Sanatkâr Portreleri-(2): Hattat Hasan Çelebi

Abone Ol

Sanatkâr Portreleri yazı silsilemizin ikinci bölümünün konuğu Ü stad Hasan Çelebi. Çin`den Amerika`ya Güney Afrika Cumhuriyeti`nden Rusya ya oldukça geniş bir coğrafyaya yüzlerce hat sanatı ustası kazandıran Hasan Çelebi Hocamıza sağlık ve afiyet niyaz ederek yazımıza giriş yapalım.

Hasan Çelebi, Miladi takvimin yaprakları 1937 yılını gösterirken Erzurum da dünyaya gelir. Tahsil hayatının hemen ardından muhtelif camilerde imam hatiplik vazifesinde bulunur. Gönlünde sanat ve estetik değerlere, bahusus hüsn-i hat sanatına yönelik derin bir bağ vardır.

'Uzun hikâye, nasıl anlatacağım!'

Söz konusu bağı kendisine sorduğumda 'Bu uzun çok uzun bir hikâye nasıl anlatayım! Hat serencamımı anlatmak oldukça zor bir iş! Nereden başlayayım? Çok küçük yaşlardan itibaren kâğıt ve kaleme olan irtibatım beni netice itibarıyla hat sanatına götürdü, bu işle tanıştırdı. Ve işte bir münasebetle Hamid Aytaçbeyle, Halim Özyazıcı beyle tanıştım. Böylelikle hat sanatına başlamış oldum. İlk evvela Hamid Beye gittim. Hamid Bey beni kabul etmedi. 'Ben meşgulüm, talebelerle uğraşamıyorum' dedi. Beni Halim Efendi ye gönderdi.' şeklinde mukabelede bulunmuştu.

'Gelin, size hat sanatını öğreteyim.'

O zamana kadar Hamid Hoca nın talebesi yoktur, Hamid Hoca talebe ile uğraşmaz. Halim Bey ise o dönemde talebe yetiştirmek için çokça gayret eder. O yıllarda Halim Bey, bugünkü ismiyle Mimar Sinan Güzel Sanatlar Ü niversitesi olan güzide müessesede hüsn-i hat sanatının incelikleri öğretmektedir. Sözün bu yerinde Hasan Çelebi`nin anlatacaklarına dikkat ediniz. 'Fakültenin mimarlık bölümünde okuyan talebelerden işitmiştim. Halim Hoca teneffüs aralarında mimarlık bölümünde okuyan talebeleri bularak 'Gelin size hat sanatını öğreteyim' diye onları sıkıştırırmış. Ne azim, ne istek, ne fedakârlık! Hat sanatı işte böylesi çalışmaların neticesinde günümüze kadar geldi.

Hamid Aytaç: Halim size yazıyı öğretsin.

Az önce dediğim gibi Hamid Bey beni Halim Efendi ye gönderdi. 'Gidin, Halim size yazıyı öğretsin' dedi. Halim beye gittim, beni memnuniyetle kabul etti, yazı öğretmeye başladı. Fakat ömrü vefâ etmedi. Derse başladıktan dört ay sonra trafik kazasında vefat etti... Sonra tekrar ben Hamid Hoca ya gittim. İlk zaman kabul etmemişti ama sonradan artık bir şey diyemedi. Ve böylelikle bir daha Hamid Beyden vefâtına kadar ayrılmadım.'

Hüsn-i hat meşk müddetinin başlangıcıyla bitişi on sekiz yıl.

Hattat Çelebi, Hamid Aytaç`tan uzun yıllar meşk edebilme bahtiyarlığına erişmiş müstesna bir sanatkârımızdır. Hüsn-i hat meşk müddetinin başlangıcıyla bitişi on sekiz yıldır. Bunun bir kısmı talebelikle geçmiştir, ondan sonraki olan kısımları ise arkadaşlıkla;

Çelebi, Hamid beyle iyi bir arkadaş olmuştur, arkadaş, yâran ve dayanak. Çünkü o yıllarda hoca kimsesizdir, bakanı, ilgileneni, arkadaşı yok gibidir. Hasan Çelebi, zor günlerinde Hamid Bey`in yanında bulunarak alakadar olmuş, hastalığıyla ilgilenmiş, hastanede yanında, yakınında bulunmuştur.

56 yıllık yazı hizmeti;

1964 yılında Hattat Hamid Bey`e talebe olan ve sonrasında Kemal Batanay ile yazı serencamını devam ettiren Hasan Çelebi 1975 yılında Hamid Bey den sülüs ve nesih, 1981 yılında da Kemal Batanay dan ta lik, divani ve rik a icazetleri alır.

56 yıllık yazı hizmetinin ardından Hamid Bey`in sülüs ve yazı neş`esinin, Batanay Hoca`nın da ta`lik ve divani yolunun günümüzdeki en önemli temsilcisi haline gelir.

'Madem hizmet ediyorsun, bu da karşılığı!'

Şimdi, Hasan Hoca`nın âvâzına kulak veriyoruz: 'Ben Hamid Hoca dan hat dersi almaya ısrarla devam ettim. Ben bu işe para için, dünyalık için başlamadım. İçimde hat sanatına karşı özel bir istek, bir heves vardı. Onu tatmin için devam ettim hat sanatına. Derken, derken, o, parayı kendi getirdi, ben hiçbir zaman talep etmedim dünyalığı. Bugün bana 'Yazı yaz' diye yalvarıyorlar. Parasını getiriyorlar, ben de yazıyorum. Ben istemiyorum, ben istemedim de ilk başladığım zamanlarda. Burada niyet önemli. Benim niyetim para kazanmak değildi. Cenâb-ı Hakk takdir etti, 'Madem hizmet ediyorsun, bu da karşılığı!' buyurdu bir nevi...'

; İstanbul`da yazıldı.'

Hasan Çelebi biiznillah 'Kur`an-ı Ker&icirc m Hicaz`da nazil oldu, Mısır`da okundu, İstanbul`da yazıldı' meşhur kelâmının orta yerinde bulunuyor. İstanbul`dan tüm dünyaya birbirinden âlâ keyfiyeti haiz yazılar armağan eden, her biri bugün hocaların hocası durumunda pek çok hattat yetiştiren Hasan Çelebi`nin hüsn-i hat marifeti İslam coğrafyasında mâkes bulur. 1981 yılında İslam Konferansı Teşkilatı nın yazılarını yazmak için Cidde de, 1983 yılında da Mescid-i Nebev&icirc `nin yazılarının tamiri için Medine de çalışmak üzere görevlendirilir. 1987 yılında Kuba Mescidi nin yazılarını yazmak üzere bir yıl boyunca Medine-i Münevvere`de ikamet eder.

Münevver Medine`ye giden hac ve umre kafileleri tarafından ziyaret edilen Kuba Mescidi nin kubbe ve kuşak yazılarında Hattat Hasan Çelebi nin imzası vardır.

Anlatılmaz, yaşanır;

Hasan Çelebi`yle bir sohbetimizde 'hakkında âyet-i kerime bulunan bir mekânın yazılarını yazmak nasıl bir halet-i ruhiye?' diye sorduğumda aldığım cevap 'Tabii bunlar, bu keyfiyet anlatılmaz, anlatılmaz, ancak yaşanır' şeklinde olmuştu.

Hasan Hoca, 'anlatılmaz yaşanır' bir hissiyatla Kuba Mescidi nin yazılarını bir yılı aşkın bir sürede kaleme alır. Kuba Mescidi nin kubbe ve kuşak bölümlerinde 1400 metrenin üzerinde yazısı vardır. Kuba Mescidi ndeki yazıların 200 metresi sülüs 1200 metresi de kufi yazı nevilerinden müteşekkil olup kadim ibadethanenin kalemişlerinde de Hasan Hoca nın sanatkâr oğlu Mustafa Çelebi nin imzası bulunur. Mustafa Çelebi yazılarda 80 tefe altın kullanır.

Pek çok ibadethaneye hizmeti sebkat etti.

Hasan Çelebi`nin pek çok ibadethaneye hizmeti sebkat etmiştir. Büyük Çamlıca Camii yazıları bereketli ömrünün, vel&ucirc d yazı hayatının bir nevi özetidir.

Özel koleksiyonlarda çok sayıda eseri bulunan Hasan Çelebi nin Asitane`de kamış kalemiyle hizmet ettiği camiler arasında Sultanahmet Camii ile Hırka-i Şerif Camii de bulunur. Kuveyt`teki İslam Tıp Merkezi nin içve dış cephe yazılarını, Almanya`da Pforzheim Fatih Camii`nin yazılarını, Güney Afrika Cumhuriyeti`nde Yuhannesburg Cuma Camii`nin yazılarını ve Kazakistan`daki Almatı Merkez Cuma Camii`nin yazılarını da bir önceki cümleye dâhil etmemiz vakıa mutabık olacaktır.

Sanat tekebbürü kaldırmaz.

Eskilerin, 'Mazhar-ı feyz olamaz düşmeyicek hâke nebât/Mütevazı olanı rahmeti Rahman büyüdür' kelâmını işitmişsinizdir. Bu kelâm, Hasan Çelebi için vazedilmiştir dersek mübalağa etmiş olmayız.

Hasan Çelebi Hoca`ya göre hüsn-i hattı bilenler 'Ben bu işi biliyorum, ben hat sanatının ustasıyım' demez. Hattat Çelebi, hocaları Halim Efendi, Hamid Bey ve Kemal Batanay`dan böyle bir şeyi hiçduymamıştır. Hocaları kendisi gibi gerçek anlamda mütevazı insanlardır. Malum olduğu üzere ilmiye sınıfından olanlarda da sanatkâr olanlarda da bu keyfiyet böyledir. Yahut böyle olmalıdır. Çünkü kendini bilen insan hiçbir zaman, hiçbir halde mütekebbir olmaz/olamaz. Ve dahi sanat tekebbürü kaldırmaz.

Kâbili irşâd olan üstad olur üstaddan;

Hat sanatında icazet müessesesi öteden beri devam ediyor. Hasan Çelebi ve öğrencileri de günümüzde bunu yaşatmaya gayret ediyor. Hasan Hoca bugüne kadar çalıştırdığı talebelerinin icazetlerini verdi. Talebelerinde de icazet vermeye başlayanlar oldu. Bir nevi torunları geldi! Hocaların Hocası, bu husustaki bahtiyarlığını, 'Elhamdülillah bugünleri gördük. Ah! Hocalarım hayatta olsalardı da onlar da bugünleri bir görebilselerdi' şeklinde ifade ediyor.

Hasan Çelebi 1964 yılında başladığı hüsn-i hat yolculuğunda geride kalan 56 yılda 'Kâbili irşâd olan üstâd olur üstâddan' kelâm-ı kibarının fehvasınca gönüllerinde sanat ve estetik güzelliklere açık kapılar bulunan -yurt içinden ve yurt dışından- sayıları yüze yaklaşan talebeye icazet vermeye muvaffak kılındı. Muhatabımızın icazet verdiği talebeler, dünyanın farklı bölgelerinde hocalarından öğrendiklerini hüvesi hüvesine milimimi milimine yaşayarak, sanatlarını icra etmekte ve kendilerinden talep edenlere de fisebilillah ilimlerinin zekâtını vermektedir.

İstanbul mahreçli renk ve m&ucirc sik&icirc harmonisi;

Çelebi Hoca`nın talebeleri ve talebelerinin talebeleri dünyanın dört bir yanında kamış kalemlerinden mütemadiyen zikir sesi almaktadır. İşte bu mâhur ses, toplu bir zikre dönüşerek hat sanatının İstanbul mahreçli renk ve m&ucirc sik&icirc harmonisini oluşturmaktadır.

Ü mmet, irfanına dönüyor.

Son 20-25 yılda ülkemizde İslam-Türk sanatlarına genel bir rağbet var. Hasan Çelebi söz konusu rağbeti milletin, ümmetin kültürüne, irfanına dönmesine bağlıyor. Millet topyek&ucirc n kültürüne, tarihine, irfanına, tarihi güzelliklerine sahip çıkıyor. Söz, yeniden Reisülhattatin`de: 'Bunlar eskiden yoktu. Hat sanatına ilk başladığım yıllarda 'Bu sanat bitmiştir, gitmiştir, ne yapacaksın, bu işin arkasına niye düşüyorsun, niye bunlarla uğraşıyorsun!' diye çok söyleyenler oldu. Ama sonradan baktılar ki, durum zannettikleri gibi değil. Bir müddet sonra da 'Bizim esas, öz değerimiz olan kültür varlıklarımızın kaybolmaması' lazım denilmeye başlandı. Böylelikle geriden gelen gençnesil milletin/ümmetin sanatına, irfanına, yazısına sahip çıktı. Millet de böylelikle büyük ölçüde esas benliğine döndü.

Öz sanatlarımız gitgide daha fazla rağbet görüyor. Eskiden koleksiyonerler yoktu. Şimdilerde koleksiyonerler çoğaldı, hüsn-i hat levhaları müzayedelerde alıcı buluyor. Bunlar sanata destek olan vakıalar...

Hasan Çelebi: Hocalarım maalesef anlaşılmadan gittiler.

Hocalarım maalesef anlaşılmadan gittiler. Onlar böyle işin çorak bir dönemine rastladılar. Milletin onları anlamaya vakitleri de olmadı. Şimdiki insanların maddi durumlarını düşünün... Bir de otuz, kırk sene öncesinin iktisadi durumunu kıyaslayın... İnsanlarımız zenginleşti, belirli bir refah düzeyine ulaştı. -Hasan Hocamız yazıhanesinin camından boğaz kıyısında Eminönü nden Beşiktaş a kadar yükselen çok katlı binaları-iş merkezlerini işaret ederek- Şu gördüklerimiz zenginliğin ifadesidir. Mutlak zenginliğin olmasa da bir itibarın ifadesidir... Türkiye ye dışarıdan para geliyorsa demek ki güveniyorlar da Türkiye ye yatırım yapıyorlar. Hocamın hayatta olduğu dönemler böyle değildi... Hocalarım öyle bir kurak döneme rastladı, o dönemler herkesin kendi derdinde olduğu dönemlerdi. Herkes o dönemde kendi çulunu sudan çıkarmaya çalışıyordu, millet karnını zor doyuruyordu.'

Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü`nün sahibi;

IRCICA nın Uluslararası Hat Yarışmalarında jüri olarak hizmetleri sebkat eden Hasan Çelebi`ye 2008 yılında Kültür Bakanlığı Sanata Hizmet Ödülü 2011 yılında da Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü takdim edildi.

Hat sanatı köylü çocuğunu tarihe mâl etti.

Hasan Çelebi köylü çocuğu; 'Müstakim ol utandırmaz Hz. Allah seni' fehvası köylü çocuğunu hat sanatına hizmetinden dolayı biiznillah tarihe mâl etti. Nitekim Hasan Çelebi nezdinde önemli olan işin, hizmetin, kaidesine uygun bir şekilde devam ettirilmesidir. Millete, bir adım öte Ü mmet-i Muhammed`e hizmet için talebeler yetiştirmiş olmasından dolayı haklı bir muvaffakiyete imza atan Hasan Çelebi`nin gönlünden kopup gelen cümlelerle sanatkâr portremizin ikinci bölümünü nihayete erdirelim: 'Bu milletin bu kültür hazinesi kaybolup gitmek üzereydi. Cenab-ı Hakk bu hususta bana bir vazife verdi, vazifelendirdi. Elhamdülillah bu vazifemi de bir yere kadar getirdim. Tam yapamadı isem de hiçolmazsa yapacak, yapabilecek kişilerin üzerine bu hizmeti yüklemiş olduk. Gençler bundan sonra bu hizmetleri devam ettirecek.'

&nbsp

&nbsp

&nbsp