp, yedek frekansı verdim, çok acil olarak bu yayını çözmelerini istedim.

Yedek frekansa ilişkin duyuruyu özellikle toplu mesaj gruplarına atmadım, çünkü bu frekansın herkes tarafından bilinmesini istemiyordum. Birkaç dakika içinde gemiden gelen görüntülerle dehşete kapıldım, adeta kan gövdeyi götürüyordu. İsrail askerleri masum sivillerin üzerine ateş açıyordu.

Önce normal kameralarla gelen görüntüler bir süre sonra kesildi, bu kameralar kırılmış olmalıydı. Normal kameralar devreden çıkınca yayın ekibi güvenlik kameralarını devreye alarak yayını devam ettirdi. Gelen ilk görüntülerde, gemiye arkadan binmeye çalışan İsrail askerleri etrafa ateş açarak adeta katliam yapıyordu. Evet, arkaya son anda yerleştirilen güvenlik kameraları İsrail vahşetini göstermek bakımından hayati önemdeydi.

 

Yayın bu şekilde epeyce sürdü. Yedek frekans bilgilerini verdiğim Türk haber ajansları gelen görüntüleri anında dünya medyasına geçmeye başladı. Güvenlik kameraları İsrail askerlerinin yaptığı katliamı bütün dünyaya aktardı. Hatta geminin kontrolü tamamen İsrail askerlerinin eline geçtiğinde bile yayın devam ediyordu. 31 Mayıs’ta sabah 07:00 civarında nasıl olduysa İsrail askerleri gemiden yapılan yayının kesilmediğini, katliamın canlı yayınlandığını fark ettiler ve reji odasının yerini bulup sistemi dağıttılar. Yayın artık kalıcı olarak kesilmişti, çok fazla şehit ve yaralı vardı.

Türk ve dünya kamuoyu şoktaydı, herkes İsrail’in Mavi Marmara Gemisi’nde yaptığı katliamı konuşuyordu.

Kaydettiğimiz görüntüleri gün boyunca hem normal frekans hem de yedek frekans üzerinden bütün dünya medyasına servis etmeyi sürdürdük.

Hem gemideki aktivistlerin hem de kendi arkadaşlarımızın hayatından ciddi şekilde endişeliydik. Hatta ilk gelen bilgiler, şehitler arasında bizim arkadaşlarımızın da bulunduğu şeklindeydi. Sonradan, ikisi de aynı yaşta olan şehit aktivist Furkan ile bizim kameraman Murat’ın isimlerinin karıştırıldığı anlaşıldı.

Türkiye’nin yoğun gayretleriyle bütün aktivistler ve bizim arkadaşlarımız serbest bırakılıp kendilerini Türkiye’ye getirecek uçağa bininceye kadar ne uyku uyuduk ne de yemek yedik. O birkaç gün içeresinde 5-6 kilo birden zayıfladığımı hatırlıyorum.

Mavi Marmara Gemisi’yle ilgili olarak çok şey yazıldı-çizildi, yenileri de yazılmaya devam edecektir. Bizzat içinde bulunduğumuz bu olayın gazetecilik başarısı açısından farklı bir yönünü aktarmaya çalıştım. Bu başarılı işten kendimize bir pay çıkartmak niyetinde değilim, bundan hayâ ederim. Bana göre asıl kahramanlık gösterenler Gazze’ye özgürlük için yola çıkanlar ve bu uğurda gerekirse ölümü göze alanlardır.

Elimizden geldiğince kendi mesleğimizle ilgili olarak üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirme gayretinde olduk. Genç meslektaşlarımın bunları günün birinde okuyup ders çıkarmalarını dilerim. Bu vesileyle, Mavi Marmara şehitlerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle anıyorum, ruhları şad olsun.

İsrail saldırısında şehit olan Mavi Marmara yolcularının isimleri şu şekilde;

1- İbrahim Bilgen – Siirt

2- Ali Haydar Bengi – Diyarbakır

3- Cevdet Kılıçlar – İstanbul

4- Çetin Topçuoğlu – Adana (Avrupa Şampiyonu Milli Tekvandocu),

5- Necdet Yıldırım – Malatya

6- Furkan Doğan – Kayseri

7- Fahri Yaldız – Adıyaman

8- Cengiz Songür – İzmir

9- Cengiz Akyüz – İskenderun

10 - Uğur Süleyman Söylemez – Kayseri

FPA hakkında...

Medyanın çeşitli kademelerinde üst düzey yöneticilik yapan Ömer Faruk Çağlar ve Dursun Eker'in tecrübe ve birikimleriyle doğan FPA (File Prodüksiyon Hizmetleri), Türk medya sektöründe önemli bir yeri dolduruyor.

Dursun Eker-Ömer Faruk Çağlar

Mavi Marmara Gemisi’nden canlı yayın yapmasıyla dikkat çeken FPA, ayrıca 15 Temmuz hain darbe girişiminin devam ettiği en kritik anlarda Atatürk Havalimanı’na inen Sayın Cumhurbaşkanımızın burada yaptığı açıklamaları bütün dünya medyasına canlı olarak ulaştırma başarısını gösterdi.

Çok kısa bir süre içerisinde, gerçekleştirilmesi zor projelerde kaliteli yayıncılığa dair örnekler sergileyen FPA, birçok uluslararası kanalın temsilciliğinin yanı sıra, dünyanın en büyük haber ajansı APTN ile karşılıklı çözüm ortaklığı temelinde işbirliği yapıyor. FPA'nın hâli hazırda, Almanya-Berlin, Afganistan-Kabil, Pakistan-İslamabad, Mısır-Kahire, Filistin-Gazze, Belçika-Brüksel ve ABD-Washington'da ofisleri ve yayın sistemleri bulunmaktadır.

Türkiye içerisinde İstanbul ve Ankara'da canlı yayın stüdyoları olan FPA, toplam 9 adet naklen yayın aracıyla hizmet vermektedir. 2006 yılından bu yana yaşanan seçim süreçlerinde, AK Parti, MHP, CHP, Saadet Partisi, HAS Parti, BBP ve DSP'nin düzenlediği mitingler, FPA tarafından yayınlanmıştır. Özellikle TİKA’nın Afrika’dan Avrupa’ya, Ortadoğu’dan Orta Asya’ya kadar uzanan geniş coğrafyada düzenlediği uydu bağlantılı çoklu açılış yayınları FPA tarafından hatasız olarak yapılmış ve en üst düzeyde takdir edilmiştir.

FPA, Cumhurbaşkanlığı tarafından organize edilen toplu açılış programlarında ihtiyaç olması hâlinde canlı yayın altyapısı kurmaya devam etmektedir.

Sadece canlı yayınlar yapmakla kalmayan FPA, Harbiye Konserleri başta olmak üzere, çeşitli kültür, sanat ve spor etkinliklerinin yanı sıra, uluslararası toplantılarda reji hizmeti vermektedir.

FPA bunların dışında, birçok ulusal kanalda yayınlanan sağlık, ekonomi ve siyasi içerikli programlar da yapmaktadır.

Profesyonel kamera ekibi ve konusunda uzman çözüm ortaklarıyla medyanın her alanında müşterilerine hizmet veren FPA, yurtdışında da televizyon ve ajans kurulumu projeleri gerçekleştirmektedir.



Yorum Ekle