06 Haziran 2020, Cumartesi
Son Dakika

Salgını ABD mi, yoksa Çin mi yaydı?

03.04.2020

Yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle dünya genelinde binlerce insan yaşamını yitirirken, ABD ve Çin’in küresel salgın üzerinden gelişen polemiği giderek derinleşiyor. Vuhan kentindeki Huanan deniz ürünleri pazarından yayıldığı kabul ediliyordu. Fakat son yapılan açıklamalarda iki ülke salgın üzerinden birbirlerine ciddi suçlamalarda bulunuyor. ABD ve Çin’in ticari konularda anlaşmasının üstünden, çok zaman geçmeden, iki ülke yeniden kavgaya tutuştular.

Hatırlarsanız, salgının Çin’de başladığında, Trump’ın Özel Danışmanı Peter Navarro’nun “Ülkeyi terk eden fabrikalar geri gelecek” şeklindeki temennisi ve ABD Ticaret Bakanı Wilbur Ross’un “İşlerin Kuzey Amerika’ya dönüşünü hızlandıracak” şeklinde ellerini ovuşturmaları, Çin devlet ricalinde tepkiyle karşılanmış, zamanı gelince bunun hesabının sorulacağını söylemişlerdi.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Cao Licien, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) Başkanı Robert Redfield’ın ABD’de geçen yıl grip nedeniyle gerçekleşen bazı ölümlerin Kovid-19 kaynaklı olabileceğini Temsilciler Meclisi’nde kabul etmesinin önemi üzerinden yola çıkarak “ABD, 34 milyon grip vakası ve buna bağlı olarak 20 bin ölüm bildirdi. Lütfen kaç tanesinin Kovid-19’la ilişkili olduğunu söyleyin. Salgını Vuhan’a getiren ABD ordusu olabilir. Şeffaf olun. ABD bize bir açıklama borçlu,” şeklinde bir açıklama yaptı.

Cao’nun açıklamasındaki “ABD ordusu” vurgusunun temelinde geçen yıl Ekim ayında Vuhan’da düzenlenen 7. Askeri Olimpiyatların olabileceği söyleniyor. Söz konusu etkinliğe 110 ülkeden 9 bin 308 sporcu katılmıştı.

Global Research isimli sayfada yayınlanan bir makaleye bu yönde iddia atılmıştı.

Larry Romanoff imzalı makalede Çin’de ve Tayvan’da yapılan bazı çalışmalardan örnekler verilerek virüs salgınının Aralık ayında değil de daha önce Kasım ayında başlamış olabileceği tezi ortaya atılıyor. Geçen sene Ekim ayında Vuhan’da düzenlenen Askeri Olimpiyatlar ima edilerek, ABD’de gerçekleşen ve gribe atfedilen 14 bin ölümün bir kısmının aslında yeni tip koronavirüs kaynaklı olabileceği iddia ediliyor.

Buna karşılık ABD tarafında da Çin’i itham eden açıklamalar artarak devam ediyor. Cumhuriyetçi Senatör Tom Cotton’ın yeni tip koronavirüsün Vuhan’daki bir “laboratuvardan” yayılmış olabileceğini iddia etmişti. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O’Brien’ın “Vuhan’da baş gösteren salgın, ne yazık ki, en iyi uygulamaları kullanmak yerine örtbas edildi. Bu muhtemelen dünyanın iki ayına mal oldu” şeklindeki Çin’i ağır dille suçlamıştı. Bu iddialar karşısında, Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Gıng Şuang Çin’in virüsle mücadelesini kötüleme çabası şeklinde değerlendirerek bunun “ahlaksız ve sorumsuzca bir tutum” olduğunu söyledi.

Virüs salgınının hemen başında karizması çizilen Çin toparlanmaya başlarken, ABD cenahında kötüleşme başladı. Hatta ABD’nin küresel konumu ve prestijinin de bu krizden etkilenebileceği konuşulmaya başladı. Krizin ciddiyetinin farkına geç varma, test kapasitesindeki sorunlar ve uluslararası ortaklarla işbirliği konusunda yaşanan koordinasyon eksikliği, ABD açısından ciddi bir eleştiri konusu.

Virüsün kimin yaydığı tartışmaları sürerken bu seferde, Çin'in Covid-19 salgınının gerçek boyutlarını tüm dünyadan sakladığına dair suçlama başladı.

Rapora göre, Çin'in, salgının 2019'un sonunda Vuhan'da başlamasının ardından, sadece belirti gösteren hastaları istatistiklere dâhil ettiğinin, Hubei eyaletindeki binlerce cenaze görüntülerinin de şüphe çektiği kaydedildi.

Trump da "Çin'in paylaştığı rakamlar çok hafif." ifadeleri ile Çin’i suçlamıştı.

Tabii ki, Çin yönetimi, koronavirüs kaynaklı ölüm ve vaka sayılarını örtbas ettikleri yönündeki iddiaları reddediyor.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chunying, Pekin'de düzenlediği basın toplantısında paylaştıkları verilerle ilgili "açık ve şeffaf" olduklarını savundu. Ayrıca Sözcü Hua, ABD'yi salgını ele alma konusundaki (hatasını) bir başkasının omuzlarına yüklemeye çalışmakla suçladı.

"ABD'li bazı yetkililer, suçu başkalarının üzerine atmaya çalışıyor." diyen Hua, "Aslında bir tartışmaya girmek istemiyoruz ancak onlar tarafından tekrarlanan gayrı ahlaki bir iftira ile karşı karşıya kaldık. Bunun için biraz zaman ayırıp gerçeği yeniden açıklamaya mecbur hissettim." ifadelerini kullandı.

ABD ve Çin arasında virüsün kaynağının neresi olduğuna yönelik tartışma, dolayısıyla küresel salgın üzerinden başlayan bu tartışma daha çok su götürür.

Kimin doğru, kimin yalan söylediğini bilemeyiz ama bildiğim; korona salgınının dünya çapında yarattığı kaostik durum! Virüsün çıkış yeri olan Çin başta olmak üzere, Uzakdoğu’da, nispeten kontrol altına alınırken, çoğu Batı ülkeleri ve özellikle ABD panik içinde bocalıyor.

Dünyanın süper gücü ABD’de sağlık sisteminin ve çöktüğü, ayrıca ekonominin ciddi darbe yediği görülüyor.

“Marshall yardımı” gibi programlarla yardıma koşan “Dünyanın süper gücü ABD”de Korona salgınında bırakın diğer ülkelere yardım yapmayı, kendi halkının ihtiyaçlarını dahi karşılamakta aciz kaldı.

Avrupa Birliği gibi kurumlar da tam bir hayal kırıklığı yaşattı.. Özellikle İtalyanlar feryat etti. O kadar ki İtalya’da AB bayrağı yakıldı.

Buna karşılık Çin, başta İtalya olmak üzere Avrupa ülkelerine yardım elini uzatmakta gecikmedi.

Çin’den binlerce tonluk sağlık malzemesi İtalya’dan İspanya’ya ve Yunanistan’a kadar pek çok ülkeye ulaştırdı.

Çin, dokuz uzmandan oluşan bir tıbbî ekibi ve büyük miktarda malzemeyi Avrupa’da salgının merkezi haline gelen İtalya’ya gönderirken İspanya’ya da 500 bin maske yardımı yaptı. Bununla beraber Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in, Çin devletinin AB’ye 2 milyon cerrahi maske, 200 bin N95 maske ve 50 bin test kiti bağışlayacağını duyurarak “Buna minnettarız” açıklaması, Çin’in AB nezdinde giriştiği bu “kamu diplomasisi” seferinin başarılı olduğunu gösteriyor. Salgının başında zedelenen Çin, imajını düzeltti.


Yorum Ekle