10 Temmuz 2020, Cuma
Son Dakika

Sultan Vahideddin’in ayrılması hataydı

Şehzade Osman Selaheddin Osmanoğlu, İngilizlerin İstanbul’a Yunan askeri sokacaklarına dair açık tehditlerine rağmen o zamanki Hanedan mensuplarının Sultan Vahideddin Han’ın Payitahtı terk etmesini bir hata olarak değerlendirdiklerini söyledi.
07.05.2020 15.56.34

DURSUN EKER

Osmanlı Padişahı Sultan VI. Mehmed Vahideddin Han’ın 17 Kasım 1922 tarihinde İngiliz savaş gemisiyle İstanbul'dan ayrılmış olması, o devirdeki Hanedan Ailesi’nin önde gelen üyelerince tartışılan bir konuydu. Osmanoğulları Ailesi’nin günümüzdeki temsilcilerinden, hayattaki en kıdemli üçüncü şehzade olan Osman Selaheddin Osmanoğlu, her ne sebeple olursa olsun Sultan Vahideddin Han’ın İstanbul’u terk etmiş olmasını, o devirdeki büyük şehzadelerin asla yapılmaması gereken büyük bir hata olarak gördüklerini söyledi.

Şehzade Osman Selaheddin Osmanoğlu

Baba tarafından 33. Osmanlı padişahı Sultan V. Murad'ın torununun oğlu Ali Vâsıb Efendi’nin, anne tarafından da 35. Osmanlı padişahı Sultan V. Mehmed Reşad’ın torunu Emine Mukbile Sultan'ın oğlu olan Şehzade Osman Selaheddin Osmanoğlu, “Kendilerine yetiştiğim büyük şehzade ve sultanların bu konuyu kendi aralarında konuştuklarını hatırlıyorum. İngilizler, Sultan Vahideddin Han’ı açıkça tehdit ettiler. Eğer Dolmabahçe Sarayı’nı ve İstanbul’u derhal terk etmezse, Trakya tarafından Yunan ordusunu İstanbul’a sokacaklarını söylediler. O vakit İstanbul’da İngiliz ve Fransız askerleri vardı, fakat bunlar er veya geç ayrılacaklardı. Yunan askeri İstanbul’a girseydi bir daha çıkmak istemezdi. İşte, Sultan Vahideddin Han, böyle bir felakete sebep olmamak düşüncesiyle, geçici olarak İstanbul’dan ayrılmayı uygun görmüştür.” diye konuştu.

Sultan Vahideddin Han

İngiliz oyunu

Muhabirimizle yaptığı görüşmede, Osmanlı Hanedan Ailesi’nin büyük bir çoğunluğunun, bu açık tehdide rağmen Sultan Vahideddin Han’ın Malaya isimli İngiliz zırhlısına binerek Payitahtı terk etmesinin hata olduğuna inandığını vurgulayan Şehzade Osman Selaheddin Osmanoğlu, “Mesela Sultan Vahideddin’in yerinde Sultan Reşad olsaydı kesinlikle sarayı terk etmezdi. Oturup dua ederdi, başına gelecekleri beklerdi fakat kesinlikle Osmanlı Devleti’nin merkezinden ayrılmazdı. Burada şunu da hatırlatmak isterim ki, Sultan Vahideddin, İstanbul’dan ayrılmasının geçici olduğunu, ortalık sakinleşince tekrar geri döneceğini düşünüyordu. Ama gelin görün ki İngilizlerde oyun bitmez. Padişah’ın bir daha ülkesine geri dönmemesi için ellerinden geleni yaptılar. Şimdi bugünden bakınca keşke ayrılmasaydı, ayrılmakla hata yaptı demek kolaydır. Bu değerlendirmeyi yaparken o günün şartlarını da çok iyi bilmek lazımdır.” ifadelerini kullandı.

Bilindiği gibi, 36. ve son Osmanlı Padişahı Sultan VI. Mehmed Vahideddin Han, 17 Kasım 1922 Cuma günü İngilizler tarafından Dolmabahçe Sarayı'ndan Malaya isimli savaş gemisine alınıp Malta Adası’na götürüldü. Oradan Melik Hüseyin’in daveti üzerine Mekke'ye, oradan da İtalya'daki San Remo şehrine giderek burada ikamet etti. Vahideddin Han, 16 Mayıs 1926’da San Remo'da vefat etti. Cenazesi Şam'a getirilerek Sultan Selim Camii haziresindeki Hanedan kabristanına defnedildi.

Tarihçiler ne diyor?

Osmanlı padişahı Sultan Vahideddin Han’ın İstanbul’u terk etmesi uzman tarihçiler arasında da en çok tartışılan konuların başında geliyor.

Tarihçi-Yazar Prof.Dr. Ekrem Buğra Ekinci

Tarihçi-Yazar Prof.Dr. Ekrem Buğra Ekinci’nin bu husustaki görüşleri şu şekilde;

1 Kasım 1922’de Ankara meclisinin saltanatı kaldırdığını ilan etmesi üzerine Padişah’ın pozisyonu belirsiz bir hâl aldı; kendisine içeriden ve dışarıdan baskılar dayanılmaz dereceye geldi. Gazetelerde her gün hakaretâmiz yazılar neşrediliyordu. Falih Rıfkı, Süleyman Nazif, Hüseyin Cahit ve Ziya Gökalp bunların en ileri gidenleriydi. Hatta Gökalp, Padişah’a Kara Sultan adını takmıştı.

Padişah, 6 Kasım’da İstanbul’daki İngiliz yüksek komiseri Sir Horace Rumbold’un ağzını aradı. Rumbold fevkalade diplomatik davrandı. Artık Ankara ile yeni bir sayfa açmaya hazırlanan İngiltere, Padişah’ın İstanbul’dan ayrılmasını istiyor; fakat onu kaçırmış rolüne düşmekten korkuyordu. Rumbold, “Bize bir muhatap lazım; o da artık Ankara’dır.” dedi ve işler sıkıntılı bir hâl alırsa, İstanbul’dan ayrılmasının imkânsız olacağını söyleyerek şehri terk etmesi hususunda adeta tehdit etti.

Padişah, emniyette olmadığını anladı. Siyasî bir buhrana ve iç savaşa sebep olmak istemedi. Ortalık yatıştıktan sonra tekrar geri dönmek niyetiyle hicrete razı oldu. Hatıralarında, “Yaşamak imkânsız olan yerden hicret, Hazret-i Peygamber’in sünnetidir.” demiştir. Ayrılışını kendisi için hiçbir kıymet ifade etmeyen hayatını kurtarmak için değil; sadece şeref ve haysiyetini korumak için yaptığını, yüksek komiser vekili Nevile Henderson’a açıkça söylemiştir. Saltanat kaldırılmadan evvel Ankara’nın Refet Bele vasıtasıyla yaptığı, saltanatsız halifeliği kabul ederek yerinde kalma teklifini geri çevirmişti. Yurt dışında faaliyette bulunup her şeyi değiştirmek ihtimali vardı.

Osman Selaheddin Osmanoğlu kimdir?

33. Osmanlı padişahı Sultan V. Murad Han’ın torununun oğlu Şehzade Ali Vâsıb Efendi ile 35. padişah Sultan V. Mehmed Reşad Han’ın torunu Emine Mukbile Sultan’ın oğludur. 1940 yılında Mısır’ın İskenderiye şehrinde doğdu.

Babası Şehzade Ali Vâsıb Efendi, Sultan V. Murad Han’ın torunu Şehzade Ahmed Nihad Efendi'nin oğludur. Şehzade Ali Vâsıb Efendi Galatasaray Lisesi’nde (Mekteb-i Sultani) ve Harp Okulu’nda (Harbiye Mektebi) okudu. Piyade üsteğmeni rütbesinde iken saltanatın lağvı ve hanedan üyelerinin 1924’te sürgüne gönderilmesi üzerine ailesiyle birlikte yurtdışına çıktı. Hepsi Sirkeci'den Budapeşte'ye gittiler. Budapeşte'de bir süre kaldılar. Viyana'ya uğradılar, oradan da Fransa’nın Nice kentine gittiler. Orada 11 yıl yaşadılar. 1931’de Sultan V. Mehmed Reşad Han’ın torunu Emine Mukbile Sultan’la evlendi. Aile 1935’te İskenderiye’ye taşındı. 1977 yılında Şehzade Mehmed Abdülaziz Efendi'nin vefatıyla Hanedan Reisi oldu. 1983 yılında İskenderiye'de vefat etti. İskenderiye'ye defnedilen cenazesi Mayıs 2007'de oğlu Şehzade Osman Selaheddin Osmanoğlu'nun girişimiyle Türkiye'ye nakledilerek Eyüp’teki Sultan Reşad Türbesi'nin bahçesine defnedildi.

Şehzade Ali Vâsıb Efendi’nin kendi el yazısıyla kaleme aldığı hatıraları “Bir Şehzadenin Hatıratı - Vatan ve Menfada Gördüklerim ve İşittiklerim” ismiyle oğlu tarafından kitaplaştırılarak yayımlandı.

Osman Selaheddin Osmanoğlu İskenderiye’deki İngiliz okulu Victoria College’da okudu. Orada Türkçenin yanında İngilizce, Fransızca ve Arapça öğrendi. 18 yaşına kadar Mısır'da yaşadı. Liseyi bitirdikten sonra yüksek tahsili için İngiltere'ye gitti. Orada finans ve muhasebe okudu. Kariyeri İngiltere'de geçti. Orada evlendi. Üçü erkek biri kız 4 çocuğu oldu. Oğullarından biri vefat etti. Halen hepsi evli olan 3 çocuğundan 9 torunu vardır. Çocukları Ayşe Gülnev Sultan, Orhan Murad Efendi ve Selim Süleyman Efendi ile bunların çocuklarının tamamı İngiltere'de yaşıyor.

Osman Selaheddin Osmanoğlu Hanedan’ın vatana dönüşü için 1974'de izin çıktığında 34 yaşında idi. İlk zamanlar İstanbul’a turist olarak gelip gitti. Daha sonra İngiltere'de emekli oldu ve Beylerbeyi Sarayı'nın yakınında ve babasının doğduğu Çırağan Sarayı manzaralı bir ev alarak İstanbul’a yerleşti.

Osmanlı hanedanı üye ve mensuplarından halen hayatta, 25 şehzade, 13 sultan ile sultan çocukları olan 21 sultanzade ve 13 hanımsultan bulunuyor. 6 şehzade, 2 sultan, 4 sultanzade ve 1 hanımsultan olmak üzere bu 72 üyenin 13'ünü Osman Selaheddin Osmanoğlu ailesi teşkil ediyor.



Yorum Ekle