09 Temmuz 2020, Perşembe
Son Dakika

Sistem tıkır tıkır işliyor

Prof. Dr. Burhan Kuzu, Türkiye’nin koronavirüs pandemisiyle mücadelede gösterdiği başarıyı, Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi’ne borçlu olduğunu söyledi. Türkiye’nin alınan hızlı kararlar sayesinde salgınla mücadelede örnek ülke haline geldiğini hatırlatan Kuzu, ‘’Allah korusun, bu salgın sürecinde işbaşında herhangi bir koalisyon hükümeti bulunsaydı halimiz perişan olurdu’’ dedi.
09.05.2020 15.12.31

DURSUN EKER

AK Parti’nin kurucularından, 22, 23, 24. ve 26. dönem İstanbul milletvekili, Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Burhan Kuzu, Türkiye’nin koronavirüs pandemisiyle mücadelede gösterdiği başarıyı, Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi’ne borçlu olduğunu söyledi. Türkiye’nin alınan hızlı kararlar sayesinde salgınla mücadelede örnek ülke haline geldiğini hatırlatan Kuzu, ‘’Allah korusun, bu salgın sürecine Kemal Kılıçdaroğlu’nun SSK Genel Müdürü olduğu dönemdeki sağlık altyapısıyla girseydik veya işbaşında herhangi bir koalisyon hükümeti bulunsaydı halimiz perişan olurdu. Kimin hangi hastanede öldüğünü bile öğrenmek mümkün olmazdı. Halimize ne kadar şükretsek azdır’’ dedi.

Muhabirimize yaptığı açıklamada, 1977 yılından 2017 yılına kadar tam 40 yıl süreyle Türkiye’nin Başkanlık sistemine geçmesi için mücadele ettiğini hatırlatan Prof. Dr. Burhan Kuzu, ‘’Ben geçmişte Turgut Özal ve Süleyman Demirel de dâhil bütün liderlere bu sistemin faydalarını anlattım. Hepsinin kafasına yattı fakat hayata geçirme konusunda başarılı olamadık. Sonunda Sayın Cumhurbaşkanımız bu işi sahiplendi ve MHP’nin de desteğiyle sistem hayata geçmiş oldu’’ diye konuştu.

Türkiye’ye özgü bir sistem

Aslında kendi kafasındaki Başkanlık sisteminin tam olarak bugün uygulanan sistem olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Burhan Kuzu, her şeyden önce istemenin adındaki Cumhurbaşkanlığı ifadesinin Başkanlık sistemin vermesi gereken güçlü anlamı biraz zayıflattığını belirtti. Dünyada, Başkanlık, Yarı Başkanlık ve Parlamenter Hükümet Sistemi olmak üzere 3 farklı model bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kuzu, ‘’Bizdeki Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi, Türkiye’ye özgü bir sistem olarak hayata geçmiştir. Biliyorsunuz, bu sisteme MHP ile işbirliği yapılarak geçilmiştir. Bunun böyle olması biraz da MHP’nin talebiyle olmuştur. Başkanlık sistemi, aklın bulduğu bir yönetim sistemidir. ABD’nin kurucuları, 50 parçalı bu ülkeyi nasıl yönetiriz diye düşünmüş ve bu sistemi bulmuştur. ABD’deki modeli aynen alsak olur muydu, bence o da olmazdı çünkü orada federatif bir yönetim anlayışı vardır. Her şeye rağmen eksik tarafları da olsa, Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi’ne geçilmesi çok mühimdir ve isabetli olmuştur. Özellikle bu pandemi sürecinde hızlı kararlar alabildiğimiz için bütün dünyaya örnek olarak gösteriliyoruz.’’ dedi.

Sistemin eksik tarafı dar bölge

Cumhurbaşkanı ve Parlamento arasında hassas bir denge kurmak amacıyla, biri diğerini fesih ederse veya görevden almaya kalkarsa her ikisinin de seçime gitmesi şartının getirildiğini anlatan Prof. Dr. Burhan Kuzu, ‘’Böylece bir denge-kontrol mekanizması inşa edilmiştir. Çünkü bir taraf diğer tarafı seçime götürmek isterse kendisi de seçim girecektir ve sandıktan çıkamama tehlikesi vardır. Bana göre bu sistemin eksik tarafı, dar bölge veya daraltılmış bölge seçimidir. Bunu yapmak için Anayasa değişikliğine gerek yoktur, mevcut seçim sisteminde bir değişiklik yapılarak bu hayata geçirilebilir. Dar bölge seçim sistemiyle gelen bir milletvekili daha özgür olacaktır, siyasi hayatı liderin iki dudağı arasında olmayacaktır. Mesela, İstanbul’da 3 seçim bölgesi ve 96 milletvekili vardır. Bu sayı 20 seçim bölgesi olarak belirlense, herkes seçtiği milletvekilini şahsen tanıyacak, vekil de gücünü buradan alacaktır. Milletvekillerinin bakan olamaması şartını da bu sebeple getirdik. Bakanlık yapacaksa vekilliği bırakmak zorunda. Niçin böyle yaptık, milletvekili seçilen birinin herhangi bir beklentisi olmasını istemedik. Fakat işin bu kısmı maalesef hayata geçirilemedi ve özellikle denge denetim anlamında sistemde bir eksiklik olarak göze çarpıyor. Biz Başkanlık sistemini konuşurken bu konu üzerinde çok durduk. Sonuçta, dar bölge seçim sisteminin özellikle küçük partilere zarar vereceği ve milletvekilleri üzerindeki lider kontrolünü zayıflatacağı gerekçesiyle geriye bırakılmış oldu.’’ ifadesini kullandı.

‘’Parlamenter sistem kokuşmuş bir İngiliz modelidir’’

Bugün AK Parti ve MHP haricindeki diğer partilerin yeni sistemi halen anlamak istemedikleri için eski parlamenter sisteme döneceklerini söylemelerini eleştiren Prof. Dr. Burhan Kuzu, ‘’Bunlara Allah akıl fikir versin diyorum. Canla başka savunmaya çalıştıkları parlamenter sistem aslında kokuşmuş bir İngiliz modelidir. Bakınız, biz Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi’ne 65. hükümet döneminde geçtik. Normalde, 4 yılda bir seçim yapıldığını düşünürsek bu hükümet sayısına Cumhuriyet’in 270’li yıllarında filan ulaşmamız lazımdı. Bugün işbaşında 17. veya 18. hükümet olmalıydı. Bu kadar çok hükümet değişikliği yaşanan bir ülkede istikrar olur mu, doğru düzgün iş yapılabilir mi? İşte geldiğimiz nokta ortada, AK Parti hizmetleri sayesinde milletimizin yüzü biraz güldü, artık başımız dik gezebiliyoruz. Yeni sistemde Cumhurbaşkanı, aslında eskinin icracı Başbakanıdır. Fark, Cumhurbaşkanı’nın temsil ettiği devletin başı vasfını da taşımasıdır.’’ ifadelerini kullandı.

‘’Yüzde 50+1 olmazsa olmazdır’’

Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi’nin en olmazsa olmaz ana sütunlarından birinin yüzde 50+1’lik seçim sistemi olduğunun altını çizen Prof. Dr. Burhan Kuzu, son günlerde bundan vazgeçileceğine dair ortaya atılan iddiaların kesinlikle doğru olmadığını söyledi. Yüzde 50+1 mevzusunu, bu oy oranına ulaşma ihtimali bulunmayan muhalif çevrelerin tartışmaya açmak istediklerini anlatan Prof. Dr. Kuzu, ‘’Biz bunu niçin getirdik, seçilmek isteyen Cumhurbaşkanı adayı elini mümkün olduğu kadar herkese açsın, adeta Mevlana gibi toplumun bütün kesimlerini kucaklasın istedik. Yüzde 50+1’le seçilme şartı bir bakıma emniyet supabıdır. Bu sayede mıymıntı birinin Cumhurbaşkanı seçilme ihtimali yoktur. Birinci turda farklı partiler farklı adaylar göstererek oy alsalar bile 2. turda milletimiz gerekli feraseti gösterip kendisine hizmet edeceğine inandığı birini seçecektir. Bu konuda milletimize güvenelim. Bu yöndeki tartışmaları izlerken Cumhurbaşkanımız Tayyip Bey'in durumunu Sultan Abdülhamid Han’ın durumuna benzetiyorum. Hatırlarsanız, Abdülhamid gitsin de gerisine sonra bakarız diye bir araya gelenler, koca imparatorluğu 10 yıl içinde dağıttı. Şimdi de benzer bir bloklaşma vardır ama milletimiz her şeyi görüyor. Son tahlilde kararı milletimiz verecektir. Ben halkımızın ferasetine güveniyorum. ‘’ diye konuştu.

Anayasa Mahkemesi’nin hataları

Kendisine yöneltilen bir soru üzerine, Türkiye’de Anayasa Mahkemesi’nin geçmiş yıllarda yetki ve sorumluluklarının dışına çıkarak bazı kararlar aldığını hatırlatan Prof. Dr. Burhan Kuzu, ‘’Bakınız, tarihimizde bunun çok çarpıcı örnekleri vardır. Telekom’un özelleştirilmesi sürecinde, 40 milyar dolarlık satış kararının iptali yüzünden memleket çok zarar etti. O zaman bu para Türkiye’nin bütün dış borcunu ödeyebilecek durumda iken, bizim zamanımızda 5.5 milyar dolara zar-zor satılabildi. O para vaktinde Hazine’nin kasasına girmiş olsaydı memlekette neler yapılabilirdi. 28 Şubat sürecinde Erbakan hocaya yapılanlara ve 367 ucubesinde bize yapılanlara girmek bile istemiyorum. Yine aynı şekilde, Gaziantep’te baklava çalan çocuklar üzerinden başlayan bir tartışma, Türkiye’yi Rahşan Affı olarak bilinen sürece taşımış, başlangıçta kader mahkûmlarını kapsayacak denilen af, Anayasa Mahkemesi’nin aldığı bir kararla genişlemiş ve cezaevleri adeta boşalmıştır. O dönem bu afla cezaevinden çıkanların yüzde 64'ü tekrar suç işleyerek cezaevlerine dönmüş ve bu durum toplumda çok ciddi bir travmaya sebep olmuştur. ‘’ şeklinde konuştu.

Geçtiğimiz günlerde hayata geçirilen ceza indirimi düzenlenmesinin CHP tarafında yine Anayasa Mahkemesi’ne götürüldüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Burhan Kuzu, ‘’Ben CHP’nin talebinin reddedileceğini düşünüyorum. Çünkü özü itibariyle bizim yaptığım bir af düzenlemesi değil, ceza indirimidir. Anayasa Mahkemesi’nin tekrar böyle bir hata yapacağını ve kapsamı genişleteceğini düşünmek bile istemiyorum ‘’ dedi.

Sosyal medya seferberliği

Bir soru üzerine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın özellikle sosyal medyaya ağırlık verilmesi ve bu tür mecralarda birlik olunması yönündeki talimatının çok isabetli olduğuna dikkat çeken Prof.Dr. Burhan Kuzu, sözlerini şöyle sürdürdü;

‘’Bu ülkede Gezi ayaklanması Twitter üzerinden tezgahlandı. Maalesef bizim boş bıraktığımız bu alanı CHP doldurdu ve etkili kullanıyor. Tabii bizim siyaset anlayışımız her zaman farklı olmuştur. Vatandaşa dokunma, onu kucaklama ve terini hissetme şeklinde olagelmiştir. Ama arkadan yeni bir nesil geldi ve bu nesil bizim siyaset yapma şeklimize mesafeli bakıyor. Bakınız, 2023 yılında 5 milyon yeni seçmen oy kullanacak ve bunların tamamı gelişmeleri sosyal medya üzerinden takip ediyor. Bizim bu insanlara ulaşmamız için sosyal medyayı bütün mecralarında en etkili şeklide kullanmamız icap ediyor. Biliyorsunuz, özellikle Twitter ülkemizde bir süre kapalı kaldı. O dönemde geldiler, oturduk uzun uzun konuştuk. Kendilerine, Türkiye’de vergi vereceksiniz, Türk yargı kararlarını tanıyacaksınız dedik. Sonuçta anlaşmaya varıldı, ertesi gün imzalar atılacaktı ki, bizim Anaysa Mahkemesi yine ilginç bir karar verip Twitter’a erişim yasağını kaldırdı. Adamlar da Anayasa Mahkemesi bizden yana deyip o anlaşmayı imzalamadı. Şimdi bu tartışmalar geride kaldı, 10 milyon üyesi olan AK Parti, sosyal medyayı en etkili kullanan parti olmak zorundadır. Bu konuda hem parti genel merkezine, hem milletvekillerine, hem de il teşkilatlarına önemli görevler düşüyor.’’

Prof. Dr. Burhan Kuzu kimdir?

Burhan Kuzu, 1 Ocak 1955 tarihinde Kayseri Develi ilçesine bağlı Şıhlı kasabasında doğmuştur. Babasının adı Ali Rıza, annesinin adı Zahide’dir. İlk öğrenimini Şıhlı kasabasında, orta ve lise öğrenimini Develi ilçesinde tamamladı. Oğlak burcu erkeği olan Burhan Kuzu, 1976 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni birincilikle bitirdi. Yüksek lisans ve doktorasını aynı fakültede tamamladı.

1976 yılında Tekirdağ‘da Maiyet Memuru olarak Kaymakamlık stajını yaptı. Ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Kürsüsü’nde asistan olarak işe başladı. Bu arada hakimlik ve savcılık sınavlarını da başarılı olarak verdi.

Burhan Kuzu, 1984 yılında doktor, 1987 yılında yardımcı doçent, 1989 yılında doçent, 1998 yılında profesör oldu.

1980-82 yılları arasında Paris Sorbonne Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Avrupa Konseyi bursuyla araştırmalar yaptı. Polis okullarında yaklaşık 15 yıl boyunca Anayasa ,İnsan Hakları,Ceza Usül derslerine girdi. Çeşitli sivil toplum örgütlerinde yönetici olarak çalıştı. Hukuk, çevre bilimi ve bilinci hakkında eserleri, yazıları, araştırma ve makaleleri yayınlandı. Ayrıca özel vakıf eğitim kurumları olan Beykent Üniversitesi, Haliç Üniversitesi ve Yeditepe Üniversitesi‘nde dersler verdi.

Aktif siyasi hayatına başlayana kadar İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Anabilim Dalı Başkanlığı yaptı. Ak Parti’nin kuruluşunda katkıda bulundu, kurucu üyesi oldu. Burhan Kuzu, 2002 Genel Seçimlerinde İstanbul’dan AK Parti milletvekili seçilerek parlamentoya girdi. T.B.M.M. Anayasa Komisyonu Başkanlığı görevinde bulundu. 2007, 2011 ve 2015 Genel Seçimlerinde tekrar milletvekili seçildi.

Evli ve 2 çocuğu bulunan Prof. Dr. Burhan Kuzu, halen Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Üyesi olarak görev yapıyor.



Yorum Ekle