16 Temmuz 2020, Perşembe
Son Dakika

O, Bir Bilge mi?

08.05.2020

Tanıştığımızda İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okuyordu. Üçüncü sınıfta iken orayı bıraktı. Aynı fakültenin Felsefe bölümüne geçti. Çünkü Üstadı Necip Fazıl Kısakürek hayranıydı. Kendisini onunla özdeşleştirmiş, hayatına onun ki gibi yön vermeye çalışıyordu.

           Kostak kostak yürüyüşünden, kalçadan rap rap çıkan uzun ve hızlı adımlarından, bir pelerin gibi etekleri savrulan siyah paltosundan ve ciğerlerinden adeta intikam alırcasına acı acı içtiği sigarasından tanırdık onu. “Azizim” kelimesini vurgulayarak kullanırdı. Ne söyleyeceği onun için çok önemli idi. Konuştuğu kişi ister yeni tanıştığı, isterse on yıllık dostu olsun söyleyeceğini mutlaka söyler, soracağını da mutlaka sorardı. Grup sohbetlerinden pek sıkılırdı. Daha çok ikili konuşmayı severdi. Fikirleri ilginç idi. Bazen de gündemi kendi fikirleri eksenine çekerdi. Meğerse “hayal” i varmış. Bu nedenle hep tefekkür halinde olduğunu yıllar sonra bana takdim ettiği kitaplarından öğrendim. Ben’den Bilgelik Kitabı’nın birincisinde; “Hayali olmayanın hayatı olmaz” diyerek hayalinin öneminin doğruluğunu vurgulamıştır.

            Aslında “Ben’den Bilgelik Kitabı” nın birincisini daha önce takdim etmişti. Yazı biçiminin yorduğunu düşündüğüm için okumamıştım. Daha sonra “Ayine-i Devran” isimli özlü söz ve bilgileri devşirdiği kitabı ile “Ben’den Bilgelik Kitabı” nın ikincisini de takdim etti. Baskısı ve yazı sistemi daha iyi olduğu için hemen okumaya koyuldum. Akıl, gönül, dil, ruh, zekâ, felsefe, mantık, bilgelik, kadın, şiir, Allah ve İstanbul… Hakkında aforizma tarzında şiirsel bir anlatımla kaleme aldığı yazılar hemen etkisi altına almıştı beni. İkincisi bittikten sonra birincisini okudum. O zamandan sonra acaba bizim Vedat Ali Özkan Kayacı bir bilge mi? sorusu zihnimden hiç çıkmıyor.

Bilgelik kitaplarında aforizma tarzını kullanıyor. Nietzsche bu sahanın en tanınmışı. Yayınlanan kitabın adı da Aforizmalar. Başkaları da var elbet.

Özkan’a göre aforizma; “kalbe doğan fikirdir. Konsantre değil, sıkılarak elde edilir.” Tefekkür ede ede bu fikirlerin doğduğu anlaşılıyor. Ansızın gelip onun zihni ve gönlüne girmiş ve ardından yazıya dökülmüşler. Bir bakıma “bir ben var benden içeri” bakışı ile ortaya çıkmıştır bilgelik kitapları..

“İnsan için gerçek bilgelik kendisini bulmaktır.”

“ Mutlu olmak bulunduğun duruma rıza göstermektir.”

“ İnsanların meziyetleri aynı zamanda musibetleridir.”

“ Bilgelik yaşadıklarını düşünmek, düşündüklerini yaşamaktır.”

“Felsefe insanoğlunun gökte ararken yerde bulduğu gölge varlıklar bilgisidir.”

“ Felsefe; irtidad ettirilmiş dindir”

“Hayat zeki olanlar için komedi, akıllılar içinse trajedidir.”

“İnsan için gerçek bilgelik kendisini bulmaktır.”

“Bilge hakikatin bilgisine sahiptir.”

“Ancak kendi ruhunda bir bulanıklık, bir karmaşa olan kimse her şeye açıklama getirmeye çalışır.”

“Hatıralar; hayat deryasından hayal semasına akseden yakamozun bakiyesidir.”

“İnsan tefekkür ede ede mütefekkir olur.”

“İnsanın içindeki boşluk ne kadar büyükse dünyası da o kadar geniş, sıkıntısı o kadar derin, hayatı o kadar belirsiz oluyor.”

“Zamanın hiçbir yere gittiği yok. Olduğu yerde durmakta. Bir yerden bir yere giden biziz.”

“Tarihin hiçbir devresinde insanlığın ilerlemesi, çağımızda olduğu şekilde insanlığın insanlıktan uzaklaşmasına neden olmamıştır.”

Bunlar Özkan Kayacı’nın bilgelik kitaplarındaki aforizmaların küçük bir buketi. Yunus Emre, Nurettin Topçu ve Cemil Meriç karması tadındaki üslubun çok güçlü olduğu bilgelik kitaplarına yer yer şiirsellik, daha isabetli bir ifade ile şiirler de hâkim olmaktadır. “Şiir; nefesi kesmeli, soluğu değil” diyen Özkan Kayacı ile sizleri biraz daha baş başa bırakıyorum.

“ Bazı geceler… Ipıssız sokaklarda asfaltı eskitircesine adımlarımı bir bir tüketirken… Anlamaya çalışırım: Her nefeste yavaş yavaş… Bir şeyleri daha ömür sermayemden koparıp karanlığı savuran… Sigaramın dumanı mı… Yoksa sefil benliğim mi… Karanlığın koynunda ağır ağır dağılıp boşlukla kucaklaşan?!”…

“…Zamanın belirsiz dehlizlerinde yol alırken… Meçhule… Dalıveririm… Simsiyah gece okyanusunun sükût kaplı uçsuz bucaksız derinliklerine… Adeta… Ansızın beni içine alıveren bir kara deliğe düştüğümü sanırım… Hiç ummadığım… İşte… Tüm ağırlığıyla miskince çöreklenmiştir yine uzuvlarımdan gönlümün derinliklerine… Tüm günün sonunda gelen gecenin rehaveti… Ve ben artık sabaha dek kurtulamam bu vaziyetten… Mıhlanmış olarak tüm ruh sefaletimle...”

“Sen bir gonca gülsün… Gün gelir açılır, dökülürsün… Elbet toprağından sökülürsün… Tohum olur bağrıma ekilirsin… Sen çiçeklerin en güzelisin… Lakin güzelin ömrü az… Hazanı tez olur… Her daim güzden önce yaz olur… Henüz bahar içreyim derken… Gülü solduran naz olur...”

“ Gölgeler… Gece mi güzel… Gündüz mü dersin… Onda yaz mı serin… Yoksa güz mü dersin… İçini kaplayıveren… Ferahlık mı kim bilir… Hüzün mü dersin… Karanlığında kaybolan sen misin acep… Yüzün mü dersin… Göremez hale gelen… Ruhun mu bilmem… Gözün mü dersin...”

“ Bu güzellik geçer gülüm… Felek senin de gözünü açar gülüm… Uykuların bile kaçar gülüm… Gül dikensiz olmaz ama… Gülün de rengi uçar gülüm...”

“ Aşk bir tutulmaz anka kuşu imiş… Her daim beşerin hayali… Düşü imiş… Çağlar boyu iflah olmaz işi imiş… Emare-i mühimmesi gözlerinin yaşı imiş… Dolaşır durursun bir ahunun peşinde… Yuttuğun derd olur… Ekmeğinde, aşında… Gözün önü sis bürür… Kara bulutlar başında… Vefasız mahlûk insan ise… Kısm-ı küllisi dişi imiş… Eğer bilirsen… Mahbup ile vuslat muhaldir… Zaten takılıp kalınan… Heyhat… Bu haldir… Lakin maharet… Mecazdan ilahiye intikaldir… Buna mazhar az olsa da… Mes’ud olan o kişi imiş...”

Özkan Kayacı’yı felsefi sistem içerisinde nereye yerleştirebiliriz? Kitaplardan “sezgici” anlayışa sahip olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim “Öldürmemiz lazım gelen rasyonel akıldır; sezgisel akıl değil!.. Taş kesilmiş bir akıla itimad etmek safdillik ise de; buz gibi akılsızlık etmenin de âlemi yok!!!” sözü de açıkça sezgici bakış açısını öncelediğini göstermektedir. Batıda Bergson, Doğuda Gazali gibi…

Yazdıklarımıza ve bilgelik kitaplarında yazdıklarına dayanarak Vedat Ali Özkan Kayacı’nın “bir bilge” olduğu iddia edebilir mi? Kendisi kitaplarından birisinde; “Ben bir bilgeyim” diyor. Yine bir yerinde; “İnsanın kaderi karakterinde gizlidir.” demektedir.

Özkan’ın karakterinde “bilgelik” vardır. Kaderinde olup olmadığının hükmüne ise zaman karar verecektir.


Yorum Ekle