25 Eylül 2021, Cumartesi
Son Dakika

Türk tefekkür ufuklarına yeni bir mevkute doğuyor: Posta Tatarı

13.09.2021

Türk tefekkür ufuklarına yeni bir mevkute doğuyor: Posta Tatarı

Posta Tatarı, Boğaziçi, ODTÜ, İstanbul Üniversitesi vb. gibi okullarda tahsil gören ya da mezun olan, yabancı dil bilen ve memleketi için dertlenen gençlerin el emeği ve göz nuru ile ortaya çıkardıkları bir dergi. Posta Tatarı, geride kalan beş ayda on dokuz deneme sayısından alınan ilhamla yakın zamanda üyelik temelli bir e-dergi şeklinde tüm Türkiye’ye “merhaba” demeye hazırlanıyor.

Münevver bir sima…

Posta Tatarı’nı, editörü Evran İrnek ile konuştuk. Evran, nevişahsına münhasır kabiliyetleri olan mühim bir münevver sima. Bugünkü günde vaktini Osmanlıcaya, yaşayan Türkçeye, edebiyata, sanata, kalıcı güzelliklere, birkaç mecmuaya, atlara, oklara, yaylara, tirkeşe, yaylalara, Yörüklerin kıl çadırlarına, okumaya yazmaya, Posta Tatarı’na ve dahi ahir zamanda “insan” kalmanın telaşına hasreden Evran İrnek, içinden hayat ve hakikat geçen otuz yıllık ömrüne pek çok güzel şey sığdırmayı başarmış. Posta Tatarı, Evran kardeşimin ve dahi arkadaşlarının mezkûr başarıların yeni bir muştucusu olmaya aday bir dergi.

Dergiyi, mahir editörü Evran İrnek’le gerçekleştirdiğimiz e-mülakatla teşrih masasına yatırmazdan önce yukarıdaki giriş cümlelerimizde ifadesini bulan anahtar kelimelerden birkaçına sarf-ı nazar etmek vakıa mutabık olacaktır.

At dedik, ok dedik, yay dedik. Böyle bir terkipten hareketle pekâlâ Evran İrnek’in âlâ keyfiyeti hâiz bir atlı Türk okçusu olduğunu söyleyebiliriz. Geceleri kalkıp oklarını seven, gündüzleri de Âsitane’nin bâkir meralarında meraklılara cirit oyununun inceliklerini öğreten İrnek, ‘her Türk hiç olmazsa ömründe bir kere ata binsin, ok atsın’ derken sözü gümüş, sükûtu altın biliyor ve böylelikle kelâmı, gönül diliyle Kerküklü şairimizin âvâzına getiriyor:  “Meclisde özet gonuş/ Sözleri düzet gonuş/ Dudak yay sözler okdur/ Dört yanı gözet gonuş.”

Türk tefekkür ufuklarına müjdeci bir irfan güneşi misali doğmaya hazırlanan Posta Tatarı’nda evvelemirde dikkatleri Türkçeye ve Türklere ulaşmayan haberler çekerken, “Esb-i hüner-mend-i sabâ-reftârı” “Bir perî-şekl sanem bir gözü âhû yerine” sevmekte olan Evran İrnek’e ve arkadaşlarına muvaffakiyetler dileyerek sözü, mülakata hasrediyor ve Posta Tatarı’nın yolunu gözlüyoruz!

Posta Tatarı nasıl yola çıktı?

Aylar önce bir akşam vakti, bir anda akla gelen bir fikirle. Yurt dışından gelen haberlerden hep şikâyetçiydim. Yakın çevremde de bu şikâyet hep vardı. Dışarıdan gelen haberlerin aktarılış tarzı bir yana; arada kaynayan, dikkatlerden kaçan, ya da milletçe bizim kendi bakış açımız sebebiyle farklı yorumladığımız haberler… Tabi bir de bizim ya da dünya gündemi için önemli olup da kurumlaşmış basının görmediği haberler. Yine bu meseleyi düşünürken Türkçeye ve Türklere ulaşmayan haberleri çevirip yayımlayan bir “şey” olsa ne güzel olurdu demiştim. O ânın heyecanıyla Aydın Abiyi aradım. O da “Çok iyi olur” dedi ve Posta Tatarı’nın hikâyesi başladı. Aydın Çetiner, askerî silah sistemleri ve strateji uzmanı. Harcıâlem meselelerde her zaman görüşünü merak ettiğimiz, büyük olaylarda danışılan bir büyüğümüz. Onun da önerileri oldu; üniversiteli ya da mezun, mevcut habercilikle ilgili problemlere dair düşünen gençlerle bir araya gelip Posta Tatarı’nı kurduk.

Bu sayıda neler var?

Bu sayıda, bizim yerli haberlerde pek göremediğimiz ama bir süredir kaynayan Afrika var. Suriye ve Irak’ı kasıp kavuran silahlı çatışmaların orada da alevlendiğini görüyoruz. Son birkaç sayımızda Türkiye’nin de son dönemde çok yakın ilişkiler kurduğu Afrika kıtasındaki asayiş meselesine değindik ve diğer bazı göze çarpan haberleri verdik. Yine Türkiye’nin hem ciddî ilişki ve ortaklıklar kurup aynı zamanda jeopolitik bir çekişmeye girdiği Rusya ve Rusya’nın dış ilişkileri var. Rusya’yı, içeriden görüp tanıyan, Rusça bilen arkadaşlarımızla takip ediyoruz ve önemli, gerekli gördüğümüz haberleri Türkçeye aktarıyoruz. Her sayıdaki gibi Avrupa ve Doğu Avrupa haberleri var. Yine diğer bir komşumuz İran’la ilgili gelişmeler var. Bu sayımız gündemin yoğunluğuyla orantılı olarak biraz kısa olsa da aslında Türkiye –ve yeri geldiğinde- dünya için önemli bölgeleri düzenli olarak takip ederek haberleri bülten vasıtasıyla paylaşıyoruz.

Posta Tatarı’nın istikameti nire?

Posta Tatarı, haberciliği ideolojiye ya da müzmin önyargılara boğmadan kalıcı olmayı hedefliyor. Amacımız Dünyanın her yerinden Türkiye’yi ilgilendiren, ya da Dünyayı takip eden Türklerin ilgisini çekeceğini düşündüğümüz haberleri düzenli ve objektif bir şekilde aktarmak. Son tahlilde istikametimiz tabi ki Türkiye. Haberleri Türkiye için alıyoruz. Malum, Posta Tatarı Osmanlı’daki atlı ulakların adı. Anadolu’da bir işi çevikçe, girişken yapanlara hâlâ “Tatar gibi” denir. Biz de işimizi iyi yapmaya, gayrette “Tatar gibi” olma niyetindeyiz. Dünyadan alıp Türkiye’ye getireceğiz.

Posta Tatarı gözüyle dünya nasıl görünüyor?

Tabii ki Türkiye’den görünüyor. Bir de gerçekçi gözle. Ekibimiz Boğaziçi, ODTÜ, İstanbul Üniversitesi ve şu an sayamadığım okullarda okuyan ya da oralardan mezun, yabancı dil bilen ve memleketi için dertlenen gençlerden oluşuyor. Öğrenciliği bitenlerin işi, gücü, mesleği var ancak bir ya da daha fazla dil bilen birinin bu dilleri sadece geçim derdinde kullanmasını istemiyoruz. Hep “çorbada tuzumuz olsun” deriz; biz çorbamızın kekiği, tereyağı, çeşnisi de olsun istiyoruz.

Tatar, Taliban'ı nasıl okuyor?

Haberlerden okuyoruz:)

Habercilikle, yayıncılıkla hemhal üyelerimiz var ancak son tahlilde hiçbirimiz Posta Tatarı’na kadar haberci değildik. Uzmanlıklarımız arasında Afganistan yok maalesef. O yüzden iş güçten, okuldan kalan zamanlarımızda gündemi içeriden ve dışarıdan takip edip gerekli gördüğümüz haberleri tercüme ederek bültene koyuyoruz. Yanlış anlaşılmasın, meselenin öneminin farkındayız.

“Maksadımız vukuatı aktarmak.”

Bu sayıda kapağımız Afganistan ve Çin ilişkilerine dair. Önceki sayılarda da böyle kapaklar oldu. Fakat neticede bizim şu anki maksadımız vukuatı aktarmak. Onlardan ya da tüm geliştirmelerden çıkarım yapmayı okura bırakıyoruz.

Ekim-Kasım itibarıyla yayın hayatına tam adım attığımızda analiz, söyleşi, canlı programlar da yapacağız. O zaman görüşüne, bilgisine güvendiğimiz uzmanlardan öğrendiklerimizle bizim de Taliban’ı o gözle görme imkânımız olacaktır.

Tatar'ın alâmetifarîkası nedir?

Kesinlikle “Türkiye’de takip edilmeyen ya da az ilgi gören” ama bilinmesi artı değer olan bölge ve haberleri takip etmesi. Biz bunun seçenek ya da tercih değil zorunluluk olduğunu düşünüyoruz. Türkiye Doğu ile Batı’nın tam ortasında, her zaman Dünya’nın geri kalanıyla çok bağlantılıydık ancak Arap Baharından itibaren bu, baş döndürücü hızla arttı. Hâlâ artıyor.

  

Posta Tatarı editörü İrnek: Eksik gördüğümüz bir gediğe taş koymak için yola çıktık.

Gündeme yetişemiyoruz. Biz, eksik gördüğümüz bir gediğe taş koymak için yola çıktık. Zaman içinde şartların bizim gibi “dıştan içe” yayın organlarını çıkaracağını tahmin etmek zor değil. Erken kalkan yol alır.

     

 

Tatar, esaslı ”posta”sını ne zaman koymaya başlayacak?

Yaklaşık beş aydır haftalık bülten çıkarıyoruz. İlk sayıları kendi içimizde, kendimizi denemek, görmek, potansiyelimizi test etmek için hazırladık. Bülten tek telefonla başladı ancak kesinlikle tek kişilik iş değil. Herkes kendinden bir şey koydu, ortaya ilk düşünüp hedeflediğimizden sapmayan ama ona takılıp kalmayan çok katmanlı bir şey çıktı. Bu dönemde özellikle bazı arkadaşların özverileri sayesinde 19. sayıya geldik. Herkesin bir fikri var, istekliyiz, herkes bir şeylerde kabiliyetli ama bu daha sıfır noktası. Bundan sonra ne yapabildiysek Posta Tatarı işte o.

Misalen…

Misalen editör haberleri düzenlemezse bülten gecikiyor, gırafikçinin düğünü varsa sayı çıkmıyor… İş veya okul hayatında neyi iyi yaptığınız burada çok şey ifade etmiyor, işin rengini ve kalitesini ortaklaşa yaptıklarınız belirliyor. Bu noktada eksiklerimizi, potansiyelimizi ve kabiliyetimizi büyük ölçüde test ettik. Seviyeli, birlik kültürünü oturtmuş bir çekirdek ekibimiz oldu. Bülteni şimdilik bilgi dağıtım usulüyle, telefon yardımıyla “elden ele” paylaşıyoruz. Çok güzel tepkiler, ilginç eleştiriler alıyoruz. Ayrıca yayına çıkmak için hazırlıklarımız ciddi bir noktaya geldi. “Tamam, artık hazırız” dediğimizde –ki bu sene olacak- üyelik temelli bir e-dergi şeklinde tüm Türkiye’ye merhaba diyeceğiz.

Son olarak Posta Tatarı okuyucusuna ne/neler vaad ediyor?

İlk olarak elimizden gelen en iyi şekilde objektif, yapıcı habercilik. Tabi dış basında Türkiye’yle ilgili çıkan kara propaganda haberlerini okuru bilgilendirmek için aldığımız da oluyor. Ancak Türkiye bu konuda çok tecrübeli, basın dikkatli. Genelde oradan bize iş çıkmıyor ancak arada gözden kaçan, ilgi çekmeyen olur da gerekli görürsek okurlarımızın da haberi olur. İkincisi ve bizce en önemlisi dil bariyerine takılıp da ülkemize girmeyen, yahut çeşitli sebeplerden eksik ya da yanlış aktarılan haberleri Türkçeye doğru aktarmak. Elbette hop oturup hop kalkanlara, öfkelenmek, verip veriştirmek için haber okuyanlara hitap etmeyi düşünmüyoruz. O işle sosyal medya hesapları ilgileniyor, bize nal toplatırlar.

Evran İrnek: Atımızı kendi yolumuzda süreceğiz.

Biz atımızı kendi yolumuzda süreceğiz. Amacımız ülkesi için dertlenirken Dünyaya da kör kalmayan, eğitimli; iyi haberi kovalayan ve okuduğu haberin Dünyaya ya da ülkeye dair malumat sağlamasını arzulayanlara hitap etmek. Örnek vereyim, Uzak Asya’yı, Afrika’yı, ya da Avrupa’yı takip edenlerin “Hah, bu iyi haber” diyeceği haberleri veriyorsak vaadimizi yerine getirdik sayarız. Tabi ileriki dönemde uzmanlardan görüş ve analiz yayımlamayı da planlıyoruz. O zaman içeriden malumat ve bilgi alış verişini de heybemize koyarız.

Var olasın Evran Bey kardeşim, Posta Tatarı’nın yolu da bahtı da açık olsun.

Bize kendimizi anlatmak, derdimizi söylemek fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ediyoruz.

 


Yorum Ekle