09 Ağustos 2020, Pazar
Son Dakika

Türklerin izinde geçen bir ömür

Aramızdan erken ayrılan Servet Somuncuoğlu, 49 yıllık hayatında birçok eser bıraktı. Yaşasaydı Türk tarihine ışık tutacak nice eserler verebilirdi. Tarihi belgeleyen adam, ölümünün 5.yılında unutulmadı.
26.03.2019 16.34.19

Röportaj: ŞEHRİ DURLANIK 

Hayatını Türklerin izlerini takip etmeye adayan araştırmacı, yazar, belgeselci ve fotoğrafçı Servet Somuncuoğlu, araştırmalarıyla Türk tarihinde bilinmeyen birçok noktayı aydınlattı. Türklerin izlerini aramak için Anadolu ve Orta Asya’yı karış karış gezen üstadı uzun yıllar birlikte çalıştığı Kıbrıs Adakent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Sorumlusu Yasin Cemal Galata’dan dinleyelim.

TECRÜBE ANLAMINDA ELİNDE AVUCUNDA NE VARSA PAYLAŞIRDI

Araştırmacı, yazar, belgeselci ve fotoğrafçı Servet Somuncuoğlu ile nasıl tanıştınız?

Servet Somuncuoğlu ismini İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde öğrenciyken Gökmen Kılıçoğlu hocamdan duymuştum. O dönemde Atlas dergisinde Türk Kaya Resimleri üzerine bir makalesi yayınlanmıştı. Yazı kamuoyunda büyük ilgi gördü, özellikle Türk kültürüyle ilgilenenler için kıymetli bir makaleydi. 2010 senesinde TRT İstanbul Televizyonunda görevime başlayınca, yakın arkadaşı Abdulhamit Avşar ağabeyin odasında kendisini bizzat tanıma şerefine nail oldum. Camiadan ortak tanıdıkların çokluğu ve ilgi alanlarımızın aynı olması ve tabii ki Servet ağabeyimin gönülden gelen kucaklayıcı ve sıcak tavrı kısa zamanda kaynaşmamıza vesile oldu. TRT’ye yeni girmiştim, heyecanlıydık, üretme derdimiz vardı. Tabii ki bunlardan önce öğrenmemiz gereken birçok husus vardı belgeselcilik ve TV alanında. Damgaların Göçü ve Zamana Karşı belgesellerinin çekimleri tamamlanmış, kurgu aşamasına geçilmişti. Bu çalışmalarda karınca kararınca katkım oldu. Ankara Güdül Türk Kaya Resimleri Alanı bizzat Servet Somuncuoğlu’nun keşfettiği, kamuoyuna ve ilim alemine tanıttığı muazzam bir hazinedir.

 Somuncuoğlu’nu sizden dinleyebilir miyiz? Sizin hayatınızdaki yeri nedir?

Hiçbir zaman kibre kapılmadan, tevazuyla elinde avucunda ne varsa tecrübe anlamında paylaştı. Sadece iş anlamında değil hayat tecrübesi anlamında da çok katkısı oldu, hayatımda yeri doldurulamayacak izler bıraktı. Ömrümüz yettiği sürece eserlerine sahip çıkıp, açtığı yoldan ilerleyerek çalışmalarını devam ettireceğiz.

 

Servet Somuncuoğlu, Denizli'de belgesel çekimlerinde

SERVET AĞABEY, ESKİ TÜRK BAŞBUĞU GİBİYDİ

Aramızdan erken ayrılan Somuncuoğlu’nun yapmak isteyip de yapamadığı neler var? Bugün yaşıyor olsa hangi konuda eser vermek ister, neleri araştırırdı?

TRT’de odamızda sohbet ederken; Türk milleti nereye ayak bastıysa oraya ayak basacağını, gideceğini ve araştırmalar yapacağını söylerdi. Eski Türk yazıtlarıyla ilgili büyük bir projesi vardı, kurumda çeşitli sebeplerden dolayı son anda iptal olmuştu. O proje gönlünde derin bir kırıklığa sebep olmuştu, bir imkânını bulup tamamlamak istiyordu. Esas meselesi Türk tarihinin anlatılmamış olmasıydı. Dünya çapında eserlerle, tekrar edilen kalıpların dışına çıkarak Türk kültürünü gerçek kaynakların rehberliğinde anlatmak istiyordu.

Servet Bey’in bilinmeyen yönleri nelerdir?

Çok paylaşımcıydı, muhatabıyla hemen tanışıp kaynaşır, varsa bir sorun çözmek için kendini heder ederdi. Kimi zaman da pişmanlık duyardı, değişik düşüncelere sahip insanlarla da yolu kesişirdi bazen. Karizmasıyla, hitabetiyle insanları ikna eder, yönlendirirdi. Eski Türk başbuğları gibiydi.

 

TEK GAYESİ BİLİNMEYEN TÜRK KÜLTÜRÜNÜ VURGULAMAKTI

Servet Bey’in Türk tarihine ışık tutan birçok eseri var. Tarzı sadece teknolojik imkânlardan yararlanmayıp, bizzat görerek yerinde tespit etmek olan Somuncuoğlu, neden bu zahmetli yolu tercih etti? Ayrıca popüler olanı değil, gün ışığına çıkmamış konuları işlemiş. Bu açıdan amacının ün, ya da daha fazla kazanç olmadığı anlaşılıyor. Bu dağları, tepeleri gezerek tarihin izini takip etme arzusuyla neyi hedefliyordu?

Yaz tatilinin büyük bir çoğunluğunu ailesinden, sevdiklerinden uzakta, Moğolistan, Rusya, Türk Dünyası, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde araştırma yapmak üzere geçirirdi. Yapmış olduğu bu araştırmaları kendisine kısmen destek olan sivil insiyatiflerle ve yerel kaynaklarla yapardı. Popülerliğin çok tehlikeli olduğunun altını çizer, günümüzün en büyük hastalıklarından biri olduğunu söylerdi. Tevazu sahibiydi. Makam ve mevki hırsı yoktu. Tek gayesi bilinmeyen Türk kültürünün farklı yönlerine vurgu yapmaktı. Özellikle de İslam öncesi Orta Asya ile Anadolu arasındaki ortak bağa vurgu yapmak istiyordu. 

 Siz ne kadar süre ve hangi süreçlerde Servet Bey’in yanında oldunuz? Beraberce tanık olduğunuz ilginç olaylar nelerdir?

Belgesellerin tüm çekim safhalarında, kimi zaman sabahlara kadar süren kurgu aşamasında, prestijli kitap çalışmalarının hazırlık çalışmalarında, hafta sonları dostlarını, yakın arkadaşlarını ziyaretlerinde mümkün olduğu kadar yanı başında olmak istiyordum. Trafikte oldukça uzun süren yolculuklarımız esnasında derin Türk tarihi sohbetlerine dalıyorduk. Özellikle mesai çıkışlarında bilhassa evimin önüne kadar bırakırdı, tam bir İstanbul beyefendisiydi.

ÇALIŞMALARIYLA TÜRK TARİHİNİ BAŞTAN YAZMIŞTIR

Kendine özgü tarzı Servet Somuncuoğlu’nu Türk tarihinde çok değerli bir yere koymuştur. Tanınması ve akademik dünyadaki yeri konusunda ne düşünüyorsunuz?

Taştaki Türkler eseriyle 2008 Sedat Simavi Sosyal Bilimler Araştırma ödülünü aldı. Elginkan Vakfı, Türk Ocakları, Ülkü Ocakları gibi daha birçok kuruluş ödüle layık gördü. Ömrü vefa etseydi daha pek çok tarihi bilgileri alt üst edecek çalışmalara imza atacaktı. Eserlerinin tamamı keşif niteliğindedir, uzun araştırmalar sonucunda uzman akademik kadronun da desteğini alarak ekip halinde işler yapmıştır. Özellikle Türklerin 1071 tarihinde Anadolu’ya gelmiş olduklarını esas alan yanlış tarih tezini 2010 yılında TRT’de yayınlamış olan Damgaların Göçü belgeseli ile temelinden sarsmış ve prestijli kitap çalışmalarıyla Anadolu Türk tarihini yeni baştan yazdırmıştır. Somuncuoğlu’nun eserlerinin hedef kitlesine ulaştığı kanısındayım. Toplumun büyük kesimi tarafından zaman geçtikçe daha da çok tanınacak ve ismi Türklük var olana kadar yaşayacaktır. Kıskançlıklarla, çekememezliklerle her zaman mücadele etmişti, gerek TRT’de gerekse akademide; ama onlarla vakit kaybetmeyip her daim önüne bakmış ve azımsanmayacak bir takipçi kitlesine sahip olmuştur.

Orhun Anıtları’nı objektifiyle ölümsüzleştiren Somuncuoğlu, bu eseriyle ilgili “Bu posterlerle sadece, çocukluk yıllarımdan bugüne kadar milletimizin köklerine olan sevgimi, anıtlarda geçirdiğim gündoğumunu, günbatımını ve anıtların muhteşem görüntülerini yüreği aynı duygularla çarpan bütün Türklerle paylaşmak istedim” diyor. Servet Bey’in köklerine olan bağlılığını siz nasıl ifade edersiniz?

Servet Ağabeyim bir Türk milliyetçisiydi, her zaman ve her yerde bunu ifade etmiştir. Ortaokul çağlarında Atsız’ın Bozkurtlar kitabını okuyarak bu sevdaya yakalanmış ve son nefesine kadar bağlı olduğu Türk İslam ülküsü doğrultusunda çalışmalar yapmıştır. Köklerine sıkı sıkıya bağlıydı. Kendisine teklif edilen birçok maddi imkânı ilkelerine ve inançlarına ters düştüğü için geri çevirmiş, dürüst ve ahlaklı bir şekilde çalışmalarına devam etmiştir son nefesine kadar.



Yorum Ekle