23 Eylül 2020, Çarşamba
Son Dakika

RUBASAM Uzmanı Özkan: Türkiye adalar meselesinde fiili durum yaratma hakkına sahiptir

Ülke TV’de, Taha Dağlı’nın yayın konuğu olan RUBASAM Uzmanı Hasan Özkan, ABD’nin Akdeniz hamlesi ve Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki tutumlarını değerlendirdi.
15.09.2020 17.00.16

Ülke TV’de ‘Uluslararası Gündem’ programına konuk olan RUBASAM Uzmanı Hasan Özkan, Yunanistan’dan, Doğu Akdeniz’e gündeme dair bir çok konuda Taha Dağlı’nın sorularını cevapladı. Uluslararası hukuka göre Türkiye 12 adalar meselesinde fiili durum yaratma hakkına sahiptir diyen Özkan, “Öncelikle şunu belirtmemiz gerekir ki Türkiye’yi her taraftan kuşatmaya çalışıyorlar ve bunu yaparken de bol bol uluslararası hukuku ihlal ediyorlar. Türkiye’yi sıcak çatışmaya sokmaya çalışıyorlar ve bütün argümanlarını tüketmesini istiyorlar. Türkiye artık eski Türkiye değildir. Türkiye çok akıllı bir devlet politikası izlemektedir. Türk Milleti müsterih olsun, Türkiye uluslararası hukuktan doğan haklarının farkındadır fakat kullanmak için sabırla doğru zamanı beklemektedir. Gerek 1974 Kıbrıs Barış Harekatı olsun, gerek Suriye’de yapılan Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve diğer harekatlar olsun, diplomasinin artık tükendiği yerde ve geri dönülemeyecek zararların doğabileceği ortam hasıl olduğunda adeta cerrahi bir müdahale gibi gerçekleştirilmiştir. Türkiye’nin sınır ötesinde düzenlediği bütün operasyonlar, Türkiye’nin ve Dünya’nın zorlu şartlardan geçtiği dönemlerde başarıyla icra edilmiştir” ifadelerini kullandı.

12 ada meslesi

Şimdi 12 adalar meselesine gelirsek, bu adaların hukuki statüsü diplomatik açıdan anlaşma zemini için tartışmalıdır desek bile asıl gerçek şu ki hukuki açıdan egemenliği Yunanistan’a ait olmayan adalar statüsüne gelmiştir ifadelerini kullanan Özkan, sözlerine şöyle devam etti: “1947 yılında Paris antlaşması ile adaların kullanım hakkını elde eden Yunanistan, antlaşmada yazıldığı gibi kesinlikle tam egemenlik almamıştır. Bu adaların hukuki statüsü “askerden arındırılmış” şekilde tescil edilmiş olduğu gibi çok ilginç bir detay da mevcuttur. 1947 Paris Antlaşmasının 14. Maddesinin 1. Fıkrasında İtalya bu adalarda egemenliğini yitirmekte ve Yunanistan’a haklarını devretmekte, 2. Fıkrasında adaların askerden arındırılmış olacağı teyit edilmekte, 3. Fıkrasında bu adaların Yunanistan’a devrini kapsayan teknik detaylar ve prosedür Birleşik Krallık ile yapılacak anlaşma ile belirlenecektir demektedir.

Şimdi soru şu, adalarda İtalya egemenliğini Yunanistan’a devrediyorsa, arada bu devirle ilgili teknik detaylar ve prosedür neden Birleşik Krallık ile yapılacak anlaşmaya bağlı oluyor? Yunanistan’ın adalar üzerinde iddia ettiği egemenlik hakkı bu madde ile de ayrıca sakatlanmış vaziyettedir. Ayrıca Osmanlı devleti döneminde İtalya bile bu adalara de facto yani fiili durum yaratarak işgal ederek sahip olmuştu ve Lozan’da de jure olarak yani anlaşmayla hukuki olarak bu hakları Türkiye tarafından daha sonra tekrar değerlendirilmek üzere kabul edilmişti. Neden böyle diyoruz? Çünkü Türkiye İtalya ile Meis adası konusunda bir sınır anlaşması yapmasına rağmen diğer adalarla ilgili yapmamıştır.”

Sevr atlaşmasını ihlal ediyor

Yunanistan adaları cephaneliğe çevirerek Türkiye’nin milli egemenliğine tehdit oluşturmaktadır ve uluslararası hukuku çiğnemiştir diyen Özkan, “Yunanistan’ın bu adalarda artık ne egemenliği ne de kullanım hakkı bulunmamaktadır. Yunanistan, uluslararası hukuka göre bu adalarda işgalci pozisyondadır. Bu pozisyon tıpkı Batı Trakya’da uluslararası hukuku çiğneyip bölgeyi aldıkları Sevr antlaşması maddelerini ihlal ederek bu bölgeyi Neuilly antlaşmasındaki devletsiz bölge statüsüne getirmelerine benzemektedir. Şimdi Türkiye’nin önünde Hatay meselesine benzer bir süreç var” dedi.

İlk meşaleyi MHP yaktı

Özkan, “Bu sürecin ilk meşalesini Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığındaki hükümetimize desteğini açıklayarak yakan ve 9 Eylül’de sivil sahaya 12 adalar meselesi için ineceklerini beyan eden Cumhur ittifakı ruhuyla Devlet Bahçeli liderliğindeki Milliyetçi Hareket Partisidir. Daha sonrasında diğer partiler de bu Milli dava konusunda desteklerini açıklamışlardır. Türk Milleti hakkı olanı almak için öncelikle sivil sahaya inecek ve sesini Dünya kamuoyuna duyuracaktır. Aynı anda diplomasimiz üzerine düşen görevi Türk Milletinden aldığı kuvvetle yerine getirecek ve masaya bu konuyu yatıracaktır. Fakat masada bu işin çözülebilmesi zor görünüyor, çünkü de facto yani fiili durum olmadan masada de jure olarak bu adaları Türkiye’ye vermeyeceklerdir. Uluslararası hukuktan doğan haklarını kullanarak Türkiye fiili durum yaratabilir, Yunanistan’ın yarattığı hukuki boşluğu başkası doldurmadan Türkiye inisiyatifi ele alıp doldurmalıdır, uluslararası hukuğun yanı sıra coğrafi ve tarihi hakları da buna imkan tanımaktadır” diye konuştu.

Yunanistan diğer ülkelerin gazına geliyor

Özkan, “Diğer ülkelerin gazına gelen Yunanistan’dan olumlu bir yaklaşım çıkmayacaktır, bu konuda çözüm ancak ve ancak “Adalar Denizi Kalkanı” tarzında bir operasyonla fiili durum yaratılarak masada de juri olarak kabul ettirilebilir. Bir savaş çıkarmadan da Türk Silahlı Kuvvetlerimizin en iyi şekilde fiili durum yaratabileceği yollar mevcuttur ve bunu bizden daha iyi bilen uzmanlar muhakkak ki değerlendiriyorlardır.

Adalar meselesi çözülmeli

Türk Milletinin, Balkanların ve Avrupa’nın huzuru için adalar meselesinin Türkiye’nin lehinde çözülmesi şarttır, 100 yıldır çözülmeyen bu sorunun bir 100 yıl daha sürmesi mümkün gözükmemekte, günün koşulları tarafları çözüme itmektedir. Türkiye masada ve sahada güçlü olduğunu yine gösterecektir ve adaları kesinlikle geri alacaktır. Nacizane tavsiyem Yunanistan’ın kendi halkına bunu bir toprak kaybı olarak göstermemesi ve Türkiye düşmanlığını körüklememesidir. Bu uluslararası hukuka uygun olarak Türkiye lehine yapılması zorunlu olan bir düzeltme olarak Yunan halkına anlatılmalıdır. Aksi davranışlar Yunanistan için işlerin daha da zor olmasına sebebiyet verecektir” şeklinde konuştu.

MAHMUT YÜKSEL- İTTİFAK



Yorum Ekle