DOLAR
5,8329
%-0,43
EURO
6,5009
%-0,50
ALTIN
279,07
%-0,19
BİST100
97.995
%0,69

Öğretmenlik bir sevgi mesleğidir

Eğitimci ve yazar Adem Keven, öğretmenlik mesleğini seçmeden önce iyi düşünülmesi gerektiğini belirterek, “Sevgi, hoşgörü gibi yitirdiğimiz değerleri verebilecek kişi öğretmendir. Öğretmenlik bir sevgi mesleğidir” dedi.
25.09.2019 13.33.21

ŞEHRİ DURLANIK

Öğretmenlik sadece para için yapılabilecek bir meslek dalı değildir. Bu işe gönül vermeyen, idealleri olan bir nesil yetiştirmek uğrunda emek harcamayan biri öğretmenlik mesleğini layıkıyla yapıyor diyemeyiz. Eğitimci ve Yazar Adem Keven, ‘Öncü Öğretmen’ kitabında idealist bir öğretmenin nasıl olmasını gerektiğini ve eğitim sistemimizi eleştirel bir bakış açısıyla değerlendiriyor. Bir eğitimcinin gözünden bize öğretmenliği anlatıyor. “Öğretmenlik her şeyden önce bir hizmet, bir özveri, bir ideal mesleğidir” diyen Keven, kitabıyla yirmi beş yıllık öğretmenlik deneyimini okurlarıyla paylaşıyor. Keven ile öğretmen adayları için rehber niteliğindeki kitabı ‘Öncü Öğretmen’i ve ülkemizdeki eğitim sistemini konuştuk.

İlk baskısı 2011 yılında çıkarılan ‘Öncü Öğretmen’ kitabının ikinci baskısında kitabı neredeyse tekrardan yazdığınızı ifade ediyorsunuz. Sizi yeniden yazmaya iten nedir?

Değişim o kadar hızlandı ki dün yazılanlar bu gün eskiyebiliyor. Özellikle teknoloji, iletişim alanında yaşanan değişimler ve gelişmeler hayatın bütün alanlarını etkiliyor. Eğitim de kaçınılmaz olarak bu değişimden nasibini alıyor. Ayrıca bizim ülkemizde eğitim sistemi üzerinde o kadar çok oynanıyor ki birkaç yıl içerisinde bütün sistemler sil baştan değişebiliyor. Öncü Öğretmen kitabının ilk baskısı 2011 yılında yapılmıştı. İkinci baskı için yayınevi beni aradığında tekrar bir gözden geçireyim diye düşündüm. Gözden geçirirken fark ettim ki birçok konu, yaklaşım tarzı o günden bu güne çok değişmiş. O yüzden daha geniş bir çalışma yapmak zorunda kaldım. Fakat iyi de oldu. Çünkü daha güncel bir kitap ortaya çıktı.

Eğitim sistemimizdeki millileşme sorununun geri kalmışlığın en büyük sebebi olduğunu belirtiyorsunuz. Sizce eğitim sistemimizdeki diğer sorunlar nelerdir?

Eğitim sistemimizin tamamen milli ve yerli olduğunu söyleyemeyiz. Her ne kadar adı “Milli Eğitim Bakanlığı” olsa bile. Çünkü sistemin, müfredatın, modelin temeli, felsefesi yerli ve milli değil. Tamamen Batı Eğitim sisteminden ilham alınarak oluşturulan bir model. İçerisinde bizden unsurlar taşıyabilir. Zaman zaman bize özgü çözümler de bulunmuş. Ama asıl yapı, büyük fotoğraf hala yerli ve milli değil. O yüzden de bizim geleceğimizi, bizim sorunlarımızı merkeze alarak inşa etmiyor. Yeniden bize ait bir eğitim sistemi inşa etmeliyiz.

Eğitim sistemindeki diğer sorunlara gelirsek hemen aklıma gelen şunlar:

Müfredatın insan ve inanç merkezli olmaması

Eğitimin zorunlu olması

Öğrencilerin beceri ve kabiliyetlerini dikkate almaması

Sınav sistemleri

Kişisel gelişim değil de sınıf bazlı olması

Eğitim değil de öğretim merkezli olması

Fırsat eşitliği olmaması

Okul mimarilerinin demode olması

Ve daha pek çok sorun sayılabilir.

Bir eğitimci olarak sizce idealist bir öğretmen nasıl olmalıdır?

İdealist bir öğretmenin en başta gelen özelliği, mesleğini severek kendi isteğiyle seçmiş olması ve bu işe karakterinin uygun olmasıdır. Bu meslek tesadüfen girilen bir meslek olamaz. Öğretmenlik mesleği her şeyden önce bir hizmet, bir özveri, bir ideal mesleğidir. Ruhsal anlamda bir var oluş mesleğidir. Toprağa atılan bir tohum, onlarca, yüzlerce yeni tohum için kendini feda eder. Bir öğretmen de yeni bir nesil için kendi rahatını feda eder. İşte bu çileli yolculuğa çıkmadan önce düşünmek gerekir. Hazır mıyım, değil miyim? Bu bilince sahip olanlar öğretmenliği tercih etmelidir. Günümüzde insanlık çok şey elde etmiştir ama sevgi, hoşgörü yitirdiğimiz değerlerin başında gelir. Kaybettiğimiz bu değerleri verebilecek insan da öğretmendir. Öğretmenlik bir sevgi mesleğidir. Bu gün insanlığın en çok ihtiyaç duyduğu temel duygu sevgidir, hoşgörüdür.

Öncü öğretmenin önündeki engeller nelerdir?

Öncü Öğretmenin önündeki engelleri şöyle sıralayabiliriz:

Kişisel engeller

Sistemden kaynaklanan engeller

İdarecilerin oluşturduğu engeller

Meslektaşlarının oluşturduğu engeller

Ekonomik engeller

Velilerin sosyokültürel yapısından kaynaklanan engeller

Öğrencilerden kaynaklanan engeller

Zamanın getirdiği yeni nesil engeller

Bu konularla ilgili dileyen okurlar Öncü Öğretmen Kitabının ilgili bölümünde daha geniş bilgi bulabilirler.

Bir öğretmenin çocuk üzerindeki etkileri nelerdir?

Bir öğretmenin çocuk üzerindeki etkileri o kadar fazladır ki inanın nereden başlayacağımı kestiremiyorum: Bir çocuğun hayatında anne ve babasından sonra en önemli kişi öğretmendir. İyi bir öğretmene rastlamak bir insanın hayatındaki en büyük şanslardan birisidir. İyi bir öğretmen kadar insanın hayatının akışını başka hiç bir faktör o denli etkileyemez. Olumludan olumsuza, olumsuzdan olumluya hayatımızın gidişatını değiştiren güçlerin başında şüphesiz öğretmen gelir. Hayatta çok başarılı olmuş, zirve insanların hayatları incelendiğinde bu etki çok bariz bir şekilde görülür ki buna "pozitif öğretmen etkisi" denir. Bu etki o kadar güçlüdür ki, adeta sihirli bir değnek gibidir. Dokunduğu kişiyi alır ve zirveye götürür. Bütün teknolojik gelişmelere rağmen araştırmalar öğretmenlerin, bir çocuğun eğitiminde hala %70 etkiye sahip olduğunu söylüyor. Bu durumun tam tersi de mümkündür.

Öğretmenlerle ilgili ne yapılsa azdır

Hayatta başarısız olmuş kişilerin geçmişleri incelendiğinde de ya olumsuz bir öğretmen modeli ya da büyük bir öğretmen boşluğu görülür. Bu duruma da "negatif öğretmen etkisi" adı verilir. Öğretmenin yanlış bir hareketi yüzünden okulu terk etmiş, okumaktan nefret etmiş yüzlerce insan var çevremizde. İnsan hayatında bu kadar önemli bir etkiye sahip olan öğretmenlerle ilgili ne yapılsa azdır. Ülke olarak elimizde son bir kuruş kalsa bile bunu öğretmenlere harcamalıyız. Öğretmen yetiştirmeye harcamalıyız.

Sınavsız okul mümkün mü?

Evet, sınavsız okul mümkün, şöyle ki: Eğitimde dünyanın en başarılı ülkelerinden biri olan Finlandiya’da zorunlu eğitim sürecinde hiç sınavın yapılmadığından söz ediliyor. Konuyla ilgili Yrd. Doç. Dr. Ali Eraslan’ın EFMED dergisinin Aralık 2009 sayısında yayımlanan “Finlandiya’nın PISA’daki Başarısının Nedenleri” başlıklı makalesinden kısa bir alıntı yaparak devam edelim: “Okullarda okutulacak kitaplara öğretmenler kendileri karar veriyor. Zorunlu temel eğitim boyunca, değerlendirme adına herhangi bir ulusal sınav veya yılsonu sınavı yok; öğrenciler, öğretmenin hazırladığı sorularla değerlendiriliyor. Bu yüzden öğretimin odağında öğrencileri testlere hazırlamaktan ziyade tamamen öğrenme var”.

Eğitimin önündeki en büyük engellerden birisi de sınavlardır.(Test formatındaki sınavları kastediyorum) Sınavlar çocukların hayata hazırlanmalarını engelliyor. Çocukların özgürce düşünmelerini, üretmelerini, muhakeme yapmalarını, gerçek anlamda eğitim almalarını engelliyor. Sınavlar sadece öğrencileri standartlaştırmaya, kişiliklerini nitelemeye, sınıflandırmaya ve cezalandırmaya yarıyor. Sınav olan bir yerde mutlaka bir tasnif ve sıralama olmak zorunda. Sonucunda ise kazanan ve kaybedenler oluyor. Çoğu zaman da kaybedenler… Çocuk kaybettiğinde ise kendine olan güvenini, hayata olan inancını da kaybediyor. İnancını kaybeden bir öğrenci grubunu derslere nasıl motive edebilirsiniz? Nitekim edemiyoruz da. Sonuç olarak çileden çıkmış bir öğretmen ve hayattan ümidini yitirmiş, başarısızlığa mahkûm edilmiş bir kader mahkûmu… Gerçek anlamda öğrenmenin önündeki en büyük engel sınavlardır. Ne yapıp edip bu sınav kısırdöngüsünden çıkmamız gerekiyor. Bakanlık aslında bu konularda küçük de olsa adımlar atıyor.

Örneğin ilkokulların ilk 3 sınıfında hiçbir şekilde sınav yapılamaz diyor. Ama uygulamada durum öyle değil. Öğretmenler daha 1.sınıfta bile sınav yapıyor, test yapıyor. Asıl problem öğretmenlerde ve ebeveynlerde. Öğretmenlerde bir zihniyet değişimi yaşanmadığı müddetçe de bakanlık ne yaparsa yapsın gerçek eğitimle ilgili mesafe alınamıyor. Sınavsız bir eğitim, sınavsız bir okul istiyoruz. Bu durum gerçekleştiğinde eğitim ve çocuklar özgürlüğüne kavuşacaklardır.


Yorum Ekle
Yunus emre sarıgül
25.09.2019 17.04.56

Bu eğitim modeli milli eğitim bakanina gönderilmeli