10 Temmuz 2020, Cuma
Son Dakika

Nedir Bu Orman Okulu?

04.03.2020

Günümüzden çok değil daha yirmi, yirmi beş yıl önce çocuklar vakitlerinin büyük bir kısmını açık alanlarda geçirirlerdi. Yapılandırılmamış ve sınırlandırılmamış alanlarda (orman, tarla, sokak, bahçe, yol, mera, meydan gibi) kendi oyunlarını kurarlar ve büyük bir keyifle oynarlardı.

Şehirleşmenin hızlı bir şekilde artmasıyla birlikte çocukların da oyun alanları hızla kayboldu. Günümüz çocukları tamamen açık alanlardan mahrum bir şekilde büyüyorlar artık. Az da olsa çocuk oyun alanları, parklar mevcut gibi gözüküyor günümüz şehirlerinde. Ancak, tamamen yapılandırılmış çocuk parklarındaki bir takım endüstriyel oyun aletleri, salıncak, kaydırak vb. aletlerle çocukların oyalanma imkânı olmakla birlikte bunların çocuk gelişimine çok da bir yararı olmadığı biliniyor. Çocuklara hayal kurma, tasarım, problem çözme imkânı vermiyor çünkü bu hazır oyuncaklar. Belirli hareketleri tekrar etmenin ötesinde bir faydasının olmadığı da bilinmelidir. Ayrıca çocuk parklarının zemin döşemesinde ve oyuncaklarda kullanılan plastik malzemelerin de zararlı kimyasallar içerdiğini bilelim. Parklarda çim, kum, toprak, ahşap dışındaki malzemelerin çocuklara bir faydası yok. Bazı ülkelerde doğal malzemelerin dışında, kimyasal atıklardan elde edilen malzemelerin parklarda kullanılmasına izin verilmemektedir.

Her geçen gün çocukların doğadan, doğal hayattan, açık havadan, güneşten, sudan ve topraktan biraz daha uzaklaşmaları ve tamamen yabancılaşmaları bazı ebeveynleri, kimi eğitimcileri derin endişeye sevk etmiştir.

Özellikle de geleneksel anlamda açık alanlarda öğrenme konusunda deneyimli olan İskandinav ülkelerinde bu arayışlar ülke çapında dikkat çekmeye başlamıştır. Tamamen ormanlarla kaplı olan bu ülkelerin ebeveynleri çocuklarının doğadan kopmasına göz yummamışlar ve 1950’li yıllardan itibaren orman okulu denilebilecek çalışmalara başlamışlardır. Danimarka, İsviçre gibi ülkelerde çocukların günlük vakitlerinin neredeyse yüzde 95’lik bir kısmını dışarıda geçirecek şekilde okul öncesi eğitim kurumları açılmaya başlanmıştır. “Orman okulu” adını verdikleri bu okullarda çocuklara doğayı keşfetme, oynama, etrafındaki dünyayı tanıma ve öğrenme, doğa olaylarını gözlemleme imkânı sunmuşlardır.

Orman okullarında yetişip ilkokula başlayan çocukların sosyal becerilerinin güçlü olduğu, etkin grup çalışması yapabildikleri ve bu çocukların genelde yüksek özgüvene sahip oldukları gözlemlenmiştir. Yine orman okullarında öğrenim gören çocukların ileriki okul hayatlarında çok daha başarılı ve mutlu oldukları görülmeye başlanınca hızla ülkenin her yerine hatta dünyanın farklı ülkelerine de orman okulları yayılmaya başlamıştır.

Tam olarak “orman okulu” kavramının bilimsel bir tanımını yapamasak da kısaca şöyle tanımlayabiliriz: Orman okulu; çocukların, eğitimciler eşliğinde ormanları ziyaret ederek kişisel, sosyal, büyük ve küçük motor (teknik) becerilerini geliştirdikleri açık hava eğitimleridir, diyebiliriz.

Orman okullarında doğal çevreyi de içine katan, birçok kişisel ve sosyal becerinin geliştirilmesini amaç edinen kazanımları da kapsayan çok yönlü, sarmal ve esnek bir müfredat uygulanır.

Ülkemizde de son on, on beş yıldır orman okulu çalışmalarına tanıklık ediyoruz. Müstakil bir orman okulu örneği henüz göremesek de eğitimlerinde orman okulu çalışmalarına yer veren okulların sayısı her geçen gün artış göstermektedir.

“Orman okulu”, “orman pedagojisi”, “açık hava okulu”, “doğa okulu ”gibi isimler altında açılan okullar tam olarak İskandinav ülkelerindeki gibi tamamen orman içerisinde ve yüzde yüz orman okulu olmasa da eğitimlerinin bir kısmını doğada yaptıklarını söylemektedirler. Ayrıca hafta sonları misafirlerine orman okulu hizmeti sunan kuruluşların da ülkemizde varlığından söz edebiliriz artık.

Orman okulu konusunda genel bir bilgilendirmeden sonra asıl konumuz olan orman okulu ile ilgili kendi deneyimlerimizi paylaşmak istiyorum.

Gerçek Bir Orman Okulu Deneyimi: Şefkat Orman Okulu

Son yıllarda ana sınıflarındaki ödev miktarı yüzde yüze varan oranda artmış ve çocukların oynaması için ayrılan süre yarı yarıya azalmıştır. Neredeyse hiç açık alana çıkmadan akşam evine dönen yüz binlerce okul öncesi öğrencisinin varlığını biliyoruz. Ve asıl felaket olarak nitelendirilmesi gereken, akademik baskının ana sınıfına kadar inmiş olmasıdır.

Bu durumu görev yaptığım okulun ana sınıflarında da gözlemleme imkânım olmuştur. Çocuklara daha beş yaşında iken yüklenen ders yükü, beni endişelendirmektedir. Velilerin ısrarla yabancı dil, matematik, okuma yazma, satranç, dans, değerler eğitimi vb. gibi derslerin, ders saatlerinin artırılması talepleri de endişelerimizi daha da artırmıştır.

Okul öncesi öğretmenlerimiz, rehber öğretmenlerimiz ve uzman danışmanlarımızla bu konuları istişare ederek neler yapabileceğimizi uzun uzun tartıştık. Öncelikle çocukların her gün en az bir ders saatini bahçede geçirmelerini ve oyun oynamalarını kararlaştırdık. Her hava şartında çocukların açık alana çıkarılmasının çok yararlı olacağını düşündük ve bunu uygulamaya başladık. Zamanla çok olumlu gelişmeler olduğunu gördük. Çocukların günden güne artan mutluluğu, okula istek ve heyecanla gelmeye başlamaları bizi daha fazla açık hava etkinlikleri yapmaya teşvik etti. Bunun üzerine, acaba çocuklar her hafta ormana götürülebilir mi? Ormanda onların en azından yarım gün geçirmelerine imkân oluşturabilir miyiz? Bu konuda ebeveynleri ikna edebilir miyiz? Ulaşım konusunda nasıl bir çözüm bulabiliriz? Okulumuza en yakın ormanlık alan neresidir? Acaba çocuklar ormanda sıkılır mı? Ormanda tehlikeli bir durum var mıdır? Ve daha birçok soru sorduk.

Bir yandan sorularımıza cevaplar bulmaya çalışırken diğer yandan da orman okulu ile ilgili araştırmalar yapmaya başladık. Bu konuda iyi örnekleri inceledik. Farklı internet sitelerinde bu alanda yapılan çalışmaları inceleyip videoları izledik.

Bütün bu araştırma ve inceleme döneminin ardından 2017-2018 eğitim öğretim yılında okulumuzun1 ana sınıflarında orman okulu projesini başlatmaya karar verdik. İşler, hiçbir konuda yolunda gitmese bile ormanın o muazzam iyileştirici gücünden çocuklarımız daha fazla yararlanmış olurlar diyerek yola çıktık. Şimdi bu konuda adım adım neler yapıldığını anlatmaya çalışacağım.

Önce yakın bölgemizdeki ormanlık alanlarla ilgili bir keşif çalışması yapıldı. Bu konuda okula yakınlık, güvenlik, ağaç ve bitki çeşitliliği, arazi yapısı vb. açılardan değerlendirmeler yapılarak her yönden en uygun ormanlık alan olarak Gazi Kent Ormanı’nı2 belirledik. Yarım saatlik bir mesafede olması; içerisinde baraj göleti, yürüyüş parkuru, at çiftliği, ip parkuru, amfi tiyatro, seyir kulesi gibi etkinlik alanlarının bulunmasının yanı sıra güvenlikli ve bakımlı bir orman olması tercih edilmesinde en büyük etkenler olmuştur.

Orman okulunun olmazsa olmazı olan mekân seçiminin ardından diğer çalışmalara ağırlık verildi. Önce bir program oluşturuldu. Bu programın genel hatları şöyleydi: Her hafta çarşamba günü ya da iki haftada bir, saat 09.30-12.30 saatleri arasında belirlenen ormana gidilerek orada program dâhilinde aktiviteler yapılacak. Hava şartlarında olağanüstü bir durum olmadığı müddetçe programa uyulacak. Öğrencilere hava şartlarına uygun kıyafetler giydirilecek. Hiçbir şekilde ormana hazır oyuncak götürülmeyecek. Ormanın kendi sunduğu malzemeler kullanılacak. Orman bizim en büyük sınıfımız olacak gibi temel kurallar belirlendi.

Program ana hatlarıyla belirlendikten sonra ebeveynlerle bir toplantı düzenlendi. Toplantıda orman okulu projesi ile ilgili detaylı bilgiler verildi. Velilerin soruları cevaplandırıldı. Kaygıları giderildi. En büyük kaygıları, çocukların soğuk havalarda hasta olmaları korkusu idi. Araştırmalara dayanarak tam tersi bir durum olacağını, açık havanın onları daha güçlü yapacağını, bağışıklık sistemlerinin daha da güçleneceğini ve dolayısıyla diğer yıllara nazaran daha az hasta olacaklarını söyledik. Genel olarak bütün ebeveynler projeden çok heyecan duyduklarını, kendilerinin ormana götürme imkânı bulamadıkları için çok çok mutlu olacaklarını ifade edip bu projeye tam destek ve onay verdiklerini söylediler.

Ormanda neler yapılabilir? Bu konu üzerine de öğretmenlerimiz bir liste hazırladılar. Hava şartları ve mevsim özelliklerini de dikkate alarak şu etkinliklerin yapılabileceğine karar verdik. Bu etkinlerin hepsini bir anda yapmamızı beklemiyorsunuzdur umarım. Şartları uygun olduğunda bu etkinliklerden birkaç tanesi yapılmaya çalışılacaktır.

Doğayı keşif amaçlı yürüyüşler

Ata binme

Kum ve çamurla oynama

Minik canlıları büyüteçle inceleme

Deneyler yapma

Kamp ateşi yakma

Çadır kurma

Denge oyunları

Tırmanışlar

Kuru ağaç kesme (testere kullanımı)

Hikâye okuma ve masal anlatma etkinlikleri

Kullanılmış süt kutularından kuş yemliği yapımı ve ağaçlara asılması

Koşma, zıplama, atlama etkinlikleri

Oyun kurma, oyun oynama etkinlikleri

Çalı çırpı toplama

Toprağı tanıma, kazma, solucanları inceleme

Ağaç ve bitki dikimi, bakımı

Tohum dikme, çimlendirme

Ağaç kabuklarını tanıma, hissetme

Bitkileri daha yakından tanıma, yaşını öğrenme

Ormanda yön bulma etkinlikleri

Mevsim geçişlerini fark etme

Yaprak, kozalak, meşe palamudu toplama ve bunlarla etkinlikler yapma

Resim yapma vs.

Çocuklarla proje hakkında konuşuldu. İlk birkaç hafta ormanda sadece keşif ve gözlem yapıldı. Mekân tanınmış oldu. Çocukların korkuları giderildi. Aynı mekâna gidilecek olması önemliydi. Çocuklar mekânı tanıdıkça daha rahat ve özgür hareket etmeye başlarlar. Aidiyet geliştikçe özgüvenleri de gelişir. Zamanla sınıflarındaymış gibi kendilerini güvende hissetmeye başladılar.

Orman okulu projesinin bütün aşamalarında aktif olarak görev alan iki isimden söz etmezsem olmaz. Bu proje üç yıldır devam ediyorsa tamamen onların çaba ve gayretleriyledir. Mücella Tansarıkaya ve Ayşe Akkaya Tonkuş; okulumuzdaki orman okulunu başlatan, sürdüren ve yaşatan okul öncesi öğretmenleridir. Projenin başında her ikisinin de endişeleri ve kaygıları vardı. “Denemekten bir zarar gelmez.” diyerek adım attılar. Zamanla öyle inandılar ki projeye, en büyük orman okulu savunucusu haline geldiler. Hatta bu konuda bazı eğitim zirvelerinde tecrübelerini bile paylaşmaya başladılar.

Orman okulu projesi sadece iki öğretmenle yürütülebilecek bir çalışma değil elbette. Destek unsurları anlamında birçok kişiden yardım alınmıştır. Yardımcı öğretmenlerden tutun da çocukların kişisel temizliklerine yardımcı olan personelimize, servis şoförlerinden güvenlik elemanlarına kadar pek çok kişinin desteği olmadan da yürütülmesi çok çok zor bir proje. Hatta ilk zamanlar öğrenci velilerinin de desteği alınmalıdır.

Bütün hazırlıkların ardından orman okulu projesi eylül ayında başlamış oldu. İlk günlere ait gözlemleri okul öncesi öğretmeni Mücella Tansarıkaya’nın kaleminden okuyalım isterseniz:

Çocuklarımıza orman okulunu ilk anlattığımızda çok heyecanlandılar. Ne zaman gideceklerini sormaya başladılar. Bir an önce gidip meraklarını gidermek istiyorlardı. İlk gideceğimiz günü, bir gün önceden söylediğimizde heyecandan uyuyamayan çocuklarımız olmuş.

Ormanda ilk yaptığımız etkinlik; ormanın güvenli bir yer olduğunu, onlara zarar verecek bir yer olmadığını anlatmak ve genel olarak çevreyi tanımak amacıyla yapmış olduğumuz orman yürüyüşü oldu.

İlk gittiğimiz günlerde düştüğünde ağlayan, üstü kirlendiğinde morali bozulan, sürekli yorulduğunu dile getiren, toprak zeminde yürümekte zorlanan çocuklar; ilerleyen zamanlarda bunların hiçbirini problem etmeyen, hatta ceplerine yerden buldukları taşları, yaprakları, kozalakları dolduran kişiler oldular. İlk günler solucandan korkan çocuklar, okulumuz bahçesinde solucan gördüklerinde onunla bir oyun arkadaşıymış gibi oynamaya başladılar.

Ormana gidilen günlerde çocukların yaşamış olduğu mutluluk ve heyecan, zamanla öyle büyüdü ki aileler de bu duygulara ortak olmaya başladılar. Orman günü için hazırlıklar büyük bir keyifle yapılmaya başlandı evlerde. Diğer günler okuldan sıkılan, okula gelmek istemeyen çocuklar, orman günü hasta bile olsa gelmek için can atmaya başladılar. Ormanda oynanan oyunlar daha bir eğlenceli gelmeye başladı çocuklara. “Susun, konuşmayın, koşmayın, durun, yapmayın, oturun…” komutlarının bolca verildiği sınıflardan uzaklaşan çocuklar; hiçbir kısıtlama olmaksızın ormanda öğrenmenin, keşfetmenin, inceleme ve araştırma yapmanın sonsuz zevkini tatmış oldular.

Çocuklarda yaşanan değişimi ve gelişmeyi de yine orman okulu projemizin önemli yürütücülerinden okul öncesi öğretmenimiz Ayşe Akkaya Tonkuş’un kaleminden okuyalım:

Orman okulu projesi, bana ilk söylendiğinde açıkçası korkularım vardı. Bir sınıf içinde küçücük çocuklarla eğitim öğretim yapmak varken neden uçsuz bucaksız bir ormanın içinde eğitim, dedim kendi kendime. Bir şekilde başladık ama açık konuşmak gerekirse bu projenin yürüyeceğinden, velilerin kabul edeceğinden, çocukların ormana 

gidecekleri günü iple çekeceğinden habersizce, çok sürmez diye düşünmüştüm. Ama bugüne gelecek olursak üçüncü yılımız geride kalmış.

Bu projede, öğrencilerimdeki yaşanan olumlu değişimi, gelişmeyi gördüm. Onların hevesle, doğada keşfederek, rahat bir ortamda, kitaplar olmadan, yazmadan, çizmeden bir sınıfın içindekinden daha çok şey öğrendiklerini gördüm.

Öncelikle özgüvenleri gelişti. Açık alanda yaşam becerileri gelişti. Öğrencilerimize açık havada daha fazla zaman geçirme fırsatı sunarak onlara problem çözme, işbirliği içinde olma, eleştirel düşünme, kendini ifade edebilme gibi sosyal ve zihinsel alanda gelişimlerine destek olduğumuzu gördüm.

Ormanda ata binme, çadır kurma, kamp ateşi yakma, ormanda doğayı resmetme, kozalak ve meşe palamudu toplama, bunlarla matematik yapma, yapılan etkinliklerden sadece birkaçı.

Okula başladıklarında palamudun, kozalağın ne olduğunu bilmeyen çocuklar; şimdi palamudu ormanda görünce toplayıp okula getiren ve fen, doğa merkezine yerleştiren, onunla etkinlikler hazırlayan küçük kâşifler oldular.

Kısacası orman okulu, bugün öğrencilerim kadar beni de heyecanlandıran bir projedir. Orman günlerini öğrencilerimle ve diğer zümre arkadaşlarımla iple çekiyoruz.

İyi ki bu projede var olmuşum. İyi ki orman okulu var. İyi ki ormanı iple çeken öğrencilerimiz ve velilerimiz var…

Özellikle iki yıl orman okuluna devam eden öğrencilerimizde gözle görülür olumlu gelişmeler olmuştur. Yine öğretmenlerimizin ortak kanaatlerine göre şu alanlarda orman okulunun çok olumlu katkıları olduğunu söyleyebiliriz.

Fiziksel Olarak: Çocukların sağlıklı bir beden, daha güçlü, daha esnek ve daha çevik bir vücut yapısına sahip olduklarını söyleyebiliriz. Ormanda yapılan etkinliklerle kavrama, tutma becerilerinin geliştiğini de ayrıca söyleyebiliriz.

Duygusal Olarak: İnsan doğadan uzaklaştıkça kendisini daha mutsuz hisseder. Doğa ile insan arasında çok güçlü bir bağ vardır aslında. Doğa; insanı iyileştirir, huzur verir. Doğa ile aramızdaki bağ güçlendikçe biz de güçleniriz, köklerimiz daha sağlamlaşır. Hayata daha güçlü sarılırız. Çocuklar; ormanda kendilerini çok iyi hissettiler, sakinleştiler. Birçok hiperaktif öğrencimiz bile ormanda o kadar sakinleşti ki görmeliydiniz. Toprağın iyileştirici gücünü tekrar keşfetmek çok güzeldi. Yine çocuklar doğada saygı duymayı öğrendiler. Çevreye, bitkilere, ağaçlara, küçük canlılara karşı daha saygılı olmayı, onlarla iletişim kurmayı öğrendiler.

Zihinsel Olarak: Ormanda karşılaştıkları her sorun onların problem çözme becerilerini, iş birliği yapmalarını, akıl yürütmelerini geliştirdi. Hayatın her zaman dümdüz yolda yürümek olmadığını, bazen engellerin de olduğunu gördüler. Çevrelerindeki her malzemenin aslında bir oyunlaştırma aracı olabileceğini, bir av malzemesi ya da yapı malzemesi olabileceğini öğrendiler. Birbirinden farklı bitki ve hayvan türlerinin adlarını, özelliklerini öğrenmek onların zihinlerini geliştirdi. Kelime dağarcıkları, ifade becerileri de gelişmiş oldu böylece.

Sosyal Olarak: Soğuk, yağmurlu, ıslak, çamur demeden her hava şartında oyunlar oynanabileceğini, bazen bir su birikintisine basmanın tarifsiz bir eğlence olduğunu keşfettiler. Hafif rampa bir yerden kaymanın, çimlerin üzerinde yuvarlanmanın, çamurda iz bırakmanın ne kadar da keyifli oyunlar olduğunu yaşamış oldular. Düştükleri zaman koşup birisinin kaldırmasını beklemek yerine, kendi kendine ayağa kalkmayı, kalkamadığında yardım istemesi gerektiğini öğrenmiş oldular. Küçük detayları bile zamanla fark etmeye başladıklarına şahitlik ettik. Fırsat verildiğinde ne kadar iyi birer gözlemci olduklarını görmüş olduk çocukların.

Sürekli oyuncak alındığı için kendi oyuncağını yapma fırsatı bulamayan çocukların, aslında oyuncak bulma ve yapma konusunda ne kadar da üretken olduklarını görme imkânı bulduk. Ağaç kabuklarının, yaprakların, dal parçalarının, kozalakların, taşların, küçük bir su birikintisinin nasıl da harika oyuncaklara dönüştüğüne şahit olduk.

Duyusal Olarak: Özellikle dinleme, dokunma, hissetme, görme, koku alma duyularının gelişimine katkı yaptığı görülmüştür orman etkinliklerinin. Bazen kuş sesini duymak için hiç ses çıkarmadan sessizce bekleyen çocukları görürsünüz. Rüzgârı yüzlerinde hissederler. En küçük canlıları mercek yardımıyla görmeye çalışırlar. Bazen seslerini duyurabilmek için avazı çıktığı kadar bağırabilirler. Şarkı söyleyenlere rastlarsınız bazen ormanda. Çünkü her çocuk özgürdür. Canı ne yapmak isterse onu yapar. Orman okulunun duyusal açıdan çocukların gelişimine oldukça olumlu katkısı olduğunu da söyleyebiliriz.

Orman okulu projemizi, velilerimizin desteği olmasaydı sürdüremezdik hiç şüphesiz. Onların olumlu geri bildirimleri, hem öğretmenlerimizin hem de diğer uygulayıcıların motivasyonlarını sürekli canlı tutmuştur. Velilerimiz, özellikle doğayı, kitaplardan değil de bizzat doğanın kendisinden öğrenme imkânı verilmesinden dolayı çok mutluluk duyduklarını ifade etmişlerdir. İsterseniz velilerimizden gelen geri bildirimlerden küçük alıntılarla devam edelim:

Orman okulu, bence Şefkat Okullarının ayrıcalığıdır. Orman okulu, çocukların evlerin içine hapsolduğu günümüzde, temiz havada, keşfederek öğrenme imkânı sunuyor. Emeği geçen tüm öğretmenlerimize teşekkürler. (Habibe Yüksel)

Ayşe öğretmenim, orman okulu projenizden biz çok memnunuz. Orman okulunun olduğu günleri iple çekiyoruz. Ata binmek, kızımızın hobisi haline geldi. Geçtiğimiz sene de gitmişti ama binemeden dönmüştü. Bu sene hem bir yaş büyümesi hem de sizlerin sayesinde çok sevdi ata binmeyi. Doğa ile her hafta iç içe olmaları, arkadaşları ile beraber bir arada bir şeyler yapabilmeleri duygusal ve kaba motor gelişimleri için de çok faydalı olduğunu düşünüyorum. (Zehra Yılmaz )

Şehir yaşamı içinde çocuklar, toprakla çok fazla temas edemiyorlar. Gerek iş yoğunluğu, gerekse üşütür müyüm kaygısıyla bahar ve yaz ayları haricinde çocukları ormana da götüremiyoruz. Bu sebeplerle orman okulunu faydalı buluyorum. (Hicran Küçükbay )

Orman okulu projemiz, sürekli kendini geliştirmeye ve güncellemeye devam etmektedir. Zaman içerisinde programda ve içerikte bazı yeni düzenlemeler yapılmaktadır. İlk başta öngörülmeyen bazı uygulamalar ilave edildiği gibi programdan çıkarılan etkinlikler de olmuştur. Sürekli kendini güncelleyen bir yapıya sahiptir. Çok az da olsa bazen başka bir ormanlık alana da gidilmektedir. İstanbul’un birbirinden değerli koruları, ormanlık alanları mevcuttur.

Orman okulu projesinde en önemli görev ve sorumluluk hiç şüphesiz öğretmenlerdedir. Öğretmenlerin bu konudaki bilgi birikimleri ve tecrübeleri çok önem arz etmektedir. Bu alanda uzman bir öğretmen, ormanda harika dersler yaparken acemi bir öğretmen için orman bir kâbusa dönebilir. Okulumuzda bu işi yürüten öğretmenlerimiz orman pedagojisi alanında özel bir merkezden kurs almışlardır. Sürekli kendilerini bu konularda yenileyen, araştırmaktan keyif alan öğretmenlerimiz sayesinde proje devam ettirilmektedir. Birinci yıl 36 öğrencimiz, ikinci yıl 38, üçüncü yıl da 39 öğrencimiz ile orman okulu projesi gerçek anlamda kendini ispatlamıştır artık, diyebiliriz.

Bu proje sürdürülebilir bir proje mi? Diğer anaokulları, ana sınıfları da uygulayabilir mi? Bu sorulara üçüncü yılın sonunda bütün kalbimizle evet diyebiliyoruz. İhtiyaç duyulan tek şeyin ise bu projeye inanmış bir öğretmen ve ona destek olan bir okul idaresi olduğuna inanıyorum. Çocuklar ve ebeveynler önlerinde bu projeye inanmış ve sorumluluk alan bir okul yönetimi gördüklerinde destek olurlar ve arkalarından giderler.

Çocukların bir şekilde açık alanlara, doğaya, ormana çıkarılması gerekmektedir. Bunun çok farklı yolları vardır. Araştırılırsa imkânlar bulunur. Adı orman okulu olur, doğa okulu olur, başka bir şey de olabilir. Asıl önemli olanın, çocukların bir şekilde doğayla baş başa bırakılmasıdır.

Son yıllarda orman okulu adı altında bazı ticari kurumlar, oluşumlar dikkat çekmektedir. Bunların iyi araştırılması gerekir. Bazıları tamamen ticari amaçla kurulmuş, baştan sona yapılandırılmış, survivor tarzı, parkurlardan oluşan günü birlik hizmetler sunan eğlence mekânlarıdır. Uzun soluklu, sürekli ve basit kurgularla oluşturulmuş, yapılandırılmamış alanlarda yürütülen eğitim faaliyetleri her zaman çocuklar için daha yararlıdır. Dolayısıyla her orman okulu tabelasına aldanılmamalı, iyice araştırılmalıdır.

Orman okulu yapmaya imkânı olmayan anaokulları ya da ana sınıflarına şunu önerebiliriz: Hiçbir şey yapma imkânınız yoksa en azından çocukları her gün bir ders saati (40 dakika) bahçede oynatın. Bırakın koşsunlar, düşsünler, yorulsunlar. Saatlerce ders yapmaktan daha yararlıdır. Çocukları dört duvar arasına hapsedip eğitim yaptığımızı söylemeyelim lütfen.

 

 

 


Yorum Ekle