DOLAR
5,7807
EURO
6,5321
ALTIN
257,3165
BİST100
94.244

Organik tarım Türkiye’yi doyurur

Akademisyen / Endüstri Mühendisi Yonca Demir: Organik tarım Türkiye’yi doyurur, hem de mevcut tarım alanlarının tamamına gerek olmaksızın. Ekilebilir alanların sadece %63’ü bunun için yeterli.
13.06.2019 15.11.44

AYŞE RANA İNCECİK

Endüstriyel tarım savunucularının en temel iddiası organik tarımın verimsiz olması ve Türkiye nüfusunu besleyemeyeceğidir. Akademisyen / Endüstri Mühendisi Yonca Demir, meslektaşı Bulut Aslan ile gerçekleştirdiği araştırmayla bu iddiayı çürütüyor: “Organik tarım Türkiye’yi doyurur, hem de mevcut tarım alanlarının tamamına gerek olmaksızın.” Boğaziçi Üniversite’sinde endüstri mühendisliği ve matematik eğitimi alan Demir, Amerika’da endüstri mühendisliği doktorası yaptı. 8 yıl kaldığı Amerika’da kalan Demir, 1997-1998 yıllarında organik tarım çalışmalarını gözlemledi. 2000 yılında Türkiye’ye dönen Demir Bilgi Üniversitesi İşletme Bölümünde çalışmaya başladı. Türkiye’de Buğday Derneği’nin çalışmalarını takip eden Demir, “Detaylı bir organik tarım planı yapabiliriz” diyerek kollarını sıvadı. Demir, Bulut Aslan’la yürüttüğü çalışmanın sonuçlarını ise, Buğday.org’tan Kaan Kösemehmet’e anlattı:

SAYISAL OLARAK TEST ETTİK: Sürekli şöyle bir şeyle karşı karşıyaydık; “Organik tarımla dünyayı besleyemezsin.” Bu bize doğru gelmiyordu, Bulut ve ben, bu söylemde doğru olmayan bir şeylerin olduğunu düşünüyorduk. Elimizde “Doğrusal Programlama” adında bir araç vardı. Endüstri mühendislerinin kullandığı en temel yöntemlerden biri, bir optimizasyon türü. Biz bu yöntemi kullanarak organik tarımın gerçekten bizi beslemeye yetip yetmeyeceğini sayısal olarak test edebiliriz, eksik kalır mı, ne eksik kalır buna bakabiliriz diye düşündük. Bizim sezgilerimize göre organik tarım dünyayı beslerdi.

VERİLERLE GÖSTERDİK: Bunu şu anda Türkiye’yi baz alarak yaptık. Bütün ekilebilir alanlarda organik tarım yapıldığını varsaydık ve organik tarım şartlarında Türkiye nüfusunun beslenebileceğini sayısal verilerle gösterdik. 81 ili, 120 tane bitkisel ürün, ve 4 tane hayvansal ürünü içeren çok detaylı bir model kurduk. Ancak hayvansal ürün miktarını biraz az tuttuk; sadece inek sütü, sığır eti, tavuk ve yumurtayı aldık. Modele keçi, koyun, balık ve mantarı katmadık. Bu ürün grupları da aslında eklenirse daha iyi bir model çıkacağını düşünüyoruz.

106 BİTKİSEL GIDA: Hayvanların organik beslenmesi için gereken yem bitkileri ve yonca, fiğ, yeşil otlar gibi et, süt, tavuk eti ve yumurta verimlerinin de organik tarım şartlarındaki değerlerini modele ekleyerek sonuçları elde ettik. Tabii ki insan beslenmesi için diğer 106 tane bitkisel gıdayı da, A’dan Z’ye, ahudududan zeytine modele kattık. Ispanak, soğan, havuç, elma gibi geleneksel olarak çok kullanılanlara yoğunlaştık. Az kullanılan daha eksantrik ürünlerin üretim alan ve miktarları için pek data yok zaten.

TÜKETİM LİSTESİ ÇIKARDIK: 300-2.400 kalori bandında, biri vegan, diğeri hayvansal ürünler de içeren, iki menüden oluşan tüketim listesi çıkardık. O listeyi herkesin tüketeceği yani bir bebek de olsa, bir inşaat işçisi de olsa herkesin o listeyi tüketeceği şekilde kurguladık. Tabii bebek daha az, inşaat işçisi gibi ağır işte çalışan daha çok tüketecek ama günlük 2.300-2.400 kalori ortalamada herkese yetecektir. Alınan kalorinin yeterli olmasına, menünün besin değerleri açısından dengeli olmasına dikkat ettik.

ŞEHİRLERİN GIDA İHTİYACI: Önce tek bir birey için kurguladığımız günlük tüketim listesini, her şehrin nüfus bilgilerini kullanarak, şehrin yıllık gıda ihtiyacına çevirdik. 2013 verilerini kullandık. Biz bunları yaparken, yani data topladığımız sırada 2013 bitmiş 2014’ün içindeydik. TÜİK’te 2013 sayıları tamamlanmıştı. Verileri il bazında sorgulayarak, 2013 nüfus, şehirlerin 2013 ekilebilir alan bilgileri gibi bazı temel verileri TÜİK’ten edindik. Verim değerleri konusunda sıkıntı yaşadık.

ORGANİK İÇİN DATA YOKTU: Biz TuikApp sayfasından 2013 konvansiyonel tarım ürünlerinin verim değerlerine ulaşabiliyorduk ama organik verimi içeren data yoktu. Pazarlardan toplamaya çalıştık ancak tamamen hikâyeye dayalı şeyler duyduk. Çiftçilerden, üreticilerden ve tarım hayvancılık bakanlığından bu bilgilere ulaşamadık. Konvansiyonel için hem ekilebilir hem ekilmiş alanda mesela domates ürünü için Antalya’da şu kadar hektar ekilmiş şu kadar ton ürün alınmış bilgileri var. Ancak organik için domatesin Antalya’da kaç kilo alındığı yazıyor ama ne kadar alanda ekildiği yazmıyor. TÜİK’te sadece en aşağıda toplam Antalya’da ne kadar organik alan olduğu yazıyor. Antalya’da organik üretilen farklı ürünlerde var; biber, salatalık vb. Ama spesifik ürüne yani domatese ait bilgi yok. O olmadığı için de domates verimi Antalya’da organik üretim şartlarında bulunamadı. 2014’te biz çalışmayı yaparken durum böyleydi. Bu bilgiye nasıl ulaşırız diye danıştık ama bir türlü ulaşamadık. Bakanlıktan da ulaşamadık.

ORTALAMA DEĞERLERİ ALDIK: Bundan sonra da ne yapacağız diye düşünürken, Bulut, konvansiyonel data çekelim, literatürde organik tarım için bazı verim düşüşleri gözlemlenmiş, raporlanmış, meta-analizlere dayandırılmış, bunları uygulayalım dedi. Verimin ne kadar düştüğü konusunda domates için, marul için farklı ülkelerde başka ürünler için yapılmış çalışmalarda şu kadar düşer şeklinde minimum, maksimum ve ortalama sayılar yayınlanmış. Ortalama değerleri aldık. Ürün gruplarında, ne kadar düşer, onları aldık. Buğday gibi bazı spesifik ürünler için ayrıca çalışmalar yapılmış, o sayıları kullandık.

DOĞAL YOLLARLA BESLENEBİLİRİZ: Konvansiyonel verimleri düşürerek çalıştık. Bunu yaparken mesela Almanya’dan birisi ile konuşuyorduk. Buğday veriminden bahsettik. Çok düşük verilerle çalışıyorsunuz, bizde buğday verimi çok daha fazla dedi. Dolayısı ile aslında çok düşük verimlilik değerlerinde bile beslenebileceğimizi gösterdik. Çiftçinin becerisi geliştiğinde ve daha çok kişi organik tarım yaptığında bu verim artacak aslında. Doğal yollarla beslenebiliriz. Bunu kanıtladık.

ŞEHİRLER İÇİN PLAN ÇIKARDIK: Şimdi biz 81 ilde 120 tane bitkisel ürün, ki bunlardan 106 tanesi insan beslenmesi için, 3 tanesi hayvanların yem bitkisi olan soya, arpa, mısır gibi… 12 tanesi de yeşil ot ve yine hayvanların beslenmesi için yulaf, yonca gibi taze otlar. Bütün bunlardan her şehirde kaç dönüm ekilmesi gerektiğini söyleyen bir plan çıkardık. Bu ekimler yapılırsa organik tarım şartlarında alınan verim altında Türkiye’de her şehirde her insan beslenebilir. Her şehir kendine yetmez ama kendine yetemeyen bir şehre, diğer şehirlerden nakliye yapılmasını da modelledik.

TOPRAĞIMIZ YETİP ARTIYOR: Organik tarım için Türkiye’nin ekilebilir alanlarının sadece %54’ü yeterli. Bunun anlamı; aşağı yukarı 13 milyon hektar alan artıyor. Sonra hayvansal ürünleri de kattık beslenmemize, bunu yaptığımızda ekilebilir alanların sadece %63’ü yeterli oluyor. Bu durumda da 9 milyon hektar alanımız artıyor. Yani Türkiye, kendi ekilebilir alanlarının hepsini harcamak zorunda değil ve bol bol yetiyor.


Yorum Ekle