20 Haziran 2021, Pazar
Son Dakika

Merhamet ve sevginin simgesi: KUŞ EVLERİ

Osmanlı Devleti'nin hayvanlara olduğu gibi kuşlara karşı büyük bir sevgi beslediği herkes tarafından biliniyor, ecdadımızın ince hislerinin ve sanat zevklerinin birer nişaneleri olan kuş evleri, bakımsızlık ve ilgisizlik yüzünden yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.
27.05.2021 12.21.15

İNAN ARVAS

Türk mimarisinde, bilhassa 16. yüzyıldan itibaren kendini gösteren ve genellikle binaların en çok güneş alan, sert ve soğuk rüzgârları tutmayan cephelerinde, yüksekçe, emniyetli yerlerine yapılan kuş evlerinden bazıları günümüzde ihtişamını muhafaza ederken, ne yazık ki bazıları ise yavaş yavaş tarihe gömülüyor. Ancak kuşlar son yıllarda bazısı yok olan bazısı da bakımsızlıktan harabe olan saraylarından taşınarak tabiri caizse gecekondulara taşındılar.

Türk sanatının ince zevki

İstanbul eserlerinde örnekleri görülen ve saka, serçe, kırlangıç gibi korunmaya muhtaç kuşlar için yapılan bu barınaklar, Doğu Beyazıt, Tokat, Amasya, Kayseri, Niğde, Antakya, İzmir, Bolu, Bursa, Tekirdağ, Kırklareli, Edirne, Filibe, Tırnova'da da bulunuyor. Klasik devir Osmanlı mimarisiyle başlayan ve 19. yüzyıl sonlarına kadar rastlanan kuş evleri, diğer bir tabiriyle minyatür saraylar, Türk sanatkârlarının ince zevki, ustaca kompozisyonları ve kalplerindeki merhamet hissinin ortaya çıkmasıyla zamanla geliştirilerek ilgi çekici duruma getirilmiştir. Ecdadımız sadece kuş evleri, kuş sarayları yapmakla kalmamış, leylek, kurt gibi evcil olmayan diğer hayvanlar için de vakıflar, hastaneler kurmuşlardır. Öyle ki soğuk kış günlerinde kurtların aç kalmamaları için kar tipi demeden ıssız dağ başlarında et dağıtmışlar.

Seyyahların gözünden…

Evliya Çelebi'nin anlattıklarına göre, Türk erkekleri, kadınları, çocukları İstanbul'da kurulan büyük kuş pazarlarına haftada bir giderek kafesteki kuşları satın alıp bunları oracıkta uçurup hürriyetlerini sağlarlardı. Bu bilgiyi 1732'de Le Bruyn ve 1836'da Dr. Brayner, iki başka asır için ayrı ayrı şahsi gözlem olarak eserlerinde kaydederler. Castellan 1811'deki gözlemlerini; "Bir Türk meskeni inşa edilirken, güvercinlerin ve diğer kuşların susuz kalmamaları için münasip yerlere yalaklar yapmak, Türk sivil mimarisinin vazgeçilmez özelliklerindendir. İstanbul'a hububat, gemilerle gelir ve limanlara boşaltılır. Binlerce kuş boşaltmayı bekleyip hücuma geçer. Onlar için çuvallar açılır ve Türk gümrüğünün harç olarak aldığı miktardan fazlasını tüketirler" ifadesiyle de ecdadın hayvan sevgisine dikkat çekiyor. Tornton ise 1812'deki gözlemlerini anlatırken; "kuşlara ateş etmek büyük cür'ettir. Bu cür'ette bulunan bazı hristiyanları Türk zabitleri derhal tutuklarlar. Hiç kimse hububat limanları önünde biriken güvercin, martı, kırlangıç gibi kuşları kovamaz" diye yazıyor. Hayvanlara gösterilen sevgi, bunlar için vakıflar kurmaya kadar ileri gitmiştir."

Hayvanlar için vakıf kurulmuş

Osmanlıda'ki bu engin sevgiye, hassasiyete şaşırıp, hayret edenler, tenkit edenler de yok değildir. Nitekim bir Fransız gezgin olan Du Loir seyahatnamesinde 1654'te şunları yazıyor: "Türkler, hayır eserlerini hayvanlara da teşmil etmek suretiyle doğru yoldan sapıtmışlardır!. Osmanlı'nın birçok şehrinde kedilerin barınıp beslenmesi için vakıflar kurulduğunu hayretle gördüm. Bu vakıflarda uşaklar, vekilharçlar, hayvanlara hizmet ediyorlar. Köpek sevgisi de yaygındır. Birçok kibar Türk'ün, kasaplardan et, kebapçılardan kebap getirtip kendi elleriyle kedilere köpeklere büyük sabırla yedirdiklerini gördüm. Kuşlara sevgileri ise bunlardan daha fazladır." Osmanlı'nın hayvanlara ne denli titizlikle yaklaştığı ve medeniyetin birer kalıntısı olan bu evler batı dünyasını da zamanında meşgul etmiş ve dilden dile dolaşmıştı.

Kuşlar postacı olarak kullanılırdı

Kuşların tarihte süregelen en önemli özelliklerinden müjdeleyici haber getiren varlıklar olmasıydı. Mesela Hazreti Süleyman'ın saba melikesi Belkıs ile hüt hüt kuşu sayesinde haberleşmişti. Bu yüzden birçok yerde kuş resim ve işaretlerine suret gözüyle bakılmaz değer verilirdi. Kuşların her davranışlarına bir mana verildiğinden uçarken insanın üzerine pislemesi dahi uğura, talihe ve kısmetin açılmasına yorumlanırdı. Kuşlar tarih boyunca bir haberleşme aracı olarak da kullanılmış ayaklarına asılan notlar ile bir postacı görevi üstlenmişlerdi. İşte geçmişte böyle değer verilen kuşlar zaman değiştikçe artık umursanmaz oldu.
 

  • *İstanbul'da üzerinde kuş evleri ve sarayları barındıran mimari eserlerimiz şunlar: Süleymaniye Camii, Bali Paşa Camii, Yeni cami, Nuruosmaniye Camii, Fatih Camii, Laleli Camii.
  • *Üsküdar’da Ayazma ve Selimiye Camileri, Büyükçekmece Sokulu Mehmet Paşa Köprüsü, Kara Mustafa Paşa, Amcazade Hüseyin Paşa, Seyyid Hasan Paşa, Feyzullah Efendi Medreseleri,
  • *Ragıp Paşa, I. Mahmut, Şebsefa Hatun, Şah Sultan Sıbyan Mektepleri, I. Mahmut kütüphanesi, 3. Mustafa Türbesi, Büyük Yeni Han, Çukurçeşme Hanı, Hasan Paşa Hanı, Eski Darpane, Taksim maskemi.
  • *Anadolu'da ise Tokat ve Antakya da Ulu Cami, Niğde Kığılı Camisi, Amasya Sultan Beyazıt Camisi, Doğu Beyazıt İshak Paşa Sarayı Camisi, Hayrabolu Çorumi Mustafa Efendi Camisi, Nevşehir Damat İbrahim Paşa Kütüphanesi, Merzifon Kara Mustafa Paşa Hanı, Zile Çarşı Hamamı ve Kayseri Şeyh Çeşmesi.



Yorum Ekle