Osmanlı esnafının manevi sermayesi dükkân yazıları!

Abone Ol

Bilindiği üzere 'kardeş/kardeşlik/kardeşleşme' mânâsını hâv&icirc Ahilik, mesleği, sanatı, zanaatı, ticareti ahlâk temelinde yoğuran bir hayat düsturudur. Arz ettiğimiz düsturla sanatını, zanaatını, mesleğini, ticaretini icra eden ahi, çevresini şenlendirerek vicdanıyla davranır,&nbsp helâlinden kazanır, yerli yerinde harcar, kul hakkına, ölçü ve tartıya dikkat eder, daima hakkı tutar ve gözetir, güzel ve yararlı şeyler üretip toplumun istifadesine sunar.

Ahilik, temelini fütüvvet ahlâkından alır.

Ahilik, temelini fütüvvet ahlâkından alır. Bu geleneğin temelinde 'fütüvvet' felsefesi bulunur. Ahilik, temelini fütüvvet ahlâkından alır. Fütüvvet, 'cömertlik-yiğitlik' anlamlarına gelmekle birlikte, bunun da ötesinde 'başkaları için kendinden feragat edebilme ve vazgeçebilme'dir.

Ü retici ile tüketici arasında güven bazlı köprü

Ahilik Teşkilatı bilindiği üzere esnaf ve sanatkârlar/zanaatkârlar arasında yardımlaşma ve dayanışmayı (tesanüdü) temin etmek, üretici ile nihai tüketici arasında sevgi ve güven bazlı bağlar kurmak, iş ahlâkı temelinde toplum düzeninin sağlanmasında kamu otoritesine yardımcı olmak, pazarlar için her hal ve şartta kaliteli mallar üretmek ve dahi gençleri çıraklık-kalfalık-ustalık müesseseleriyle fütüvvet ahlâkını haiz meslek/sanat/zanaat sahibi yapmayı ilke edinmiştir.

Ahilik: Meslek yolu` arkadaşlığı

Ahiliği bir meslek yolu arkadaşlığı olarak telakki eden ecdadımız Ahilik umdelerini ve meslek âdabını belli kurallara bağlamış ve söz konusu kuralların takipçisi olmuştur.

Ahiliğin başlıca umdeleri

İyi huylu ve güzel ahlâk sahibi olmak, gözü gönlü tok olmak, eline, beline diline sahip olmak, merhametli, adaletli, iffetli ve faziletli olmak, alçak gönüllü olmak, diğergâm olmak (başkalarını düşünmek), Allah ve kul hakkını gözetmek, ticaret, sanat ve zanaatı dosdoğru icra etmek, yaratılanı Yaradan`dan ötürü her daim hoş görmek, iyililerin meclisinde bulunup kötü kişi ve çevrelerden uzak durmak, çalışanları korumak, emeği, alın terini kuds&icirc bir değer olarak sürekli koruyup muhafaza etmek Ahiliğin temel meslek ve hayat prensiplerini oluşturur.

Asırlar boyunca Ahiler, söz konusu prensipler muvacehesinde kaliteli mal üretmiş, müşteriyi velinimet olarak görmüş, ticarette yalandan uzak durmuş, ölçüde hakkaniyete riayet etmiş, karaborsacılıktan uzak durmuş, alış verişi düzgün yapmış, açgözlü olmamış, ustayı, mesleği, meslek adâbını ve dahi eşyayı ve çevreyi koruyup gözeterek şenlendirmiştir.

Osmanlı Cihan Devleti`nden sonra günümüz Türkiye`sinde Ahilik Teşkilatı muhtelif yasal düzenlemelerle Esnaf ve Sanatlar Oda ve Birlikleri nezdinde faaliyetleri sürdürmeye devam etmiş Ahilik ilkeleri esnaf, sanatkârlarla ilgili kanun, düzenleme ve yönetmeliklere esas teşkil etmiştir.

Ahilik meslek teşkilatı mensuplarınca Hz. &Acirc dem çiftçileri,&nbsp Hz. Şid dokumacıların, Hz. İdris terzilerin, Hz. Nuh marangozların, Hz. H&ucirc d tüccarların, Hz. İbrahim duvar ustalarının, Hz. L&ucirc t tarihçilerin, Hz. Musa yöneticilerin, Hz. Davut demircilerin, Hz. Süleyman hükümdarların, Hz. Zülkifl fırıncıların, Hz. İlyas iplikçilerin, Hz. Y&ucirc nus balıkçıların, Hz. Ü zeyr bahçıvanların, Hz. Lokman doktor ve eczacıların, Hz. Bilâl-i Habeş&icirc müezzinlerin, Selmân-ı Fâris&icirc berberlerin, Fer&icirc düddin-i Attâr attarların, İbn-i Mes&ucirc d şekercilerin, Şeyh Şâzel&icirc kahvecilerin, Hasan Basr&icirc helvacıların, Veysel Karân&icirc de saraçların p&icirc ri olarak kabul edilirdi.

'Her sanatkâr işini pek mübarek ve muhterem tutar.'

Osmanlı müelliflerinden Abdülaziz Bey İstanbul esnaf, sanat ve zanaat erbabının, mesleklerinin kurucu üstadlarına, ustalarına ve yollarına bağlılıklarını 'Her sanatkâr işini pek mübarek ve muhterem tutar, herkes kendini o zâta tâbi sayardı. Esnaf ustaları eskiden beri süregelen us&ucirc l ve âdetlerinin değiştirilmesine ve bozulmasına râzı olmazlar ve o yoldan asla ayrılmazlardı' cümleleriyle ifade eder.&nbsp

Ahiliğin, erkân ve âdabına harfiyen riayet ederek dürüstlük ve güzel ahlâkı sermaye edinen İstanbul esnafı, dükkânlarına meslek, sanat ve zanaat pirlerinin isimlerini ve bağlı bulundukları meslek teşkilatınca benimsenen özlü sözleri, kelâm-ı kibarı asmayı görev bilirdi. Yeni usta çıkanlara esnaf pirlerinin isimlerinin yazılı bulunduğu levhalar lonca ustası tarafından hediye edilirdi.&nbsp

Bir nevi meslek&icirc -ahlâk&icirc -edeb&icirc iletişim platformu konumundaki esnaf dükkân yazılarında Ahilik kültürüne değinilip fütüvvet ahlâkına temas edilirken, vel&icirc nimet olarak kabul edilen müşterilerin hukuku gündeme getirilirdi.

Hattatlara yazdırılan dükkân levhaları murakkaa işlemine tabi tutulur, yazının etrafına çoğu kez ebru çekilir, hâli vakti yerinde olanlar tezhip yaptırırdı. Sahaflar Çarşısı esnafında her zaman esnaf dükkân yazılardan en az birkaçadet hazır bulunurdu.&nbsp

'İnsana sadâkat yaraşır görse de ikrâh. Yardımcısıdır doğruların Hazret-i Allâh' kelâm-ı kibarına pek çok esnafın dükkânında rastlamak mümkündü. Benzer şekilde, 'Dükkân kapusu Hak kapusu, Hakkına yalvar. Çeşmim gibidir çeşmeleri akmasa da damlar' sözü sıkça yazdırılan ibarelerdendi.&nbsp

Ahi dükkânlarında, 'Her sabah besmele ile açılır dükkânımız. Ahi Evran`dır dahi Pirimiz, üstadımız' ibaresi genellikle nestalik hatla yazılırdı.


Her seherde besmele ile açılır dükkânımız, Hazreti Ebu`d-Derdâ`dır pîrimiz üstadımız. Mercan da tarihe hürmet-fotoğraf İ. Ethem Gören

Berber dükkânlarında

'Her seherde besmeleyle açılır dükkânımız,

Hazret-i Selmân-ı Pâk`tır pirimiz, üstâdımız.'


Turfe dükkân-ı hikemdir, bu kühentâk-ı felek-Ne ararsan bulunur derde devadan gayrı, Celi Talik hat Mustafa Halim Özyazıcı

Eczanelerde

'Turfe dükkân-ı hikemdir, bu kühentâk-ı felek &nbsp

Ne ararsan bulunur derde devâdan gayrı.'

&nbsp

Şekerci dükkânlarında

'Sâde pirinçzerde olmaz, bal gerektir kazana,

Baba malı tez tükenir, evlat gerek kazana.'

&nbsp

Lokantalarda

'Her taâmın lezzeti tâ ki dimağdan çıkar,

Tuz, ekmek hakkını bilmeyen akıbet gözden çıkar.'

&nbsp

Terzi dükkânlarında

'Her seher besmeleyle açılır dükkânımız,

Hazret-i İdris Neb&icirc p&icirc rimiz, üstâdımız.'

&nbsp

Balıkçı dükkânlarında

'Ehl-i aşka mübtelâyım neme lâzım kâr benim,

Mal ve mülküm yoktur amma kanaatim var benim'

&nbsp

Hamamlarda

'Gelen gelsin saâdetle,

Giden gitsin selâmetle.'

ibârelerini yazdırıp dükkânlara asmak İstanbul esnaf, sanat ve zanaat erbabının olmazsa olmaz âdetlerindendi.&nbsp

Selâm olsun.

Modern zamanlarda ahilik umdelerini özümseyen esnafa, fütüvvet ahlâkını kuşanan sanat ve zanaat erbabına, insan olarak kalabilenlere, yaradılış gayelerinin nebev&icirc mesajının hâl ve kâl ile yaşanması olduğunu unutmayanlara ve dahi Hakk düsturlarını mütemadiyen muhataplarına ileterek nefislerini ve çevrelerini şenlendirenlere selâm olsun.