26 Temmuz 2021, Pazartesi
Son Dakika

Orhan Şallıel ve Ceyda Ayanoğlu’ndan Şef’lik dersleri…

20.07.2021

Emin Arslan (Haberturk) , iki değerli “Orkestra Şefi” ile görüşmüş…. Teşekkür ederiz. Biz bu yazıdan eğitimle ilgili  önemli olanları alıntılamak istedik. 

“İki farklı dönemden şeflerin yorumlarıyla: Çok sesli müzik”

https://www.haberturk.com/iki-farkli-donemden-seflerin-yorumlariyla-cok-sesli-muzik-3126351

 

Orkestra Şefi ve Besteci Orhan Şallıel;

 

“Dinlediğiniz bir şeyi neye göre eleştirdiğinizi bilmek ve açıklamak yetkinliği. Eleştirel, entelektüel dinleme gibi kavramlar halen yok Türkiye’deki eğitimde.”

‘İyi çaldı-kötü çaldı’, ‘Tutarlı bir anlayışla yorumladı’, ‘Seyirciyi adeta büyüledi’ gibi cümlelere hep rastlayınca yüzeysel bir eleştiri okuduğunuzu ve de pek vakit kaybetmemeniz gerektiğinizi anlıyorsunuz. Ama insanlar bir şekilde mutlu ise söylenecek pek de bir şey yok

“Öncelikle bizim için çok enteresan bir deneyim oldu, gördük ki sen Mozart’ın müziğini çok eski (50 yıl) önceki anlayışta söylüyordun. Ancak bazen de değişik şeyler yapıyordun tam da bir yerlere oturtmakta zorlanıyorduk. Çünkü impulsive keyfi bazı şeyler de yapıyordun. Aslında aralarında tutarlı bir mantık bulmaya çalışıyorduk. O yüzden çok pasaj sorduk sana”

“Esas şeflik hocam “Sana solfej-teori-teknik-duyuş vs. gibi birçok şeyi öğretmeye gerek yok. Sen zaten çok donanımlı bir müzisyensin. Eğitiminde çeşitli stilleri, bestecileri ve onların zaman içinde değişen akımları anlamak üzerine bir yol izleyelim” dedi ve bana dinlemem için sayfalarca doldurduğu bir dinleme reçetesi yazdı.”

“Anlamadan dinleyen, ama iyi bir şey olduğuna inanan ve desteklemek gerektiğine inanan, hafif taraftar gibilik de var. Tuttuğu, sempati duyduğu sanatçı ne çalarsa, nasıl çalarsa çalsın ayakta alkışlamak, defalarca sahneye davet etmek biraz fazla rastlanıyor. Bunlar çoğunlukta ama tüm dünyada da bu kesim çoğunlukta.”

“Göstermelik, görev savmak adına yapılan her eğitim, çocuk veya gençlik konseri sanatımız adına kaybedilmiş fırsatlar benim için. Hiç yapmamak daha iyi çünkü sonradan o fırsatlar ele geçemeyebilir.

“Yani  ‘Hey! Biz de buradayız, Senfoni Orkestrası kutsaldır, bizden sorulur. Öyle cahil kaba-saba insanlar söyleyemez, çıkamaz aynı sahneye’ gibi fetvalarla ve hatta daha da ileri giderek çalan gençlere ‘Çalarsanız diplomanızı unutun, alamazsınız! Okuldan atılırsınız!’ gibi tehdit mesajları göndererek vazgeçirmeye çalıştılar. Sonra da baktılar ki ileri gitmişler, ‘Sanatsal açıdan pek bir şey ifade etmiyor, amaç para kazanmak’ gibi açıklamalar yaptılar.”

“Genelde eğilim bu yönde. Bu yolu seçmesinler derim. Herkes her şeyin farkında. Orkestra, çoluk-cocuk, dinleyici farkında. Hatta ve hatta Gülhane parkındaki ceviz ağacı bile farkında. Kendi vicdanları da -ne kadar bastırmaya çalışsalar da- farkında. Ghandi'nin bir sözü vardır ya, ‘Hayatta tek bastıramayacağın ses vicdanının cılız sesidir’ O en büyük otoritedir”.

Orkestra Şefi: Ceyda Ayanoğlu

Piyanoya ilk başladığım zamanlar piyano hocam bana çeşitli egzersizler verirdi. Çalıştığım eserlerde ‘sağ ve sol eldeki partilerin yerlerini değiştirerek’, bir eli çalıp diğerini seslendirerek pratikler yapardım. Bunun gibi egzersizler yapmaya devam ettikçe ‘armonileri daha iyi duymaya’ ve böylece keyif almaya başladım. Müziğin dâhilerini öğrendikçe müziğe hayranlığım arttı ve hala da artmaya devam ediyor.

Sadece başka bir şefin provasını izlemek bile bana çok şey katıyor. Teknik açıdan birçok eksiği kendim prova yaparken ister istemez doldurmuş oluyorum. Pratik yapabilmek çok önemli olduğu için ne kadar erken bir koronun karşısına geçersek o kadar iyi diye düşünüyorum. Öte yandan bir koroyu, özellikle de profesyonel bir koroyu yönetmeye kalkıştığınızda yaşınız küçükse bir usta kadar ciddiyet görmeyebiliyorsunuz. Bunu bireysel olarak algılamamaya çalışıyorum. Provaların ya da konser günlerinin akışını bozmayacak şekilde otoriteyi bazen farklı yönlerden sağlamaya çalışıyorum. Bu süreç bazı topluluklarda zorlayıcı olabiliyor. Her şekilde şefliğe erken yaşta başlamanın, müziği öğrenmek ve organizasyon becerisini geliştirmek açısından avantajlarının daha fazla olduğunu düşünüyorum. Hata yapsak bile sonuçta genciz, hoş görülebiliriz bence :)

. Bir metafor olarak koroda her korist halkanın bir noktasında var olarak o halkanın bir zincir oluşturmasını sağlıyor. Yani her ses koronun tınısına açıkça bir katkıda bulunuyor. Sahnede nasıl bunu sağlıyorsak arka planda da bunu yapmak çok değerli. Koro birlikte müzik yapılan bir mecra olmanın dışında küçük bir toplum da olduğu için müzik dışı iş bölümü önemli bir ayrıntı. Böylece birlikte yaşamayı daha iyi öğreniyorum.


Yorum Ekle