02 Nisan 2020, Perşembe
Son Dakika

Türkiye ve petrol gerçekleri

Türkiye, yıllık 50 milyon ton petrol tüketimi olmasına rağmen bunun yalnızca günlük 51 bin varilini kendi üretebiliyor. Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin 572 yıllık enerji ihtiyacını karşılayacak seviyede 3 trilyon dolarlık doğalgaz rezervi bulunduğu tahmin ediliyor.
23.03.2020 17.03.14

DURSUN EKER

Enerji ihtiyacını karşılayabilmek için her yıl yurtdışına milyarlarca dolar para ödemek zorunda kalan Türkiye, kendi egemenlik sahasında petrol ve doğalgaz bulabilmek amacıyla büyük bir mücadele veriyor.
Türkiye,  petrol rezervi listesinde 860 milyon varil rezervle dünya genelinde 53. sırada yer alıyor.  Hâlbuki Venezüella, Türkiye’nin sahip olduğu petrol rezervlerinin bin katından daha fazla bir rezerve sahip bulunuyor. Türkiye, yıllık ortalama 50 milyon ton tüketimle dünya genelinde 25. sırada yer alıyor. Ülkemiz,  50 milyon ton yıllık petrol tüketimi olmasına rağmen günde yalnızca 51 bin varillik kısmını üretebiliyor. 


Kullandığı petrolün yüzde 89’unu, doğalgazın ise yüzde 99’unu ithal etmek zorunda kalan Türkiye’nin enerji faturası ise bir hayli kabarık.  
TÜİK verilerine göre Türkiye petrol ve doğalgaz için  2017 yılında 38 milyar dolar,  2018 yılında 44 milyar dolar,  2019 yılında 41 milyar dolar civarında ödeme yapmak zorunda kaldı. 
Bu durum, Türkiye’nin ithalat harcamalarının yaklaşık yüzde 22’sinin enerji faturası olduğu gerçeğini gözler önüne seriyor.
Hedef Doğu Akdeniz’deki yataklar 
Bu gerçekler ışığında,  bir süredir Doğu Akdeniz’deki petrol ve doğalgaz yataklarına yoğunlaşan Türkiye’nin satın aldığı ‘Sertao’ isimli üçüncü sondaj gemisi, İngiltere’den gelerek Mersin Limanı açıklarında demirledi.  11 bin 400 metre derinlikte çalışma yapabilen ve 3 bin metre sondaj açabilen geminin yakın zamanda bakımı yapılarak yeni ismiyle göreve başlaması bekleniyor. 


Hatırlanacağı gibi, Türkiye ilk olarak Doğu Akdeniz’de ‘’Barbaros Hayrettin Paşa’’ sismik gemisiyle çalışmalara başladı. Sonrasında mili imkânlarla filoya ‘’Oruç Reis’’ katıldı. Bu arada ‘’Fatih’’ ve ‘’Yavuz’’ ismi verilen derin deniz arama sondaj gemileri de filoya dâhil edildi. Bu gemiler Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz bulmak amacıyla derin deniz sondajlarına bütün hızıyla devam ediyor. Yeni alınan geminin de göreve başlamasıyla birlikte, Türkiye’nin bu yöndeki çabaları yeni bir ivme kazanacak. 

Zira Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin 572 yıllık enerji ihtiyacını karşılayacak seviyede 3 trilyon dolarlık doğalgaz rezervi bulunduğu tahmin ediliyor. Fakat Yunanistan ve Kıbrıslı Rumlar başta olmak üzere, Mısır ve İsrail’in de içinde bulunduğu bazı ülkeler Türkiye’nin bu zenginliğe ulaşma çabalarını engellemeye çalışıyor.
Petrol nedir? 
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) tarafından ‘’ Petrolün Kısa Tarihi, Petrol Gerçekleri ve Türkiye’’ başlığıyla hazırlanan rapor bu konuda ilginç bilgiler içeriyor. 
Buna göre, fosil yakıtlar,  diğer bir ismiyle hidrokarbonlar, bitki,  hayvan ve bakterileri kalıntılarının yani fosillerinin milyonlarca yıl basınç ve sıcaklığa maruz kalmasıyla oluşmaktadır.  Fosil yakıtlar, kömür,  petrol ve doğalgazdır. 
Ham petrol (cruide oil), karbon ve hidrojen atomlarından oluşmuş, yandığında enerji açığa çıkaran organik maddedir. Rafineri edilerek benzin, dizel, fuel oil, LPG gibi ürünler elde edilir. Geriye kalan kısmı ise, asfalt yapımında,  ilaç,  gübre ve giyim sanayinde  (polyster)  kullanılır.  Plastiğin hammaddesi olan petrol, farketmesekte,  hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir.  Elektrik üretiminden,  ısınmaya, benzin ve dizele,  uçak yakıtına, elimizdeki telefondan kullandığımız bilgisayara kadar hemen her üründe ham petrolün türevlerini kullanmaya devam ediyoruz. 
Doğalgaz nedir? 
Doğalgaz, metan (yaklaşık yüzde 80), etan ve propan gibi hafif hidrokarbonlardan oluşan bir karışımdır. Doğalgaz, ısınma, elektrik üretimi ve sanayide kullanılmaktadır. Kömür ve petrol gibi diğer fosil yakıtlara nazaran daha temiz olduğundan kullanımı oldukça hızlı yaygınlaşmıştır. Şu anda dünya birincil enerji tüketimi arasında yaklaşık yüzde 25’lik paya sahiptir.  
Uluslararası piyasalarda doğalgaz, metreküp (cm)  ya da feetküp (cf)  birimleriyle hesaplanır. Borsada ise MBTU (million British Thermal Unit) birimiyle işlem görmektedir. 
Doğalgaz rezervleri, üretimi ve tüketiminde Orta Doğu, petrolde olduğu gibi yine öncü konumdadır. Dünya üzerinde ispatlanmış doğalgaz rezervlerinin yaklaşık yüzde 43’ü Orta Doğu ülkelerindedir. Fakat son yıllarda gelişen teknoloji sayesinde, kaya gazı çıkarmaya başlayan ABD,  bu alanda yeni ve büyük bir oyuncu olarak ortaya çıkmış ve ürettiği kaya gazını dünya pazarlarına satmaya başlamıştır. 
Türkiye’nin petrol rezervi
‘’Petrolün Kısa Tarihi, Petrol Gerçekleri ve Türkiye’’ başlıklı rapora bakılırsa, Türkiye rezerv listesinde 860 milyon varil rezervle dünya genelinde 53. sırada yer almaktadır.  Bir kıyaslama yaparsak Venezüella, Türkiye’nin sahip olduğu petrol rezervlerinin bin katından daha fazla bir rezerve sahiptir. Türkiye’nin günlük üretimi ise 51 bin varildir ve listede 62.  sırada yer almaktadır. 
Türkiye, yıllık ortalama 50 milyon ton tüketim ile 25. sırada yer almaktadır. Görüldüğü gibi, Türkiye yıllık 50 milyon ton tüketimi olmasına rağmen bunun yalnızca günlük 50 bin varilini üretebiliyor. Türkiye, bu petrol açığını dışarıdan satın alarak karşılıyor. İthal edilen petrolün yüzde 45,6’sı Irak, yüzde 22,4’ü İran, yüzde 12,4’ü Rusya, yüzde 10’u Suudi Arabistan, yüzde 3’ü Kolombiya, yüzde 2,6’sı Kazakistan, yüzde 2,1’i Nijerya ve kalan yüzde 1,6’ lık kısmı da diğer ülkelerden karşılanıyor. Bu rakamlara göre Türkiye, kullandığı petrolün yüzde 89’unu, doğalgazın ise yüzde 99’unu ithal etmek zorunda kalıyor. 
TÜİK verilerine göre Türkiye’nin enerji faturası 2017 yılında 38 milyar dolar,  2018 yılında 44 milyar dolar,  2019 yılında 41 milyar dolar civarında gerçekleşti. Bu durum, Türkiye’nin ithalat harcamalarının yaklaşık yüzde 22’sinin enerji faturası olduğunu gözler önüne seriyor.
Türkiye’de petrol var mı? 
TPAO’nun raporu, “Bütün komşu ülkelerimizden petrol çıkıyor, bizde neden çıkmıyor?” sorusuna açıklık getiriyor. Raporda, Türkiye’nin milli petrol şirketi TPAO’nun, Perenco ve Shell gibi yabancı dev petrol şirketleriyle özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesinde petrol arama faaliyetlerine son hızıyla devam ettiğine dikkat çekiliyor.  Raporda yer alan bilgilere göre, Türkiye’de hâlihazırda bin 500’e yakın kuyudan petrol alınıyor. Fakat alınan petrol maalesef bazı komşu ülkelerle kıyasla çok küçük kalıyor. Çünkü, 14 Orta Doğu ülkesinin yalnızca 5’i (S. Arabistan, İran, Irak, BAE, Kuveyt) petrol ve doğalgaz zenginidir. Geriye kalan 9’unun rezervleri bunlara kıyasla çok küçüktür. Maalesef Türkiye de bu ülkelerden biridir. 
Aynı şekilde Venezüella petrol rezervinde lider konumda fakat komşu ülkelerin rezervleri buna kıyasla çok küçüktür. Kısacası,  bir ülkede petrol ya da doğalgaz olması,  komşu ülkelerde de  bu rezervlerin  olmasını gerektirmez. Çevresinde petrol üretilmesi, o yerde petrol bulma ihtimalini kesinlikle artırıyor ancak aynı şekilde ve boyutlarda rezerv bulunacağını garanti etmiyor.  Aksi takdirde bu mantıkla bütün dünya ülkelerinin petrol zengini olması gerekirdi.
“Çimento döküp kapatıyoruz’’ efsanesi
“Petrol denizinde yüzüyoruz, fakat bazı anlaşmalar gereği ya da ABD çıkarmamıza izin vermiyor ve çimento döküp kapatıyoruz” söyleminin de bir diğer şehir efsanesi olduğu hatırlatılan raporda, şu ifadeler yer alıyor;
İlk olarak petrol ya da doğalgaz, yerin altında deniz, göl ya da mağaralar olarak değil,  kayaların içinde gözle görülemeyecek kadar ufak boşlukların yani gözeneklerin içerisine hapsolmaktadır.  Bu tür içine petrol hapsolmuş rezervuar kayaları bulabilmek için açılan kuyu sondajlarının stabilizasyonunu sağlamak amacıyla hemen her kuyuya çimento dökülmektedir. Aksi takdirde 2-3 bin metrelik kuyuları ayakta tutabilmek ve sondaja devam etmek mümkün değildir. Bunun yanında,  keşfedilen her petrol sahası ekonomik olmayabiliyor.  Rezervin çok küçük olması, bulunan petrolün kalitesinin düşük olması, ağır petrol olması, bol sülfür içermesi, sahanın boru hatlarına olan uzaklığı, mevcut petrol fiyatları gibi denklemlerdeki değişkenler hesaba katılıp, bir sahanın üretime alınıp alınamayacağına karar veriliyor.  Fakat Türkiye’de açılan bir kuyuda eğer petrol bulunursa,  küçük bir üretim miktarı da olsa ülke ekonomisine kazandırılmaya çalışılıyor. Buna engel olan herhangi bir ülke ya da anlaşma mevcut değildir. 
Bütün bu bilgiler ışığında,  şu ana kadar yapılan arama çalışmaları gösteriyor ki,  Türkiye petrol zengini bir ülke değildir.  Güneydoğu’da hemen her yerde arama faaliyetleri uzun yıllardır devam etmektedir, ancak devasa denilebilecek bir rezerve rastlanılmamıştır. 
“Dünyada 50 yıllık petrol kaldı’’ spekülasyonu
“Dünya’da 50 yıllık petrol kaldı”  ifadesi de diğer bir spekülasyon konusudur.  1956 yılında Jeolojist M. King Hubbert, petrol üretiminin doruk yapacağı “Peak Oil – Petrol Zirve Noktası” teoriyi ortaya koydu. Bu teoriye göre, üretim belirli bir süre boyunca artacak, zirveye ulaştığında da üretim düşüşe geçecek ve bir noktada sıfırlanacaktır.  İşte bu zirve  noktası  “Peak Oil”  diye adlandırılmaktadır ve  bunu Hubbert  Eğrisi üzerinde göstermiştir. Hubbert’e göre ABD’nin üretimi 1970 yılında zirve yapacak ve sonra düşmeye başlayacaktır. Hubbert’in öngörüsü doğru çıkmış ve 70’li yıllarda ABD’nin günlük üretimi 9.6 milyon varil ile zirve yapmış ve düşüşe geçmiştir. Yine dünyanın geneli olarak yaptığı hesaplamalarda 2000 yılında dünya üretiminin zirve yapacağını ve 2050 yılında ise petrol rezervlerinin tamamen biteceğini ortaya atmıştır.  
Hubbert’in denklemi hatalı
Hubbert’in denklemlerinde eksik olan iki şey  vardı: Ankonvensiyonel  (Unconventional,  yani  geleneksel olmayan) rezervler ve teknolojik gelişmeler. Ankonvensiyonel metodlarla birlikte, ABD şu anda 12,7 milyon varil günlük petrol üretimi yapmaktadır. Kanada ve Venezüella’da keşfedilen devasa petrol rezervi içeren tar kumları, ABD’nin devasa  shale  gas  (kaya  gazı)  rezervleri,  petrol  şeyl  rezervleri,  teknolojik   gelişmelerle  birlikte  “aşırı-ağır  petrollerin”  üretime  alınması,  kömürden  gaz  ve  petrol  eldesi  gibi  yeni gelişmeler Hubbert dekleminin geçerliliğini ortadan kaldırmıştır.  
World Energy Council raporuna göre dünyada ankonvensiyonel rezervler 2 trilyon 130 milyar varildir (bu miktara Orta Doğu’daki  ve  diğer  konvansiyonel  rezervler  dahil  değildir). 2019 yılında dünyanın toplam petrol tüketimi 40 milyar varil civarındadır. Buna göre 2050 yılına kadar petrolün biteceği söylentileri temelsiz ve asılsızdır.



Yorum Ekle