09 Temmuz 2020, Perşembe
Son Dakika

Mavi Marmara’nın öteki hikâyesi…

İsrail’in kuşatma altındaki Gazze’ye insani yardım götürmeye çalışan Mavi Marmara Gemisi’ne Doğu Akdeniz’in uluslararası sularında yaptığı kanlı baskın hafızalardaki tazeliğini halen koruyor. Bilindiği gibi İsrail saldırısında 10 masum sivil şehit oldu, birçok aktivist de yaralandı. Fakat bu olayda İsrail’in evdeki hesabı çarşıya uymadı, baskın sırasında gemiden yapılan canlı yayınlar dünyayı ayağa kaldırdı ve İsrail vahşeti bütün çıplaklığıyla gözler önüne serildi. İsrail’in Mavi Marmara’da gerçekleştirdiği katliam sonrasında değişen dengeler aradan geçen bunca yıldır tartışılmaya devam ediyor, fakat bir nokta hep geri planda kaldı. Bir avuç idealist gazeteci ve mühendisin insanüstü bir gayretle gemiye kurdukları canlı yayın sistemi, İsrail’in bütün hesaplarını bozdu. İşte bu yazıda, sizlere Mavi Marmara’nın bu zamana kadar hakkıyla yazılmamış olan öteki hikâyesini anlatmaya çalışacağım.
27.05.2020 18.24.00

DURSUN EKER

Önce, Mavi Marmara olayını kısaca bir hatırlayalım.

İsrail, 2005 yılında Gazze’den çekildikten sonra uzun süren ambargo dönemi başladı. İsrail, 27 Aralık 2008'de Gazze'ye saldırdı. Aralıksız 22 gün süren saldırılarda bin 700 Filistinli hayatını kaybetti. Dünyadan tepkiler yükseldi. Çeşitli ülkelerde yaşayan aktivistlerin oluşturduğu Gazze'ye Özgürlük Hareketi, bu saldırıyı protesto etmek amacıyla 30 Aralık 2008'de savaş henüz devam ederken Avrupa limanlarından farklı gemilerle yola çıktı. Ancak İsrail Deniz Kuvvetleri tarafından uluslararası sularda Gazze'ye 90 mil uzaklıkta hiçbir uyarı yapılmadan saldırıya uğradı. Hasar alan gemiler zor şartlarda Beyrut Limanı'na sığındı.

Gazze'ye Özgürlük Hareketi tüm bunlara rağmen ambargoyu dünyaya duyurmak ve deniz ablukasını kırmak amacıyla tekrar yola çıkma hazırlıkları yaptı. Bu sefer daha büyük bir filo yola çıkacaktı. Filoda İsveç, İrlanda ve Yunanistan'dan grupları taşıyan 5 farklı gemi vardı.

Filoya Türkiye'den katılan İHH İnsani Yardım Vakfı, 28 Mayıs 2010 gecesi Antalya Limanı’ndan 3 büyük gemiyle yola çıktı. Filoda aralarında Almanya, İsveç, İsrail ve Kuveyt'ten milletvekilleri, akademisyen ve yazarların olduğu 32 farklı ülkeden 700'e yakın yolcu bulunuyordu. Ayrıca uluslararası birçok basın kuruluşu da yolculuğu dünyaya aktarmak üzere filoya katılmıştı. Gemiler abluka altındaki Gazze'ye yiyecek, giyim, tıbbi ve inşaat malzemeleri taşıyordu.

Tüm gemiler Kıbrıs açıklarında buluşup Gazze'ye hareket edecekti. İHH'ya ait olan Mavi Marmara, Gazze ve Defne Y gemileri buluşma noktasına 30 Mayıs'ta öğle saatlerinde gelmişti. Ancak İrlanda'dan yola çıkan Rachel Corrie gemisi geç kalacaktı, Kıbrıs'tan yola çıkan 2 gemi ise arızalandığı için geri dönmek zorunda kaldı. O gemilerdeki yolcular da Mavi Marmara Gemisi’ne geçti. Buluşma noktasına ulaşan 6 gemilik filo Kıbrıs açıklarından Gazze'ye doğru hareket etti. 30 Mayıs gecesi saat 22.00'de gemiler uluslararası sularda 73 mil açıkta seyrederken İsrail donanmasına ait gemiler fark edildi.

Dursun Eker rejide

Bu saatten itibaren yaşananlar, filonun amiral gemisi olan Mavi Marmara'dan canlı yayınlarla dünyaya duyuruldu. İsrail sabaha kadar tüm askeri unsurlarıyla gemilerin etrafında seyir halindeydi.

İsrail uluslararası hukuka göre 12 mil olması gereken deniz kara sahanlığını tatbikat gerekçesiyle 68 mile çıkarmıştı. Ancak bu sınıra göre bile filo uluslararası sularda seyrediyordu. Filo, gece yarısından sonra yine 72-73 milde seyrederek yönü Mısır'a doğru olmak üzere harekete devam etti.

31 Mayıs’ta sabaha karşı saat 04.10 civarında İsrail donanmasına ait zodyaklar ateş ederek Mavi Marmara Gemisi’nin etrafını sardı. Aynı zamanda geminin üzerine doğru askeri helikopterler alçalmaya başladı. Kimi helikopterden sarkıtılan halatla İsrail askerleri ateş ederek gemiye inerken, kimi helikopter de hedef gözetmeksizin gemiyi ateş altına aldı. Silah sesleri gün ışıyıncaya kadar kesilmedi, insani yardım gemisinde 9 kişi şehit olmuş, onlarca kişi yaralanmıştı. Yolculardan ağır yaralanan Uğur Süleyman Söylemez ise 4 yıl komada kaldıktan sonra 2014'ün Mayıs ayında hayatını kaybetti.

İsrail, uluslararası sularda saldırarak teslim aldığı Mavi Marmara Gemisi’ni Aşdod Limanı’na çekti. Yolculara burada zorla ülkeye kaçak girdiklerini kabul ettikleri bir kâğıt imzalatıldı. Yolcular daha sonra Beerşava Hapishanesi’ne götürüldü. Burada 2 gece kalan yolcular, o zaman başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’ın yoğun çabaları sonucu Türkiye'ye getirildi.

Süreç nasıl başladı?

2010 yılı Mart ayının henüz başında, FPA’nın Kabataş’taki ofisinde sakin bir mesai günü devam ederken ilginç bir telefon geldi. İHH İnsani Yardım Vakfı’ndan aradığını söyleyen beyefendi, önemli bir konuyu görüşmek üzere bizi Fatih’teki vakıf merkezine davet etti.

Öğlenden sonra kararlaştırılan saatte İHH İnsani Yardım Vakfı’na gittiğimde, daha sonraki yıllarda kendisini tanımış olmakla her zaman iftihar ettiğim Ümit Sönmez Bey’le tanıştım. O zamanlar İHH Prodüksiyon Birimi Koordinatörü olan Ümit Sönmez Bey kısa bir hâl hatır sorduktan sonra hemen konuya girdi ve Mavi Marmara isimli bir geminin kendileri tarafından satın alındığını, bu geminin yakın zamanda Gazze’ye insani yardım malzemeleri götüreceğini, fakat açık denizde seyir halindeyken gemi üzerinden canlı yayın yapılmasını istediklerini söyledi.

Anlatılanları can kulağıyla dinlerken birden ayağa kalkan Ümit Sönmez Bey, hareket hâlindeki gemiden canlı yayın yapacak bir sistemi FPA olarak bizim kurup kuramayacağımızı sordu. Ben o anda bu işin nasıl yapılabileceğine dair en ufak bir fikrim olmadığı hâlde ani bir refleksle ‘’Elbette kurabiliriz!’’ dedim.

Bu cevabını alınca epeyce rahatladığını fark ettiğim Ümit Sönmez Bey ‘’O hâlde çay içelim.’’ diyerek arkadaşlarına seslendi.

İHH prodüksiyon biriminde görevli Ekrem Es, Recep Köse, Abdulhamit Hacıhasanoğlu ve başka arkadaşların da katılımıyla sohbetimiz bir süre devam etti, ben bir ara Ümit Sönmez Bey’e dönerek, bu iş için bizi aramayı nasıl akıl ettiklerini sordum. Kendisi gayet dürüst bir şekilde, aslında başka birçok firmayla konuştuklarını lakin hiçbirinin bu işe girmek istemediğini, bazılarının işin ucunda İsrail olduğu için, bazılarının da hareket hâlindeki gemiden TV yayınları yapılamayacağını düşündükleri için işten uzak durduklarını söyledi.

Fakat bu firmalardan birinin bizim adımızı verdiğini, ‘’Ömer Çağlar ve Dursun Eker isimli iki arkadaşın sahip olduğu FPA isimli bir şirket var, bu işi yaparsa onlar yapar, başkası cesaret edemez.’’ dediğini aktardı.

Dersimize çalışmak ve işin nasıl yapılacağını bir proje hâline getirmek üzere İHH’dan ayrıldım. Bu hususta yapılacak çalışmaların gizli olarak yürütülmesi konusunda ayrıca sözbirliği yaptık.

Ayıkla pirincin taşını

Şirketimizin Genel Müdürü Ömer Faruk Çağlar Bey ile yaptığımız ilk değerlendirmede, açık denizde hareket hâlindeki gemiden canlı yayın işi dünyada ilk kez yapılacağı için bu konuda çok ciddi mühendislik hizmeti almamız gerektiği sonucuna vardık.

Bugün savunma sanayi ve uydu haberleşme sistemleri alanında Türkiye’nin gururu firmalarından biri olan PROFEN MÜHENDİSLİK’ten yardım istedik.

Kendisi de saygın bir mühendis olan PROFEN Genel Müdürü Önder Havuzlu Bey’le yaptığımız toplantıda işin teknik zorlukları masaya yatırılınca, aslında boyumuzdan büyük bir işin içine girmek üzere olduğumuzu anladık. Neyse ki, bu şirket bünyesinde yer alan Türkiye’nin en parlak beyinleri arasında sayılabilecek son derece kaliteli mühendisler bizimle aynı masanın etrafında oturuyordu ve çözüm önerileri yavaş yavaş gelmeye başlamıştı.

Bu mühendis arkadaşlar, gemilerden çok özel antenlerle aslında internet yayınları yapılabildiğini, bu antenlerden birini modifiye edip broadcast kalitesinde TV yayınları yapabilir hâle getirmenin mümkün olabileceğini ifade ettiler.

Ben koltuğumun altındaki bu çözüm önersiyle hemen İHH İnsani Yardım Vakfı’ndan Ümit Sönmez Bey’i aradım ve ziyaretine giderek kendisini bilgilendirdim. Ümit Bey, yapılan ön çalışmayı beğendi, devam etmemizi istedi fakat gizlilik konusuna dikkat etmemiz gerektiğini tekrar hatırlattı.

Sürecin bundan sonraki kısmında, Mavi Marmara Gemisi’ne kurulacak yayın sistemiyle ilgili hiçbir yazışmayı bilgisayar ortamında yapmama ve telefonda açık konuşmama kararı aldık.

İsveç’ten satın alınan C2Sat marka 1,2 metrelik özel yapım anten, Mavi Marmara’nın güvertesine özenle yerleştirildi.

PROFEN’deki mühendis arkadaşlar çok geçmeden İsveç’te C2Sat marka 1,2 metrelik bir gemi anteni buldu. Bu anten, 4 akslı ve saniyede 100 derece hızla dönme özelliğine sahip özel bir antendi. Bir an önce Türkiye’ye getirilmesi gerekiyordu. Bu noktada İHH İnsani Yardım Vakfı’nın Satın Alma Sorumlusu İsmail Yılmaz Bey devreye girdi, gerekli ödemler yapıldı ve firmadan bu antenin uçak kargoyla çok hızlı bir şekilde bize gönderilmesi istendi.

Bir hafta içerisinde anten elimize ulaştı ve biz üzerinde diğer teknik detaylar için çalışmaya başladık.

Reji sisteminin kurulmasında FPA çalışanları Oğuz Ergen, Recep Çağ,
Murat Yüksel Yavuz ve Ehat Baki’nin büyük gayretleri oldu.

Önce, Mavi Marmara Gemisi’nin üst güvertesine çok sağlam bir platform yapıp anteni yerleştirdik. Fakat anten internet yayınları için tasarlandığından üzerindeki güç yükselteci sadece 7 W gücündeydi ve bu bizim için yeterli değildi. Daha güçlü bir SSPA (Solid State Power Amplifier) bulmak üzere çalışmalara başladık ve bir Kanada firmasıyla temasa geçip 40 W gücünde özel bir güç yükselteci sipariş ettik. 20 gün kadar sonra bize ulaşan bu yeni SSPA ince bir mühendislik becerisiyle anten içerisine yerleştirildi ve sistem ilk defa normal TV yayınları yapabilir hâle getirildi.

FPA Genel Müdürü Ömer Faruk Çağlar, PROFEN Genel Müdürü Önder Havuzlu,
mühendis Rızkı Tekay ve ben reji odasında anten sistemini devreye almak için çalışırken...

Kabaca hacıyatmaz mantığında olan antenimiz uyduyu GPS yardımıyla buluyor, kilitlendikten sonra bir daha bırakmıyordu. Antenle ilgili problemi çözdükten sonra rejiyle ilgilenmeye başladık. İşin bu noktasında, bütün mesai arkadaşlarımızın büyük gayretleri oldu. Geminin içerisinde mümkün olduğunca gözlerden uzak bir köşede yayın odası oluşturduk ve buraya 4 kameralı yayın yapmaya müsait reji kurduk. Başka bir ekip de geminin farklı noktalarına toplam 38 adet güvenlik kamerası yerleştirdi. Biz bu güvenlik kameralarının görüntülerini de bir şekilde rejiye bağladık. Araya kısa bir kodlama yaparak, rejide kimse olmasa bile her 10 saniyede bir farklı bir kamera görüntüsünü uyduya verecek şekilde kurguladık.

YARIN: (İkinci Bölüm) Muhteşem uğurlama ve ilk hayal kırıklığı  



Yorum Ekle
ömer
03.06.2020 06.01.21

O ekibe sesleniyorum. gerçekten helal olsun yaptığınız işin boyutu inanın hiç tarif edilemez. çok büyük bir iş yaptınız. resmen bütün dünyaya canlı yayında israilin yaptığı vahşeti israilin ruhu duymadan aktardınız, belki bu yayın olmasaydı oraya silah yerleştirir kendini aklardı ya da aklıma gelmeyen her türlü üç kağıdı yapardı. sene 2010'da yaptığınız o çalışmanın neticesi tarif edilemez. belki o giden canlar geri gelmeyecek ama herkes israilin ne yaptığının farkına vardı sizin sayenizde.

Umut Yılmaz
27.05.2020 19.38.58

Heyecanla okudum tebrikler

Oğuz Ergen
27.05.2020 19.37.14

Bu kusursuz orginazsyonun bir parçası olmaktan her zaman gurur duydum. Bu olayı haberleştirerek bizleri onure ettiniz Dursun Bey.