Torunlarından Hattat Mustafa Dede’ye örnek vefâ!

2017 yılında Londra’da Christie’s müzayede firmasında satışa konu edilen Türk hat sanatının kurucu şahsiyetlerinden Hattat Mustafa Dede (H. 900 M. 1494-1495/ H. 945-M. 1538-1539) ketebeli Mushaf-ı Şerif, Kültür ve Turizm Bakanlığımızın girişimleriyle sekiz yıllık hukuk mücadelesinin ardından ait olduğu yere, Türkiye’ye getirildi.

Abone Ol

Hüsn-i hat ve tezhip sanatının en güzel örnekleri arasında gösterihen Mushaf-ı Şerif, Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde (TİEM) sergilenmeye hazırlanıyor.

Türkiye’den kaçırılarak Londra’da satışa konu edilen Mushaf, Türk kamuoyunun gündemine  “Mustafa Dede’nin Mushaf-ı Şerif’i torunlarından vefâ bekliyor!” serlevhasıyla 17 Ekim 2017 tarihinde Dünya Bülteni haber portalındaki yazımızla girmişti.

Bakan Ersoy: Herkesi Türk ve İslam Eserleri Müzemize davet ediyorum.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy X hesabında yaptığı paylaşımla müjdeli haberi,
“Türkiye'den yasa dışı yollarla çıkarılarak 2017 yılında İngiltere'de satışa sunulan "Kuran-ı Kerim" ülkemize yeniden kavuşturuldu. Osmanlı hat ekolünün kurucusu olan hattat Şeyh Hamdullah’ın oğlu Mustafa Dede'nin istinsah ettiği mushafı Türk ve İslam Eserleri Müzemizde sergileyeceğiz. 16'ncı yüzyılın başında yazılmış bu mushaf, yazılı bölümlerin hat sanatında 'vassale' olarak tanımladığımız teknikte farklı bir kâğıdın üzerine yapıştırılarak hazırlanması ile dikkat çekiyor. Oldukça titiz bir takip sürecinin ardından iadesini sağladığımız Kuran-ı Kerim’in ülkemize ulaşmasında emeği olan herkese ve tüm kurumlara gönülden teşekkür ediyorum. Bu mushaf gibi nice kıymetli eserimizi görmek üzere herkesi Türk ve İslam Eserleri Müzemize davet ediyorum.” cümleleriyle paylaştı.

Tebrikler…
İttifak gazetesi camiası olarak Mustafa Dede’nin nesih hatlı mushafının yeniden ülkemize kazandırılmasına emekleri sebkat eden tüm yetkilileri Kültür Bakanı Mehmet Nuri Ersoy nezdinde tebrik ediyoruz. 

Fikrî takip bağlamında sekiz yıl önce kaleme aldığımız yazıyı mufassalan okuyucularımızın irfanına arz ediyoruz.

Mustafa Dede’nin Mushaf-ı Şerif’i torunlarından vefâ bekliyor!
Dünya Bülteni haber portalı kültür sanat editörü İbrahim Ethem Gören Osmanlı hat sanatının kurucu şahsiyetlerinden Şeyh Hamdullah’ın oğlu Hattat Mustafa Dede’nin nesih hatla yazdığı Mushaf-ı Şerif’in, Londra’da Christie’s müzayedesinde satışa çıkarıldığını fark ederek konuyu özel bir haberle gündeme getirdi.

Kamuoyu, Hattat Mustafa Dede’nin göz nurunu barındıran Mushaf-ı Şerif’in ait olduğu yere, Türkiye’ye getirilmesi için tüm ilgililerin ve özellikle Kültür Bakanlığı yetkililerinin seferber olmasını bekliyor.

16’ıncı yüzyılın ilk çeyreğinde yazılan ve Türk hat sanatı tarihi için oldukça önemli olan Mustafa Dede’nin nesih hatla kaleme aldığı Mushaf-ı Şerif, Londra’da 26 Ekim Çarşamba günü düzenlenecek olan müzayedede 180 bin Pound (Yaklaşık 900 bin TL) başlangıç fiyatıyla satışa konu ediliyor.

16’ıncı yüzyılın en önemli hattatlarından biri
16’ncı yüzyılın ilk yarısında kadim hat sanatımıza birbirinden âlâ eserler ve yeni ustalar kazandıran Mustafa Dede’nin göz nurunu barındıran Mushaf-ı Şerif yazıldıktan iki asır sonra 18’inci yüzyılda tezhiplenmiş.

Siyah is mürekkebiyle nesih yazı nevinde kaleme alınan 330 sahife tutarındaki Mushaf-ı Şerif Osmanlı hat ve tezhip sanatının tüm ustalıklarını gözler önüne seriyor. 
Serlevha, ketebe sayfası, hizip, cüz, secde ve sûre gülleri ile duraklar ve sûre başları birbirinden farklı tezhip formlarıyla bezenmiş olan Mushaf-ı Şerif’in tüm sahifelerine altın cetvel çekilmiş.

Sûre başları başlı başına sanat değerini hâiz
Sürme altın zemin üzerine beyaz zırnık mürekkebiyle sülüs hat nevinde kaleme alınan sûre başı tezyinatı Osmanlı kitap sanatlarının ulaştığı baha biçilmez sanat izzetini gözler önüne seriyor. Çevresi altınla tahrirlenen sûre başları çiçek bahçesini andıran bitkisel motiflerle tezyin edilirken; dış çerçeve kenarları da stilize çiçek motifleriyle süslenmiş. Ketebe sayfasında da müzehhip tüm ustalığını göstererek Kelâm-ı İlahi’nin ulviliğine atıfta bulunmuş. 

Cildinde sahtiyan üzerine yeşil rengin hâkim olduğu tezyinatta hurma yaprakları motifi tercih edilmiş. Mushaf-ı Şerif, Osmanlı kadim cilt sanatının tüm özelliklerini üzerinde barındırıyor. 

Christie’s şirketinin 26 Ekim Perşembe günü düzenleneceğini ilan ettiği müzayedenin Osmanlı ve Hint Sanatında Kilim ve Hat Bölümünde teşhir edilmekte olan Mushaf-ı Şerif hakkında detaylı bilgiler mezat şirketine ait web sitesinin aşağıdaki linkinde yer alıyor. 

http://www.christies.com/lotfinder/Lot/quran-signed-mustafa-dede-ottoman-turkey-first-6100546-details.aspx

Cerutti: Güzel ve özel objeler kültürlerin önemli unsurlarını oluşturur!
Christie’s Ceo’su Guillaume Cerutti uzmanlık alanlarının sanat, müşteriler ve deneyim üzerine inşa edildiğini belirtiyor. “Güzel ve özel objelerin insanların ve kültürlerin en önemli unsurlarından olduğuna inandığını belirten Guillaume Cerutti, Türk hat sanatının en nadide eserlerinden olan Mustafa Dede’nin Mushaf-ı Şerif’ini eşit şartlarda yapılacak olan müzayedede en fazla pey veren koleksiyonere satmanın telaşı içerisinde!

Mezata kabülde hassasiyet gösterilmeli
Müzayede şirketlerinin mezatlara eser kabulünde daha hassas olmaları, tarihi kıymeti hâiz eserlerin nasıl elde edildiği araştırılmalı, fatura yahut sahiplik/koleksiyonerlik belgesi sorulmalı. Tüm bunlar asgarî meslek ahlâkının gereği olarak yapılmalı! Netice itibarıyla Türkiye’den bir hat taciri Mustafa Dede’nin göz nurunu Türkiye’den Londra’ya kaçırarak satışa konu etti. Cristie’s gibi namı olan (!) şirketlerin ofislerine getirilen her şeyi kabul etmemeleri ve meta olarak gördükleri eserlerin menşeine dair titiz bir araştırma yapmaları gerekiyor. 

Tarihi hat sanatı eserlerimizi muhafaza edemiyoruz.
Maalesef bu toprağın sanatkârlarının ortaya koyduğu, medeniyetimize ait binlerce tarihi eser yurt dışına kaçırıldı. Şu husus net bir hakikattir: Kanunla korunan/korunması gereken asar-ı atikamıza, hat levhalarımıza ve Mushaf-ı Şerif’lere sahip çıkamıyoruz. 

Ustasının elinden çıktıktan sonra 100 yılı geride bırakan sanat eserlerinin Türkiye dışına çıkartılması, satılması, ticarete konu edilmesi yasak olduğu halde maalesef eserlerimiz birbiri ardına ya yurtdışındaki koleksiyonlara kaçırılıyor, yahut Mustafa Dede’nin Mushaf- Şerif’i özelinde müzayedelerde satışa konu ediliyor!

Londra’ya kaçırılan Şeyh Hamdullah’ın Mushaf-ı Şerifi 1990 yılında Türkiye’ye getirilmişti.
Hattat Mustafa Dede’nin babası Şeyh Hamdullah’a ait bir Mushaf-ı Şerif de Türkiye’den İngiltere’ye kaçırılmıştı. Londra’da Sotheby’s firmasınca 26.4.1990 tarihinde düzenlenen müzayedeye Kültür Bakanlığı da iştirak ederek kıymetli emanetimizi satın alarak Türkiye’ye getirmiş, bilahare tıpkıbasımı yaptırılmıştı.

Satış iptal edilmeli
Osmanlı hat sanatının simge şahsiyetlerinden Mustafa Dede’nin Mushaf-ı şerifinin bu kadar kolay bir şekilde yurt dışına kaçırılmaması gerekirdi. Bunu engelleyemedik. Bundan sonrasında en azından bir koleksiyonerin uhdesine geçmemesi, şahıs elinde kalmaması için gerekli önlemlerin alınması gerekiyor

Kültür Bakanlığı devreye girmeli
Kültür Bakanlığı’nın devreye girerek eserin satışının durdurulması, devlet ilindeki koleksiyonlar içinden çıkıp çıkmadığının envanter araştırılmasını yaptırarak tesbit etmesi, son şık olarak da müzayedeye iştirak ederek bu kıymetli hatıranın Türkiye’ye getirilmesini temin etmesi lazım geliyor. 

Bundan sonrası için de bize emanet olan kıymetli mirasın yabancıların eline geçmemesi için yetkililerin hassasiyetlerini en yüksek perdeden göstermesi gerekiyor.

Mushaf-ı Şerif’teki “Sevvedehû abdü’l-müznip Mustafa Dede ibn-i Hamdullah el-marûf’ubni Şeyh hamiden lillahi teala ve musalliyen ala nebiyyihî” ketebesi Türk makamlarını harekete geçirmesi gereken önemli bir ibare olarak yaban ellerden; steril müzayede salonlarından kurtarılmayı bekliyor. 

Prof. Dr. Mustafa Serin, Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi’ne yazdığı Mustafa Dede maddesinde Hz. Pir’in serencamını aşağıdaki ifadelerle günümüz insanının irfanına arz ediyor:

Hattat Mustafa Dede
900 (1495) yılında Amasya’da doğdu. Osmanlı hat ekolünün kurucusu Şeyh Hamdullah’ın oğlu ve Anadolu’nun yedi büyük hat üstadından (esâtîze-i Rûm) biridir. Eniştesi Şükrullah Halife ile birlikte Şeyh Hamdullah yolunu ve silsilesini talebe yetiştirerek devam ettirmiştir. Mustafa Dede ile Şükrullah Halife soyundan Derviş Mehmed b. Mustafa Dede, Hamza b. Mustafa Dede, Hasan b. Hamza, Pîr Mehmed b. Şükrullah, Ahmed b. Mehmed b. Şükrullah ve Hasan Üsküdârî gibi seçkin hattatlar yetişmiştir.

Mustafa Dede aklâm-ı sitteyi Şeyh Hamdullah’tan öğrendi. Ancak babasının vefatından sonra yazısını Abdullah Amâsî’ye devam etmek suretiyle geliştirdi. Kahire’ye giderek orada bulduğu Şeyh Hamdullah murakka‘larını inceledi, bu sayede hattını daha da güzelleştirdi. Hac vazifesini yerine getirdikten sonra İstanbul’a döndü. Üsküdar’da talebe yetiştirmekle meşgulken yanlış bir tedavi sonucu kırk beş yaşında öldü (“Gitti dedem cennete” [945]). Kabri Üsküdar Karacaahmet Mezarlığı’nda babasının yanındadır.

Hattı metin, üslûbu zarifti. Babası seviyesinde yazardı. Sanat dünyasına mushaf, en‘âm, cüz, murakka‘ ve kıta olarak eserler kazandıran Mustafa Dede’nin Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde murakka‘ ve kıtaları (Emanet Hazinesi, nr. 2099-2107, 2299), mushaf-ı şerifi (nr. Y 406), Kehf sûresi (nr. 407), en‘âm-ı şerifi (nr. 305, 306, 402); İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde Kur’ân-ı Kerîm’i (AY, nr. 6566, 6625), murakkaı (AY, nr. 6508); Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi’nde murakkaı (nr. 256); Konya Koyunoğlu Müzesi’nde Kur’ân-ı Kerîm’i (nr. 9963) bilinen eserlerindendir. Tuhfe-i Hattatîn’de adı geçen talebeleri arasında Gubârî Abdurrahman, Ulvî, Pîr Mehmed b. Şükrullah, Derviş Mehmed b. Mustafa, Mehmed Dal Çelebi, Ali b. Hüsâm, Hamza b. Mustafa Dede önde gelmektedir.


İbrahim Ethem Gören 07.04.2024 Yazı No: 581